Abdullah Battal Taymas’ın Otobiyografisi

Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340

        Hüseyin Namık Orkun’un vefatından sonra bazı evrakı Altan Deliorman’a intikal etmiştir.Oda hayatının son döneminde bütün zamanını taslak hâlindeki eserlerinin tamamlamayıp neşretmeye ayırdığından,bunların bir kısmını bize gönderip değerlendirmemizi temenni etmişti.Orkun, kısa sayılabilecek ömrüne çok sayıda kitap ve makaleyineşretmeyi sığdırabilmiştir. Yazmayı tasarladığı bazı eserler için uzun yıllar notlar tutarak hazırlık yapmıştır.Bizdeki evrakı içinde Türkçülüğe hizmet eden bilim ve siyaset adamlarının bazıları hakkında hazırladığı notları bulunuyor.Bunların müstakil bir eser için hazırlanmış olduğu anlaşılıyor.Eser için hazırlık yaparken bazı isimlerden biyografi notları talep etmiş olmalıdır.Bu tür evrakı arasında,İdil Ural Türklerinden gazeteci,yazar Abdullah Battal Taymas’ın25.01.1943 tarihliüç sayfalık biyografi notu bulunuyor. 14 Kasım 1940 tarihini taşıyan Orkun’a imzaladığıfotoğrafına bakılarak ikisi arasındaki dostluğun oldukça eskiye dayandığı söylenebilir. Dönemin Ankara’sının az nüfusu içinde Türk düşünce hayatının sayılı isimlerinin birbirini tanımalarından daha tabiî ne olabilir. Onlar aynı tarihlerde Türk Dil Kurumu faaliyetlerine katılmışlarve Polis Koleji’nde ek görevle öğretmen olarak çalışmışlardır.

         

        Taymas hakkındaen kapsamlıbiyografi yazısı, Dışişleri Bakanlığı’nda bulunan özlük dosyasından istifade eden Ali Birincitarafından kaleme alınmıştır.[1]Sovyetlerin Rusya’ya egemen olmasından sonra ülke dışına çıkan İdil Urallı siyasi muhacirler içinde bulunan Taymas, ana yurdun yeniden bağımsızlığını kazanması uğrunda yapılan mücadelede farklı bir çizgi takip etmiştir. Ayaz İshakî’nin, Avrupa’da Kazan ve İdil Ural Türkleri namına siyasî faaliyette bulunmasında, bölgenin diğer tanınmış isimleri Yusuf Akçuraoğlu ile Sadri Maksudî Arsal’ın bir mahzur görmemelerine rağmen, Taymas onun mücadele yön temine muhalefet etmiş,[2]medenî cesaret örneği gösterip eleştirilerini yazılı hale getirmiştir.[3]Muhalefetini matbuata taşıyarak kamuoyunu bilgilendirmiştir.[4]Oldukça verimli bir yazı hayatı bulunan Taymas, yaş haddinden dolayı emekli olduktan sonra biyografi, hatırat sahasında önemli eserler kaleme almıştır. Sağlığında neşrettiği iki hatıra kitabı bölgesiyle ilgili araştırmalarda önemli kaynak özelliği taşımaktadır.

         

        Taymas’ın otobiyografisinde verdiği bazı bilgiler Birinci’nin yazısında bulunmadığı için elimizdeki metnin literatüre kazandırılmasının uygun olacağını düşündük.

         

         

        Hariciye Vekâleti Mütercimlerinden ve Ankara Polis Enstitüsü Öğretmenlerinden

        Abtullah Taymas’ın Kısaca Tercümei Hâli

         

        16. milâdî asrın ortalarında Moskof çarları tarafından istilâ edilmiş olan Kazan Türk ülkesinde 1885 milâdî yılında doğmuşum.[5] İlk tahsilimi Ural nehri kıyısında bulunan Orenburg şehrindeki Kervansaray mektebinde yaptıktan sonra aynı vilâyet dâhilindeki Troysk şehrindeki Resûliye muallim mektebini ikmâl ettim ve sonraları Kazan’da (Rus-Tatar Muallim Mektebi) adını taşıyan okulda Rus lisanı muallimliğine imtihan verdim ve şehadetname aldım.

         

        1903 yılında Şimal Türklerinin müteceddiduzanlarından[6]Akmolla’ya[7] dair ilk eserim basılıp çıktı.[8]1904 yılının sonbaharında Rusya’dan Türkiye’ye kaçtım.[9] Ancak İstanbul’da, Odesa’dan sahte pasaportla gelmiş olduğumdan, Osmanlı zabıtası tarafından yakalanarak, “Zaptiye Kapısı”nın tevkifhanesine atıldım ve bir müddet sonra Eskişehir’e sevk olundum. Eskişehir’den Afyon Karahisarı ve İzmir yolile Mısır’a kaçtım ve 1908 yılına kadar orada kaldım. Kahire’de bulunmamdan istifade ederek, Arapçayı adamakıllı öğrendim ve “Al-Mueyyed”, “Al-Ceride” gibi büyük Mısır gazetelerinde ve bazı Arapça mecmualarda Rusya İslâmlarının siyasî ve içtimaî hayatlarına dair yazılar yazdım. “İslâm Feylesofları -CemaleddinEfganî ve Şeyh Muhammed AbduhHakkında-” adlı eserim de orada bulunduğum sırada yazıldı (bu eser Kazan’da basıldı).

         

        1908 yılının ilkbaharında meşhur Kırımlı “Tercüman” gazetesi sahibi ve tanınmış Pantürkist İsmail Gaspıralı (Gasprinskiy) ile birlikte Kahire’de “An-Nahzâ”[10] adlı Arapça gazete çıkardık. 1908 yılının yazında Osmanlı tebasından“Musa Aptullah”adı yazılan bir pasaportla Kırım’a döndüm ve Bahçesaray’da “Tercüman” gazetesinin 25. yıldönümü ihtifalinde hazır bulundum.[11] Oradan da Orenburg şehrine giderek, tanınmış muharrir ve püblisistlerden Fatih Kerimî ve meşhur tarihçi ve edip Rizaeddinİbni Fahreddin tarafından idare edilmekte olan “Vakit”gazetesile“Şura” mecmuasında daimî muharrir oldum. [12]

         

        1910 senesinin güzünden itibaren Troysk şehrindeki Yavuşoğullarının hususî muallim mektebinde Türk tarihi ve edebiyatı hocalığı yaptım.Bu mektepte okuttuğum ders notlarını tanzim ederek,“Türk-Tatar Tarihi”[13]ve “Nazariyatı Edebiye”[14] isimli eserlerimi neşrettim.[15]

         

        1913 yılından 1917 yılına kadar Kazan şehrinde “Yulduz” gazetesinin heyeti tahririye müdürlüğünü yaptım.[16]1917 inkılâbı patlak verince “Yulduz” gazetesinden ayrıldım ve o zaman kurulan Kazan Türk Millî Şurası’nın tensibi üzerine bir heyet içinde bazı siyasî ödevleri başarmak için Türkistan’a gittim ve orada bir müddet teşkilât işlerile uğraştıktan sonra Kazan’a döndüm. Aynı yılın yazında bazı arkadaşlarla birlikte “Kurultay” adlı büyük bir gazete çıkarmaya başladım.1918 yılının ilkbaharında bu gazete yeni hükümet tarafından kapatılınca Altayismile başka bir gazete çıkarmaya giriştik.Bu gazetede kapatılınca bir müddet politika dışı işlerle (diyelim, pedagoji kurslarında öğretmenlik etmek ve mektep kitapları yazmak gibi) meşgul oldum.

         

        Sibirya muhaceretinde Kızılcar şehrinde, oraya sığınan bazı arkadaşlarla birlikte “Mayak” gazetesini çıkardım.

         

        1921 yılının güzünde Rusya’dan ayrılan müstakil Finlandiya’ya kaçtım.Orada bir yandan Türk kolonisinin çocuklarını okutmakla meşgul olurken,öte yandan da bilgimi genişletmeye çalıştım. Şöyle ki Ural-Altay dil ailesine mensup işlenmiş ve meraklı bir dil olan Finceyi öğrenmeye çalıştım ve Fransızcayı da o ülkede öğrenmeye başladım.Bir yandan da Helsigfors Üniversitesi kütüphanesindeki zengin kaynakları tedkik etmek suretile Kazan Türkleri adlı tarihî eserimi yazdım. 1925 yılının sonbaharında İstanbul’a gelince ilk işim bu eseri bastırmak oldu(Bu eserin bir nüshasını saygılarımla sunuyorum).(Eskiden bize Battaloğulları derlerdi,onun için vaktile yazı yazarken “A.Battal” diye imza atardım.) İstanbul’da ise “Rusya’dan Ayrılan Milletler” adlı eserimi yazdım.[17]Bu eser 1927 yılı Ankara’da Matbuat Umum Müdürlüğü tarafından neşredilen “Ayın Tarihi” mecmuasında parça parça basıldıktan sonra kitap şeklinde de intişar etti.İşittiğime göre,bu eser Efganistan’da Farsçaya tercüme edilmiş ve neşrolunmuştur(bu eserden de bir nüsha sunulmuştur).[18]

         

        İstanbul’da kaldığım günlerde “Türkiyat Mecmuası”nda“Türk Yurdu” dergisinde birçok yazılar yazdım “Sahip Giray Han Yarlığının Tahlili:Rusya’daki Türk Cumhuriyetleri” başlıklı seri makaleler de bu cümle dendirler.

         

        Gene İstanbul’da oturduğum günlerde “Türkiyat Enstitüsü” için Rusçadan bazı ilmî eserler tercüme ettim ki,şunlardır:

         

        A)    Aristov:Türk kavimlerinin etnik teşekkülleri ve buna zeyl olan Prof.Barthold’un tenkidi.[19]

        B)    Prof.Barthold: Hazar Denizi civarındaki ülkelerin İslâm tarihindeki ehemmiyeti.

        C)    Aristov:Kazak-Kırgızlar.

        D)    Potanin:Şimali garbî Mogolistan’a ait tasvirler(c.II)

         

         

        “Bu tercemelerden Türkiyat Mecmuası’nın II. Cildinde “Türkiyat Haberleri” kısmında bahsedilmiştir. Orada bu tercemelerin basılacağı vadedilmişse de gerek tahsisat yokluğundan, gerekse harf inkılabı yüzünden, bunlar o zaman basılmadan kalmış ve elyevm Türkiyat Enstitüsü’nün el yazmaları arasında saklanmakta olsalar gerektir.”

         

        1927 yılının Haziran’ında Matbuat Umum Müdürlüğü’ne Rusça mütercimi olarak çağrıldım.O zaman bu Umum Müdürlük müstakil idi;sonraları Hariciye Vekâleti ile birleşti; işte o günden beri ben de Hariciye Vekâleti mütercimi oldum ve hâlâ da oradayım.[20]

         

        “Bendeniz Devlet hizmetine girdikten sonra da salt bir memur olarak kalmayıp, memleketin fikir ve kültür hayatına iştirak eylemekte devam ettim:Ayın Tarihi dergisinde birçok yazılar yazdım. Çekoslovakya,Yugoslavya ve Sovyet Rusya hakkındaki yazılarımla Afganistan hakkındaki etüdüm bu cümledendirler.”[21]

         

        1928 yılı sonlarına doğru eski Türk Ocakları Merkez Heyeti tarafından neşrine karar verilen “Türk Yılı” için gereçler toplamak işinde ve eserin tertip ve tanziminde rahmetlik Yusuf Akçura ile emekdaşlık et tim.Bu eser için yazdığım “Kazan Türkleri” ve “Ankara Şehri” başlıklı yazılarım bu dergide basılmış bulunmaktadır. “Sibirya Türkleri” hakkında yazdığım oldukça önemli bir etüdüm harf inkılâbı yüzünden vakit darlığından kitaba dercedilmeden kalmıştır.[22]

         

        1931 yılı sonbaharında toplanan I. Türk Dil Kurultayında “Çağatay ve Osmanlı Dilleri” konusu üzerine bir tez okumak suretile Türk yazı dilini yenileme ve sadeleştirme davasına iştirakim başlamış bulunu yordu.Kurultaydan sonra açılan matbuatta,hele “Hâkimiyeti Milliye-Ulus” gazetesinde, açılan dil münakaşa ve mubaheselerine de ben de ilimden geldiği kadar iştirak ettim.[23] “Hâkimiyeti Milliye” gazetesin de dil bahisleri üzerine birçok yazılarım neşrolunmuştu ki,bilâhere“Karınca Kadarınca” başlığı altında bira raya getirilerek, bir risale şekline konulmuş olup, bir dil “Mesaisi” için gereç olabilecek mahiyettedir.[24]

         

        “Fin ili ve Fin dili” konusu üzerine Ankara Halkevi’nde 3 Nisan 1933 yılında vermiş olduğum bir konferans “Ülkü” dergisinin 1933 senesi Nisan sayısında basıldıktan sonra ayrıbasım olarak da çıkmıştır(bu ayrı basımın bir nüshası sunulmuştur).

         

        1931 yılında Dil Cemiyeti kurulunca Istılahlar kolunda çalışmak için çağırıldım. Hâlâ bu kolun üyelerindenim. Birçok ilmî ıstılahların düzülüşünde iştirak etmişimdir.

         

        “İbni –MuhennâLûgatı” adlı eserim 1934 yılında Türk Dili Tedkik Cemiyeti tarafından neşrolunmuştur. (Bu kitabın bir nüshası da takdim olunuyor).[25]

         

        Ebedî Şefin emri üzerine Dil Cemiyetince Türkçeye çevrilen Yakut Dili lugâtınınterceme işine de iştirak ettiğim gibi,bu cemiyet için diğer bazı lisana aid eserler de terceme ettim. Cemiyetin mühim mesâisine çağırıldıkça iştirak etmekten geri durmamaktayım.

         

        1938 senesinden beri Polis Koleji’nde ve Enstitüsü’nde Rusça hocalığı yapmak suretile de memleketin irfanına hizmet etmekteyim.

         

        Bildiğim yabancı diller (kuvvet ve vukuf derecesine göre) şunlardır:1)Arapça,2)Rusça,3)Fransızca ve 4)Fince.

         

         Hariciye Vekâleti Mütercimlerinden ve Ankara Polis Enstitüsü öğretmenlerinden:

         

        Ankara,25.01.1943

         

         

         

        

         

         


        


        

        [1] Ali Birinci, Abdullah Battal-Taymas: Kazanlı Bir Âlimin Hayat Hikâyesi, Journal of TurkishStudies-Türklük Araştırmaları, BiestsChrift in Honor of Orhan Okay, 2005, Volume 30-1, pp. 171-195, Harvard University. Bu makale yazarın, Tarihin Alacakaranlığında, (İstanbul 2010) isimli eserinin sayfalarında da bulunmaktadır. Biz dergideki makalesini esas aldık.


        

        [2] Arşivimizde bulunan Ayaz İshakî’ye yazdığı 22 Ocak 1930 tarihli mektubunda eleştirilerini açıklamıştır. Kuzey Türkçesi ile kaleme alınan mektupta bir cümle çok dikkat çekicidir: “Lâkin munuSultangaliyefkibikvanturistlernin ha reketlerinekarapsüylemeğen idim…” Sonraki yıllarda Türk literatüründe farklı biçimde ele alınan Sultan Galiyev’in mücadelesi hakkında bir ildeşinin dikkate değecek değerlendirmesi araştırmacılar bakımından önemlidir.


        

        [3] A. Battal-Taymas, İki Maksudîler, İstanbul 1959, s. 68-71.


        

        [4]Ayaz İshaki’nin bir süre beraber çalıştığı Dr. Lebib Karan’ın (Tiyatro ve sinema sanatçısı Lale Oraloğlu’nun baba sı) Milli Yul mecmuasında, Cafer SeydahmetKırımer’in yazdığı “Rus İnkılabı” isimli eserini tanıtma yazısında Kazanlı siyasi muhacirlerin bir kısmı hakkında ki eleştirilerine “Mecburî Bir Cevap” başlıklı bir yazı ile cevap vermiştir: “Mecburî Bir Cevap”, Vakıt, 20.01.1931, s. 9.


        

        [5] Bu tarih Ali Birinci’de 8 Aralık 1882’dir.


        

        [6] Ozan, şair.


        

        [7] Taymas’ın yazarlığının 35., evliliğinin 25. yılı münasebetiyle Abdülkadir İnan, 1938 Haziran ayı başlarında düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmanın “Ankara, 24.05.1938” tarihli 11 sayfalık daktilo edilmiş metni elimizde bulunmaktadır. Bu metinde Akmolla isimli eserin Orenburg vilayetine bağlı olan, Ural sıra dağlarının ötesine düşen ve sadece bir kaza merkezî olduğu hâlde önemli bir ticarî yoğunluğa sahip Troytsk şehrinde basıldığı belirtilmiştir. Taymas, eserde “Abdülbari Seyyidî” imzasını kullanmıştır. Akmolla, Kuzey Türkleri edebiyatında, doğru düşünen ve sezgileri kuvvetli olan, çok özlü ve kuvvetli bir şairdir. Şairin XX. Yüzyılın başlarında yalnız ŞehabeddinMercanî hakkındaki mersiyesi basılmıştı. Hâlbuki onun, dağınık evrakı arasında saklı kalan, Kırgız-kazaklar arasında, diller de dolaşan birçok güzel şiirlerinin bulunduğunu, Taymas Troytsk’ta bulunduğu günlerde anlamış ve bunları toplamaya başlamıştır. Bulabildiklerini tertip ve tanzim ederek, bir şiir mecmuası şekline koymuş ve baş tarafına da etraftan öğrenebildiği bilgilere göre kısaca bir hâl tercümesini de ilave etmişti. Bu eser sonradan şair için yazılan eserlerin ana kaynağı olmuştur.


        

        [8]Nazariyatı Ebediye isimli kitabının kapağında bu eserinin iki baskı yaptığı kaydedilmiştir. Taymas, bu kitabının Hizmet Kitabevi tarafından 1903 yılında çıkarılmasını esas alan Hakkı Tarık Us’un kendisini 1953 yılında matbuatta elli yıl çalışanlar jübilesine dâhil ettiğini belirtmiştir: Kazanlı Türk Meşhurlarından RizaeddinFahreddinoğlu, İstanbul 1958,s.34


        

        [9] Bu tarihte Rus-Japon harbi cereyan etmekte olduğundan, gençlere yabancı ülkelere gitmeye müsaade edilmediğinden, askerlik çağını geçirmiş olan Saratav’lı, sonradan öğretmen ve yazar olarak tanınan arkadaşı Hasan Ali’nin hediye ettiği pasaportunu kullanarak Kırım’a gelmişti. Bu vesikaya dayanarak kendisine dışarıya gitmek üzere bir pasaport verilmediğinden Taymas, Akyar’da Rizeli Mehmet adına düzenlenen bir Türk pasaportu satın alarak Odesa’ya gitmiş ve oradaki Türk konsolosuna bu pasaportu vize ettirdikten sonra bir Rus vapuruna binerek İstanbul’a ulaşmıştır. A. İnan, s.2.


        

        [10] Gazetede Taymas, “Abdullah el-Kazanî” unvanını kullanmıştır. Birinci’ninEn-Nahda ismiyle 16 sayı çıkabildiğini kaydettiği gazete, Şubat-Mart 1908 tarihlerinde üç sayı olarak çıkmıştır. Gaspıralı, gazeteyi önce Kahire’de, haftada iki kez, salı ve cuma günlerinde 16 sayı olarak çıkarttıktan sonra, Tahran’a geçerek orada da Farsça bir 16 sayı daha yayımlamak niyetinde olduğunu ilan etmiş, ardından Delhi veya Lucknow’da bir süre kalarak gazeteyi bu seferde Urduca olarak 16 sayı çıkartmayı hedeflemişti: Martin Kamer, “Gasprinskiy’in ‘Dünya Müslümanları Kongresi’ Teşebbüsü ve Neticeleri (1907),İsmail Bey Gaspıralı için”, Ankara, 2004,s.376.Aynı derleme bulunan Thomas S. Kuttner’in makalesi An-Nahza gazetesinin muhtevası üzerinedir: “Rusya Müslümanları Arasında Cedidçilik Hareketi ve İslam Dünyası: İsmail Gasprinskiy Kahire’de. Yıl 1908”, s.391-443.Taymas,An-Nahzâ adlı haftalık bir gazete çıkarmaya başladıklarını,iki üç nüsha çıkardıktan sonra kapatmağa mecbur olduklarını belirtiyor: Rus İhtilalinden Hatıralar,İstanbul 1968,s.30,dp.12


        

        [11] Burada Gaspıralı’nın tavsiyesi üzerine Arapçaya çevirdiği Darur-Rahat Müslümanları isimli eserinin elyazmasını kendisine teslim etmiştir: A. İnan, s.3.


        

        [12]Vakıt gazetesinde çıkan yazılarında “Musa Aptullah” veya “M. A.” imzalarını kullanmıştır. Orenburg’da bir müddet kaldıktan sonra 1908 yılı Ağustos ayında Rezan vilâyetindeki Skopin şehrine askerliği sevk edilmiştir: A. İnan, s.4.


        

        [13]Tatar Tarihi-Burungu(Eski) Türkler; Bulgarlar, Moğol-Tatar Devri; Bulgarlar Tatar Kol Astına; Kazan Padişahlığı, Kazan 1917, 154 s. Orta öğretim öğrencileri için ders kitabı olarak hazırlanmıştır. Mançurya’nınMukden ve Harbin şehrinde yaşayan muhacirler çocuklarının eğitim ihtiyacını karşılamak üzere yeniden bastırmışlardır. Yazar, Nazariyatı Edebiye isimli kitabının iç kapağında bu eserinin tanıtımını yapmıştır: “müellifin rüşdi mektepler için tertibetilgen işbu eser ikinci mertebe tüzütlüp basıldı. Mederese-i Hüseyniye’de ve umuma Orenburg, Troitsk mekteplerinde hem başka köp mekteplerde kabul etilgen işbu eser ki mektep idarelerinin dikkatlerin celbetemiz. Bahası 40 teyin. Köklebalıcılarga %30 tenzil. Tatar Tarihi’ni, sadece ders kitabı olarak tasarlanmamış, millî ve siyasi gaye gözetilerek yazılmıştır. Taymas, Kazan’a taşındıktan sonra sansür komitesi reisi Pineğin, onu dairesine çağırarak eserin Ruslara karşı hasmane bir tarzda yazıldığını belirtip, ileride tadil edilmesi gerektiğini ihtar etmiştir: A. İnan, s.5.


        

        [14]Nazariyatı Edebiye –Telif ve edebiyatın kaide, kanun ve usulleri, Kazan 1913. Yazarın mektepler ve tahsilsizler için yolbaşıçı (rehber) olarak kaleme aldığını vurguladığı bu eser de ders kitabı formatında kaleme alınmıştır.


        

        [15] Taymas’ın bazı eserlerinin künyelerini vermemiştir. Suriyeli Araplardan Nikola Haddad’ın iki eserini, Maişet Yolları ile Sevmek ve Evlenmek’i tercüme ederek neşretmiştir. Sevmek ve Evlenmek’in felsefi bahisler ihtiva ettiği, bu iki tercüme eserin yanında Budda isimli matbu bir eserinin daha bulunduğunu, Nazariyatı Edebiye isimli eserinin kapağında verilen listede açıklanmaktadır. Sevmek ve Evlenmek isimli eseri Mısır’dan dönerken tercümeye başlamıştır. Bu işe Kırım-Orenburg, Troytsk yolculuğu esnasında devam etmiş ve askerde kışlada geçirdiği günlerde tamamlamış, önsözünü askerliğe sevk edilirken büyük Sibirya demiryolu hattı üzerinde ve Ural dağları içinde bulunan Miyas istasyonunda dinlenme saatlerinde yazmıştır. Önsözün altında yazarın imzası ile yan yana bu istasyonun da adı basılmıştır. Bu eser, yazarın askerlik yaptığı sıralardaki Orsk şehrindeki Şark Kitaphanesi tarafından 1909 başlarında neşrolonmuştur. Taymas, 140. Zarayskiy alayında 1909 yılının ilkbaharına kadar kalmış ve Mayıs ayında sağlık sebebiyle kendisine bir yıl müddetle tebdil hava verilmiştir. Askerden döndükten sonra hemen Vakıt gazetesine daimî yazar olarak girmiş, bu gazete ve Şûra mecmuasında muhtelif konularda A. Battal imzasıyla birçok yazılar neşretmiştir: A. İnan, s. 4.


        

        [16] Taymas, otobiyografisinde evlilik hayatı hususunda bilgi vermemiştir. Troytsk şehrinde şehir kulübü binasında bir toplantıda karşılaştığı öğretmen Azize Hanım’la 2 Haziran 1913 tarihinde evlenmiştir. Öğretmen hanım daha sonra dişçilik okuluna bitirerek meslek değiştirmiştir.


        

        [17] A. Battal, Kazan Türklerinin Sabık Millet Meclisi Azasından, Rusyadan Ayrılan Milletler (Estonlar, Latışlar, Litvanyalılar, Finler, Lehler), 5 Haritayı ve Bir Çok İstatistik Cedvellerini Havidir, Ankara Türk Ocakları Merkez Heyeti Matbaası, 1926, 63 s.


        

        [18]Birinci’nin makalesinde bu eserin Afganistan basımı hakkında bir kayıt bulunmuyor. 1926 yılında Bakü’de yapılan Türkoloji Kurultayı’na katılan, Kazanlı Türklerin fikir ve kültür hayatında çok hizmetleri bulunan dört Şeref kardeşin en küçüğü, Rızaeddin Fahreddin’in Esma isimli kızıyla evlenen damadı, filoloji fakültesi mezunu Alimcan Şeref’in 1926 yılında Bakü Türkoloji Kurultayı’nda alfabe meselesi tartışılırken Arap alfabesini savunduğunda, Kazanlı, Türkistanlı ve Kırımlı bazı komünistler desteklemişlerdi. Taymas, Şubat-Mart 1926 tarihlerinde bir ay süren kurultayında Alimcan Şeref’in okuduğu tebliği Rusçadan tercüme ederek, Harflerimizin Müdafaası-Baku Türkiyat Kongresinde Kazan Murahhası Alimcan Şeref Bey Tarafından Okunan Rapor adıyla neşretmiştir (İstanbul 1926, Yeni Matbaa,42 s.).Taymas, risaleye kısa bir önsöz yazmıştır.


        

        [19] 500 sayfayı geçen büyük bir cilt teşkil etmiştir.


        

        [20] Taymas’ın tek çocuğu İç Hastalıkları Dr. BilgivarTaymas, 26 Haziran 1947 tarihinde İstanbul Park Oteli’nde Gümülcine eşrafından ve tüccardan Osman Kansu’nun kızı Edebiyat Fakültesi öğrencisi Raife ile evlenmiştir.(Yeni Sabah, 27.6.1947, s. 3)Taymas, 1947 yılında yaş haddinden emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleşmiştir. Vefat ilanı Cumhuriyet gazetesinin 26.04.1969 tarihli nüshasında çıkmıştır: “Diş Tabibi Azize Taymas’ın eşi, Dr. Bilgivar Taymas’ın babası, Zeynep, Ülker’in büyükbabaları, Raife Taymas’ın kayınpederi, Muhterem Kansu’nun dünürü vefat etmiştir. 27.04. 1969 günü Üsküdar Yeni Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilecektir”. Bu ilandan Taymas ailesinin gelini Raife’nin eski başbakanlardan Bülent Ecevit ile yakın akraba olduğu anlaşılıyor. Raife Taymas’ın annesi Muhterem Kansu, Ecevit’in babası Fahri Ecevit’in kız kardeşidir. Bk. Cumhuriyet, 23.2.1981, s. 3.


        

        [21] Türkiye’de yerleştikten sonra kendisi gibi siyasî muhacir olan Azerbaycanlı önder Mehmet Emin Resulzade’nin çıkardığı dergilerde makaleler neşretmiştir. Sovyet egemenliğinin ilk yıllarında henüz yurt dışına çıkmadıkları sıra da Moskova’da karşılaştığı Resulzade’nin vefatından sonra Ankara’da Türk Ocağı’nda hakkında 18Nisan 1955 tarihin de bir konferans vermiştir. Bk. Yeni Halkçı,17.4.1955,s.2


        

        [22] Sadece Taymas’ın değil Türk Yılı’nın matbu mündericatında gösterilmesine rağmen eserin “Türkiye Cumhuriyeti Haricinde Türkler” başlıklı faslın Şimali Afrika, Kıbrıs, Suriye, İran, Irak, Türkistan, İran, Çin Türkleri bölümlerinin müellifleri Zeki Velidî Togan, Ayasİshakî, Sadri Maksudi Arsal, Mehmet Emin Resulzade, Zakir Kadirî Ugan’ın hazırladıkları metinler bilinmeyen sebeplerle kitapta yer almamıştır. Yine “Türkiye’de Edebî Faaliyetler” başlıklı faslın, Halk Edebiyatı, Klasik Edebiyat, Edebiyatta Garplılaşmak, Edebiyatta Türkçülük, Bugünkü Edebî Faaliyet bölümlerinin müellifi olarak görünen Fuad Köprülü’nün yerine başlığı ve alt bölümleri değişik yeni metin Hasan Ali Yücel’in kalemiyle eserde yerini almıştır.


        

        [23]Taymas’ın, Ulus’ta Hâkimiyeti Milliye/Ulus’ta Öz dilimiz üst başlığı altında çıkan yazılarından bazıları: “Öz Dilimiz”, 11.02.1933, s. 3, 7; “Yedi Yıldız ve Dört Yönün Türkçeleri”, 01.03.1933, s. 3-4; “Arap sözlerin Kur’an Türkçe Köklerin İçi İçe Girişi”, 07.03.1933, s. 3-4; “Dil Tenkitleri I-Bir Taramayı Budam: Divanı Lügat’üt Türk’ten Taranan Sözlerdeki Eksiklikler”, 19.06.1933, s. 5; “Bir Taramayı Budam-II”, 20.06.1933, s. 3; “Bir Taramayı Budam-III”, 21.06.1933, s. 5; ”Bir Taramayı Budam IV”, 22.06.1933, s. 5; “Türkçede Nisbet Eki Meselesi”, 24.01.1934, s.3-4; “Türkçe Nisbet Eklerini Dinlerken-I”, 06.02.1934, s. 3; “Bir Antitezin Dayangaçları”, 09.03.1934, s. 5; Gene Bir Antitezin Dayangaçları, 10.03.1934, s. 5; Gene Bir Antitezin Dayangaçları, 18.03.1934, s. 4; “Gene Bir Antitezin Dayangaçları”, 20.03.1934, s. 6; “Dil Yenilenirken-Eski Sözlerin Rolü”, Ulus, 19.09.1942, s. 2; “Dil Yenilenirken II-Halk Dilinin Rolü”, Ulus, 21.09.1942, s. 2; “Dil Yenilenirken III-Bir Dile Giren Yabancı Sözler”, Ulus, 24.09.1942, s. 2; “Dil Yenilenirken IV-Yeni Sözlere Dair”, Ulus, 28.09.1942, s.2.


        

        [24] Taymas’ın dil üzerine yazdığı yazıların toplandığını belirttiği Karınca Kadarınca başlıklı risalenin basılamadan kaldığı anlaşılıyor. Kataloglarda ve kendisinin muhtelif kitaplarında gösteriler basılı eserler listesinde bu eserin a dına rastlanmıyor.


        

        [25] Türk Dili Tetkik Cemiyeti azası olan Taymas’ın çalışmalarına devlet destek olmuştur. İbniMuhennâLûgatı isimli eserinin “Devlet Kitapları” arasında 2.000 nüsha olarak basılması, sayfa başına iki lira telif ücreti takdiri, bu meblağın üçte ikisinin müsveddelerin tesliminde, kalanının kitabın basılması bittiğinde ödenmesi Talim ve Terbiye Kurulunun 27.11.1933 tarih ve 56 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.


Türk Yurdu Aralık 2015
Türk Yurdu Aralık 2015
Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele