Türk ve İslam Dünyası’nın Doğu’daki Kalesi Doğu Türkistan Düşüyor mu?

Ağustos 2009 - Yıl 98 - Sayı 264

 Çinlilerin Xinjiang (Türkçe şekliyle Sincan) dedikleri Doğu Türkistan, tarihte birçok Türk Devletinin kurulduğu tarihi Türk yurdudur. Bu topraklarda ilki Saka İmparatorluğu olmak üzere Hun, Göktürk, Karluk, Uygur, Karahanlı, Çağataylılar, Yerken Seidiye, Kaşgariye, Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti gibi Türk Devletleri kurulmuştur.

 

Bugün Türk Dünyası’nın 1.828.418 kilometrelik alanına sahip olan  (Çinlilere göre 1.664.900) Doğu Türkistan 1755’te Çin tarafından yaklaşık 10 asır sonra* tekrar  işgal edilmiştir. Yaklaşık yüzyıl süren uzun soluklu bir milli ayaklanma sonucunda Çin işgalci ordusu 1865’te tamamen Doğu Türkistan’dan çekilmek zorunda kalmıştır. Çinliler bölgeden çıkarıldıktan sonra Türkler Doğu Türkistan’da Kaşgariye Devleti’ni kurmuşlardır (1865–1878). Kaşgariye Devleti Osmanlı Devleti ile sıkı ilişki kurarak Türkistan ile Anadolu’yu birbirine bağlamak isteyince Türkistan’ın batısını işgal altında tutan Çarlık Rusya’sı tekrar Çinlileri bölgede işbirliğine çağırdı.1878’de Ruslar Osmanlılarla savaşırken aynı yıl Çinliler Doğu Türkistan’a saldırdı. Sonuç itibariyle Rusya Osmanlı’yı, Çinliler de Doğu Türkistan’daki Osmanlı yanlısı  Kaşgariye Devleti’ni yendi.1881’de Ruslarla Çinliler arasında yapılan “İli Antlaşması”ndan sonra Doğu Türkistan Çinlilerin yönetimine bırakıldı. Çinliler Doğu Türkistan’a Kasım 1884’te “Yeni Hudut” ve “Yeni kazanılmış toprak” anlamlarını taşıyan “Xinjiang” (Sincan)   ismini taktılar. Fakat Doğu Türkistanlı Türkler işgalci güçlere karşı tekrar ayaklandılar ve yine Çin işgalci güçlerini yenerek 17 Kasım 1933’te Kaşgar’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’ni kurdular. Ancak bu devlet yine Stalin yönetiminin bölgeye gönderdiği askeri birliğin desteğiyle Doğu Türkistan’daki Çinli Derebeyi Şing-şi-tsai  tarafından  Şubat 1934’te kanlı bir şekilde ortadan kaldırıldı. Doğu Türkistanlılar yine işgale karşı direnmeye devam etti. Eylül 1944’de Doğu Türkistan’ın kuzeyindeki Gulca Vilayeti’nin Nilka İlçesi’nde başlayan silahlı mücadele sonucu yine 17 Kasım 1944’te Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni kurdular. Ancak İkinci Dünya Harbi’nde Rusya ile Çin’in galip devletler sırasında yer almasıyla kurulduğundan beri Stalin yönetiminin müdahalelerinden dolayı sadece  Doğu Türkistan’ın kuzeyine hâkim olabilen Doğu Türkistan Cumhuriyeti 26 Eylül 1949’da Komünist Çin yönetimindeki kızıl ordunun bölgeye girmesiyle son buldu. Kızılordu tek bir mermi bile harcamadan Sovyet Rusya’sı ile Çin arasında yapılan gizli anlaşmalar neticesinde Doğu Türkistan’ı işgal etti. Doğu Türkistan Türklerinin milli ordusu Komünist Parti yönetimindeki Kızılordu’nun “Beşinci Kol Ordusu” yapıldı. Çinliler daha sonra yani 1 Ekim 1955’te bölgenin adını “Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi” olarak ilan etti ve bölgedeki Türklere resmi olarak  “Uygur” dendi.

 

Resmi olmayan bağımsız verilere göre bugün Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerin nüfusu 25–30 milyon civarındadır. Çin hükümetinin resmi verilerine göre Doğu Türkistan’daki Türklerin toplam nüfusu 11.839.300 olup, bunların içinde Uygur Türklerinin nüfusu 9.235.000, Kazak Türklerinin 1.413.900, Kırgızların 171,500, Özbeklerin 15,100, Tatarların 4,700’dür.Uluslararası kuruluşlar ve yurtdışındaki Uygur teşkilatları Çinlilerin Uygur Türklerinin sayılarının gerçek dışı olduğunu ileri sürmektedirler. Ama şu bir gerçektir ki bugün Türk ve İslam Dünyası’nın doğudaki son kalesi olan Doğu Türkistan ciddi tehdit altındadır. Çin’in resmi rakamlarına göre Doğu Türkistan’daki Han-zuların (saf Çin ırkından olanlar) nüfusu 1953’te sadece 332.126 iken bugün resmi rakamlara göre 7.956.600’e(2006’daki nüfus sayımına göre) ulaşmış* ve 1953’tekine göre yaklaşık 24 kat artmıştır.   

 

Doğu Türkistan Komünist Parti yönetimindeki Çin Halk Cumhuriyeti tarafından işgal edildikten sonra da Doğu Türkistanlılar Çin’e karşı bağımsızlık mücadelelerini sürdürdü.1950 yılından bugüne dek bölgede Çin zulmüne karşı defalarca ayaklanmalar oldu. Bu ayaklanmaların asıl amacı emperyalist ülkeler tarafından ellerinden alınan vatanlarını düşman elinden geri almak ve hürriyetlerine kavuşmaktan ibaret idi. Fakat Doğu Türkistanlıların bağımsızlık için yapmış olduğu onca ayaklanmalar işgalci Çin hükümeti tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Dış Dünya da bugün Rusya’nın ısrarla söylediği gibi    “Bu Çin’in iç Meselesi”dir diyerek Doğu Türkistan’daki Çin katliamlarını görmezlikten geldi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Türkistan’ın batısında kurulan bağımsız Türk devletleri Doğu Türkistanlılar için bir umut ışığı  olmuştu. Ancak ne yazık ki Çin Şanghay İşbirliği Örgütü’nü kurarak, yeni kurulmuş olan Türk cumhuriyetlerini bu örgüte dâhil etmek suretiyle Uygur Türklerinde yeniden yeşeren o umudu da söndürmeye çalıştı. Çin yönetimi Şanghay İşbirliği Örgütü’nün sağladığı imkânlarla bölgeye Han Çinlilerinin daha çok göç etmelerini sağlamakla birlikte Doğu Türkistan’daki baskılarını daha da arttırdı.2001deki “11 Eylül Terör Saldırısı”nı bahane ederek Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklere yönelik politikasında ciddi değişiklikler yaptı. İlk işi Üniversitelerde Türkçe eğitimi ortadan kaldırmakla başladı.”Çift Dilli Eğitim” bahanesiyle kendileri tarafından çıkarılan ve 1984’ten beri yürürlükte olan Özerk Bölge Yasası’na aykırı bir şekilde Üniversitelerden sonra lise orta ve ilkokullarda da Türkçe eğitimi yasakladılar. Şimdi Türkçe kreşlerde bile yasaklanmaktadır. İkinci olarak bölge halkının dinî inancı ve millî örf adetlerini serbestçe yaşamalarını engellemeye çalıştılar. Devletin kamu kurumlarına memur ve işçi alırken açık bir şekilde Doğu Türkistanlıları dışladı. Pek çok Doğu Türkistanlı kamu kurumlarından, üniversitelerden ve okullardan “Çinceyi iyi bilmiyor” denilerek işten atıldı ya da erken emekli edildi. Yaklaşık 10 yıldan beri üniversiteyi bitiren Uygur Türkleri bilinçli bir şekilde işe yerleştirilmediği için Doğu Türkistan’da işsizlik oranı aşırı yükseldi. Kamu kurumlarının dışındaki özel iş yerlerinin sahiplerinin de ezici çoğunluğu Çin yönetiminin desteklediği Han ırkından olan Çinliler olduğu için Uygur gençleri güvenlik bahane edilerek işe alınmadı. Aksine her yıl Uygur Özerk Bölgesi’ndeki kamu kurumlarına ve devlet destekli büyük şirketlere Doğu Türkistan’daki göçmen Çinlilerin yanı sıra Çin’in iç bölgelerinden yüz binlerce Han ırkından olan Çinlileri memur ve işçi olarak alındı. Bölge yönetiminin bu uygulamaları doğal olarak Uygur Türklerinin yönetime olan nefretini arttırdı. Çin yönetimi ayrıca haksız uygulamalarından dolayı kendilerine karşı çıkan Uygurları “Bölücü” ve “Terörist” diye suçlayarak Uygur Türklerini kendi vatanlarında haklarını arayamaz duruma düşürdü. Komünist parti yönetimindeki Çin hükümetinin Uygur Türklerine yönelik bu aşağılayıcı ve rencide edici tutumu bölgedeki Çinli göçmenlerin ve Çin’in iç bölgelerinden devlet teşvikiyle gelen Çinlilerin Uygur Türklerine yönelik aşağılayıcı tavırlar takınmalarına ve saldırılarda bulunmalarına sebep oldu. Çin güvenlik güçleri ile kızıl ordunu arkasına alan Çinli göçmenlerin milletçilik duyguları artarak  bugün televizyonlarda açıkça görüldüğü gibi ellerinde sobalarla Uygur Türklerine saldırmaya, hakaret etmeye ve ezmeye başladı. Uygur Türkleri kendi vatanlarında Çinli göçmenlerce dışlanmakla kalmayıp hemen hemen her zaman her yerde her türlü hakaretlere maruz bırakıldı. Bu hakaretlere ve saldırılara tepki gösteren Uygur Türkleri “Bölücülük” yapmakla suçlandı. Anlayacağınız Uygur Türkleri kendi vatanlarında göçmen Çinlilerce “istenmeyen insanlar” ilan edildi. Bunu fırsat bilen Çinli insan tacirleri ve sözde “iş adamları” Doğu Türkistan’a gelerek Doğu Türkistan’ın güneyindeki fakir ilçelerden 15-20 yaş arasındaki kız çocuklarının kimileri zorla kimilerini ise işe yerleştirme bahanesiyle Çin’in iç bölgelerindeki fabrikalara götürülerek insanlığa yakışmaz zor şartlarda çok düşük maaşlarla çalıştırılmış ve Uygur halkının ahlaki telakkilerine aykırı hayat tarzlarına zorlanmıştır. Bunu yaparken Uygur Özerk Bölgesi’ndeki komünist parti sekreterlerinden ve onların denetimindeki yerel hükümet üyelerinden destek almışlardır. Böylece gaflet ve delalet içindeki bir kısım Uygur Türkü’nden olan yerel hükümet üyeleri bu cinayete önayak olmuşlardır. 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de patlak veren olayları tetikleyen görünür sebep budur.

 

Kısacası Komünist Parti yönetimindeki Çin hükümeti, 1949’da Doğu Türkistan’ı işgal ettiğinden beri Doğu Türkistan’da adeta bir soy kırım politikası uygulamaktadır. Amaçları Türk ve İslam âleminin son kalesi olan ve 1.828,418 metrekarelik alana sahip Doğu Türkistan'ı yutmak ve orada yaşayan yerli Müslüman Türk halklarını baskı ve tecrit politikalarıyla yeryüzünden silmekten ibarettir. Eğer Çin kısa vadede bu amacına ulaşabilse diğer Türk cumhuriyetleri hakkındaki planlarını rahatlıkla gerçekleştirme imkânına sahip olacaktır. Onun için bugün Doğu Türkistan sorunu sadece Uygur Türklerinin sorunu olmaktan çıkmıştır. Artık bu mesele Emperyalist Çin Hükümeti ile onun hedefindeki Orta Asya ve Orta Doğudaki diğer ülkelerin ve milletlerin temel sorunu haline gelmiştir.

 

 

 


        


        

        * Çinliler bölgeyi en son Göktürk Devleti’ni yıktıktan sonra 659’da işgal etmişti. 751 yılında Türkistanlılar Abbasiler yönetimindeki Müslüman Araplarla birlikte Talas’ta yapılan meydan savaşında Çinlileri ağır bir şekilde yenilgiye uğratarak bölgeden kovmuştu.


        

        * Bu sayıya askerler, Çin merkezi hükümetine doğrudan bağlı olan yarı askeri statüdeki üreticiler ordusu ve son 10 yıl, içinde devlet desteği ile bölgeye işçi ve ticaretçi statüsünde göç eden Çinliler dâhil değildir. Çin Hükümeti Doğu Türkistan’a yerleştirilen Çinlilerin gerçek sayısını gizlemektedir. Resmi olmayan verilere göre bugün Doğu Türkistan’a yerleştirilen Çinlilerin nüfusu yerlileri geçmiş, Doğu Türkistan2ın demografik yapısı Çinlilerin lehine değişmiş durumdadır.    


Türk Yurdu Ağustos 2009
Türk Yurdu Ağustos 2009
Ağustos 2009 - Yıl 98 - Sayı 264

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele