Türkiye Açısından Kyoto Protokolünün Çözümlenmesi

Ağustos 2009 - Yıl 98 - Sayı 264

        İklim değişikliği ile ilgili mücadelenin en önemli araçlarından biri olduğu varsayılan fakat olumsuz yönleri ile de irdelenmesi gereken Kyoto Protokolü “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” ile 5 Şubat 2009’da onaylandı. Çalışmamızda İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi hakkında kısa bir bilgi verildikten sonra Kyoto Protokolü irdelenecek. Son olarak Türkiye’nin bu protokolü onaylamasının analizi yapılacaktır.  

         

         

        İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi            

         

        Türkiye, Kasım 2000’de yapılan Lahey Konferansı’nda Ek II den çıkmayı ve İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (İDÇS)’ne özel koşullarının dikkate alınması şartıyla bir Ek I tarafı olarak kabul edilmek istediğini içeren yeni bir öneri sundu. Bu öneri 2001’de Marakeş’teki toplantıda kabul edildi. Türkiye İDÇS’ye 2004’te 188. (AB dikkate alındığında 189.) taraf ülke olarak kabul edildi. 1994 yılında yürürlüğe giren İDÇS’ye ancak 2004 yılında bir Ek-I ülkesi olarak Türkiye’nin taraf olmasının ona kazandırdıklarının yanında, sürecin haricinde kalması sebebiyle özellikle çeşitli BM kaynak ve fonlarıyla bazı gelişmiş ülkelerin çeşitli ülke çalışmaları program ve projelerinden yararlanamaması neticesinde kaybettirdiklerini de unutmamak gerekir. Türkiye’nin, toplam CO2 salım tutarı haricinde kalan göstergelerde alt sıralarda bulunduğu, bu sebeple gelişmiş ülkelerle beraber değerlendirilmesinin İDÇS’nin “ortak fakat farklı sorumluluk” ilkesine uymadığı görülmektedir. Türkiye’nin İDÇS’ye “onu öteki Ek-I taraflarından farklı yapan özel şartların kabul edilmesi” istenerek bir Ek-I ülkesi olarak taraf olması bu yüzdendir (Türkeş, 2008: 119-121).

         

         

        Kyoto Protokolü

         

        11 Aralık 1997’de İDÇS’ne taraf ülkeler 3. Taraflar Konferansı’nda Kyoto Protokolu’nu kabul etmişlerdir. Kyoto Protokolü, ABD ve Avustralya’nın küresel iklim sisteminin korunmasına yönelik menfi yaklaşımlarına karşın, uzun bir gecikmeden sonra 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girdi. (Türkeş, 2008: 116). Avustralya 2007 yılında Kyoto Protokolü’nü onaylarken bu icraat yeni hükümetin ilk icraatı olmuştur (http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2007/12/071203_australia_climate.shtml). 2012 yılında Kyoto Protokolü sona erecek olup, bu tarihten sonra alınacak olan önlemlere ilişkin görüşmeler 2009 yılında nihai hale getirilecektir. Anlaşma için girişimler 2007’de Bali (Endonezya)’da yapılan toplantıyla başladı. 1-12 Aralık 2008 Poznan (Polonya) ile devam etti. Bunu 30 Kasım-11 Aralık 2009 Kopenhag (Danimarka) toplantısı izleyecek (Duru, 2008: 206).

         

        Kyoto Protokolü Ek I tarafları için (Kyoto Protokü’nde Ek B’de taraf olan Ek-I tarafları için) sayısal sera gazı emisyon azaltma ve sınırlandırma hedeflerini düzenlemektedir (Topçu, 2008: 163). Kyoto’nun esas amacı ise 1990 yılı toplam salımlarının 2008-2012 arasındaki döneminde  % 5.2 oranında azaltılmasıdır. Kyoto Protokolü’ne göre iklim değişikliğine neden olan sera gazları; karbonsioksit, metan, diazotmonoksit, hidroflorokarbonlar, perflorokarbonlar ve kükürt hegzafloroid olarak belirlenmiştir. Bu düzenleme deniz ve hava taşımacılığı haricindeki tüm sektörleri kapsamaktadır. Protokol kapsamına uluslararası hava taşımacılığının alınmamış olması bu sektörün meydana getirdiği sera gazı salımlarının azaltılmasını engelleyici rol oynamaktadır (Algan, 2008: 196).

         

        Kyoto mekanizmaları;  ortak yürütme, temiz kalkınma mekanizması ve salım ticareti’dir. Bu mekanizmalar gelişmiş ülkelere, sera gazı salımlarını ve buna bağlı olarak da iklim değişikliğinin etkilerini en az maliyetle yüklenmek için ulusal sınırların dışına çıkma kolaylığı sağlar.Ortak Yürütme, bir Ek I ülkesinin diğer bir Ek I ülkesinde sera gazı salımlarını azaltmayı hedefleyen bir projeye yatırım yapması neticesinde Salım Azaltma Birimleri kazanması ve bunun kendi salım yükümlülüğüne sayılması; ev sahibi Ek I ülkesinin Salım Azaltma Birimleri’nin ise, o ülkenin kendi fazla indirimlerinden düşülmesi şeklinde gerçekleşecektir. Temiz Kalkınma Mekanizması yükümlülüğü olmayan ev sahibi gelişme yolundaki ülke ile yükümlülük sahibi bir yatırımcı ülke (gelişmiş ülke) arasında gerçekleşen bir çeşit Ortak Yürütme’dir. Kyoto Protokolü’ne göre, projelerin, yatırımcı ülkenin kendi salım yükümlülüğünü gerçekleştirmek içim kullanabileceği Onaylanmış Salım Azaltmaları oluşturması zorunludur. Salım ticareti vasıtasıyla da, özellikle pazar ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler ile sanayisi gelişmiş zengin ülkeler arasında salım kredilerini satma ve almaya izin verecek olan bir ‘salım ticareti rejimi’ kurulmuştur. Bazı sınırlamalar ve kurallar getirilmiş olmasına rağmen, salım ticareti aynı zamanda küresel iklim sisteminin korunması açısından meydana getirdiği olumsuzluk ve eşitsizlik nedeniyle ciddi bir sorundur (Türkeş, 2008: 115-116). Yükümlülük paylaşımı protokole göre Ek B ülkeleri arasında;

         

  • · Avustralya + %8
  • · Rusya % 0
  • · Yeni Zelanda % 0
  • · AB - % 8
  • · ABD - % 7
  • · Japonya - % 6
  • · Kanada - % 6

         

        2003 yılında ABD toplam salımının % 23’ünü tek başına üretmiştir. Gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan Hindistan’ın % 5.1 ve Çin’in salım oranı % 16.5. Aynı yıl kişi başına düşen CO2 salımları;

         

  • · ABD 19.8 ton
  • · OECD ortalaması 11.2 ton
  • · Rusya 10.8 ton
  • · Japonya 9.7 ton
  • · İngiltere 9.4 ton
  • · Çin 3.2 ton
  • · Türkiye 3.1 ton
  • · Hindistan 1.2 ton

         

        Bu veriler göstermektedir ki, 1 ABD’li 7.5 Çinli kadar sera gazı salımına neden olmaktadır (Algan, 2008: 197). ABD’nin çeşitli ülkelerdeki faaliyetleri, arabaları…vd. dikkate alındığında ABD’nin payı çok daha fazla artmaktadır. Türkiye hem OECD’de yer alan diğer ülkelerden hem Kyoto Protokolü uyarınca hiçbir salım azaltma yükümlülüğü almamış olan gelişmekte olan ülkelerin bazılarından da daha az CO2 salımı yapmaktadır.    

                               

        Ek B ülkelerinden olan bir akit tarafında, salım hedefine uymamış olması durumunda o ülkenin salım hedefi farkı ile beraber fazladan %30 daha salım azaltılması gerektiğini hükme bağlamıştır. 1990-2004 arası sera gazı salımlarındaki artışlar:

         

        1. Türkiye % 72.6
2. İspanya % 49.0
3. Portekiz % 41.0
4. Kanada % 26.6
5. Yunanistan % 26.6
6. Avustralya % 25.1
7. ABD % 13.8

         

        Türkiye salım artışı konusunda tüm ülkelerin başında yer almaktadır. Ancak bazı gelişmekte olan ülkeler ile OECD üyesi ülkelerin tümüne göre Türkiye’nin CO2 salımı çok düşük bir seviyededir. Türkiye’nin CO2 eşdeğeri olarak toplam sera gazı salımları 2005 yılında 1990 yılına göre % 84 artış göstermiştir (Algan, 2008: 197-198) Sera gazı salımı artışındaki kötümser duruma karşın Türkiye’nin salım konusunda OECD ülkelerinin tümüne ve bazı gelişmekte olan ülkelere göre çok daha iyi durumda olduğu unutulmamalıdır. Ulusal Envanter sonuçlarına göre, Türkiye’nin 2005 yılında toplam sera gazı salımı CO2 eşdeğeri olarak 312.4 milyon ton olarak tahmin edilmiştir. 2005 yılı salımlarında CO2 eşdeğeri olarak en büyük payı enerji sektörü %77 ile oluştururken, %10 ile ikinci sırayı katı atık bertarafı ve %8 ile üçüncü sırayı endüstriyel süreçler almaktadır. Bu durum, Türkiye’nin iklim politikalarını meydana getirmede ne kadar çok geciktiğinin açık bir işaretidir.

         

        Bazı ülkelerin Kyoto Protokolü yükümlülükleri uyarınca 1990-2004 arası sera gazı salımlarındaki azalışlar;

         

        1. Almanya % 17.2
2. B.Krallık % 14.0
3. Fransa % 1
4. Litvanya % 60.4
5. Bulgaristan % 49.0
6. Rusya % 32.0
(Algan, 2008: 197-199)

         

         

        Türkiye’nin Kyoto Protokolü’nü Onaylamasının Olası Sonuçları  

         

        “Türkiye Kyoto’yu İmzala!” söylemi hem görüşmeler süreci ve tekniği hem uluslararası hukuk açısından yanlıştır. İDÇS’de ve öteki hükümetlerarası antlaşmalarda öngörüldüğü gibi, Türkiye imza aşamasını kaçırdığı için (Türkeş, 2008: 124) Kyoto Protokolü “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” ile 5 Şubat 2009’da onaylanarak taraf olundu. Çevre ve Orman Bakanlığı, Türkiye’nin küresel sorumluluk çerçevesinde iklim değişikliği ile mücadele konusunda önemli çalışmaları yapmayı sürdüreceğini bildirdi (http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=cc7b928e-c466-460e-83c2-e3dfb3b074d5).

         

        Türkiye Kyoto Protokolü’ne 2008-2012 birinci yükümlülük dönemi için sera gazı salımlarını denetleme ya da azaltma gibi herhangi bir yükümlülük olmadan taraf olmuş ve birinci yükümlülük dönemi sonrası görüşmeleri açısından önemli bir ayrıcalık ve üstünlük sağlamıştır (Türkeş, 2008: 125). Türkiye’nin hemen hepsi Protokole taraf olan sözleşmeye taraf ülkeler karşısında 2012 sonrasına ilişkin müzakerelerde ağırlığı artacak, iklim değişikliği ile mücadele konusunda kendi özgün koşullarını daha iyi  müzakere edebilecektir.

         

        Türkiye’nin protokole taraf olması, iklim değişikliği ile mücadele konusundaki kararlılığını göstermesi bakımından önemlidir. Kyoto Protokolü, AB çevre müktesebatının bir parçasıdır. AB, Protokol’ün yerini alacak olan yeni anlaşmayı da müktesebatına dahil edecektir. Özel sektörde sera gazı azaltımı için projeler daha kolay teşvik edilebilecek ve özellikle uzun vade de enerji güvenliği olmak üzere ülke ekonomisine katkı da sağlayabilecektir (http://www.32gunhaber.com/Haber/Haber.aspx?NI=2742).

         

         

        Kaynaklar

         

        Algan, Nesrin. “İklim Etiği”, Mülkiye, Yaz 2008, Cilt: XXXII, s.191-204.

        Duru, Bülent. “Kyoto Protokolü’nden Hakların Protokolüne”, Mülkiye, Yaz 2008, Cilt: XXXII, s.205-214.

        Topçu, Ferhunde Hayırsever, “İklim Değişikliği: Ortak Beklentiler ve Farklılaşan Çıkarlar” Mülkiye, Yaz 2008, Cilt: XXXII, s.159-190.

        Türkeş, Murat, “İklim Değişikliğiyle Savaşım, Kyoto Protokolü ve Türkiye”, Mülkiye, Yaz 2008, Cilt: XXXII, s.101-131.

        Avustralya Kyoto'yu onayladı”, http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2007/12/071203_australia_climate.shtml (Erişim Tarihi: 17 Şubat 2009).

        “Çevre Bakanlığı'ndan Kyoto Açıklaması”, http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=cc7b928e-c466-460e-83c2-e3dfb3b074d5 (Erişim Tarihi: 17 Şubat 2009).

        “Kyoto TBMM' de kabul edildi!”, http://www.32gunhaber.com/Haber/Haber.aspx?NI=2742, (Erişim Tarihi: 17 Şubat 2009).


Türk Yurdu Ağustos 2009
Türk Yurdu Ağustos 2009
Ağustos 2009 - Yıl 98 - Sayı 264

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele