Senaryoya Dair-I Ne Olacak Bu Senaryoların Hâli...

Şubat 2016 - Yıl 105 - Sayı 342

        SENARYOYA DAİR-I NE OLACAK BU SENARYOLARIN HÂLİ...

        Hayat, önümüze konulan senaryoyu oynama çabasından öte nedir ki? TV'de seyredilen dizilerde yahut filmlerdeki senaryolara ne kadar etkimiz var ise hayatta oynadığımız senaryolara da o kadar etkimiz var, esasen. Hatta TV'de gösterilen dizilerin senaryolarına seyircinin çok daha büyük etkisi ve katkısının olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda sosyal medya unsurları kullanılarak oyuncu değişimi, senaryo değişimi dâhil pek çok şey yapılabilir hâle geldi. Seyirci isterse istemediği oyuncuyu veya filmi alaşağı edebiliyor.

        Senaryo, tek başına bir sanat eseri değildir. Bir filmin en sıkıcı en meşakkatli bölümünü oluşturur. Bu tabii diğer bölümlerin kolay olduğunu göstermez, ama hiç bir şey senaryo olmadan başlayamayacağı için en zor kısım olduğu söylenebilir.

        Filmlerin son yıllarda çekim aşamasına gelmeden önceki safhaları öylesine büyük bir önem kazanmıştır ki, adeta film yönetmenleri sadece bir formaliteyi yerine getiriyor gibi görünmeye başlamışlardır. Tabii bu durum sadece görünüştedir. Yönetmenler ilk aşamalarından itibaren filme müdahil olmaya, film üzerinde etkili olmaya başlamışlardır. Yani artık mesele ukala bir üslupla "Ekşın" demekten daha karmaşık bir hâle gelmiştir.

        Her Şey Bir Fikirle Başladı

        Olay budur. Fikir yoksa film de yoktur. Belki "Fikirden bol ne var ?" deniyor olabilir. Fikrin de ehlinin elinde, tam zamanında ve yerinde, yaygın tabiriyle doğru zamanda doğru yerde olması gerekiyor. Peki fikirden senaryo çıkar mı? Tabii ki çıkmaz. Fikrin öncelikle bir hikâye hâline getirilmesi gerekir. Senaryonun bu fikirden yola çıkılarak yazılan hikâyeden çıkma ihtimali yüksektir.

        Her şey ama her şey bu hikâyeden çıkmalıdır. Ham fikirden değil. Sinopsis denilen mini özet de outline tabir edilen daha geniş özet de tretman tabir edilen ayrıntılı çalışma da bu hikâyeden çıkmalıdır. Bu hususlar kale alınmazsa ortaya çıkan senaryo ya da senaryo adayı ya bir işe yaramaz ya da işe yarasa bile başlangıçtaki fikirle bir alakası olmaz.

        Çekim senaryosu, teknik dekupaj (Shooting script) ardından da storyboard denilen resimli çalışma gelir. Şimdi şu sorulabilir: Bunların hepsi seyrettiğimiz filmlerde tam olarak yapılıyor mu? Dört başı mamur ticari çalışmaların hepsinde bunlar yapılıyor. Gecekondu tipi çalışmalarda birkaçının ya da çoğunun atlandığı görülebilir, ama bunun doğru bir yol olduğu söylenemez.

        Diyalogların yazımı ise senaryoya bağlı, ama aslında tamamen farklı bir iştir. Senaryo hazır olduğunda, yola çıkmak için hazır hâle gelindi demektir ve ilk adım diyalogların yazımıdır. Bir başka deyişle senaryoyu "öykü" olarak kabul edersek, diyalogları da "öyküleme" olarak değerlendirebiliriz.

        Senaryo yazıldı, diyaloglar da yerlerine konuldu. Bitti mi işimiz? Aslında hayır, konuya yeni yeni ısınıyoruz bir bakıma. Sıra, yönetmen sinemasının kuyusunu kazan (Aynı zamanda da güçlendiren ve yeniden konumlandıran) filmin çekim öncesi en azından kâğıt üzerinde hazır olması anlamına da gelebilen storyboard (Filmin resimli hikâyesi) aşamasına geliniyor. Bu aşama son derece önemli. Neden peki? Eğer filmin en baştan beri bir yapımcısı ve yapımcının koordine ettiği bir finansörü yok ise, yatırımcının kapısını senaryo ve storyboard ile birlikte çalmak gerekiyor çünkü. Storyboard, çekim öncesi filmin en somut hâli, kağıt üzerinde veya dijital ortamda da olsa filmleştirilmiş versiyonudur.

        Gelenekte her şeyin hazır olup yönetmenin sete çağırılması, arkasında "Director" yazan katlanabilir koltuğunun ve kahvesinin hazır olması 80'lerden itibaren adım adım rafa kalkmaya başladı. Yönetmen artık senaryo sonrasından itibaren (Hatta bazen senaryo aşamasında da) devrede.

        Storyboard (Resimli taslak) aşaması, ilgili programlar yardımıyla veya ehil çizerler aracılığıyla hayat bulan pre-prodüksiyonun en somut aşaması diyebileceğimiz bir bölüm. Burada, sadece kamera açıları, kullanılacak malzeme vs. filmin hemen hemen her türlü gereksinimine karar verilebiliyor. Sanat yönetmeni, dekor birimleri, mekân seçici ekip, çekim sırasını ve sürekliliği takip eden takım ve daha fazlası, mevcut şartlardaki en somut bilgileri bu aşamada alabiliyor.

        Kesin böyle oluyor diyemeyiz ama filmin maliyeti de aslında, aslına en yakın şekliyle bu aşamada belirginleşiyor. Yine de gerçek maliyet için "evdeki hesabın çarşıya uyup uymadığı" sözü çerçevesinde değerlendirmekte yarar var.

        Özetlemek Gerekirse...

        1- Fikir

        2-Hikâye

        3-Sinopsis (Mini özet)

        4-Outline (Geniş özet)

        5-Tretman (Ayrıntılı senaryo öncesi çalışma, geliştirme senaryosu da denilebilir.)

        6-Çekim Senaryosu (Yazılan ile çekilebilecek olanın farkı burada ortaya çıkar)

        7-Teknik Dekupaj (Çekim ve mizansen ayrıntıları)

        8- Senaryo

        9-Diyalog (Senaryodan ayrı ama senaryonun olmazsa olmazı)

        10-Storyboard (Resimli taslak)

        11-Çekim (En az bin tane farklı öge ve kişinin tek vücut gibi çalışması anlamına gelir çekim)

        Buyurun her şey hazır. Bunları yaptıysanız filme başlayabilirsiniz. Hayırlı uğurlu olsun. Film çekimleri tamamlandıktan sonraki on bir zor aşamayı da ömrünüz yeterse gerçekleştirebilirsiniz. Topu topu toplam yirmi iki aşaması var bu işin. Abartılacak bir yanı yok yani.

        Sinema, gerçekten önceki altı sanatı bir araya getirmesi ve onları yeni bir yolda yeniden hizaya sokmasıyla "Yedinci sanat" adını hak ediyor. Diğer sanat sahaları da birbirini etkiliyor ve kullanıyor ama sinemanın konumu bambaşka.

        Belki de bu işin doğrusu Gılgamış Destanı'nı tekrar okumakla başlamak olur. (Özetini değil tamamını). Ha bu arada belki "Kahramanın Yolculuğu" da iyice bir gözden geçirilebilir.

        Gelecek Bölüm: Fikir, Hikâye ve Sinopsis Üzerine...


Türk Yurdu Şubat 2016
Türk Yurdu Şubat 2016
Şubat 2016 - Yıl 105 - Sayı 342

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele