Türkçülük Toplumsal Gerçekliğe Dayanır

Kasım 2015 - Yıl 104 - Sayı 339

         

        Kasım sayımızı hazırladığımız tarihte, Türkiye ilk defa bir genel seçim tekrarı yaşadı. 1 Kasım 2015, bu bakımdan önemli bir tecrübe oldu. Sosyal olaylar bir süreç içinde yaşanır ve tekrarlanması mümkün değildir. Ancak gözlemler ve delillerle bilgi takibi yapılır ve anlaşılmaya çalışılır. Süreç içinde çok fazla değişken etkili olur ve bunları baskın etken ile açıklamak çoğu zaman yanıltıcıdır. Buna kulaktan dolma bilgi kırıntıları da karıştığı zaman ortama karmaşa hâkim olur. 7 Haziran’dan 1 Kasım’a uzanan seçim atmosferi, Türk siyasi tarihi açısından hem bir sosyal laboratuar hem de bulanık ve karmaşık bir süreç olarak karşımıza çıktı. Dergimizin sonraki sayılarında bu konuyu mutlaka irdelememiz gerekli. Özellikle küreselleşmenin yol açtığı bölgesel çatışmaların sıcak ortamında yükselen milliyetçilik dalgasına rağmen, kozmopolit bir parti, milliyetçi bir partinin alabileceği oyları almayı başarıyorsa konunun her yönden değerlendirilmesi gerekli. Bu vesileyle seçimlerin memleketimize hayırlı olmasını dileriz.

         

        Türkiye, büyük ve önemli bir ülkedir. Biz Türkler, dünya tarihinde önemli roller üstlenmiş ve bunun bedelini de ödemeye devam eden bir milletiz. Türkiye Cumhuriyeti, Türklerin Batıda vatan tutmuş büyük bir bölümünün içinde yer aldığı ve mazlum milletlere umut kaynağı olan bir ışık konumunda. Cumhuriyet kurulduğundan beri yakın coğrafi çevremizden ve dünyanın her köşesinden insanlar bu ışığa yöneliyorlar. Türkiye’de Rumeli, Kırım, Kazan, Kafkasya, Doğu Türkistan, Afganistan, İran, Irak, Suriye gibi sıkıntılı bölgelerden gelen insanlar yaşıyor. Bu insanlar, Anadolu Türklüğünün mayasından pay aldıkça milletimizin şerefli üyeleri oluyor; Türklükle yoğruluyor. Bu hamurda yoğrulamayanlar patolojik tipler olarak milletin bütünlüğüne zarar veriyor. Burada odak noktası, sosyal olarak Türklüktür. Türkçülük de bunun üzerine inşa olunan bir düşünce hareketidir. Önceliği Türklüğe vermeyi ister ve Türklüğü yükseltmeyi bir ülkü olarak milletin önüne koyar. Bunda hem Türklere hem de burada toplanan alt grupların hepsine, hatta ümidini Türkiye’ye ve Türklere bağlamış dünyadaki bütün halklara çok büyük fayda vardır. Küreselleşen dünyada, Türkler ve Müslümanlar lehine denge sağlayabilecek tek merkez Türkiye’dir. Bu bir tarihî ve sosyolojik gerçektir. Bu gerçekten hareket eden Türkçülük, hepimizin hayat görüşü olmak zorundadır. Millî bütünlüğümüz ve yükselen dünya gücü olabilmemiz buna bağlıdır.

         

        Konunun Türkçülüğe bağlanması, sadece Türk Yurdu dergisinin tarihîgörevi gereği değildir. Son yıllardaki sosyal gelişmeler, bizi tekrar buraya yöneltmektedir. Bu bakımdan ilk dönem Türkçü düşünürleri yeniden okumak ve okumamış olanlara tekrar anlatmak gerekmektedir. Geçen yıl, Ziya Gökalp Dosyası ile bu konuya dikkat çekmiştik. Türk Yurdu’ndaGökalp ile ilgili yayımlanmış yazılardan oluşan ve editörlüğünü Doç. Dr. Serdar Sağlam’ın yaptığı bir kitap, önümüzdeki günlerde ilginize sunulacak. Bu sayımızda dergimizin kurucularından ve ilk yayın müdürümüzYusuf Akçura, dosya konumuz oldu. Türkçülük hareketinin önde gelen isimlerinden Akçuraoğlu Yusuf Bey hakkındaki dosyayı, Doç. Dr. Alper Alp hazırladı; Erkan Karagöz katkı sağladı. Her iki arkadaşımıza ve yazılarıyla dosyaya destek veren yazarlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu dosyanın Türkçülük konusundaki bilgilerimizi tazelemesi ve yeniden üzerinde düşünmemize vesile olmasını diliyoruz.

         

        Yeni sayılarımızda tekrar buluşuncaya kadar sağlıcakla ve esen kalın…


Türk Yurdu Kasım 2015
Türk Yurdu Kasım 2015
Kasım 2015 - Yıl 104 - Sayı 339

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele