Anadolu Coğrafyasında Türk Egemenliği

Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

        Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir. Türk milleti bu egemenlik için büyük bedeller ödedi. Türkistan’dan çıkılan kutsal yolculuk, bizim millî varlığımızın sırrı oldu. Bize bu kutsal yolculukta “kızıl elma” güç ve ümit verdi. Kızılelma, pusulamız, ışığımız ve lokomotifimiz oldu. Kızılelmanın peşinde aşiret ve boy asabiyetinden millete dönüştük. Millî varlığımızı büyük mücadelelerle çelikleştirdik. Ağır bedellerle korumak zorunda kaldık. On dokuzuncu yüzyılda kurduğumuz cihan imparatorluğunun çözülme ve yıkılma tehlikesini iliklerimize kadar yaşadık. Bizim yürüyüşümüze ve varlığımıza tahammül edemeyen bütün şer güçler harekete geçti. Balkanları terk etmek zorunda kaldık. Büyük kayıplar ve acılarla 400 yıldır vatan bellediğimiz topraklardan çekilmenin acısını içimize atmak zorunda kaldık. 900 yıldır hâkim olduğumuz Anadolu’da bizimle birlikte yaşayan Rumlar ve Ermeniler aleyhimize kullanıldı. Egemenliğimiz ve varlığımız, bu topraklardan onların eliyle silinmek istendi. İşte bu süreçte yaşanan “tehcir olayı”, hâlâ dünya nezdinde aleyhimize kullanılıyor. 24 Nisan vesile ediliyor ve Türkiye’yi zora sokmanın bahanesi yapılıyor. Hâlbuki mesele, Türk milletinin varlığı ve geleceği ile ilgilidir. Onun için 23 Nisan 1920, bunun manifestosudur. Türk milleti vardır, yok edilemez ve kendi egemenliğine canı ve son damla kanı pahasına sahip çıkacaktır. Bütün dünya bunu böyle bilmelidir. Bu manifesto, bir milliyetçiliğin en üst seviyesidir. Parolası “Ya istiklal ya ölüm!”dür. Bugün bunu hâlâ idrak edememiş olanlar varsa buradan hatırlatmak isteriz.
Bu ayki sayımızda, egemenliğimize bıçak gibi saplanmak istenen “Ermeni” meselesini dosya çalışması olarak hazırladık. Prof. Dr. Yusuf Sarınay Hoca’mız bize, hem yazısı ile hem de yazı temininde yardımcı oldu. Diğer kıymetli akademisyen hocalarımız da konuyla ilgili çalışmalarıyla katkıda bulundular. Kendilerine teşekkür ediyoruz.
Nisan ayı, Türk milliyetçileri için aynı zamanda hüzünlü duygular uyandırır. Yirminci yüzyılın başında sistemli bir fikir hareketi hâline gelen Türkçülük, Cumhuriyet döneminde ülkemize yönelen kozmopolit ve enternasyonal ideolojik saldırılar karşısında bir savunma mücadelesi vermek zorunda kalmıştır. Bu mücadelenin lideri, başbuğu Alparslan Türkeş olmuştur. Birçoğumuzun millî şuur ve ülkü ile yetişmesinde büyük emeği olan ve Türk milletinin son başbuğu kabul edilen Alparslan Türkeş’i, vefatının 18. yılında hayırla yâd ediyoruz. Türk milletinin evlatları, milletin egemenliği ve istikbali için Mustafa Kemal Atatürk ve Alparslan Türkeş’in izinde her türlü zorluğu yenmenin yolunu bulacaktır.
Türk milliyetçiliğinin düşünce okulu Türk Yurdu dergisi dünya üzerinde Türk varlığı ile ilgili bütün konuları ilgi alanında tutar. Türk dünyası, Türk sanatı, Türk dili ve dilin farklı ve yeni yöntemleri ilgimiz içindedir. Müzik dili, sinema ve belgesel dili, edebiyat dili bizi anlamak ve anlatmak için çok güçlü araçlardır ve sanat olarak kültürün içinde yer alırlar. Milletin hayatı bir anlamda bu diller aracılığı ile devam eder. Dede Korkutlar, Nasrettin Hocalar, Karacaoğlan ve Yunus Emre gibi ozanlar bu milleti millet yapan değerleri yaşatırlar. Bugün çağdaş sanatlar ve yöntemler ile yeni ozanlara da kulak vermek gerekir. Âşık Veysel, Barış Manço ve Neşet Ertaş, son dönemlerin büyük ozanları olarak milletin kalbinde yer edindi. Son olarak vefat eden Kayahan’ı da bu bağlamda düşünmek yanlış olmasa gerek. Türk müziğinin zenginleşmesine ve güçlenmesine özgün katkılarıyla herkesin kalbinde olumlu duygularla yer alan Kayahan’a Allah’tan rahmet diliyoruz. Milletin gönlünün dili olabilecek sanatçılarımızın artması dileği ile Türk Yurdu ailesi adına selam ve sevgilerimizi paylaşmak istiyorum.


Türk Yurdu Nisan 2015
Türk Yurdu Nisan 2015
Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele