Alfabelerin Dili

Eylül 2009 - Yıl 98 - Sayı 265

        Metroda elinizdeki Kiril harfli Özbekçe metni okurken yanınızda oturan kişi "Bunlar Rusça mı? Siz Rusça biliyor musunuz?" diye sorar. Elinizde Arap harfli metinlerle fotokopiciye gidersiniz, oradaki bir meraklı yanınıza yanaşıp "Bu yazı Arapça mı, siz Arapça biliyor musunuz?" diye sorar. En vahimi de Osmanlı Türkçesi dersi alıp da belirli bir bilince ulaştığını düşündüğünüz öğrencilerinize Yunus Emre’nin, Âşık Paşa’nın, Şeyyad Hamza’nın Arap harfleri ile yazılmış metinlerini dağıttığınızda -hele bir de metni okuyamamışsa- öğrenci hemen "Hocam, bunun Türkçesi yok mu?" diye sorar! Biz de öğrencilerimize Latin harfleri ile yazılmış bir metni gösterip bu da Latince mi sizce diye sorarız. Kimi öğrenci anlar, kimisi anlamaz bu durumu.

         

        Türkler tarih boyunca Köktürk, Uygur, Mani, Brahmi, Arap, Süryani, Grek, Ermeni, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır. Bunların en çok kullanılanları Köktürk, Uygur, Arap, Kiril ve Latin alfabeleridir. Köktürk ve Uygur harfleri -başka düşünceler bulunsa da- Türkler tarafından oluşturulmuştur. Arap, Kiril ve Latin alfabeleri başka milletlerden alınıp bazı harflerin ilavesi ile Türkler arasında kullanılmaktadır. Arap kökenli Türk alfabesi geniş bir coğrafyada ve en uzun süre kullanılan alfabe özelliğini taşımaktadır. Kiril alfabesi de Sovyetlerin etkisi ile genel olarak -yer yer Latin alfabesine geçilse de- Türkistan coğrafyasında kullanılmaktadır. Latin kökenli Türk alfabesi de Arap kökenli Türk alfabesinin bırakılmasından sonra kullanılmaya başlanmıştır. Bugün üniversitelerde bazı bölümlerde Arap ve Kiril kökenli Türk alfabeleri eğitimi verilmektedir. Bu alfabeleri okumayı öğrenen öğrenci Arap ve Kiril harfleri ile yazılmış Türkçe metinleri okuyabilir. Ama öğrencilerin çok azı okuduğu metnin Türkçe olduğunu idrak edebilmiştir veya biz öğreticiler fark ettirebilmişizdir. Üniversite öğrencilerinin çoğunun fark edemediği bu alfabe meselesini onlar kadar öğrenim görmeyen toplumdaki diğer insanlara nasıl izah edebiliriz ki? Asistanlık sınavımda bana sorulan sorularda Arap harfli metinler de vardı. Dönemin dekanı sınav komisyonu başkanına "Siz hâlâ bunlarla mı uğraşıyorsunuz?" diye sormuştu! Belki de dekan hanım bile o metinlerin Türkçe olduğunu anlamamıştı.

         

        Ben bu sayıda daha önceleri çok işlenmiş olan bir meseleyi tekrar gündeme taşımak istedim. Her ne kadar "Söz uçar, yazı kalır." dense de bence söz, yazıdan hep bir adım öndedir. Sözü yazıya geçirdiğimiz işaretler sistemi demek olan alfabenin işlevi -tam olmasa da- sözü kalıcı hâle getirmektir. Türkler de tarihleri boyunca sözü çeşitli biçimlerde kalıcı hâle getirmeye çalışmışlardır. Şimdi Arap kökenli Türk alfabesi ile sözü nasıl kalıcı hâle getirmeye çalıştığımıza bir bakalım:

         

         

         

Korkma

 

sönmez

bu

şafaklarda

yüzen

al

sancak

قورقما

 

سونمز

بو

شفقلرده

يوزن

آل

سانجاق

Sönmeden

 

yurdumun

üstünde

tüten

en

son

ocak

سونمه دن

 

يوردمك

اوستنده

توتن

اك

صوك

اوجاق

         

         

        Yukarıda da görüldüğü gibi söz, farklı alfabelerle yazıya geçirilebilir. Tarih boyunca farklı alfabeler kullandığımız unutulmamalıdır. Hele ki alfabeye bakarak metni de alfabenin alındığı dile mal etmek büyük hatadır.

                              

         


Türk Yurdu Eylül 2009
Türk Yurdu Eylül 2009
Eylül 2009 - Yıl 98 - Sayı 265

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele