Altaylardan Ankara’ya Esintiler

Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329

Ahmed Fatih GÖKTAN - Rümeysa BİLGİNER Geçtiğimiz ay Ankara’da tarihî Kale önünde yer alan Emin Antik Sanat Galerisi’nde usta bir sanatçının sergisi vardı. Açıldığı günden beri resim sanatının önemli temsilcilerini ağırlayan Emin Terzioğlu, Türk kültürüne güzel hizmetler sunuyor. Rauf Tuncer’in geleneğe çağdaş yorumlar getirdiği çalışmaları Ankaralı sanatseverlere aralık ayında güzel bir sanat ziyafeti oldu.   Sergi ve sanatçı hakkında Ümit Yaşar Gözüm’ün değerlendirmeleri bize rehber niteliğindeydi. Tanrı Dağlarından Anadolu’nun başkenti Ankara’ya uzanmış,  atalarımızdan ilham almış bir sanatçıdır Rauf Tuncer… Göktürklerden Selçuklulara, Karahanlılardan Osmanlılara kadar Türk tarihinin bütün kültürel motiflerinin yer aldığı resim sanatında inşası zor vakanüvis sanat kuşağının seçkin temsilcilerinden birisidir o. Bedri Rahmi'nin Anadolu motiflerini yeniden yaratması gibi, Rauf Tuncer'in “Kutsal Serüvenimizi” tuvale yansıtması… O sanatını kendi kültürünün motiflerini kullanarak neşrediyor.   Rauf Tuncer'in, Türk milletinin 2.000 yıllık tarihsel serüvenine hâkim olduğunu çalışmalarındaki temel öğelerden anlıyoruz. O şamanlığı bir din olarak değil, aksine öteki âlemde olduğu aktarılan varlıklara hükmeden bir kült olarak görmüş ve şaman kültürüne ait motifleri bu bakış açısıyla ele almıştır. Rauf Tuncer, aynı zamanda dil konusunda da oldukça bilgili bir sanatçıdır. Öyle ki Orta Asya steplerinde atalarımızın geleceğe iz düştükleri ilk yazılı belge ve dilin eseri olan Orhun (Orkun) Abideleri ve alfabesinin estetik biçimselliği, Selçuklu ve Osmanlı’da hat sanatıyla birlikte estetik bir değere dönüşen Osmanlı alfabesi, sanatçının eserlerinde kendisini devamlı göstermektedir. Öte yandan cumhuriyet tarihindeki büyük dönüşümün izlerini de eserlerinde ay yıldız motiflerle görmekteyiz. Türk tarihinin hiç bir aşamasından vazgeçmenin mümkün olmadığını ya da Türk tarihinin belirli dönemlerinin asla yok sayılamayacağını fırçasının keskin hatlarıyla vurgulamaktadır. Yine bu duruma benzer olarak Türklerin Anadolu’daki serüvenini işlediği çalışmalarında, Anadolu’nun eski büyük uygarlıklarının izlerini Türk kültürüne ait motiflerle ve sembollerle harmanladığını görüyoruz. Örneğin; Hitit Kursu ile Orhun Abidelerini aynı tuvalde buluşturması yadsınamayacak bir gerçeğe iz düşümdür. Bir başka ayrıntıya değinecek olursak Tuncer’in, Osmanlı’nın ihtişamı üzerine göndermelerinin son derece önemli olduğunu görmekteyiz. Bizce kesin olan bir şey var ki; alfabe Arap halkınındır fakat hat sanatı Türk halkının tarihe bir izdüşümüdür. Çalışmalarında bir hattatın titizliği ve becerisiyle tuvaline düştüğü motifler ve semboller, en az Orhun Kitabeleri kadar estetiktir. Türk yazıtları ile Osmanlı padişah tuğralarının buluşması bizlerin içerisinde derin bir özlem yaratıyor. Tuncer; “Medeniyetlerin alt kültürleri vardır. Ben Türk-İslam medeniyeti mensubuyum, benim dünyam budur.” söylemiyle aslında, yaptıklarını ve yapmak istediklerini açıkça bizlere gösteriyor. Bu açıdan baktığımızda sanatçının geçmişin değerlerini geleceğe aktarma kaygısı içinde olduğunu, söyleyebiliriz.  

Türk Yurdu Ocak 2015
Türk Yurdu Ocak 2015
Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele