29 Mart 2009 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimleri Hakkında Bir Değerlendirme

Mayıs 2009 - Yıl 98 - Sayı 261

        Genel Durum

         

        Türkiye bir yerel seçimi daha geride bıraktı. İl genel meclisi üyeleri, belediye başkanları ve belediye meclisleri seçildi. Ancak gerek seçim öncesi propaganda süreçleri ve gerekse seçim sonucundaki tartışmalara bakıldığında seçim, bir yerel seçim özelliğinden çıkmış görünüyor.

         

        29 Mart 2009 yerel seçimlerine giden süreçte,  Türkiye’nin gündeminde ilk sırada ekonomik kriz olması gerekirdi.  Ancak seçim kampanyalarında ekonomik kriz, sanki hiç yokmuş gibi bir  ortamda geçti..

         

        Türkiye nüfusunun neredeyse üçte biri yoksulluk sınırının altında bir gelire sahipti, hiç azımsanmayacak kadar büyük bir nüfus da açlık sınırının altında yaşıyordu. İşsizlik oranı, rekor kırarak % 13’ler seviyesine çıkmıştı. Dolar hızla yükselmiş, 1.80 TL’yi görmüştü. Gazetelerin üçüncü sayfalarında, işsizlik ve borç nedeniyle intihar eden veya üç kuruş para için birilerini öldüren insanların haberleri yer alıyordu.

         

        Türkiye’de yaşanan olumsuzlukların yerine, 29 Ocak 2009 tarihinde Başbakan Tayip Erdoğan’ın Davos’ta Şimon Perez’e “one minute” diyerek yaptığı çıkış gündemdeydi. Türkiye’de yaşanan bütün olumsuzluklara ve bu çıkışın anlamsızlığının sonraki günlerde ortaya çıkmasına rağmen, Tayyip Erdoğan “Davos Fatihi” idi.

         

        Başbakan Tayyip Erdoğan, sanki kendisi Belediye Başkan Adayıymış gibi, inanılması zor bir performans göstererek 70’e yakın miting yaptı. Gerek mitinglerde, gerek bazı Bakanların il gezilerinde, “İktidar partisinin adayına oy vermezseniz hükümetten destek alamazsınız” söylemi, tüm uyarılara rağmen, değişik şekillerde vurgulandı. Vatandaşın kafasında zaten var olan bu inanç, daha da güçlendirildi.

         

        Hükümet, valiler aracılığı ve devletin imkanları ile, birtakım yerlerde, vatandaşlara buzdolabı-çamaşır makinesi dağıttı. Bu konu çok eleştirildi ancak Başbakan Tayyip Erdoğan tüm eleştirilere rağmen bu uygulamayı savundu.

         

        Ocak ve Şubat aylarında, 2009 yılı için öngörülen bütçe açığı, iki ayda aşılmıştı. (İki ay sonunda bütçe açığı 10 milyar doları geçmişti). Ancak bu hiç gündeme gelmedi, hiç konuşulmadı ve tartışılmadı.

         

        Aslında Hükümet ve AKP de pek tartışılmadı. Tartışılan, konuşulan ve hayran olunan tek kişi Recep Tayyip Erdoğan idi. Erdoğan neredeyse tek başına tüm hükümeti ve AKP’yi sırtına aldı, AKP adına görülen/izlenen tek siyasi figür haline geldi.

         

        Yerel hizmetlerin çok az tartışıldığı bir ortamda seçim süreci, parti genel başkanlarının genel siyasete ilişkin tartışmaları ile geçti. Propaganda kampanyalarında bilbordlarda dahi parti genel başkanlarının resimleri asıldı. Birkaç yer ya da isim istisna belediye başkan adaylarının ismi bile telaffuz edilmekten çekinildi.

         

        Ankara Büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerine Kılıçdaroğlu-Gökçek tartışmasının gölgesinde girildi. Ancak Kılıçdaroğlu Ankara Adayı bile değildi.

         

        Kemal Kılıçdaroğlu ile televizyonda bir programa katılmasından itibaren Melih Gökçek’in oyları düşmeye başlamıştı. Aslında 2007 yaz aylarında yaşanan su sorunu yüzünden Ankaralılar Melih Gökçek’e eskisi kadar itibar etmiyordu. Başbakan Tayyip Erdoğan, Melih Gökçek’in adaylığı konusunda büyük tereddüt yaşadı. Ancak Ankara’da aday kampanyası ağırlıklı olarak AK Parti tarafından yönetildi.

         

        Kampanyanın başlangıç aşamasında kısmen Ankara’nın geleceğine ilişkin projeler tartışılsa da genel de tartışma kimlik siyaseti çerçevesinde gerçekleşti. AK Parti adayının genel kampanya argümanı “Sol ya da Karayalçın’ın kazanmaması” üzerine kurgulanırken, CHP “Melih Gökçek’ten kurtulma” argümanını kullandı. Seçimin sonucunu belirleyen ana tartışma da bu oldu. AK Parti seçmeni isteyerek ya da istemeyerek Gökçek’e oy verdi. Mansur Yavaş MHP, merkez sağ ve kısmen merkez soldan oy alırken, Karayalçın CHP ve yüksek gelir gruplarının oylarını aldı.

         

         

        CHP Ne Yaptı?

         

        CHP, Murat Karayalçın’ı aday göstererek, tartışmalı bir başlangıç yaptı.

         

        Murat Karayalçın, planlama uzmanı ve tecrübeli bir siyasetçi olarak kendisinden beklenebilecek minimum performansı bile gösteremedi. Seçim kampanyasını CHP örgütü üslendi ve son derece başarılı bir şekilde sol seçmeni CHP ye yönlendirmeyi başardı.

         

        Bu süreçte CHP’nin yaptığı en doğru ve en güzel şey, laiklik/irtica tartışmasından kaçınmak oldu. CHP, AKP’lilere ilişkin yolsuzluk dosyalarını gündeme getirdi. Yapabildiği tek iş bu oldu. Buna rağmen CHP ve Karayalçın, Ankaralılardan çok yüksek bir oranda oy aldı.

         

         

        MHP Ne Yaptı?

         

        MHP, Mansur Yavaş’ı aday göstererek çok doğru bir başlangıç yaptı.

         

        Son haftalarda, MHP Ankara milletvekilleri Oktay Vural ve Deniz Bölükbaşı’nın Melih Gökçek’e yönelik çıkışları ile bazı tartışmalar gündeme geldi. Ancak MHP parti örgütü seçimde çok da etkin bir rol oynamadı.

         

         

        Mansur Yavaş Ne Yaptı?

         

        Mansur Yavaş, Ankara’ya, hatta bütün Türkiye’ye, temiz, dürüst ve ilkeli siyasetin mümkün ve gerekli olduğunu gösterdi.

         

        Seçim kampanyasını, hiç kimse ile kavga etmeden sürdürdü. Tüm Ankaralıların gözünde “iyi adam” oldu.

         

        Ankara hakkındaki projelerinde ısrarcı oldu. Hatta projelerinin dışında çok fazla konuşmadı..

         

        Onunla konuşan, onu dinleyen, hatta onu gören herkes, Mansur Yavaş’a sempati duydu, hatta sevdi. Ama Mansur Yavaş seçimi kazanamadı.

         

         

        29 Mart 2009’da Ankara’da Ne Oldu?

         

        Tüm olumsuz şartlara rağmen Melih Gökçek, 4. defa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Melih Gökçek, Ankara’da düşük gelir ve eğitim gruplarının oyunu aldı. AK Parti Oyunun üzerine çıkamadı. Son yerel seçimlere göre oy oranını 15 puandan fazla düşürdü. Ak Parti Çankaya dışında Yenimahalle ilçesini de CHP ye kaptırırken, Belediye meclisi üyeliklerinde istediği/beklediği sonucu alamadı.

         

        Murat Karayalçın, Melih Gökçek’e karşı 4. ve belki de artık son kez kaybetti. Ancak CHP metropol ilçelerden Çankaya ve Yenimahalle’yi kazandı. Düşük gelir ve eğitim gruplarının oyunu almakta zorlandı. Her şeye rağmen oy oranını da yükseltti.

         

        Mansur Yavaş, Büyükşehir Belediye Başkan olamadı ama MHP’nin 40 yıldır Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde hiç alamadığı kadar yüksek oranda bir oy aldı. Hatta MHP’nin il genel meclisi oylarının artmasına da katkıda bulundu. MHP, Metropol ilçelerden Etimesgut ve Gölbaşında seçimi kazandı.  Orta gelir ve eğitim gruplarından diğer partilere göre daha yüksek oy aldı. Bu durum, önümüzdeki dönemde MHP’nin Türk siyasetinde özellikle orta sınıfların kazanılması açısından yeni bir rol oynayabileceğini göstermesi bakımından anlamlıdır.

         

        Yerel seçimlerin kendine özgü bir yapısı vardır. Hiç şüphesiz seçimlerde seçmeni sandık başına götüren pek çok faktör olmuştur. Bu süreçte asıl önem taşıyan nokta ise yerel seçimlerin önümüzdeki süreçte Türk siyasetine ne şekilde etkide bulunacağını araştırmak ve tespit etmektir.

         

         

         

         


Türk Yurdu Mayıs 2009
Türk Yurdu Mayıs 2009
Mayıs 2009 - Yıl 98 - Sayı 261

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele