Ama Hangi Okumak?

Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340

"Okumak nedir?" diye sorsak, bu fiil üzerine çok sayıda kitap, makale, deneme, köşe yazısı bulmak mümkündür. Kitâb-ı Mukaddes'in "ikra!", yani "oku!" emriyle başladığını düşünürsek, okumanın kıymeti noktasında üzerine niye bu denli düşüldüğünün, önem gösterildiğinin idraki kolaylaşır.

 

Okumak, sathi bir okuma yazma bilme istidadı göstergesi değildir. Hakiki mâniası ile bir "entelektüel faaliyet" hâlidir. Okumak bilgi ile coşmak, bilgi ile düşünmek ve bilgi ile üretmek için bulunmaz fırsattır. Kümülatif olan entelektüel ve bilimsel bilginin hammaddesi olarak kitap, okumak yoluyla içselleştirilen bilgi ile yeni ufuklara yelken açmaya motive edici kuvvetli bir tetikleyicidir. Bu boyutu ile okumak, insanın "kalıcı izli davranışlar" edinmesini sağlayan önemli bir fiildir.

 

Ancak okumak eylemi, yan yana dizili harf gruplarının anlamlı/anlamsız tekrarı veyahut metnin harfi harfine hatmedilmesi şeklinde anlaşıldığından beri, çevremizde, yürüyen ansiklopediler veyahut bilgi hamalları ile sıklıkla karşılaşır hâle geldik. Bu bilgi hamallarının fetişizm boyutuna yükselen kitap ve okumak müptelalıkları, bizim anladığımız şekliyle okumak ve kitap kıymetlerimizle pek de yakından ünsiyet kuramıyor. "Okumak, her şeyden evvel, muharrir ile kıyasıya bir mücadeleyi göze almak olmalıdır." diyen Peyami Safa, esasında bizim anladığımız okumak faaliyetinin de çerçevesini çiziyor.

 

Okumak, ne bir hatim uğraşı ne de bir papağanca tekrardan ibarettir. Bilgiyi yorumlanabilir hâle getirmek için kullanılan kıymetli bir âlettir. Safa'nın dediği üzere "Bilginin kültür hâline gelebilmesi için, zekânın endüstrisinde mamûl madde, yani fikir hâline gelebilmesi gerekir." Kısacası okumak bir kültür işidir. Yoksa bugünün teknolojik ferahlığında bilgiyi depolamak için bu kadar çeşitli sayıda kullanılabilir malzeme varken, düşünme özelliği ile fark yaratan insanı depolama aygıtı olarak kullanmak pek de akla hitap eden bir uğraşı olmasa gerek.

Topçu'da bu konuda aynı minvalde düşünüyor: "En çok kitap okuyan değil, okuduğu kitaptan görüşler çıkaran ve onu, bir tarlayı derinine kazıp didik didik eden âlet gibi işleyen kafanın çalışması, değerlidir." Yine, "Düşündürmeyen bilgi, kısır bir sevdadır." sözleri ile bizim anlatmakta aciz kaldığımız meselenin özünü ortaya koyuyor.

 

Bizim kitap sevgimiz bilgiye olan açlığımızdan, hakikati arama aşkımızdan gelmeli ve bu bilgi, kilitli sandıklarda saklanmak veya alelâde fezaya savrulmak için değil; insanlığın tekâmül sahiline birer kum tanesi daha koyma azmiyle beraber kıymetlenmeli. Kitap fetişizmi ciddi bir hastalık örneğidir, bünyeyi saran. Geveze seyyar ansiklopedi, bas konuş bilgi makinesi veyahut bilgi hamalı hâline getiriyorsa insanı kitap, orada muhakkak bir mikrop hâsıl olmuş demektir. Ansiklopedi dururken sahifeler dolusu, bu seyyar ansiklopedi tiplerine ne ihtiyaç var ki!

 

Okumak, başlı başına bir mesuliyettir. Sıradan bir meşgale değildir. Orhan Okay'ın dediği gibi okumak; "Aynı zamanda memleketin aydını olma sorumluluğu demektir."

 

Okumak yolu ile ama bizim anladığımız şekliyle okumak ile tabii, Doğu'nun o büyük irfan hamlesini Antik Yunan çevirilerinden ilhamı getirmişti. Batı'nın büyük uyanışının altında; yine Doğu'yu okuma ve Doğu'nun seneler evvel okuduğu, yorumladığı, üstüne çıktığı Antik Yunan felsefesine merak, okumak yolu ile giriş yatıyordu. Bilgi üretiminin lokomotifi olan filozoflar okumayı, okuduğunu tekrar olarak görselerdi, o yüzyılda icat edilmemiş fotokopi tekniğini okumak yolu ile edinselerdi, ne bu büyük medeniyetler ne de bu kuvvetli teknolojik hamleler ortaya çıkar mıydı hiç? Düşündürmeyen bilginin sahipleri ile hep aynı yüzyıl yaşanmaz mıydı cihanda?

 

Kitap bilgiye açılan kapıdır. Bilgi ise okumak yoluyla aktarılan ve düşünmek yoluyla yenilenen, değişen, üstüne yeni bilgiler bina edilen bir kavramdır. Düşünmek de "halifetullah" derecesiyle onurlandırılmış insana özgü çok kıymetli bir hazinedir şüphesiz. Bilgi, okumak ve düşünmek; yan yana, omuz omuza yürüdüğü, yol aldığı, birbiriyle sonsuz bir dostluk kurduğu ölçüde anlam kazanır ve insanlığa hizmet noktasında fiilî katkı sağlar. "Kitap zekâyı kibarlaştırır." diyor Cemil Meriç. Elbette öyle. Ancak kitabın zekâyı kibarlaştıracak etkiyi gösterebilmesi için de yegâne koşul: Düşünerek okumak... Bu sebeple defaatle söylemekte beis yok. Okuyan, okuduğu üzerine yeni bir dünya inşa edenlerin zekâsı muhakkak kibarlaşacaktır.

 


Türk Yurdu Aralık 2015
Türk Yurdu Aralık 2015
Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele