Darbe, Demokrasi ve Millet Egemenliği

Ağustos 2016 - Yıl 105 - Sayı 348

        Darbe, Demokrasi ve Millet Egemenliği

        Demokrasi, Avrupa’da büyük mücadeleler ve bedeller sonucu gelişti. Modernleşme sürecinde, Orta Çağ’dan kalma teokratik krallıklar ve derebeylikler yerine “millet” adı verilen sosyal grup temele alınarak millet egemenliğine dayalı bir demokrasi gelişti. Küçük kent devletleri, millet bütünlüğünü oluşturacak bir şuura ulaştırıldı ve güçlü devletler kuruldu. “Ulus devlet” olarak adlandırılan yapı, aynı zamanda milliyetçiliğin temel dinamiklerinden birini oluşturdu. Buna göre daha önce kıymeti olmayan halk kitleleri ve birey olarak vatandaşlar, öne çıkmaya başladı. Bir milletin ve bir devletin mensubu olan bireyler, özel bir değer kazanmış oldu. Bundan dolayı modern demokrasilerde, vatandaş olan bireylerin üzerinde başka bir güç kabul edilmedi. Ayrıcalıklı sınıflar, gruplar ve kliklerin öne çıkması, hiçbir zaman için uygun görülmedi ama bunların tehlikeleri de eksik olmadı. Bazı ayrıcalıklı gruplar, toplumda egemenliğini ele geçirmeyi fırsat buldukça denedi. Batı sistemini, bunu engellemek için temel ilkeler ve kurallar üzerinden geliştirdiği hukuk düzeni ile kurdu. Batı dışı toplumlar, bunun sıkıntılarını çekmeye devam ediyor. Batılılaşmaya çalışan bizim gibi ülkeler ise bu mücadeleyi sürdürüyor. Demokrasimiz, kendini toplumdan farklı ve üstün gören asker sınıfına mensup klikler tarafından sık sık darbeleniyor. Bu anlamda, Osmanlı'dan bugüne “darbeler tarihi” oluştu. Buna, meczup bir imamın devşirdiği asker kılıklı mankurtlardan oluşan ve FETÖ adı verilen örgütün darbe girişimi de eklenmiş oldu.

        Son olarak 15 Temmuz 2016 Cuma akşamı girişilen darbe, önceki askerî müdahalelerden farklı ve garip görünümlü bir olay olarak kayıtlara geçti. Etkisi uzun süre devam edecek olan bu darbe, zihinleri oldukça karıştırdı. Türk milliyetçileri olarak yakından takip etmeye çalıştığımız süreci ve olayları, önümüzdeki sayılarda da ele alıp çözümlemeyi sürdüreceğiz. Bu sayımızda, sıcağı sıcağına bıraktığı etkiyi, Genel Başkanımız Mehmet Öz ve değerli büyüğümüz Nuri Gürgür değerlendirdi. Karşımızda çok yönlü ve karmaşık bir olaylar zinciri var. Bilişim teknolojilerinin etkisi ve imkânlarıyla bilgi karışıklığı yaratılıyor. Dolayısıyla bu darbe konusunda, soğukkanlı ve sakin bir akıl yürütmeyle analizler yapılması gerekiyor. Bunun için önümüzdeki sayılarda, konunun her yönünün farklı bakış açılarından değerlendirilmesi gerekecek. Bu darbenin anlık bir olay olmadığı, sonrasında yaşananlardan çok açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Muhalefetin de desteğini alan Hükûmet, demokrasiyi korumak ve darbecilerden korunmak için bir dizi uygulamalara girişti. Bu girişim sonucunda alınan kararlar, toplumda başka endişelere ve şüphelere yol açmaya başladı. Bu konuda dikkatli olunmadığı takdirde, daha büyük sıkıntılara sebep olabileceği açıktır. Bu süreçte millî mutabakata ihtiyaç vardır.

        Türk milliyetçileri; millet egemenliğini savunur; millet egemenliğinin modern demokrasilerde temel olduğunu bilir. Türk milliyetçiliğine göre milletin mensuplarının aşkla bağlı olması gereken merkez; üzerinde yaşadığı vatan, bağımsızlığın sembolü bayrak ve kökü mazide olan Türk milletinin kendisidir. Son dönemde karşımıza çıkan meselelerin büyük bir kısmının, bu bağın zayıflığından kaynaklanmakta olduğu görülmektedir. Türk bayrağının meydanlarda yoğun bir şekilde dalgalanması yeterli olmasa da gelecek için bizlere ümit vermektedir.

        Yeni sayılarımızda buluşmak üzere sağlıcakla kalın.


Türk Yurdu Ağustos 2016
Türk Yurdu Ağustos 2016
Ağustos 2016 - Yıl 105 - Sayı 348

Basılı: 5 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele