Batı’nın Ve Rusya’nın “Ermeni Meselesi” Ve Türkler

Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

        Ermenilerin, XX. yüzyılın başından itibaren komşuları Türkiye ve Azerbaycan toprakları üzerinde, “denizden-denize” sloganıyla “Büyük Ermenistan” kurmak iddiası, bu topraklarda olumsuz, büyük felaketlerle sonuçlanmıştır. Bunların en geniş çaplısı, Azerbaycan ve Doğu Anadolu’da gerçekleşen 1905-1906, 1914-1916, 1918-1920 ve 1988-1992 yıllarındaki Ermeni-Türk çatışmalarıdır. Aslında Türkiye ve Azerbaycan toprakları üzerinde “Büyük Ermenistan” kurmak, Ermenilerden çok Hristiyan dünyasının, öncellikle Rusya, Fransa, İngiltere, ABD vb. devletlerin projesi olmuştur. Osmanlı’yı çökertmek için içten ve dıştan türlü politikalar üreten Hristiyan dünyası, bu meselede Ermenileri bir alet olarak kullanmışlardır.

        
Bunun bariz örneklerinden biri, Çarlık Rusyası’nın XX. yüzyılın başlarında, işgal altında tuttuğu Azerbaycan’da ve Osmanlı Devleti’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan Ermeni nüfusunu hiçbir neden olmadan Müslümanlara karşı ayaklandırmasıdır. Mesela, 1905-1906 ve 1914-1916 yıllarında Çarlık Rusyası, Azerbaycan ve Osmanlı topraklarında Ermenileri Müslümanlara karşı ayaklandırarak onlara bağımsızlık vereceklerini iddia ediyorlardı. Bazı Batılı devletler (ABD, İngiltere, Fransa vb.) de Rusya’nın bu tavrından yana idi. Özellikle, Osmanlı’nın Balkanlarda ve 1. Dünya Savaşı’nda yalnız bırakılmasıyla Rusya’nın ve Batı’daki çoğu devletin desteğini alan Ermeniler daha da cesaretlendiler. Ermeniler, Osmanlı’nın Balkanlarda sürdürdüğü savaşı kullanarak Türklere arkadan darbe vurmaya çalışmış, Türkiye’nin buhranlı durumundan yararlanarak Doğu Anadolu’da Ermeni devleti kurmak hülyasına kapılmışlardır.

        
Ermeni şarkiyatçı İbrahim Amirhanyans, 1906 yılında İrşad gazetesinde yayımlanan “İslam ve Terakki” adlı makalesinde, Müslümanların İslam dininin talepleri esasında devrin umumi kanunlarına uygun davranamayacaklarını, çünkü Müslümanların mukaddes kitabı Kur’an-ı Kerim’in, bu muasır meselelere doğru yol göstermek durumunda olmadığını yazmıştır. “İslam ruhanilerinin imanları şudur ki, eğer Müslümanlar Avrupa milletlerinin emellerinden birini de kabul eylerlerse, kâfir olurlar”1. Amirhanyans bir adım daha ileri gederek Müslümanlar için nasihatin, ilmin ve medeniyetin faydasının olmadığını söylüyordu.

        
Bu devirde, millî basında “Ermeni meselesi”ne yer veren Azerbaycanlı Türk aydınları (Ali Bey Hüseyinzade, Muhammed Emin Resulzade, Ömer Faik Nemanzade, Yusuf Talıbzade, M. Said Ordubadi vd.), “Ermeni meselesi, Batı’nın ve Rusya’nın oyunudur.” diyorlardı. Millî aydınımız Ali Bey Hüseyinzade, “Batı, kasten Ermenileri Müslümanlara karşı ayaklandırıyor. Ermeniler de Batı’nın ve Rusya’nın oyununun bir parçası hâline getirilerek Müslümanları helak ediyorlar.” diyor ve Nikoksov gibi Ermeni yazarlarına şöyle diyordu: “Seni ittifak ve ittihat mı korkutuyor? Biz, nifak ve anlaşmazlıktan korkuyoruz! Nifak ve anlaşmazlık değil midir ki, sizlerle bizler arasında bu kadar kan dökülmesine sebep oldu! Bizim Kafkasya’da bu nifak, bu işkence ve kıyım yetmiyormuş gibi bir de bütün İslam âleminin içine dahi nifak düşüp İslam birliği, hatırınız için saldırıya mı uğrasın, Müslümanlar yekdiğerinin kanını mı döksün? Siz bunu mu istiyorsunuz? Hayır, sizi korkutan ittihat ve ittifak değildir! Bu zaten bin üç yüz seneden beri mevcuttur. Gariptir, aranızdaki savaşın sebebinin cehalet, gaflet ve zillet olduğu muhakkak iken, Ermenilerin ekseriyetince dahi muhakkak iken, siz her nedense İslam âleminin ittihadından değil, gaflet uykusundan uyanıp yenileşmesi ve eğitim görmesinden korkuyorsunuz!” 2.

        
Hüseyinzade ile aynı düşüncede olan Azerbaycan Türk aydını Ahund Yusuf Talibzade; Amirhanyans, Nikoksov gibi Ermeni müelliflerine cevap olarak İslam hiçbir zaman dünyevi ilimlerin öğrenilmesinin aleyhine olmamış, tersine muasırlıkla uzlaşmış ve özünün yenilikçi ruhunu korumuştur diyor ve ekliyordu: “Sizin dediğinize göre ‘İslam milleti Avrupa medeniyetinin düşmanıdır.’ Hâlbuki İslam dininin mukaddes kitabı Kur’an-ı Kerim’e göre umumi olarak ilim ve marifet, terakki ve medeniyet, İslam’ın umdesidir. İslam dininde ruhbaniyetin haram olduğu ve Çin’e kadar ilim yolunda gitmek tavsiyesi de bu umdeye şahittir.”3.

        
Başka bir millî aydınımız Ahmet Bey Ağaoğlu, “Bakü Hadiselerine Dair” adlı makalesinde, Kuzey Azerbaycan’ın Çarlık Rusyası ile birleşmesinden sonra burada Ermeni nüfusunun artırılması ve Müslümanlara karşı ayaklandırılması tesadüfi olmamıştır. Özellikle, Kafkas Müslümanlarının medeni ve millî uyanışı Ermenileri rahatsız etmiştir, dedikten sonra şöyle devam etmiştir: “Bu konuda konuşurken ben katiyen o fikirde değilim ki, Müslümanlarla Ermeniler arasında hep dinî yahut millî düşmanlık olmuştur. Tersine, onlar asırlar boyu barış ve dostluk şartlarında yaşamışlar ve hatta şimdi de medeniyetin benzerliklerinin bulunduğu her yerde, ortak çalıştıkları köyler ve obalarda onlar samimi komşular gibi yaşıyorlar, aralarında hiçbir düşmanlık ve ayrımcılık yoktur. Lakin açgözlü, iştahında endaze bilmeyecek derecede haris burjuvazinin ve onun arkasından giden medeni inkişaf bakımından daha ileride olan Ermenilerin her alanda ağalığı kendi ellerine almaya, Müslümanları ise her vasıtayla gözden düşürmeye çalıştıkları ve onlara yukarıdan baktıkları, bütün şehirlerde çatışma ve itirazlar, tabii bir hâl almıştır”4. A. Ağaoğlu’na göre, bu çatışmayla Ermeniler kadar Çarlık Rusyası da ilgilenmiş, hatta Türkiye Ermenilerini de (Andronik vd.) Azerbaycan’daki Türk-Müslüman nüfusun katli için kışkırtmıştır.

        
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu, millî ideolog ve aydınımız Mehmet Emin Resulzade ise bütün bunları Çarlık Rusyası’nın uçlara kadar serptiği millî kin tohumu olarak değerlendiriyor. Ermeni ve Türk milletinin barışseverleri birleşseler Çarlık Rusyası’nın iki komşu halkı birbirine düşman yapamayacağını umuyordu. “Malum olduğu üzere Koloşşapov’u Şuşa olaylarına ‘barış elçisi’ olarak göndermişler. Koloşşapov da ‘barış’çılığını gösterip toplar, tüfekler, ateşler ile barış yapmaya başlamıştır... Ey vicdansız Koloşşapov! Yeter, içtiğiniz insan kanı, yeter iki milleti birbiriyle çatıştırıp sonra her ikisini de yok ettiğiniz! Bu kadar insafsızlık, vahşilik olmaz ama siz yapıyorsunuz! Tutalım ki, nüfus arabozucu ve barış istemiyor. Masum biçare bebekler, hiçbir cinayet işlemeye gücü yetmeyen zayıflar, acizler, çocuklar ne eylesin, onların günahı nedir? Bu yazık, masum milletlerden ne istiyorsunuz? Bunlara ne verdiniz ki, alamıyorsunuz? İnanın ki, bir gün, millet muhakemesinin önünde, tuttuğunuz işlerden sorguya çekileceksiniz! Korkun o günden ey cellatlar, ey insan kanına susamış olanlar!” 5.

        
Günümüzde de Resulzade’nin dediklerinin çok önemli ve geçerli olduğu şüphesizdir. Çünkü şimdi birçoğumuz “Ermeni meselesi”, “Amerikan-İngiliz çifte standardı” ve “Rus şeytanlığı”nın asıl mahiyetini anlayamıyoruz. Demek ki şuurumuzda bir problem var. Aslında bu meseleleri ekseriyetimizin anlayamamasının sebebi kendimiziz. Doğru düzgün ve millî ruhta eğitimin olmaması, muhitten ileri gelen problemler ve en esası toplum karakteri taşıyan millî mefkûrenin olmaması, bunun esas sebepleridir. Artık her bir Türkün kendi arzusu, isteği ve şahsi teşebbüsü ile tarihî hakikatlerden agâh olmaması meselesi sona ermeli, böylelikle “Ermeni meselesi”, “Amerikan-İngiliz çifte standardı” ve “Rus şeytanlığı”nın asıl mahiyeti okullarda, basın yayın dünyasında millete iletilmelidir.

        
Kanaatimizce, bir zamanlar bu işi millî aydınlarımız çok başarılı olarak uygulamışlar. Mesela, Resulzade 1913 yılında İgbal gazetesinde yayımlanan “Ermeni Meselesinden Bir Az” adlı makalesinde, şimdi de Ermeniler Türkiye için bela oldular deyip şöyle devam etmiştir: “Nedir bu Ermeni meselesi? Bu, her şeyden önce bir arazi meselesidir… Hiç bir vilayette oraya Ermenistan dedirtecek kadar nüfusun ekseriyetini teşkil eden bir vilayet yoktur. Bu, Türkiye hakkında tetkikleriyle meşhur olan Avrupa müellifleri tarafından da kabul edilmiş bir hakikattir.”6. Ona göre, Ermenilerin iddia ettikleri gibi, ne mantıken ne de politik bakımdan “Türkiye Ermenistanı” adlı bir anlayış yoktur. Sadece Ermenilerin ve başka milletlerin de yaşadığı birkaç vilayet var.

        
Resulzade, İgbal gazetesinde yayımlanan “Ermeni meselesi çevresinde” adlı makalesinde, yine Doğu Anadolu’da Ermenilerin Müslüman Türk nüfusuna karşı yaptıkları zulümlere işaret ederek bunun arkasında Çarlık Rusyası’nın bulunduğunu yazıyordu. Ona göre, Ermenilerin Türkiye’den ne istediklerinin açık olmadığı bir devirde Çarlık Rusyası’nın onları Müslüman Türk nüfusa zulüm yapmaya zorlaması tesadüfi değildir7. Çarlık Rusyası’nın amacı, Hristiyan Ermenileri bağımsızlık iddiasıyla Osmanlı Devleti’ne saldırtmak ve onların eliyle Müslüman Türk nüfusu bu bölgeden temizlemek idi.

        
Avrupa ve Rusya “Ermeni meselesi”ni ortaya atıncaya kadar Ermeniler, Osmanlı’da en yüksek seviyede yaşamış, hatta Osmanlı Devleti’nin vezirliğinde bile bulunmuşlardır. 1877 yılından sonra Balkan milletlerine uyup da dış etkiler vasıtasıyla bağımsız olmak isteyen Türkiye Ermenileri, bunun sonucunda, İstanbul yönetiminin haklarında beslediği itimadı yitirdiler. Özellikle, 1915 yılında Doğu Anadolu Bölgesi’nde baş gösteren Ermeni isyanları ve bunun sonucunda Ermeniler tarafından Müslüman Türk nüfusunun korkunç cinayetlere maruz bırakılması, İstanbul yönetimini kesin kararlar almaya mecbur etmiştir. Resulzade bunu, 1916 yılının ağustosunda Açık Söz gazetesinde yayımlanan “Türkiye’de Ermeniler” adlı yazısında geniş bir şekilde ele almıştır8. Resulzade bu yazısında, Rusların ve Batılıların eliyle Ermenilerin oyuna getirildiğine ve bunun korkunç sonuçlar doğuracağına işaret ediyordu. Çok geçmeden korkulan başa geldi...

        
O dönemde “Türkiye Ermenistanı”nı uyduran Rusya ve Batı basınının esas amacı, Ermenileri oyuna getirerek Anadolu’da bir Hristiyan devleti kurulmasına nail olmak idi. Bu korkunç siyasetin en acı örneği, 1915 yılının Nisan-Mayıs aylarında Türkiye’nin Kars ve Ardahan bölgesinde, Ermeni ve Rus çetelerinin birleşerek Müslüman Türk nüfusuna karşı işledikleri cinayetlerdir. Çarlık Rusyası’nın ve bazı Batılı devletlerin tahrikiyle baş gösteren kanlı olaylarda, on binlerce Müslüman Türk, feci şekilde öldürülmüştür.

        
Bu bölgeden çok az sayıda Müslüman Türk nüfus, Ermeni ve Rus çetelerinden canlarını kurtararak Azerbaycan’a, Bakü’ye yöneldi. 1915 yılının Mayıs’ında yayımlanan “Kardeş Günü” adlı makalesinde Resulzade, Kars ve Ardahan’da Ermenilerin anlaşılmaz vahşetine uğrayan din ve kan kardeşlerimizin yardıma ihtiyacı olduğunu yazıyor ve şöyle devam ediyordu: “Din ve kan kardeşlerimiz, insanların anlaşılmaz vahşetine duçar olduktan sonra şimdi de doğanın amansız soğuğuna, acımasız hastalıklarla uğrayıp ölümle savaşmaktadır. Fakat ‘İnsan ölürken bile kardeş kucağında ölürse kendisi için bir tesellidir.’ Bu sözü, insanlığa yardım edecek olanlara söylemişler. Kimler demiş? O Ardahan düzünde, Kars dağlarında musibetlerin en büyüğüne uğramış olan kardeşlerimiz, o başı beladaki kardeşlerimiz demişler.”9.

         

        ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

         

        Doç. Dr., Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Felsefe ve Hukuk Enstitüsü, Felsefe ve Sosyal Fikir Tarihi Bölümü, Bakü, faikalekperov@mail.ru

        
1 Amirhanyans, İ., “İslam ve Terakki”, İrşad gazetesi, No: 252-262, Bakü, 27 Ekim 1906.
2 Hüseyinzade, A., “Ermeni Vatandaşlarımıza Tavsiye ve İhtiratımız”, Heyat gazetesi, No: 21, Bakü, 1905.
3 Talıbzade, Y., “Hekiketi İslam”, İrşat gazetesi, No: 23, Bakü, 1905.
4 Ağaoglu, A., “Bakü hadiselerine dair hakikat”, Sankt-Peterburkskie vedomosti gazetesi, S.Petersburg, 21-22 Nisan 1905.
5 Resulzade, M. E., “Belayi Ezim”, Davet gazetesi, No: 14, Bakü, 20 Temmuz 1906.
6 Resulzade, M. E., “Ermeni Meselesinden Bir Az”, İgbal gazetesi, No: 380, Bakü, 9 Haziran 1913
7 Resulzade M. E., “Ermeni Meselesi Etrafında”, İgbal gazetesi, 1914, No: 786, Bakü, 10 Kasım1914.
8 Resulzade, M. E., “Türkiye’de Ermeniler”, Açık Söz gazetesi, Bakı, No: 259, 15 Ağustos 1916.
9 Resulzade, M. E. “Gardaş Günü”, Yeni İgbal gazetesi, Bakı, No: 8, 6 Mayıs 1915.


Türk Yurdu Nisan 2015
Türk Yurdu Nisan 2015
Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele