Bir Asır Sonra Balkan Savaşları

Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329

        Balkan Savaşları, öncesi, anı ve sonrasıyla çok önemlidir. Elimizdeki eserde Balkan Savaşları ile alakalı siyasi, askerî, sosyal ve kültürel açılardan inceleyen makaleler bir araya getirilmiştir. Makaleler ihtiva ettiği konular itibarıyla Redif Teşkilatı’ndan savaşta motorlu araç kullanımına ve savaşın edebiyata yansımalarına kadar geniş bir yelpazededir.

         

        Eser için “girizgâh” olarak rahmetli Yılmaz Öztuna’nın Büyük Türkiye Tarihi, C.7, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1978, s.263-278’deki Balkan Savaşı’yla alakalı yazısı aynen alınmıştır. Ülkemizde tarihi coğrafyayı rahmetli Öztuna’dan daha iyi ya da en az onun kadar iyi kullanan akademisyen veya tarihçi-yazar olarak anılan zannımızca çok kimse yok gibidir. Öztuna’nın yazısının akabinde yer alan haritalar, hem Öztuna’nın yazısını anlamak adına hem de savaşın öncesi ve sonrasını anlamak adına iyi olduğu kanaatindeyiz. Haritadan sonra kaba-taslak bir kronoloji verilmiştir.

         

        Ardından Dr. Mustafa Beşikçi’nin hazırlamış olduğu “Balkan Harbi’nde Osmanlı Seferberliği ve Redif Teşkilatının İflası” başlıklı yazının muhtevası, Balkan Savaşı’nda Osmanlı askeri teşkilatının durumu, nizamı ve seferberlik hâli ile redif teşkilatının savaştaki rolüdür. Yazar, Osmanlı Devleti’nin II. Mahmud ile birlikte askeri sistemde modernleşmeye gittiğini ve Osmanlı için öncesi ve sonrasıyla bir Balkan harbi muhasebesi yapılacaksa bu işin Osmanlı askeriyesinin insangücü seferberliği yeteneğinin analiziyle başlaması gerektiğini belirtir (s.48-49). Redif birliklerinin pek çok sorunu vardı. Başlıca sorunları ise askeri nizam ve teşkilatçılığın yok denecek seviyede olması, yeterli sayıda subay kadrosunun olmaması ve moral olarak hazır olmamalarıdır.

        

        “Balkan Savaşlarında Bir Siper Savaşı Örneği: Birinci Çatalca Muharebesi” başlıklı yazısıyla Doruk Akyüz, Balkan Savaşı ve akabinde I. Dünya Savaşı’nda önemli bir yeri olan siper savaşlarına değinmiştir. Yazar öncelikli olarak siper savaşının ne olduğunu, nasıl ve ne zaman ortaya çıktığını ve gelişim sürecini anlatmıştır. Ayrıca Birinci Çatalca Muharebesinde Türk ordusunun maddi-manevi durumunu ele almış olup aynı zamanda Bulgar ordularının da durumunu tetkik etmiştir. Türk ordusu ile Bulgar ordusunun savaş şartlarını da karşılaştırmıştır.

         

        Mustafa Yeni, kaleme almış olduğu “Makinelerin Savaşı: Balkan Savaşlarında Motorlu Taşıt Kullanımı (1912-1913)” başlıklı yazısında; motorlu taşıtların savaş meydanlarında ortaya çıkış sürecini, Balkan Savaşı’nda motorlu taşıt kullanımı, hem Osmanlı hem de Balkan devletlerinin motorlu taşıt kullanma durumunu, yolların yapımı ve bakımı, Osmanlı’nın araçlarla ilgili yaşadığı yedek parça sıkıntısı, nakliye ve benzin ikmal sorunlarını nasıl hallettiği gibi sorulara cevap vermiştir.

         

        Doç. Dr. Mesut Uyar, yazmış olduğu “Osmanlı Askeri Rönesansı: Balkan Bozgunu ile Yüzleşmek” adlı makaleyi yazma ve böyle bir başlık atma sebebi olarak, savaşla ilgili tartışmaların açık ve geniş bir katılımla ve samimiyetle yapılması ve modern askeri gereklerin dile getirilmiş olmasından kaynaklandığını belirtiyor (s.117). Ayrıca Balkan bozgununun Osmanlı askeriyesinin tartışılmasına imkân verdiğini de belirtmiştir (s.118).

         

        Bir sonraki yazı ise rahmetli Nevzat Kösoğlu’nun “Balkan Savaşı ve Enver Bey” adlı yazısıdır. Yazının muhtevası ismine münhasır olarak Enver Bey’in Balkan savaşlarındaki rolünü ele almakla birlikte Enver Paşa’nın Libya’daki faaliyetleri, Osmanlı siyasi hayatındaki İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf fırkaları arasındaki rekabet de bir nebze olsa anlatılmıştır. Ayrıca Almaların Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerine de kısaca değinilmiştir.

         

        Dr. Hasip Saygılı “Balkan Harbi’nde Osmanlı Bozgunun Karanlık Yüzü: Dönemin Tanıklarının Gözüyle Müslüman Ahalide İnsan Kalitesi ve Sosyal Çözülme Problemi” başlıklı yazısında Osmanlı’nın uğradığı Balkan bozgunun pek çok yönden incelenmiş olduğunu fakat savaşın sosyal kontekstinin iyi bir tahlilinin yapılmadığını belirtir (s.149). Yazar, makalesinde Mustafa Kemal (Atatürk), Fevzi (Çakmak), Tahsin Paşa, Rahmi (Apak) gibi askerlerin ve Fatih Kerimi, Tüccarzade İbrahim Hilmi, Aram Andonyan, Abdürreşid İbrahim, Stephan Lauzan gibi gazeteci-yazar ve fikir adamlarının eserlerine başvurmuştur. Bu isimlerin Balkan bozgunun yaşanmasında birleştikleri ortak noktalar olduğunu ve öne çıkan başlıkların ise nitelikli insan gücünün eksikliği, sosyal değerler sisteminin aşınması, halkın psikolojisindeki kayıtsızlık hâli ve ordunun insan kalitesi problemi olduğunu belirtir, yazısını da bu başlıklara göre şekillendirmiştir.

         

        Oğuzhan Saygılı “Balkan Bozgunundan 100 Yıl Sonra Tataristanlı Bir Gazetecinin Gözlemleri: Fatih Kerimi’nin ‘İstanbul Mektupları’ başlıklı yazısı ülkemizde pek fazla önemsenmeyen Tatar aydın Fatih Kerimi’yi ve İstanbul Mektupları isimli eserinin incelenmesini havidir. Oğuzhan Saygılı, mezkûr eser ve yazarıyla ilgili hazırlamış olduğu bu çalışmada, Fatih Kerimi’nin İstanbul’a gelişini ve İstanbul’a ait ilk izlenimlerini; Abdullah Cevdet, Enver Paşa, Ziya Bey (Gökalp), Mehmet Akif (Ersoy), Mehmet Emin (Yurdakul), Halide Edip gibi devrin aydınlarıyla olan görüşmelerini, Osmanlı ülkesindeki kadınların eğitim durumu ve modernleşmesi hakkında öne sürdüğü fikirleri incelemekle birlikte esasen Balkan Harbi’yle alakalı yazdıkları üzerinde durmuştur. 

         

        Prof. Dr. Haluk Harun Duman’ın hazırlamış olduğu “Balkan Felaketinin 100. Yılında Savaşın Edebiyattaki Yankıları” başlıklı çalışma da Balkan Harbi’nde Osmanlı yazar ve fikir adamlarının savaşa bakışlarını yani bir nevi “savaş edebiyatı” oluşturma/oluşturabilme çabalarını anlatmıştır. Osmanlı’nın Avrupa içlerindeki son hazin macerası olan Balkan Harbi’nin Osmanlı basınında geniş yankı bulduğunu ve sansüre uğramadığını belirten yazar, ayrıca bu neşriyatın toplumun sıkıntılarını hafifletmek ve geçmişteki şan ve şeref levhalarının hatırlatılmasıyla geleceğe güvenle bakıldığını da ifade etmiştir (s.190). Dönemin şiir, öykü ve roman çalışmalarını ve şair-yazarlarını işleyen Duman, şu neticeye varmıştır. Bu dönemde oluşturulmaya çalışılan sanat anlayışında Türk’ün kahramanlık ve cesaret hasletleri tema olarak işlenmiştir. Fakat gerek şairler gerekse de yazarlar şiir ve romanlarında savaşın ruh hâlini yansıtmaya çalışmış olsalar da yetersiz kalmışlardır.

         

        İsmail Küçükkılınç’ın Sovyet devriminin mimarlarından Leon Troçki ve Balkan harbine dair eseri Balkan Savaşları’nı incelediği “Bir Gazeteci Olarak Leon Troçki’nin Balkan Savaşları Kitabı” adlı makalesi esasen mezkûr dönemin önemli bir kaynağını ele alması bakımından mühim bir değerlendirme yazısıdır. Yazısına Troçki’yi ve dönemin yani savaş ortamında gazetecilerin durumunu ele almakla başlayan yazar burada bilhassa yabancı gazetecilere karşı uygulanan sansüre değinmiştir. Yazarın Troçki’yi değerlendirirken üzerinde durduğu temel husus onun diğer Batılı ve Rus gazeteci ve gözlemcilerden farklı olduğu, doğru bildiği neyse onu yapmaktan çekinmeyeceği, hatta bunun için kendi meslektaş, fikirdaş ve vatandaşlarıyla dahi ayrılığa düşme riskini göze aldığıdır.

         

        İsmail Küçükkılınç yine Balkan Harbine dair önemli bir eseri tanıtmıştır: “Aram Andonyan’ın Balkan Harbi Tarihi”. Yazar Andonyan’ın Ermeni soykırım iddialarına destek verdiğini belirtmişse de ardından eserinin değerinden ve verdiği bilgilerden faydalanmak gerektiğini ifade ederek hakkının teslim edilmesi gerektiğini ve Osmanlı’nın savaşta mağlup olmasından ve Müslümanlara yapılan mezalimden dolayı üzgün olduğunu da sözlerine eklemiştir.


Türk Yurdu Ocak 2015
Türk Yurdu Ocak 2015
Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele