Kubbetu’t Türki / Türk Çadırı

Mayıs 2016 - Yıl 105 - Sayı 345

        KUBBETU’T TÜRKİ / TÜRK ÇADIRI

        Bedir Savaşı’nda Peygamberimizin Çadırı: Kubbetu’t Türki / Türk Çadırı

        Şimdi gelelim Türk tarihinin en önemli noktalarından birine... Abdullah b. Mes’ud ve Abdullah b. Abbas, Peygamber Efendimizin Bedir Savaşı’nda girdikleri yuvarlak bir çadırdan bahsetmektedir.[1]

        Yine 627’de Hendek Savaşı hazırlıkları yapılırken Sevgili Peygamberimiz, kendisi için kurulan bir çadıra yerleşmişlerdi ki, bu çadır Kubbetu’t Türki / Türk Çadırı olarak isimlendirilmektedir. Sevgili Peygamberimiz çadırın kurulmasında yardımcı olmuşlar ve kuşatma süresince bu çadırda bulunmuşlardır. Başka bir ifadeyle Kubbetu’t Türki Peygamber Efendimizin otağı, karargâhı olmuştur.[2]

         

        Peygamberimiz Türk Çadırında İstanbul’un Fetih Müjdesini Verdi

        Bu çadırın en büyük özelliklerinden birisi de İstanbul’un fethedileceğinin müjdelendiği hadisi şeriflerini kuşatma günlerinde bu çadırın gölgesinde buyurmuş olmasıdır. Yine Peygamber Efendimizin mescidde itikâfa çekildikleri çadır, Kubbetu’t Türki ismiyle anılmaktadır.[3]

        Ünlü Hudeybiye anlaşması, bu çadırda imzalanmıştır. Dahası, Mekke’nin fethine gidilirken de bu çadır Sevgili Peygamberimizle birliktedir. İslam ordusu Mekke yakınlarındaki Merru’z Zahran mevkiine gelince çadırını kurdurmuşlar, ashabıyla burada istişare etmişlerdir.

        Mekke’nin yöneticisi olan Ebu Süfyan b. Harb’i bu çadırda kabul etmişlerdir. İslam ordusu birkaç koldan Mekke’ye girerlerken Sevgili Peygamberimiz bugün Cennetu’l Mualla kabristanının bulunduğu Hacun’da çadırlarını kurdurmuşlar, harekâtı buradan idare etmişlerdi. Bu çadır, Peygamber Efendimizin vefatlarından sonra şüphesiz muhafaza edilmiştir. Ancak akibetinin ne olduğu hakkında henüz bir kayda rastlanmamaktadır.

        Peygamberimizin her davranışını uygulamaya çalışan ashabı kiram, onun bir Türk çadırında itikâfa çekilmesini sünneti seniye olarak tatbik etmişlerdir. Mesela müminlerin annesi Hazreti Aişe, Sevgili Peygamberimizden sonra hacc yapmak için Mekke’de bulunurlarken Müzdelife’de keçeden yapılmış küçük bir Türk çadırı içinde kalmışlardı.

        Çadırın bir perdesi vardı ve Hazreti Aişe, kendisiyle görüşmek isteyenlerle bu perdenin gerisinden görüşürdü.[4] Ashabı Kiramdan Ebu’d Derda’nın hanımı Ümmü Derdâ, Şam’daki Emeviye Camisi’nde kurulan bir Türk çadırında itikâfa çekilmişti.

        Büğdüz: Oğuz Türklerini oluşturan iki ana koldan biri olan Üçokların Deniz Han’a bağlı soyu. Deniz hanın oğullarındandır. Kardeşleri Iğdır, Yiva ve Kınıktır. Sembolü çakırdır. “Herkese tevâzu gösterir ve hizmet eder” mânâsındadır. Dicle yöresinde yaşayan Büğdüz-Aman Hanedanı temsilcisi, boyların ilbeği olarak, 622-623’de Medine’ye elçi olarak gelmiş ve Efendimizin huzuruna çıkarak Müslüman olmuşlardır. Beraberlerinde getirdikleri bir Türk çadırını da hediye etmişlerdir. Bir kısmının Medine’de kaldığı anlaşılmaktadır. Efendimiz Hendek kuşatması sırasında Kubbetu’t Türki adı verilen bir Türk çadırında kalmışlardı.

         


        [1] İslam Tarihi; Medine dönemi, M. Asım Köksal

        [2] Mu’cemu’l Buldân’da çadırın, Hendeğin kazılı bulunduğu köşelerden biri olan Seyhân mevkiinin Zübab tepesinde kurulduğu kayıtlıdır. O günün hatırasına burada Zübab Camii inşa edilmiştir.

        [3] Sahihi Müslim; Muhtasar; I/293, I/631, İstanbul-1984

        [4] Buhari; Hacc-64


Türk Yurdu Mayıs 2016
Türk Yurdu Mayıs 2016
Mayıs 2016 - Yıl 105 - Sayı 345

Basılı: 12 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele