Mirza Bala Mehmetzade Hakkında Bir Vesika

Temmuz 2010 - Yıl 99 - Sayı 275

                   Çarlığın yıkılmasından sonra Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle başlayan cumhuriyet ve Sovyet dönemleriyle ülke dışında yürütülen siyasi mücadelenin önemli isimlerinden biri de Mirza Bala Mehmetzade’dir.13 Ağustos 1898 tarihinde Azerbaycan’ın Apşeron bölgesinin Zire köyünde doğmuştur.1907 yılında Bakü’de kaydolduğu Yedinci Türk-Tatar okulunu 1911’de, Rüştiyeyi 1914yılında bitirmiştir. Rusça ve Farsça dillerini iyi derecede öğrenmiştir.1915 yılında yazarlık hayatına Mehmet Emin Resulzade’nin çıkardığı Açık Söz gazetesinde, ilk siyasi faaliyetlere ise Teknikum öğrencisi iken Muhammediye teşkilatında başlamıştır.1918 yılında Müsavat Partisi’nin alt kanadı olan Gençler Cemiyeti’nin aktif üyesi olmuş,1920’de Azerbaycan’ın Bolşevikler tarafından işgal edilmesi üzerine mücadele arkadaşlarıyla birlikte Mehmet Emin Resulzade’yi ziyaret ederek mevcut durumun değerlendirmesini yapmışlar, gizli mukavemet komitesinin kurulması kararlaştırılmıştır. Bu komiteyi kurma ve rehberlik etmesi görevi Mirza Bala’ya verilmiştir. Gizli çalışmaları sırasında aynı zamanda Kuzey Kafkasya’daki gizli teşkilatlarla da bağlantı kurmuştur. Müsavat Partisi, komünizmin ilk dönemlerinde gizli faaliyetinde mensuplarının ideolojik donanımlarını yüksek tutmaya gayret göstermiştir. Gizli matbaası vasıtasıyla bildiri ve gazete neşriyatı sürdürülmüş, aidat toplanarak Resulzade’nin Moskova’dan yurt dışına kaçması organize edilmiştir. Bu mücadeleler esnasında Mirza Bala tutuklanmasına rağmen hapishaneden kurtulma başarısı göstermiştir. Etrafındaki çemberin giderek daralması üzerine teşkilattaki aktif arkadaşlarının yardımıyla Mayıs 1923’te İran’a kaçırılmıştır.

         

               İran’da bulunduğu yıllar içinde siyasi faaliyetini aralıksız sürdürmüştür. Burada Rus Çeka idaresi ve yerli ajanların etrafını çevirmesi ve çalışmalarını önlemeleri üzerine 1927 yılında İstanbul’a gelmiştir. Burada Resulzade’nin yanında yer almış 27 Nisan 1924 tarihinde kurulan Azerbaycan Milli Merkezi’nin yönlendirdiği yayın faaliyetlerine iştirak etmiştir. Muhaceret döneminde çıkarılan gazete ve dergilerde açık ve müstear imzalarıyla çok sayıda makale neşretmiştir. Yazılarının yanında günümüzde bile temel başvuru kaynağı olma özelliğini muhafaza etmekte olan eserler hazırlamıştır. Bu faaliyetleri yanında yüksek öğrenimine devam ederek elde edeceği diploma vasıtasıyla geçimini kolaylaştırmayı düşünmüş olmalıdır. Hakkında yapılan yüksek lisans tezinde 1926 yılında İstanbul’a geldiği ve aynı yıl hukuk fakültesini kazanarak kaydını yaptığı belirtilmiştir.

         

         

        [1] Bu tez hakkındaki eleştiri yazımızda geniş olarak belirtildiği gibi Bala hakkındaki biyografi bilgileri düzensiz verilmiş, kullanılan kaynakların irdelenmesine özen gösterilmemiştir.[2] Onun İstanbul’daki yüksek öğretime başlama tarihi hakkında da gerekli inceleme yapılmamıştır.

         

        Arşivimizde onun hakkında bulunan belgeleri neşrederek yanlış bilgileri düzeltmek hem de                               Azerbaycan’ın komünizme geçiş döneminde Bakü’de üniversitede görev yapan iki değerli eğitimciyi Dr. Halil Fikret Kanad[3] ile Prof. Dr. İsmail Hakkı Ertaylan’ı bu vesileyle zikretmek gerekiyor. Azerbaycan’da egemen olan Bolşeviklerin milli kültür mensuplarını sistemli biçimde tasfiye etmeleri üzerine komünist olmalarına rağmen milli yönleri bulunan yönetim kadroları milli eğitime önem vermek gerektiğini idrak etmişlerdir. Eğitim alanında ihtiyaç duyulan, yetişmiş insan gücünün karşılanması gayesiyle 1922 yılında Türkiye’den ve Sovyetlere bağlı diğer Türk Cumhuriyetlerinden öğretmen talep etmişlerdir. Kazan’dan Türkolog Aziz Gubaydillin, Kırım’dan dilci Bekir Sıtkı Çobanzade, Özbekistan’dan Halid Seyid Hocayev Azerbaycan’a gelerek talihsiz biçimde tasfiye edilmelerine kadar burada görev yapmışlardır. Türkiye’den 1923 yılı baharında Ankara Hükümeti’ne ulaştırılan bu talebe Muhittin Birgen, Dr. Halil Fikret Kanad ve İsmail Hakkı Ertaylan icabet etmiş, anlaşma üzerine Azerbaycan’a gidip yüksek öğretim kurumlarında görev yapmışlardır. Onların buradaki görevleriyle ilgili tafsilatlı bir araştırma bulunmamaktadır.[4] Sadece Ertaylan, Azerbaycan’daki görev dönemi ile ilgili hatıra parçalarını bir makale halinde neşretmiştir.[5] İttihat ve Terakki’nin politikaları doğrultusunda Almanya ile kurulan yakın ilişkiler sonucunda 1910 yılında burslu olarak Cevat Dursunoğlu, Ali Haydar Taner[6] ile birlikte bu ülkeye gönderilen Kanad, Berlin ve Leipzig’te felsefe, eğitim psikolojisi ve tarih okumuş ve 1917 yılında doktorasını tamamlayarak dönmüştür. Köy Enstitüleri uygulaması hakkında Tonguç’tan farklı görüşler taşıması,[7] ona muarız olan Kızılçullu Köy Enstitüsü Müdürü Emin Soysal’la hısım bulunması sebebiyle bir kesim tarafından haksız biçimde Nasyonal Sosyalist fikirler taşıdığı suçlamasına maruz kalan Kanad’ın, alanında çok sayıda eseri ve makalesi bulunmasına rağmen siyasi görüşlerini açığa vuran ve Azerbaycan’da bulunduğu yıllarla ilgili herhangi bir yazısı bulunmamaktadır.

         

              1923-1926 yılları arasında Azerbaycan’da görev yapan Kanad ile Ertaylan’ın ilişkilerinde dikkatli olmalarına rağmen güvenlik servislerince yakından gözlendikleri sonraki 1930-1937 yılları arasında, Stalin tarafından sistemli biçimde gerçekleştirilen milli münevverlerin tasfiyesi hareketinde sorgulanan maznunlara yöneltilen sorulardan anlaşılmaktadır. Bakü kadın pedagoji Teknikumu Müdürü olan Medine Mehdikızı Gıyasbeyli’ye tutukluluğunda Kanad ve Ertaylan’la ilişkileri sorulmuştur.[8] Kırımlı dil bilgini Çobanzade sorgulamasında, ‘Aksinkılabı milletçi grupta Halit Seyid, Mikail Müşfik, Ali Hüseyinzade, Hüseyin Cavid, Ahmet Cevad, Abdulla Şaik ile kendisinin bulunduğu’nu itiraf etmek zorunda kalmıştır.![9]

         

              Mirza Bala yüksek tahsil yapmak üzere herhangi bir eğitim kurumuna kaydını yaptırabilmek için elinde lise ve dengi bir orta öğretim kurumundan mezun olduğunu gösteren bir belgenin bulunmadığı, yapılan işlemlerden anlaşılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı diploma denkliğinin onanması hususunda başlangıçtan itibaren hassasiyet göstermiştir. Rusya’da Sovyet egemenliğinin tesisinden sonra Türkiye’ye gelen muhacirlerin öğrenim durumlarının tespiti ile ilgili başvurularda muhakkak belge istenmiştir. II. Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra Avrupa’dan Türkiye’ye gelen Türk asıllı eski kızıl ordu mensuplarının öğrenim durumlarının tespiti hususunda devletin üst seviyede özel ilgisi sebebiyle beyana dayanan taleplerde, alan uzmanlarından teşkil edilen heyetler marifetiyle denklik kararı verilmiştir.

         

                 Mirza Bala’nın yanında öğrenim seviyesini gösterir belgenin bulunmaması sebebiyle başvurusu üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın Kanad ve Ertaylan’a gönderdiği yazıda;  onun Bakü Darülfünunu İçtimaiyat ve İktisadiyat Fakültesi’ne devam etmiş olduğu hususunda kendilerini tanık gösterdiğini, ilgilinin üniversiteye devam edip etmediğinin ve adı geçen üniversiteye devam için lise mezunu olmanın şart olup olmadığının yazılı olarak bildirilmesi belirtilmiştir(EK: I).

         

               Başkanlığın bu yazısının arkasına o tarihte Gazi Orta Muallim Mektebi Terbiye ve Terbiye Tarihi Öğretmeni olarak görev yapmakta olan Kanad el yazısı ile Azerbaycan’da bulunduğu yıllarda yakından tanımış olmalı ki, Bala’nın Bakü Darülfünunu İçtimaiyat ve İktisadiyat Fakültesi’ne devam etmiş bulunduğunu ve adı geçen fakülte ve üniversiteye devam için lise mezunu olmak şartının bulunduğunu tasdik etmiştir(Ek: II). Kanad’la aynı okulda Türk Edebiyatı Tarihi öğretmeni olarak görev yapmakta olan Ertaylan’da el yazısı ile aynı açıklamayı yapmıştır.

         

               Tanıkların açıklamaları üzerine Talim ve Terbiye Kurulu’nun o dönemdeki çalışma usulüne göre kurul üyesi Ali Haydar Taner’in 23.06.1930 tarihli notunda, ‘yapılan tahkikata nazaran lise derecesinde tahsil görerek Bakü Darülfünuna müdavim bulunduğu anlaşılan Mehmetzade Mirza Ali Bala Efendinin darülfünunumuza kabulüne müsaade olunabilir’ kaydını düşmüştür.

         

               Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği 23.06.1930 tarih ve 999 sayılı yazıda, Azerbaycanlı Mehmetzade Ali Bala Efendinin yapılan tahkikat neticesinde lise derecesinde tahsil görerek Bakü Darülfünuna devam ettiğinin anlaşıldığı bildirilmiştir. Bala’nın bu yazı üzerine İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydını yaptırdığı fakat okulu tamamlayamadığı anlaşılıyor. Bu yazışmalardan öğrendiğimiz başka yeni bir bilgide onun kullandığı isimlerin içinde Ali’nin de bulunmasıdır. Bala ile ilgili biyografi ve hatıra yazılarında bu ad hiç zikredilmemektedir.

         

               Mehmet Emin Resulzade’nin 1955 yılında ölümü üzerine Müsavat Partisi’nin Başkanlığına seçilen Bala, Almanya’da Sovyetler Birliği’ni Öğrenme Enstitüsü’nün Öğrenme Kurumu’nda görev yapmakta iken geldiği İstanbul’da 08.03.1959 tarihinde vefat etmesine kadar görevini sürdürmüştür.

         

         

         

        

         

        

         

        

         


        


        

        [1] Dr. Afgan Veliyev, Azerbaycan Siyasi Düşünce Tarihi ve Mirza Bala Mehmetzade 1898-1959,İstanbul 2006,s.115


        

        [2] Ömer Özcan, Azerbaycan Siyasi Düşünce Tarihi ve Mirza Bala, Türk Yurdu, sayı 236,Nisan 2007,s.50-57


        

        [3] 1892-1974 tarihleri arasında yaşayan Kanad, Türkiye’de pedagojinin öncülerinden ve Gazi Eğitim Enstitüsü’nde bölümün kurucusudur. Milli Eğitim Bakanlığı’nda değişik görevlerde ve Talim ve Talim Kurulu üyeliğinde bulunmuştur.


        

        [4] Bir araştırmacının Muhittin Birgen’in Azerbaycan’daki faaliyetlerini incelerken varlığından haberdar olduğu Kanad hakkında bilgi bulunmadığını belirtmesi üzerine kısa bir açıklama neşrettik: Dr. Halil Fikret Kanad Hakkında, Toplumsal Tarih, sayı 34,Ekim 1996,s.6


        

        [5] İsmail Hakkı Ertaylan, Azerbaycan’da Dörtbuçuk Yıl, Dergi(Münih),sayı 13,1958,s.84-92


        

        [6] 1883-1956 yılları arasında yaşayan Taner, Milli eğitimin çeşitli kademelerinde öğretmen ve yönetici, Talim ve Terbiye Kurulu ve İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevlerinde bulunmuştur.


        

        [7] Kanad, Köy Enstitüleri uygulaması ile ilgili düşüncelerini ,’Milliyet İdeali ve Topyekün Milli Terbiye, Ankara 1942’ isimli eserinde geniş olarak açıklamıştır.1940’lı yılların başında hükümetin köy enstitülerine ağırlık vermesi yanında Kanad, eğitimle ilgili düşüncelerini tek partinin resmi yayın organı olan Ulus’ta her hafta neşretme imkânı bulmuştur. Ne hikmetse 3 Mayıs 1944 hadiselerinden sonra Kanad’ın Ulus’taki yazıları kesilmiştir. Köy Enstitüsü mezunu Mahmut Makal’ın Bizim Köy isimli eseri neşredildiğinde muhalefetteki DP tarafından iktidara karşı tenkit malzemesi olarak kullanılmıştır. Kanad’ın eser hakkındaki tespitleri ciddi bir bilim adamına yakışır biçimdedir:’ 140 sayfalık eseri baştan sona okudum. Hayretle gördüm ki genç köy enstitüsü mezunu yaşadığı ve çalıştığı köyün sadece tablosunu çizmiş buna karşı dört yıl içinde hiçbir yapıcılık hareketi göstermemiştir. Eserin her sayfası yokluktan ve sefaletten bahsetmektedir.’,Ulus,4.4.1950,s.2.Yazı önce Yeni İstanbul gazetesinde neşredilmiş Ulus tarafından iktibas edilmiştir.


        

        [8] Ziya Bünyadov, Gırmızı Terrör, Bakü 1993,s.64


        

        [9] Bünyadov, a.g.e.,s.91


Türk Yurdu Temmuz 2010
Türk Yurdu Temmuz 2010
Temmuz 2010 - Yıl 99 - Sayı 275

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele