Ömrümüz Gurbet

Ocak 2009 - Yıl 98 - Sayı 257

         “Ömrümüz Gurbet”, hikâyeleri ile tanıdığımız Osman ÇEVİKSOY’un 2. romanı. Elips Yayınları arasında, 2008 yılı nisan ayında çıktı. Yazarın ilk romanı, “Başıma Dağlar Düş”, Kültür Bakanlığı tarafından 1991 yılında basılmıştı. Çeviksoy, yaptığımız bir telefon görüşmesinde, ikinci romanı için; “Almanya’dan dönüşte yazmıştım, öylece duruyordu. Yeniden ona döndüm, olgunlaştırdım.” dedi. Almanya’da beş yıl öğretmenlik yapmış, bazı hikâyelerinde oradaki işçilerimizi de anlatmıştı. Yazarlık karın doyurmadığı için, ülkemizde edebiyat öğretmenliğine devam eden yazar, haklı olarak ancak emekli olduktan sonra ikinci romanının üzerine eğilebilmişti. İyi ki emekli oldu; hem bir roman hem de yeni hikâyeler yazarak, özlediğimiz Çeviksoy üslubuyla yazılmış eserlerle yeniden buluşmanın sevincini yaşattı okurlarına.         

         

        Roman, Almanya’daki, daha doğrusu Avrupa’daki insanımızın fotoğrafını çekmiş. Eksport Rıza ve aile fertlerinin durumu okuyucuyu üzerken, Halil’in kendini toparlaması, çoluk çocuğunu toplayıp kesin dönüş yapması sevindiriyor. Halil’in oğlu Murat’ın şahsında temsil edilen gençlerimizin yurt dışında, adeta Sırat köprüsünde yaşadığını hissediyorsunuz.

         

        Eserin konusu üzerinde fazla durmayacağım. Ömrümüz Gurbet’i okurkenki duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bazı romanlarda bölüm başları rakam verilerek tespit edilir. Bu eserde, her bölüme ayrı bir başlık ad olarak verilmiş. Kapakta her ne kadar roman olarak belirtiliyorsa da bölüm başlıklarını görünce bir hikâye kitabı ile karşı karşıya olduğunuz hissine kapılıyorsunuz. Eseri okuyup bitirdikten sonra, bir de herhangi bir-iki bölümü müstakil olarak okuma arzusu doğdu bende. “Onlardan hikâye tadı alabilecek miyim; Çeviksoy romanının her bölümünü müstakil bir hikâye olarak mı yazmış acaba? Yeni bir tarz mı denemiş?” diye düşünüyorum. Bu düşünce, eseri okumadan önce gelmiş olsaydı, hemen birkaç ayrı bölümü okur ve görüşlerimi burada yazardım; yine okuyacağım ancak zamanın biraz geçmesi ve romandan biraz uzaklaşmam gerekiyor…

         

        Avrupa’da üç-dört milyon insanımız var. Sayı hiç de az değil… İnsanımız artık oraya yerleşti, kökleşti. Biraz para biriktirip geriye dönme hayaliyle giden işçi kardeşlerimiz birinci nesil, dede-nine oldular. Evlatları büyüyüp orada meslek sahibi olduktan ve onları evlendirdikten sonra torunlarını da kucaklarına aldılar. Türkiye’ye dönerek iş kurma hayalini pek azı gerçekleştirebildi. Evlatlardan, torunlardan kopamadılar; Avrupalı oldular…

         

        O ülkelerdeki insanlarımız kendi aralarında Türkçe konuşuyorlar. Ancak dışarıda bulundukları ülkenin dili ile konuşmak durumundalar. Bu sebeple Türkçe kelime hazneleri daraldığı gibi, konuşma dillerine o ülkenin kelimeleri de karışmaya başladı. Türkçe açısından beslenmeleri gerekiyor. Uydu yayınları arasından Türkiye televizyon kanallarını da seyretmeye başlayınca dil açısından gerileyiş kısmen durmuştur diye düşünüyorum. Ancak yeterli bulmuyorum, çünkü televizyonlardaki Türkçenin durumu da malûmunuz.

         

        Avrupa’daki insanımızın Türkçe açısından beslenmesinin en tesirli yolu, onları edebî eserlerle buluşturmak... “Ömrümüz Gurbet” türünden eserler bu açıdan önem arz ediyor; çünkü o coğrafyayı, o coğrafyada yaşananları anlatıyor. Kitabı okuyan insanımız; o eserde kendini, kendi çevresini, çevresindeki insanları ve olayları bulacak. “Ömrümüz Gurbet” Türkiye’de okunmalı fakat –mutlaka- Avrupa’daki insanımıza da ulaştırılmalı… Yalnız bu eser mi? Hayır… Avrupa’da yaşayan, yaşamış yazarlarımız; her yaştan insanımıza, özellikle çocuklarımıza hitap eden, oraların hikâyelerinin işlendiği eserler yazmalı; bu eserlerin Avrupa’daki Türk insanına ulaşması sağlanmalıdır. Bu bir proje olarak düşünülecek teklif; öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin görevi olduğu gibi yazarlarımızın ve hem Avrupa’daki hem de Türkiye’deki bazı derneklerin de görevleri arasındadır.   

         

         


Türk Yurdu Ocak 2009
Türk Yurdu Ocak 2009
Ocak 2009 - Yıl 98 - Sayı 257

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele