Ahiretten Bir Mektup: “Ben Türküm Cancağazım”

Mart 2009 - Yıl 98 - Sayı 259

                    Cancağızım,

         

                    Ne oluyor? Kıyamet mi koptu? Bir yere mi göçüyoruz? Sabahleyin erken kalkan “aslında ben…” diye söze başlıyor. “Aslında ben”leri hesaplarsak memlekette Türk, neredeyse kalmayacak. Hürriyetin ilanından sonra da böyle olmuş, aslını hatırlayanların neşrettikleri gazeteler ve küşadına muvaffak oldukları cemiyetlerden ortalık toz duman olmuştu. Aynı günleri yeniden intikal ediyoruz. İlk hengameden sonra ortaya bir vatan çıkmıştı. Acaba bu yenisi hangi semereyi verecek?

         

                    Cancağızım,

         

                    Aslında herkes “aslında” ne olduğuna karar verebilir veya “aslını” kendi iradesiyle seçebilir. Buna bir sözümüz de olamaz. Yapacak bir şey yok. Ama başkalarının “aslında” ne olduğuna karar verme hakkı ve imtiyazını kadir-i mutlak kimseye vermemiştir. Üstelik “istikbal bir sihirbaz eliyle değiştirilebilir” ama böyle bir imkan mazi içinde yoktur.

         

                    Son zamanlarda benim de aslımın ne olduğunu fazlasıyla merak eden insanlar ortaya çıktı. Çıkabilir a, ne denir? Ama yazdıklarıyla hangi Ömer Seyfeddin’i anlattıklarını bir türlü fehmedemedim. Bu arada hakkımda tez yaparak akademik unvan koparanlardan da hakikatin beyan ve ayan edilmesini beklemek gibi bir gaflette de bulundum. Ne bir ses, ne bir nefes. Ömer Seyfeddin veya “Ömer Bey” mütehassıslarından bizi mütehassis ve memnun edecek birkaç satırcık sâdır olmadı. Ne çok meşguliyetleri varmış…

         

                    Cancağızım,

         

                    Hâl-i hayatımda da yazmıştım, ama ısrarla Çerkes olduğumu yazanlar[1], herhalde yazmaktan, okumaya fırsat bulamıyorlar. Rumeli taraflarında bir söz vardı: “Okumayı bilmeyip yazan, o’dur dünyayı bozan” diye. Bir yazmak için on bir okumak lazım iken, on bir yazanlar bir bile okumuyorlar herhalde. Hayret ve pes doğrusu… Eski günleri hatırladım. Meşrutiyetin ilk zamanlarında herkes okumadan yazıyor, dinlemeden vuruyordu. Tarih ezelî ve ebedî bir tekerrür mü yoksa?

         

        Cancağızım,

         

                    Bir işe yarayıp yaramaması hiç mühim değil, seksen sekiz sene önce bana Çerkes diyen Sebilü’r-Reşad mecmuasına (sayı 376, 31 Teşrin-i evvel 1334) gönderdiğim mektubun bir suretini de size takdim ediyorum. Bu, ahiretten ilk ve inşallah, son mektubumdur:

         

                    Muhterem Efendim,

         

        375 numaralı nüshanızda bana “Çerkes” diyorsunuz. Ben milliyeti “ırk” diye anlamam. Milliyet “din, lisan, ırk” birliğidir. Bununla beraber “Çerkes” değilim. Pederimin Sarıyar’da Hüseyinağa Mahallesinde 38 numaralı hanede mukim Piyade Binbaşılığı’ndan mütekaid Ömer Şevki Efendi’dir. Kendisi bir kelime Çerkesçe bilmez, Kafkasyalı bir Türk’tür. Gidip bizzat tahkikat yaparsınız. İstanbullu olan annem de meşhur Haseki Mustafa’nın torunudur.

         

        24 Teşrin-i evvel 1918

         

        Ömer Seyfeddin

         


        


        

        [1] Hakkında, okunmaya değer tek tercüme-i hâl kitabını yazan Tahir Alangu “Çerkes” olduğunu gösteren birçok delilleri nereden bulmuş bilmiyorum. Benim zamanımda Ankara’dan ötesine Kürt, Samsun’dan sonrasına da Laz denirdi. Bütün Kafkasyalılar ise tabii Çerkes sayılırdı (Ömer Seyfeddin – Ülkücü Bir Yazarın Romanı, İstanbul, 1968 s. 22). İzzet Kandemir “Türkçü bir Çerkes yazar” demiş ve Hatko kabilesinden olduğunu yazmış. Ben dünyada iken Hatko kabilesinden kimseyi tanımadım. Adem babamızdan ötürü akrabam olduklarına itiraz edemem tabii (Muhaceretteki Çerkes Aydınları, Ankara, 1991, s. 61) ama doğrusu “Kafkas kökenli” olan babam Ömer Şevki Bey’dir, ben Gönen’de doğdum.” Türküm ve “köken” aramak gibi bir ihtiyaç içinde de hiç olmadım. Bulgar zade Ahmed Vefik Paşa’ya “bir Yahudi muhtedinin torunu” diyen Mümtazer Türköne “Çerkes olduğuma dair kıylü kâli, bir ilim adamı olarak, nakletmemeliydi. Yazısının çarpıcılığı ve vurucu gücü böyle bir kıyl-ü kâle muhtaç değildi. (Türkiye Günlüğü) Sayı 29, Temmuz-Ağustos 1994 s. 24-34’ten naklen: Modernleşme Laiklik ve Demokrasi, Ankara, 1994 s. 50).

        * Müsevvidi A.B.


Türk Yurdu Mart 2009
Türk Yurdu Mart 2009
Mart 2009 - Yıl 98 - Sayı 259

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele