Hilmi Ziya Ülken’in Kaleminden Ali Bey Hüseyinzade’nin I. Türkoloji Kongresi Hakkındaki Görüşleri

Mart 2016 - Yıl 105 - Sayı 343

        HİLMİ ZİYA ÜLKEN'İN KALEMİNDEN ALİ BEY HÜSEYİNZADE'NİN I. TÜRKOLOJİ KONGRESİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

                    Türkiye'nin ünlü düşünürü Hilmi Ziya Ülken'in (1901-1974) eserlerinde, Türk düşüncesi ve Türkçülük tarihi hakkındaki meseleler önemli yer tutmaktadır. Bu anlamda Türk halklarının tarihinde büyük kültürel olay olan ve 1926'da Bakü'de yapılan I. Türkoloji Kongresi (I. Türkoloji Kurultayı) ile ilgili meseleler geniş bir şekilde ele alınmıştır. H. Z. Ülken'in Kongre hakkındaki eserleri, Türk dünyasının büyük şahsiyeti Ali Bey Hüseyinzade'nin (1864-1940) notlarına dayanmıştır. Onun Kongre hakkındaki not defteri, H. Z. Ülken'in özel kütüphanesindedir (Ülken 2013: 387). Bu notlar, düşünürün daha çok "Prof. Ali Turan'ın (Hüseyinzade) 1926 yılında Bakü'de toplanan I. Türkoloji Kongresi'nde yazdığı notlardan" ve "Türkçülüğün ve Türk Sosyalizminin babası Ali Turan" adlı makalelerinde yayımlanmıştır.

                    H. Z. Ülken, babası Prof. Dr. Mehmet Ziya Ülken’in (1870-1951) Tıbbiyede Ali Bey ile arkadaş olduğunu ve yazarlığının ilk dönemlerinde A. B. Hüseyinzade ile görüştüğünü yazmıştır. 

                    I. Türkoloji Kongresi’ne, dönemin görkemli Türkologları, müsteşrikleri katılmıştır. St.-Petersburg Bilimler Akademisi üyesi V. V. Barthold (1864-1930); Etnografya Müzesi Müdürü, Macar kültür tarihçisi G. Meszaros (1883-1957); Strasbourg'dan Prof. T. Menzel; Rusya Bilimler Akademisi üyesi S. F. Oldenburg (1863-1934); Borodin, St.-Petersburg Etnografya Müzesi Bölüm Başkanı S. İ. Rudenko (1885-1969); SSCB Bilimler Akademisi üyesi, oryantalist, Türkolog A. N. Samoyloviç (1880-1938); oryantalist, Türkolog, Ukrayna  Bilimler Akademisi üyesi A. Y. Krımski (1871-1942); St.-Petersburg'da Rus İmparatoru III. Aleksandır Rusiya Müzesi Başkanı A. A. Miller (1875-1935); dilbilimci, filolog, Prof. Dr. B. Çobanzade (1893-1938) ve başka bilim adamları Kurultay’da bildiri sunmuştur. I. Türkoloji Kongresi'ne Türkiye adına A. B. Hüseyinzade ve edebiyat araştırmacısı, tarihçi, Türkolog  Ord. Prof. Dr. F. Köprülü (1890-1966) katılmıştır.

                    A. B. Hüseyinzade, I. Türkoloji Kongresi  hakkında şunları yazmıştır: “16 Şubat 1926'da İstanbul’dan hareket ettik. F. Köprülü, Etnografya Müzesi Müdürü G. Meszaros, V. V. Barthold, Strasbourg'dan Prof. Menzel beraberdik. 26 Şubat 1926 Cuma günü, Azerbaycan Merkezî Yönetim Komitesi Başkanı, SSCB Devlet Adamı S. A. Aliyev (1867-1930) Kurultay’ı açtı. Birkaç nutuk irad edildi. Meclis’ten sonra Sovyet Devlet Adamı A. Garayef'le (1896-1938) görüştüm.” (Ülken 1970: 10).    

                    H. Z. Ülken, I. Türkoloji Kurultayı katılımcıları hakkında şunları yazmıştır: “Hüseyinzade'nin notlarına göre Kurultay’da 127 üye bulunmuş, onlardan 82’si Türk’tür. Türk üyeleri de şu zümrelere göre sıralıyor: 18 Azerbaycan, 3 Anadolu Türkü, 6 Kırım Türkü, 4 Türkmen, 13 Kazan Türkü, 1 Mişer, 5  Başkırt, 1 Nogay, 1 Balkar, 1 Karaçay (Kıpçak), 2 Komik, 1 Oyrat, 1 Uygur, 1 Hakaz, 3 Yakut, 3 Çuvaş. İkinci grup: Mogol, Fino ve Uğur zümresidir: 1 Kalmuk, 1 Macar, 1 Estonyalı. Üçüncü grupa Ali Turan Yafes diyor. Buraya Türk olmayan Kafkaslıları koyuyor. En sonra İranlılar ve Avrupalılar geliyor. Bu son grupta 3 Alman, 16 Rus, 3 Ukraynalı vardı." (Ülken 1964: 146-147).  

                    A. B. Hüseyinzade, 1926 yılında Bakü'de yapılan I. Türkoloji Kurultayı hakkındaki notlarında, Türk halklarının tarihi, yaşayış tarzı, kültürü ile ilgili konuşan âlimlerin görüşlerini geniş şekilde anlatmıştır. Azerbaycan düşünürü, Barthold’un Arapça ve Farsça kaynaklara dayanarak Timur tarihinden bahsedip 7. yüzyıldaki Orhun yazılarıyla kendilerine Türk diyen bir kavmin bulunduğunu yazmıştır: Barthold’a göre Türkler, İslamiyet'i kendi arzularıyla, hiçbir zorlama olmadan kabul ettiler. Çin, Cava, Sumatra ve Afrika'da İslamiyet’in yayılması da böyle olmuştur. İslam’ı her kavim kabul edebilir. Barthold burada "Türkmen" kelimesinin etimolojisi ile meşgul oldu. A. B. Hüseyinzade, Borodine'nin bildirisinin konusunun Kazan ve Volga’nın tarihine, abidelerine ait olduğunu kaydetmiştir. Bu münasebetle onun Kazan tarihinde en yeni araştırma ve buluşlardan bahsettiğini, 1924-25 yılında Volga’da yeni kazılar olduğunu, Altın Orda'ya dair Rus ve Arap tarihlerindeki küçümser hükümlere rağmen burada yüksek bir kültürün varlığından, Altın Orda kültüründen ve güzel sanatlarından bahsetmiştir.” (Ülken 1970: 10).

                    Türk halklarının yer aldığı I. Türkoloji Kurultayı’nda Rusça-Türkçe ve Türkçe-Rusça tercümeye ihtiyaç olmadığına çoğunlukla karar verilmiştir. A. B. Hüseyinzade, Kurultay’da Oyrat kavminden Savaşkin'in şu sözlerini not etmiştir: "Bilmiyordum hangi millettenim. Başkalarıyla temasa geçtikten sonra anladım ki, ne Kalmuk'um ne Moğol'um, dosdoğru bir Türküm." A. B. Hüseyinzade, Kurultay’da Savaşkin’in çıkışını Oyratça tekrarladığını,  Yunusof'un Özbekçe, Kazanlı N. Hâkim'in Tatarca, Şakirov'un Başkurtça, C. B. Nogani'nin Nogayca, aslen Çuvaş olan P. Tovariç'in önce Rusça, sonra Çuvaşça, Kırımlı B. Çobanzade'nin hem Türkçe hem Rusça konuştuğunu belirtmiştir. P. Tovariç, Çuvaşların ülkesinin Ruslarla Tatarlar arasında savaşlara sahne olduğunu belirtmiştir.” (Ülken 1970: 11).

                    A. B. Hüseyinzade, A. N. Samoyloviç'in Türk milleti ve lehçeleri üzerine, inceliklere giren uzun bir konferans verdiğini söylüyor. Duvardaki haritada yerlerini göstererek Yakutlar, Tonguzlar, Karakazlar, Salingurlar, Tobolsk Tatarları, Kırgızlar, Harzemler, Özbekler vb.den etraflıca söz ediyor  (Ülken 1964: 147).

                    A. B. Hüseyinzade, Kurultay’da St.-Petersburg Etnografya Müzesi Bölüm Başkanı S. İ. Rudenko'nun Oyratlar hakkında konuştuğunu, "Altay Dağları Türklüğün kaynağıdır." fikrini söylediğini kaydetmiştir  (Ülken 1970: 11).

                    Türkolog A. N. Samoyloviç, Kurultay’da Türk şiveleri hakkında Rusça konuşmuş; C. B. Nogani, Nogay Türklerinden bahsetmiştir. A. Aliyef,  "Osmanlı" tabiri yerine "Anadolu Türkü" tabirini kullanmayı teklif etmiştir (Ülken 1970: 23).

                    A. B. Hüseyinzade, bir toplantıda Azerbaycan SSC Halk Maarif Başkanı M. Guliyev'in (1893-1938) konuşmasını F. Köprülü'nün tamamladığını yazmıştır. Şarkta ilk opera olan, Ü. Hacıbeyov'un "Leyla ve Mecnun" operasında Mecnun'un ilk ifacısı olan H. Sarabski (1879-1945), Mustafa Kemal Paşa şarkısını söyledi. O sırada ben de kendi konuşmamı yaptım. A. N. Samoyloviç, Türkçe nutuk irad etti. G. Meszaros, kendisinin yabancı olmadığını söyledi, böyle söyleyenleri protesto etti. “Macar milleti bu topraktan gitmiştir." dedi (Ülken 1970: 23).

                    A. B. Hüseyinzade, Kurultay’da iki noktanın çok yakından ilgi çektiğini yazmıştır: Kurultay’da konuşulanlardan iki nokta bizi çok yakından ilgilendirmektedir. Birisi Latin harflerinin alınması konusundaki konuşmalar, öteki ortak edebî Türk dilinin benimsenmesi konusundaki tartışmalar. Kırımlı B. Çobanzade şöyle diyor: Birinci Kurultay, dil ve edebiyat soruları üzerine toplanmış bir kurultaydır (Ülken 1964: 143).

                    A. B. Hüseyinzade’nin Kurultay hakkındaki notlarında, ortak alfabe ve ortak edebî dil meseleleri etrafında da müzakerelerin yapıldığı kaydedilmiştir. Türk lehçelerinin umumi alfabesi ile ilgili konuyu aydınlatan A. B. Hüseyinzade, Kurultay’da Arap, Kiril ve Latin harfleri etrafında tartışmaların yapıldığını belirterek Türk boyları arasında ortak harflerin Latin alfabesi olmasının daha çok tercih edildiğini göstermiştir (Ülken 1970: 23).

                    I. Türkoloji Kurultayı’nda, Türkiye Türkçesinin Türk dünyasında ortak dil olarak kabul edilmesi meselesi de tartışma konusu oldu. A. B. Hüseyinzade, notlarında bu konuda da bilgi vermiştir: A. N. Samoyloviç,  umumi edebî Türkçe lehinde uzun uzun konuştu. Kırımlı Ş. Bektura şu mütalaada bulundu: "Özel şivelerle yazı yazmaktan maksadım şu ki, her lehçe varını yoğunu materyal hâlinde meydana koysun. Bundan sonra büyük ve umumi bir dil çıkabilsin". H. Cebiyef'e göre umumi Türk dili meselesi her şeyden önce bir terminoloji meselesidir. Çeşitli Türk kavimleri ve cemaatleri terminoloji birliğini temin ederlerse ortak edebî dil kurulabilir. Bugünkü hâlde bu henüz temin edilmiş olmaktan uzaktır.

                    A. B. Hüseyinzade, F. Köprülü'nün Kurultay’da umumi Türk dili hakkında şunları söylediğini yazmıştır: Halk edebiyatı mukayeseli bir surette tetkik edilecek olursa türlü Türk kavimleri arasındaki yakınlık meydana çıkar. Dilin Farsçadan, Arapçadan kurtulup Türkçülüğe gitmesi gerilik değil; kendi ruhunu, benliğini bulmuş bir dilin ileri hareketidir; medeni bir adım ve gelişmedir. Edebî dilin Türk kavimleri arasında ortak olmasının sebepleri siyasi değildir, milletin özünden, kültüründen gelmektedir. Yabancı kelimeler atılacak, ancak halkın vicdanında yer etmişse kalacaktır. Bütün insanlık, ilim sayesinde dağılmaya doğru değil, birliğe doğru gidiyor. 

                    A. B. Hüseyinzade, bazı konuşanların ortak Türk dilinin oluşması için aşağı tabakanın bir araya gelmesini önemli saydıklarını bildirmiştir: Rusça konuşan Umadof'a göre umumi edebî dil konusunda birleşmek, bu hamle yukarı tabakalardan değil, ancak aşağı tabakalardan gelirse mümkündür. Çünkü mahdut sayıda olan aydınların aynı edebî dille yazması meseleyi halletmez. Halk yine kendi lehçeleriyle birbirinden ayrı kalır. G. A. Yunus şu mütalaada bulundu: "Azerbaycan Türkü, şair Sabir'i, Türkistan’ın her tarafında okurlar, anlarlar, tad alır ve gülerler. Demek ki halka yakınlaştıkça anlaşma imkânı artıyor. Nevai'yi neden anlıyoruz? Çünkü halk diline yakın yazmıştır. Şu hâlde umumi edebî dilde hamlenin aşağıdan gelmesi ihtimali kuvvetlidir. Dilin özü birleşmeyi ve yaklaşmayı temin ediyor. Buna hiçbir şey, hiçbir kimse mani olamaz. Bunun için umumi bir merkez lazımdır. Halk dilinden ne kadar kelime gelir ve edebî dil onlarla ne kadar zenginleşirse Türkler arasında ortak dil, o kadar daha kolay kurulmuş olur." (Ülken 1970: 24).

                    A. B. Hüseyinzade’nin notlarını sunan H. Z. Ülken göstermiştir ki, I. Türkoloji Kurultayı’nın ele aldığı iki temel konu, Latin harflerinin bütün Türk boylarınca alınması ve Türkiye Türkçesi yazı dilinin Türk dünyasında genel ve ortak dil hâline konması idi (Ülken 1964: 143).

                    I. Türkoloji Kurultayı, o dönemde dünyanın bütün müsteşrik ve Türkologlarının ilgisini çekmişti. Bazı bilim adamları Kurultay’a katılamasalar da tebrik telgrafı göndermişlerdir. Öyle ki, Danimarkalı tarihçi, dilbilimci, Rusya Bilimler Akademisi üyesi V. Thomsen (1842-1927) da Kurultay’a tebrik telgrafı göndermişti.

                    6 Mart 1926 Cumartesi günü, I. Türkoloji Kurultayı’nın son toplantısı düzenlendi. Kapanış konuşmasını A. Aliyef Rusça okudu. Burada şunlardan bahsetti: "Tarihte bundan önce hiçbir tecrübe olmadığı hâlde, ilk defa Kurultay’a davet edebilmek çetin bir mesele idi. Şarkta iki mühim inkılap oldu. Birincisi, Anadolu Türkleri halifeliği kaldırdı. İkinci inkılabı Azerbaycan yaptı, yeni alfabeyi aldı. Kurultay icat edilmemiş, bir kafadan çıkmamış, fakat onu hayatın kendisi doğurmuştur.". A. Aliyef aynı nutku bir de kendi Türkçesiyle tekrarladı (Ülken 1970: 25).

                    A. B. Hüseyinzade'nin notları, I. Türkoloji Kurultayı hakkında, aynı zamanda o dönem Türk boylarının düşüncesini geniş şekilde belirtmiştir. Kurultay’da ortak harflerin ve ortak edebî dilin hazırlanması ile ilgili fikirler ileri sürülse de bu gerçekleşmedi. A. B. Hüseyinzade’nin notlarını sunan H. Z. Ülken, Kurultay’da bulunan üyelerin çoğunluğunun katıldığı bu fikirlerin sonradan nasıl bozulduğu ve tam tersine bir yola girildiğinin söylenmesine lüzum olmadığını belirtmiştir. Ona göre bu çelişkili davranış, gerçeklerin politikaya kurban edildiğinin çok acı bir kanıtıdır (Ülken 1964: 143).

                    1937 yılından başlayarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde  "büyük temizlik" adı verilen siyasi tasfiye kampanyası yapılmıştır. Bu dönemde bazı Sovyet devlet ve bilim adamları, genellikle düşünce sahipleri ya kurşuna dizilerek idam edilmiş ya da Sibirya ve Kazakistan’a sürülmüşlerdir. Yüzlerle insan gibi, I. Türkoloji Kurultayı’na katılan A. Y. Krımski, A. N. Samoyloviç, B. Çobanzade, A. Garayef, M. Guliyef ve başkaları "büyük temizlik" kurbanı oldular.

                     I. Türkoloji Kurultayı, kültürel bir olay olarak büyük tarihî ve ilmî önem taşımaktadır. Kurultay’ın 80. yıldönümünün 2006 yılında kutlanmasıyla ilgili olarak Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev,  9 Kasım 2005'te karar vermiştir. Bu kararla, Azerbaycan’da birçok faaliyet gerçekleştirildi. 2016 yılı, I. Türkoloji Kurultayı’nın 90. yıldönümüdür.

         

        Kaynakça

        -Ülken, Hilmi Ziya, Türkiyede Çağdaş Düşünce Tarihi, İstanbul 2013.

        -Ülken, Hilmi Ziya, “Türkçülüğün ve Türk Sosyalizminin Babası Ali Turan (II)”, Yeni İnsan Dergisi, C. I, S. 85, s. 6-11; 23-28 Ocak 1970 (http://www. huseyinzadealituran.com).

        -Ülken, Hilmi Ziya, “Prof. Ali Turan'ın (Hüseyinzade) 1926'da Bakü'de Toplanan I. Türkoloji Kongresi’nde Aldığı Notlardan”, X. Türk Dili Kurultayı’nda Okunan Bilimsel Bildiriler 1963'ten ayrıbasım. TTK Basımevi, Ankara 1964, s. 143-147.

         


Türk Yurdu Mart 2016
Türk Yurdu Mart 2016
Mart 2016 - Yıl 105 - Sayı 343

Basılı: 12 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele