Taşkentli Ceditçi Şair Abdullah Avlânî ve Anadolu

Şubat 2016 - Yıl 105 - Sayı 342

        TAŞKENTLİ CEDİTÇİ ŞAİR ABDULLAH AVLÂNÎ VE ANADOLU

        Taşkentli Ceditçi şair Abdullah Avlânî 1878’de Taşkent’te bir zanaatkâr ailesinde doğmuştur. İlk eğitimini Okçu mahallesinde bulunan eski mektepte almıştır. 1890 “Abdülmelikbay” medresesinde okumuştur. Çocukluk yıllarında babasının ölümü üzerine eğitiminin yanında ağır işlerde çalışmak zorunda kalmıştır. Nevâî, Fuzûlî, Sâdî ve Hâfız’ın gazellerini okumuş ve âdeta büyülenmiştir. Dolayısıyla 15 yaşından itibaren şiir yazmaya başlar.[1]

                    Abdullah Avlânî, İsmail Gaspıralı ve Mahmudhoca Behbûdî gibi büyük Ceditçi aydınları yakından tanımış ve Türk-İslam dünyasının geleceği ve birliği için gayret etmiştir.[2] Avlânî Türkistan’da yeni usûlde eğitimi veren Cedit mektepleri açmış[3], gazeteler çıkarmış[4] ve tiyatroyu Türkistanlılara tanıtmaya öncülük etmiştir. O, bu yolla Türkistan Türklüğünü gözünü açmaya, aydınlatmaya ve birlik oluşturmaya çalışmıştır. Çünkü ona göre tam bağımsızlık, ancak ilim ve birlik ile olacaktır.

        Abdullah Avlânî 1913 yılında Türkistan’da ilk defa “Turan” adlı tiyatro topluluğunu Taşkent’te kurmuştur.[5] Behbûdî’nin meşhur “Pederküş” dramı başta olmak üzere kendi ve dönemin diğer Ceditçileri tarafından yazılmış piyesleri sahneye koyarak Türkistan toplumundaki kötü âdet, alışkanlık ve toplumsal olayları eleştirmek suretiyle halkı aydınlatmaya, kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzak tutmaya çalışmıştır.

        Avlânî’nin, şiirlerinin temaları hemen hemen vatan, millet, ilim, mektep, toplumsal aksaklıklar, sosyal sıkıntılar gibi sosyal muhtevaya sahiptir. Ayrıca birkaç şiirinde Çar II. Nikola ve döneminden de bahsedilmiştir. 1917 yılından sonra yani Bolşevik İhtilâli’nden sonra ise Bolşevik dönemini yansıtan şiirler de kaleme almıştır. Ancak bu şiirlerin sayıları çok azdır. Avlânî şiirlerini Hicrân mahlasıyla yazmıştır. Onun 1917 ihtilâline kadar yazdığı şiirleri Arap alfabesiyle taş basma usulünde yayımlanmıştır   

        Abdullah Avlânî, sadece Türkistan Türklerini konu edinmemiştir şiirlerine. O, aynı zamanda Türk-İslam âleminin çektiği sıkıntıları da terennüm etmiştir şiirlerinde. Ancak biz, onun “Kars Felâketzedelerinin Hâli” adlı şiirinden özellikle bahsetmek istiyoruz. Bu şiir, 1914 yılında Kars ve Ardahan’da meydana gelen yıkıcı depremden zarar gören Anadolu Türklüğüne atfen yazılmıştır. Bu şiirde Kars ve Ardahan’da meydana gelen depremden zarar görenlerin hâli Avlânî tarafından büyük bir üzüntüyle tasvir edilmektedir. O, deprem âfetinden feci bir şekilde zarar gören Anadolu Müslüman Türklerinin hâline bir Müslümanın, Kur’ân ehlinin ve onlar gibi eziyet çekenlerin gözyaşı dökmeden duramayacağını söyler. Kars ve Ardahan’ın viran olduğunu, çocuklarının ağladığını ve baykuşların oralara yuvalandığını dile getirerek Anadolu Türklüğüne “geçmiş olsun” dileğinde bulunmakta ve İslam âlemini Anadolu’da yaşayan “İman Ehli”ne yardım etmeye çağırmaktadır. Bu şiir, Avlânî’nin duyarlı ve vefalı birisi olduğuna ve bunun yanı sıra Türklük bilincinin yüksekliğine işaret etmektedir.

        Özbek Türkçesi

        Úarä Feláket-Zedeleriniñ Óáli

        Ardahan Úars başıga kildi belÀ-yı nÀ-gehÀn

        Úıçúırub yaşu úarı peryÀd urub dir el-amÀn

        Kimsesiz úalmış yetìmler yıàlab ister aş u nÀn

        Úaysı bir vicdÀn úılur tÀúat bu óÀle bir zamÀn

        Boldı hep vìrÀne Úarã u Ardahan

        ÒÀne-vìrÀn beççe giryÀn saldı bayúuş ÀşiyÀn

         

        Neçe mÀder cÀnıdın şìrìn balasından cüdÀ

        Oàlı ayrıldı atadan úız anasından cüdÀ

        Úız òÀtÿnlar neçesi ‘iffet óayÀsından cüdÀ

        Aç yalanàaç barçası õevú safÀsından cüdÀ

        Boldı hep vìrÀne Úarã u Ardahan

        ÒÀne-vìrÀn beççe giryÀn saldı bayúuş ÀşiyÀn

         

        Yetmedi ôÀlim felek peçÀreler imdÀdına

        Raóm şefúat úılmadı ins u melek feryÀdına

        Çoú MüsülmÀnlar fedÀ boldı ecel sayyÀdına

        Bizge vÀcibdür kömek úılmak bular evlÀdına

        Boldı hep vìrÀne Úarã u Ardahan

        ÒÀne-vìrÀn beççe giryÀn saldı bayúuş ÀşiyÀn

         

        Neçe kün evvel àanì bir ‘Àile boldı sefìl

        MÀl-ı dünyÀ mülk eşyÀ barçası úaldı sebìl

        Farça nÀn isteb igür boynın bu kün òÀr u õelìl

        Vaút-ı imdÀd ey vaùan ehli viriñ bolmañ baòìl

        Boldı hep vìrÀne Úarã u Ardahan

        ÒÀne-vìrÀn beççe giryÀn saldı bayúuş ÀşiyÀn

         

        Ey mürüvvet ehli imdÀd u ‘inÀyet vaútidür

        Áh nÀn dib cÀn atanlarge himmet vaútidür

        Kimsesiz úız u cüvÀnlerge mürüvvet vaútidür

        Tiz yitiñ feryÀdına iñ ãoñ øarÿret vaútidür

        Boldı heb vìrÀne Úarã u Ardahan

        ÒÀne-vìrÀn beççe giryÀn saldı bayúuş ÀşiyÀn

         

        Bu yazıúlar óÀline úaysı MüsülmÀn aàlamaz

        Bu fecÀyi‘ ãaóneni körgande kim? úan aàlamaz

        Bu muãìbet dÀàıda úay? ehl-i Úur’Àn aàlamaz

        Şunça ìmÀn ehli úurbÀn úaysı? HicrÀn aàlamaz

        Boldı heb vìrÀne Úarã u Ardahan

        ÒÀne-vìrÀn beççe giryÀn saldı bayúuş ÀşiyÀn[6]

        Türkiye Türkçesi

        Kars Felâketzedelerinin Hâli

        Ardahan ve Kars başına ansızın geldi bela

        Bağrışıp genç ve yaşlı feryat edip der aman

        Kimsesiz kalmış yetimler ağlayarak ister aş ve ekmek

        Hangi vicdan sahibi takat eder bu hâle bir an?

        Hep viran oldu Kars ve Ardahan

        Hâne viran, ağlayan çocuk, in yaptı baykuş

         

        Nice anneler canından tatlı çocuğundan cüda

        Oğul ayrıldı babadan, kız annesinden cüda

        Nice kız ve kadınlar iffet hayâsından cüda

        Hepsi aç, çıplak, zevk ve rahatından cüda

        Hep viran oldu Kars ve Ardahan

        Hâne viran, ağlayan çocuk, in yaptı baykuş

         

        Yetişmedi zalim felek biçareler imdadına

        Merhamet etmedi insan ve melek feryadına

        Çok Müslümanlar fedâ oldu ecel avcısına

        Bize vâciptir yardım etmek bunların evlâdına

        Hep viran oldu Kars ve Ardahan

        Hâne viran, ağlayan çocuk, in yaptı baykuş

         

        Kaç gün evvel zengin bir aile sefil oldu

        Mal, dünya, mülk, eşya hepsi hayrat oldu

        Bir parça ekmek isteyerek eğer boynunu bugün hor ve hakir

        İmdât vaktidir ey vatan ehli verin olmayın cimri

        Hep viran oldu Kars ve Ardahan

        Hâne viran, ağlayan çocuk, in yaptı baykuş

         

        Ey mürüvvet ehli imdat ve ihsan vaktidir

        Âh ekmek diye can atanlara iyilik vaktidir

        Kimsesiz kız ve delikanlılara mürüvvet vaktidir

        Çabuk yetişin feryâdına en son zaruret vaktidir

        Hep viran oldu Kars ve Ardahan

        Hâne viran, ağlayan çocuk, in yaptı baykuş

         

        Bu yazıklar hâline hangi Müslüman ağlamaz?

        Bu belalar sahnesini gördüğünde kim kan ağlamaz?

        Bu musibet yarasında hangi Kur’ân ehli ağlamaz?

        Bunca iman ehli kurban, hangi hicrân ağlamaz?

        Hep viran oldu Kars ve Ardahan

        Hâne viran, ağlayan çocuk, in yaptı baykuş.

        Bu şiirin dil özelliklerine bakıldığında Avlânî’nin Türk halkları tarafından anlaşılır ortak bir dil kullandığı ortaya çıkmaktadır. Yani o, şiirlerini İstanbul Türkçesi ile Özbek Türkçesini sentezleyerek, başka bir ifadeyle kaynaştırarak yazmıştır. Bu husus, o dönemde bütün Ceditçi aydınların ortak vazife ve ülkülerinden biri olmuştur.

        Hülasa yerine, Türkistan Türklüğü Anadolu Türklüğüyle birlikte kederlenmiş ve yine birlikte sevinmiştir. Her iki bölgenin Türklerinin kaderi aynı olmuştur âdeta. Bunu da eserler yazarak dile getirmeye çalışmışlardır. Çolpan, Tevellâ, Mağcan Cumabay ve diğer Türkistanlı şairler gibi Abdullah Avlânî de Türk-İslam dünyasının bir ferdi ve evladı olarak kalemi ve fikirleriyle hizmet eden bir Türk oğludur.

         

         

         


        [1] M. Cumabayev, Balalar Edebiyatı, Okıtuvçı Neşriyatı, Taşkent, 1994, s. 64.

        [2] Türkistanlı Ceditçiler Türk Dünyasını birleştirmek ve İslam ülkeleriyle sıkı ilişkiler kurmaya çalışmışlardır. Bu konuda bkz: Edward Allworth, Uzbek Literary Politics, Mouton & Co, London, The Hague, Paris. 1964, s, 45.

        [3] Bkz: Elmurod Kholmatov, Türkistanlı Ceditçi Abdullah Avlânî-Hayatı ve Şiirleri, doktora tezi, Ankara, 2013, s. 5. 

        [4] B. Sarımsakov, T. Hâlilov, B Kurbanbayev, Özbek Edebiyatı Derslik-Mecmua, Okıtuvçı Neşriyatı, Taşkent, 1993, s. 101. Bkz: Begali Kâsımov, İstiklâl Kahramanları, Abdullah Avlânî, 1. cilt, Taşkent, 1998, s. 16.

        [5] G. K. Kerimov, Özbek Edebiyatı Tarihi, Okıtuvçı Neşriyatı, Taşkent, 1987, s. 299.

        [6] Abdullah Avlânî, EdebiyÀt Millì Şi‘rlerden 4. cüz, Litografya G. H. Arifdjanova, Taşkent, 1915, s. 34-35.

        Kaynakça

        -Abdullah Avlânî, EdebiyÀt Millì Şi‘rlerden 4. cüz, Litografya G. H. Arifdjanova, Taşkent, 1915.

        -M. Cumabayev, Balalar Edebiyatı, “Okıtuvçı” Neşriyatı, Taşkent, 1994.

        -Elmurod Kholmatov, “Türkistanlı Ceditçi Abdullah Avlânî-Hayatı ve Şiirleri”, doktora tezi, Ankara, 2013.

        -G. K. Kerimov, Özbek Edebiyatı Tarihi, “Okıtuvçı” Neşriyatı, Taşkent, 1987.

        -Ferit, Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Ankara,

        Aydın Kitabevi Yayınları, 2008.

        -B. Sarımsakov, T. Hâlilov, B Kurbanbayev, Özbek Edebiyatı Derslik-Mecmua, “Okıtuvçı”

        -Neşriyatı, Taşkent, 1993, s. 101. Bkz: Begali Kâsımov, İstiklâl Kahramanları, Abdullah Avlânî,

        1. cilt, Taşkent, 1998, s. 16.

        -Edward Allworth, Uzbek Literary Politics. Mouton & Co, London, The Hague, Paris. 1964.


Türk Yurdu Şubat 2016
Türk Yurdu Şubat 2016
Şubat 2016 - Yıl 105 - Sayı 342

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele