Savaş Sürerken Türk Yurdu’nda Çanakkale

Mart 2016 - Yıl 105 - Sayı 343

        SAVAŞ SÜRERKEN TÜRK YURDU’NDA ÇANAKKALE

        1. Giriş

        “Edebiyatımızda Çanakkale“ konulu I. Türkiye Edebiyat Dergileri Kongresi, Akademi Şiir Ailesi Kültür ve Edebiyat Derneği ile Dünya Yazarlar ve Şairler Derneğinin girişimleriyle, 21-23 Ocak 2016 tarihlerinde Çanakkale’de toplandı. 21-22 Ocak 2016’da açılış ve bildirilerin sunumunun ardından, 23 Ocak 2016’da Şehitlik Gezisi düzenlendi.

        Bilimsel Eksen, Divan Yolu, Güncel Aylık Haber Yorum, Hece Taşları, Güncel Sanat, Kerkük, Kültür Çağlayanı, Kültür Evreni, TÜRKSOY, Türk Yurdu, Zile Kültür Sanat, dergilerinin temsilcileri, öğretim üyeleri, üniversite ve lise öğrencilerinin katıldığı Kongre’ye, T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü katkıda bulundu; ayrıca Çanakkale Valiliği, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğrenci Konseyi ve 57. Alay Topluluğu destek sağladı.

        Kongre’deki bildirilerde, “Çanakkale Savaşı” konusunun dergilerde şiir, hikâye, haber, yorum vb. türlerde nasıl ele alındığı anlatıldı ve edebî metinlerden örnekler sunuldu. Kongre, “Sonuç Bildirisi”nin okunması, konser ve katılımcıların şiirlerini okumalarıyla sona erdi.

        Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz ve Çanakkale Valisi Hamza Erkal’ın açış konuşmalarıyla başlayan Kongre’de temsilci veya katılımcı olarak bulunup bildiri sunan isimler şunlardır: Yrd. Doç. Dr. İbrahim Atabey, Tayyip Atmaca, Osman Baş, Arslan Bayır, Mustafa Berçin, Prof. Dr. Celal Demir, Muammer Erkul, Prof. Dr. Mehmet İsmail, Hayrettin İvgin, Kocogeldi Kuluyev, Dr. Şemsettin Küzeci, Malik Otarbayev, Mustafa Özcivan, Nail Tan, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı.

        Biz, Türk Yurdu dergisinin temsilcisi olarak bu Kongre’ye katıldık ve Çanakkale Savaşı esnasında Türk Yurdu’nda yayımlanan “Çanakkale Savaşı” konulu metinler hakkında bir bildiri sunduk.

        2. Türk Yurdu’nda Çanakkale Savaşı

        Türk Yurdu dergisi, Çanakkale Savaşı sırasında (1915) çıkmaya devam etmekteydi. Bundan dolayı Savaş’la ilgili haber, yorum, şiir, hikâye, mensure vb. metinler günü gününe yazılmış ve Türk Yurdu’nda yayımlanmıştır.[1] Özellikle 1915 yılının Mart ile Kasım ayları arasında, Çanakkale Savaşı hakkında hemen hemen her sayıda haber veya bir edebî metin yayımlanmıştır.

        2.1. Haber Metinleri

        “Türklük Şuûnu” ana başlığı altındaki haberlerde, genellikle Savaş’ın seyri ve sonuçları hakkında bilgi verilmiş, aynı zamanda ağır savaş şartlarını yaşayan milletin maneviyatı yüksek tutulmaya çalışılmıştır. Bundan dolayı, bu tür metinlerde sadece haber verilmemiş, yorum da yapılmıştır. Aşağıdaki haber, 1 Nisan 1915 tarihli sayıda yayımlanmıştır:

         “Çanakkale Müdafaası

        5 Mart[2] tarihiyle intişar eden geçen nüshamızda 1330 senesi vekayiini hatırlarken diyorduk ki: "Çanakkale Boğazı önüne toplanmış en kuvvetli bahrî devletlerin birçok drednot[3] ve süper drednotları geçen senenin son iki haftasını adam büyüklüğünde binlerce mermi atmakla geçirdikleri hâlde ne askerî, ne de siyasî hiçbir ciddî neticeye vâsıl olamadılar.” Bu yazımızın basılıp çıktığı gün, meğer düşmanlarımız Çanakkale önünde istediklerinin, beklediklerinin tamam aksi neticeye vâsıl oluyorlarmış: Dört beş zırhlılarını batırtarak, sekiz on harp gemilerini hasara uğratarak, kalelerimiz önünde mağlûp ve münhezim ric'ate mecbur oluyorlarmış. "Martta vukua gelen Çanakkale Muharebesi, netâyici itibarıyla Cihan Harbi'nin bahrî muharebeleri arasında birinci derecede mevki tutanlardandır; asr-ı hâzırın Osmanlı tarih-i harbinde sevinç ve iftiharla okunacak sahifeleri işgal edecektir; Çanakkale müdafaası Plevne müdafaasıyla bir sırada zikrolunacaktır. Çok zayiat, büyük bir adem-i muvaffakiyetle ric'ate mecbur olan İngiliz-Fransız donanması, ric'atten beri, on gündür, henüz ikinci bir taarruza kalkışmadı; eksiklerini doldurmak, hasarını tamir etmek, belki de karaya asker ihracı için asker devşirmekle meşguldür. Anûd düşman, ağleb ihtimal, talihini bir daha denemeye teşebbüs edecektir. 5 Mart Muharebesi’nde, payitahtın cenup kapısını müdafaa eden kahraman askerlerimizin kıymet-i maneviyesi, göğüslerimizi sürur ve iftihar ile şişirecek surette tezahür etti. Askerimizin hep o, üstlerine cehennem yağsa yine hiç aldırmaksızın ancak top ve tüfengin mermisini hedefine isabet ettirmeyi düşünen Silistre ve Plevne kahramanlarının lâyık evlâdı, o korkmak nedir bilmeyen Osmanlılar olduklarını gördük. Bugünkü Kale-i Sultaniye müdafîlerinin Krupplarını[4] kullanmaktaki maharetleri, Koca Köprülü'nün balyemez topçularının maharetinden farksız olduğunu anladık: İkinci hücumu havf ve telaşsız bekleyebiliriz.” (Türk Yurdu, Y: 5, S: 80, 1 Nisan 1915, s. 97).

        Bu haber metni ile iki hafta önceki sayıda Çanakkale Boğazı’na girdiği hâlde bir şey yapamadığı belirtilen İngiliz ve Fransız donanmasının amacına ulaşamadığı ve yenildiği bildirilmektedir. Haberde, Çanakkale’deki Türk topçularının, Köprülü Mehmet Paşa’nın topçularına benzetilmesi dikkat çekicidir. Daha sonraki sayılarda benzer şekilde haberlerin yayımlanmasına devam edilmiştir.

        30 Aralık 1915 tarihli sayıda ise Çanakkale Savaşı’nın kesin olarak kazanılmasıyla ilgili bir haber yayımlanmıştır. Haberden de anlaşılacağı gibi, Çanakkale Savaşı kazanılmıştır ama Türklerin büyük savaşı devam etmektedir:

        “Anafartalar ve Arıburnu Büyük Muzafferiyeti

        Geçen haftanın en büyük ve Müttefiklerin lehine kaydolunacak en mühim vak'a-i harbiyesi hiç şüphesiz askerlerimiz tarafından Anafartalar ile Arıburnu'nda ihraz olunan parlak muzafferiyettir. Düşmanlarımızın sekiz ayı mütecaviz bir zaman inat ettikten ve kendileri tarafından resmen de itiraf olunduğu gibi iki yüz binden fazla telefat verdikten ve yüz milyonlarca franklık mühimmat zayi ettikten sonra Türk ordusunun savleti karşısında bir kısım toplarıyla levâzımât-ı harbiyelerini toplamaya bile vakit bulamadan birçok ganâim bırakarak kaçmaya mecbur olmaları kendileri için artık Çanakkale'de de barınabilmek ihtimali kalmadığına en kat'î bir delil olsa gerektir. Bu iki cepheden tardolunan inatçı düşmanlarımızın Seddülbahir'i müteakip diğer cephelerde dahi aynı akıbete duçar olacaklarına şecî ordumuzun her tarafta kılıcının pek keskin olduğu düşmanlarımız gibi bî-sûd yaygaralarla değil fiilen ispat edeceklerine kemal-i emniyetle intizar edebiliriz. "Zararın her neresinden dönülse kârdır" darb-ı meseline şimdilik tebaiyyet etmek istemeyen İngiliz, Fransız ve Ruslar hezimetten hezimete uğrayarak bilâhare el'aman demeğe mecbur olacaklardır, İşte o zaman şimdilik hükümdarlarının istibdadı, nazırlarının şarlatanlıkları gazetelerinin iğfal ve ihlâlleri altında gizli kalan birçok hakikatler bütün fecaatleriyle meydana çıkacak, iğfal olunan ahali de pek müthiş bir harp yükünü sulhtan sonra da senelerce taşımaya mecbur kalacaklardır. Türk Yurdu büyük fedakâr ve muzaffer ordumuzu bütün kalbiyle tebrik ve bundan böyle dahi muzafferiyetten muzafferiyete koşarak galebe-i nihaiyenin ihrazına da muvaffak olmasını Cenab-ı Hak'tan rica ve niyaz eyler.”

        (Türk Yurdu, Y: 5, S: 99, 30 Aralık 1915, s. 303)

        2.2. Şiirler

        Çanakkale Savaşı sırasında Türk Yurdu’nda yayımlanan şiirler, dönemin şartlarına uygun olarak konusu kahramanlık olan metinlerdir. Bu şiirler ile hem cephedekilerin hem cephe gerisindekilerin hem de milletin maneviyatı yüksek tutulmaya çalışılmıştır. Bu şiirlerin içinde, Celâl Sahir Erozan’a ait olan aşağıdaki şiir, doğrudan Türk ordusunun maneviyatını yükseltmek amacıyla yazılmış ve 12 Ağustos 1915 tarihinde yayımlanmıştır:

        Ordunun Duası

        Ulu Tanrım, ay-yıldızlı al bayrağın

        Gölgesi hiç üstümüzden eksilmesin;

        Düşmanların göz diktiği bu toprağın

        Ana kalbi bizim için vursun, âmin.

         

        Ulu Tanrım, esir olan güzel Turan

        Daha kaç yıl hazanına hasret çeksin?

        Sen nasib et, altın ordu, elde Kur'an,

        Otağını Kut dağında kursun, âmin.

         

        Ulu Tanrım, bak önünde dize geldik,

        Vatan için can vermeye ettik yemin,

        Biz vaktiyle üç dünyayı sarsan eldik,

        Kolumuzda o güç yine dursun, âmin.

        Temmuz 1331 (Türk Yurdu, Y: 5, S: 89, 12 Ağustos 1915, s. 88)

        Zafer kazanıldıktan sonra Şehitlik ziyaret edilmektedir. Enis Behiç Koryürek, Eylül 1915’te yayımlanan “Çanakkale Şehitliğinde” adlı şiirinde bu ziyareti anlatmaktadır:

        Çanakkale Şehitliğinde

        Ey şimdi köyünden pek çok uzakta,

        Ey şimdi bir yığın kara toprakta

        Uyanmaz uykuya dalmış olanlar,

        Şehitlik şanını almış olanlar!

         

        Yan yana dizilen mezarlarınız

        Zemine semavî iftihar olmuş.

        Dünyaya kapanan nazarlarınız

        Tanrımın mağfiret nuruyla dolmuş

         

        Ne kadar alçalır bu fanî hayat,

        Baktıkça samimî uzletinize.

        Bir anda coşarak ağlarım heyhat!

        Günahkâr göz yaşım lâyık mı size?

         

        Hayır! Sanmayın ki bu göz yaşlarım

        Kirletmek istiyor merkadinizi.

        Ey benim kaybolan arkadaşlarım,

        Ben görmek isterim bir daha sizi.

         

        Lanet gözlerimde duran gölgeye!

        Ağlarım bu gölge şilinsin diye.

         

        Ah o gölgedir ki, hayata tapar;

        Gözümün nurunu sizlere kapar

        Beni bir vefasız riyakâr yapar.

         

        Lanet bu gölgenin ihtirasına!

        Lanet bu teneffüs ihtilasına!

         

        Ey şimdi sevgili ailesinden,

        Ey şimdi gençliğin her hevesinden

        Ayrılıp bayrağa kavuşan erler,

        Ah o bayrak için ölen neferler!

         

        Yurdumun derdini dinlesem de ben,

        Şiirimle ebedî inlesem de ben,

        Rübabım sizlere inikas etmez,

        Fanilik sesini beka işitmez,

         

        Sizler ki bilinmez isimleriniz,

        Bu taşsız mezarlar değil yeriniz.

        "Türklüğün Tarihi" türbeniz sizin;

        Kandili "hilâfdir bu türbenizin.

         

        Düşündüm, sizleri anlatabilen

        Bir ilhama sahip olmak istedim.

        Sanat incileri sahtedir; sizden

        Şiirime bir avuç toprak istedim.

         

        Bu toprak titreyen elimi yaktı;

        Ve beni kalbimle yalnız bıraktı.

        Utandım bu âciz şairliğimden;

        Ağlaya ağlaya anladım ki ben:

         

        Hayalim olsaydı şeref yoldaşı,

        Göklerin yolunda pek yorulurdum.

        Ömrümde en büyük şiiri bulurdum

        Olsaydı sâniham bir mezar taşı.

        19.08.1331 (Türk Yurdu, Y: 5, S: 92, 23 Eylül 1915, s. 227)

        Çanakkale Savaşı’nın etkilerinin devam ettiği dönemle ilgili son şiir örneğimiz, yine Yusuf Ziya Ortaç’ın 27 Ocak1916’da yayımlanan “Zafer Beldesi” adlı şiiridir:

        Zafer Beldesi

        Yürüyorum, kızıl bir yol, sağım solum uçurum,

        Ayaklarım kan içinde, göğe; imdat diyorum!

         

        Uzakta bir ses ağlıyor: yolcu, gökler sağırdır;

        Kuvvetine güven yürü, kuvvet zafer yaratır!..

         

        Koştum, koştum.. Bir şey çıktı karanlıklar içinden,

        Gür ve coşkun sesler geldi, tâ derinden derinden:

         

        Ey Turan'ın öz evlâdı! Şu ilâhî ufka bak,

        Nasıl zafer neşesiyle çırpınıyor al bayrak!

         

        Baktım, semâ bir yakuttan deniz gibi kırmızı,

        Sinesinde pırıldıyor ay ve şeref yıldızı! '

         

        Hayretlerle göğe sordum: Neredeyim ya Rabbi?

        Dağlar, taşlar cevap verdi bir şimşekli ses gibi:

         

        Ey kahraman ruhlu ordu! Bu gördüğün herkesi

        Huzurunda diz çöktüren Türk'ün "zafer beldesi"!

        (Türk Yurdu, Y: 5, S: 101, 27 Ocak 1916)

        2.3. Hikâye ve Mensureler

        Türk Yurdu’nda, şiir kadar fazla olmasa da savaş, kahramanlık gibi konuları olan hikâye ve mensureler de yayımlanmıştır. Bunlardan biri, Mustafa Halûk’un yazdığı “Osman’ın Cenneti” adlı mensuredir. Bu mensurede, savaşa giden Türk askerine geçmişteki zaferleri hatırlatılmakta ve zaferin yakın olduğu müjdesi verilmektedir. 15 Nisan 1915’te yayımlanan bu metin, Çanakkale Zaferi üzerine yazılmıştır. Çanakkale Savaşı’ndan sonra, genel olarak I. Dünya Savaşı’nı anlatan hikâyelerden biri de Haziran 1918’da yayımlanmıştır. Hasan Dündar’ın Son Görüş adlı bu hikâyesinde, savaşa giden bir askerin ve ailesinin, askerin şehit olmasından sonra da babanın duyguları anlatılmıştır.

        2.4. Sonuç

        Türk Yurdu dergisinde, Çanakkale Savaşı esnasında yayımlanan “Çanakkale” konulu haber, yorum, şiir, hikâye ve mensurenin sayısı hayli fazladır. Aynı konudaki yayın sonraki sayılarda da devam etmiş ve zaman zaman özellikle mart sayılarında Çanakkale konusuna yer verilmiş, özel sayı ve dosyalar hazırlanmıştır. En son, Mart 2015 sayısı, Çanakkale Savaşı Dosyası ile yayımlanmıştır.

         

         


        [1] 1915 yılına ait metinler, Türk Yurdu dergisini Latin harflerine aktararak 1998-2001 yıllarında yayımlayan TUTİBAY Yayınlarından alınmıştır.

        [2] 5 Mart 1331 (18 Mart 1915)

        [3] 1906’da denize indirilen, bir İngiliz savaş gemisi cinsi.

        [4] I. Dünya Savaşı’nda kullanılan bir top cinsi.


Türk Yurdu Mart 2016
Türk Yurdu Mart 2016
Mart 2016 - Yıl 105 - Sayı 343

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele