Senaryoya Dair-II Fikir, Hikâye ve Sinopsis Üzerine...

Mart 2016 - Yıl 105 - Sayı 343

        SENARYOYA DAİR-II FİKİR, HİKÂYE VE SİNOPSİS ÜZERİNE...

        Senaryonun macerası geçen bölümün sonunda da belirtildiği üzere Gılgamış Destanı ile başlatılır. Eğer bu destanı bir şekilde okumuş iseniz günümüzde gördüğümüz hemen her türlü hareketli resim çalışmasının ona bağlandığı görülür. Her türlü çatışma, gerilim, fitne, fücur, desise, şablon, klişe ilk defa orada kayıt altına alınmıştır. Okumak gerekir ibreti âlem için...

        "Kahramanın Yolculuğu" tabir edilen, kökü Gılgamış'a dayandırılan yol haritası, bu işin temelidir. Pek çok varyantı, ilaveleri olsa da özü aynı kalan bu yol haritası sadece sinemanın değil, hikâye, roman ve tiyatronun da kılavuzudur.[1]

        Fikir

        En bol bulunan, ama nadiren hayat bulan, ehlinin elinde en kıymetli değerdir fikir. Fikir tescil edilemez, ama fikrinizle ortaya çıkardığınız ürün tescil edilebilir. Yani size ait bir fikre dayanan senaryonuz tescil edilebilir bir üründür.

        Hikâye

        On binlercesine ulaşabileceğiniz senaryo ile ilgili kaynakta hikâye konusuna pek temas edilmediği görülür. Daha doğrusu sözü edilir, ama hedef senaryo yazmak olduğu için yan veya ek bir iş gibi gösterilir veya algılanır.

        Senaryo kaynağınız zaten mevcut bir hikâye ise bir çeşit uyarlama yapıyorsunuz demektir. Bu da size ek sorumluluklar getirir. Esere bağlı kalıp kalmayacağınız, esinlenmekle yetinip yetinmeyeceğiniz, eklemeler yapıp yapmayacağınız gibi pek çok yeni argümanla karşı karşıyasınız demektir.

        Bizim burada söylemek istediğimiz ise biraz daha farklı. Tamamen size ait bir fikirden hikâye yazmaktan söz ediyoruz burada. Bir eserden uyarlama yapıyor olsanız bile, kaleme aldığınız yeni bir hikâyeniz olmalı diye düşünüyoruz. Bu size senaryonuzu hazırlarken bir çeşit ufuk oluşturacak, size manevra kabiliyeti kazandıracak bir alan olacak. Senaryonuza ekleyeceğiniz unsurları ilk burada göme imkânı bulacaksınız. İşte bu kısım bize göre senaryonun yolu üzerinde hayli ihmal edilmekte, dolayısıyla da pek çok senaryo bir ileri iki geri gidip durmaktan raf ömrünü tamamlamaktadır.

        Bu hikâyenin bizim senaryoya başka ne katkıları vardır? Eğer bir hikâyeniz varsa senaryonuzun olay örgüsünü, kahramanınızı çatışmalarınızı, odak ve dönüm noktalarınızı henüz senaryonuzu yazmaya başlamadan önce görebilir (öngörebilir), senaryo yazım aşamasında biraz daha hızlı mesafe kat edebilirsiniz. Çünkü senaryonuza bir ekleme yapmak istediğinizde bir bölümü silerek, ekleyerek veya değiştirerek yol almak ya imkânsızdır ya da çok zordur.

        Hikâyede kahramanınız kaleminiz ucunda olduğundan uzun uzun düşünebilir, senaryoda ise kahramanınız sadece düşünürken gösterilebilir. Neden senaryomuzda pratik değişiklikler yapamadığımız sorulabilir belki. Senaryodaki her kelime olağanüstü değerlidir. Çünkü yazılan her şey mutlaka başka bir noktayla ilintilidir. Ayrıca senaryonuzda istediğiniz değişiklikleri hemen yapabiliyorsanız, zaten yanlış yoldasınız demektir. Senaryonuzun bağlantı noktalarının eksik veya hatalı olduğunu gösterir bu.

        Senaryoda diyaloglarında kullanılan kelime sayısı şaşırtıcı derecede azdır. Saysanız sayılır yani. Dolayısıyla birbirleriyle ilintili olmalıdır. Senaryonuzdaki kelimeleri istediğiniz gibi değiştirebiliyorsanız zaten işe yarayacağı şüpheli bir senaryo yazdınız demektir. Kısaca yanlış yoldaydınız.

        Ama senaryo öncesi bir hikâyeniz varsa ya da bir hikâye yazdıysanız düzeltmenizi önce orijinal hikâyenizde yapabilir, dolayısıyla da senaryonuza gerekli müdahaleyi sağlıklı bir şekilde yapabilirsiniz. Amaç hikâye yazmak olmadığından bu çok büyük bir yük olarak algılanabilir. Ama hiç bir gelişme kaydedemeyen, rafta kalacağı baştan belli bir senaryodan olabildiğince uzaklaşmanın yolu budur.

        Senaryo üzerine yazılmış onca yazı içerisinde hikâye yazmak ile ilgili bir hatırlatmaya rastlamak zordur. Bunun bir sebebi belki de bizim kuşakların önce yazılı veya basılı olarak görmekle ilgili vazgeçilmez tutkusuyla alakalı olabilir. Yanı sıra senaryonun kurtarıcısı olduğu da inkâr edilemez.

        Senaryo, öncesi ve sonrasıyla sürekli değişiklik yapmak demektir. Diyelim ki altı ay bir yıl uğraştınız ve senaryonuz gün yüzüne çıktı. Bu aslında profesyonel anlamda senaryonuz için ilk gün demektir ve çekim senaryonuza gelinceye, perdeye veya ekrana yansıyana kadar yüzlerce daha değişiklik olacaktır. Bu iş böyle yürür. Senaryo,  "Ben yazdım oldu, ben yaptım oldu." raconu kesilecek bir alan değildir.

        Okunmaya bile gerek görülmeden çöpe giden senaryoların sayısı perde ya da ekrana ulaşabilenlerin belki bin katıdır. Sizin senaryonuz değiştirilecek kadar üzerinde durulan bir çalışmaysa siz bu işi biliyorsunuz demektir.

        İşe yarama ihtimali olan bir senaryonun bir yılda ortaya çıkabildiği düşünülmektedir. Eğer ciddi bir şekilde kaleme alınmış hikâyeniz elinizin altındaysa ilk değişikliği onun üzerinde yapıp senaryonuza sonra müdahale ettiğinizde, bu bir yıllık süreyi kısaltma imkânınız vardır.

        Sinopsis Dedikleri de Ne Ola ki?

        Sinopsis, bir bakışta okunabilen anlamında bir kelimedir. Sinopsisinizden de beklenen budur. Bir bakışta okunabilen, bir sayfayı asla geçmeyen (Mümkünse daha kısa) senaryonun konusu ve türüne dair alt bilgiler içeren, giriş, gelişme ve sonucu veren üç beş paragraf.

        Sinopsisinizin de onlarca defa değişime uğrayacağını unutmayın. Bunu özetle de karıştırmayın. Özet, senaryo dilinde Outline kavramının karşılığı olarak kullanılır. Üç-beş sayfa olabilir ve pazarlama için temel olan Tretman tabir edilen zorlu yapıya temellik eder.

        Belki şu anda dört başı mamur bir hikâye yazmak yerine sıkı bir özetle yetinilemez mi diye düşünülebilir. Hiç boşuna kendinizi yormayın ve de kandırmayın. Senaryonuzu yazarken olduğunuz yerde saymak istemiyorsunuz hikâyeden kaçma yolunu hiç aramayın. Adı üstünde "Özet". Bir şeyin özetinin olabilmesi için önce kendisinin olması gerekmez mi? Eee o zaman boşa konuşuyoruz demektir. (Tabii ki burada hazır bir senaryonun özetinden söz ediliyor.)

        Ünlü bir senaryo uzmanı olan Syd Field'in şöyle bir sözü var: "Senaryo yazmak bir dağın zirvesine tırmanmak gibidir. Üzerinde bulunduğunuz kaya ve önünüzdeki kaya dışında bir şey göremezsiniz."[2] Yani, gerekli değişikliği senaryodan önce hikâyenizde yaparsanız ve bağlantıları oradayken kurarsanız senaryonuza daha iyi adapte edebilirsiniz.

        Gelecek Bölüm: Önce Tretman mı Yoksa Senaryo mu?

         


        [1] Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, http://blog.milliyet.com.tr/kahramanin-sonsuz-yolculugu/Blog/?BlogNo=235876 (A.T.: 10.02.2016); -Göze, E. F., (2013), “Kahramanın Yolculuğu, Beyazperdede Çocukların Kahraman Olma Macerası”, Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 8/8 Summer 2013, p. 1793-1804, Ankara-Turkey; -Arslantepe, M., “Popüler Sinema Filmlerinde Hikâye Anlatımı”, http:// www.aku.edu.tr /AKU/ DosyaYonetimi/ SOSYALBILENS/ dergi/X1/ M. Arslantepe.pdf (A. T.: 10.02.2016); -Yarcan, D., “Joseph Campbell'e Göre Monomitlerin Yapısı”, http://www.anadoluaydinlanma.org/Yazilar/monomitler.pdf (A.T.: 10.02.2016)

        [2] Costello, J., (2010), Senaryo Yazımı, Kalkedon Yay.,İst.; -Chion, M., (1987), Bir Senaryo Yazmak, Afa Yay.,İst.

         


Türk Yurdu Mart 2016
Türk Yurdu Mart 2016
Mart 2016 - Yıl 105 - Sayı 343

Basılı: 12 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele