Son Kırgızistan Olayları-2 (Dünü, Bugünü, Yarını)

Temmuz 2010 - Yıl 99 - Sayı 275

                    Geçen yazımızda Kırgızistan'ın jeopolitik durumu dolayısı ile birçok emperyalist güçlerin bölge ile ilgili hesaplarının olduğunu ifade etmiş, had safhada işsizliğin, bunun neticesi olarak doğan sefaletin olduğu ülkede her an sokağa dökülebilecek binlerce insanın bulunduğunu anlatmıştık. İşsizliğin ve sefaletin önlenmesi için dışarıdan sermaye ve iş adamı ithal etmenin şart olduğu, gelenlerin korunması, kollanması gerektiği, hatta bu gelen müteşebbislerin nasıl korunup kollanacağı için de çözüm yolları gösterilmişti.

         

                                                                              

                    Ancak her an istismar edilmeye müsait bu işsizlikten başka Kırgızistan’ı tehdit eden iki büyük tehlike daha vardır. Bunlardan birincisi Çin tehlikesi diğeri kültür emperyalizminin öncüsü misyoner faaliyetleridir.     

         

                                          

Çin Tehlikesi

                   

         

                    Çin Kırgızistan’la hemhudut dev bir ülkedir. Şu anda Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerini bin bir entrika ile hazmetmeye çalışmaktadır. İkinci hedef büyük ihtimalle Kırgızistan’dır.                          

                                                      

                    Emir Timur’dan  sonra tedricen Türkistan Türkleri siyasi, ekonomik, politik ve kültürel güçlerini kaybedince Rusya ile Çin arasında çekişme bölgesi olmuş ve netice olarak Doğu Türkistan Çin’in, Batı Türkistan Rusya’nın hegemonyasında kalmıştır.                       

         

         

                    Rusya işgal ettiği bölgelere kâfi miktarda nüfus taşıyamadığı için tam hâkimiyeti hiçbir zaman kuramadı. Her ne kadar bazı büyük şehirlerde nüfus yoğunluğunu kendi lehine sağlamış ise de, bu kısmi ve mevzii çoğunluk Rus hâkimiyetini sağlamaya yetmedi.     

         

         

                    Her şeye rağmen köklü ve eski bir Türk kültürünün mevcudiyeti de Türk nüfusu üzerinde kesin bir hâkimiyet kurmasını önledi. Belki yüz milyon Rus’u Türkistan coğrafyasına yerleştirebilseydi kendi açısından birçok meseleyi halledebilirdi. Ruslar bu imkânı hiçbir zaman bulamadılar. Çünkü yüz milyon Rus göçmeni bu bölgeye taşınsaydı geldiği yer boşalırdı.

         

         

                    Çinin böyle bir problemi yok. Yüz hatta yüz elli milyon insan taşısa Kars’a kadar nüfus hâkimiyetini sağlar ve kıta Çin bölgesi göç eden bunca insanın eksildiğini bile hissetmez.

         

        Ayrıca Çin halkı yokluğa, sefalete, ne bulursa yemeğe alışmış bir toplum. Zaman, zaman karşılaşabilecekleri çetin tabiat şartları onlar için hiçbir problem teşkil etmez.

         

         

                    Kırgızistan’da yaşayan Çin pasaportlu ticaretle uğraşan bir Uygur dostumuz Hacı Yusuf şu anda (2008 Yılı) Kırgızistan da yüz bin Çinli var deyince çok şaşırmıştım. Hacı Yusuf Kırgızlarla Çinliler birbirlerine çok benzerler, siz rastladığınız birçok Çinliyi Kırgız zannediyorsunuz.

         

         

        Biz onlarla birlikte yaşadığımız için bizim göz alışkanlığımız var. Çinliyi elli metreden görsek hemen biliriz. Kırgız’la, Çinliyi hiç karıştırmayız demişti.

         

         

                    Bu görüşmeden kısa bir süre sonra güney Kırgızistan’a Oş şehrine gitmiştim. Merakımı gidermek için oradaki Kırgız dostlarıma bu bölgede ne kadar Çinli var diye sordum. Oş şehrine yirmi kilometre mesafede Karasu şehri var. Karasu da hem güney Kırgızistan’a hem de Fergana vadisindeki Özbek şehirleri ile Tacikistan’a, Afganistan’a hitap eden büyük ve hareketli bir Çin pazarı var. Bu pazarda altı bine yakın iş yeri mevcut. Oşlu dostlarım Karasu pazarını kast ederek pazarda çalışanların hemen, hemen tamamına yakını Çinli dediler. Sayıca ne kadar var diye sorunca da on bin kişi vardır diye cevap verdiler. Karasu bölgesinde, Oş şehri ile birlikte on bin kişi varsa Kırgızistan’da yüz bin kişi olabileceğine bende inandım.

         

         

                    Zaten Kırgızistan’da yüz bin Çinli olduğunu söyleyen Uygur dostumuz şu anda Bişkek’te elli beş Çin lokantası mevcut ne kadar Çinli nüfus yaşadığını bu da göstermiyor mu? Demişti.

         

         

        Ülkedeki ekonomik sıkıntıyı da nazarı itibare alırsanız, kapalı birçok kapılar para karşılığı kolayca açılabiliyor. Büyük ihtimalle Çin hükümetinin bu konuda milli bir politikası da olabilir ve Kırgızistan'a yerleşen her Çinliye özel destek sağlanıyor olma ihtimali çok yüksek.

         

         

                    On bin dolar rüşvet veren Çinli vatandaşlık alıyor. Karnını doyurup, üstünü başını giydirir birde küçük de olsa ev alabilirse hemen bir Kırgız vatandaşı kızla evlenip yerleşebiliyor. Bu söylenenler doğru ise ve gerekli tedbirler alınmaz ise çok yakın bir gelecek de beş-on yıl içinde Kırgızistan’daki Çin nüfusu beş yüz bini geçer.

         

         

                    Zaten ülke genelinde yüzde elli altı Kırgız yaşadığı düşünülürse, diğer etnik guruplar arası sürtüşmeler de işin tuzu biberi olur ve o zaman beş yüz bin Çinlinin önemi daha iyi anlaşılır.

         

         

                    Etnik çatışmaların ne kadar kolay çıkabileceğini son hadiseler ortaya koymuştur. Birisi Ahıska Türklerinin yaşadığı köyü hedef göstererek, Türkler Kırgızları öldürüyorlar deyince bir sürü insan intikam duygusuyla Ahıskalıların köyünü basmış, yakıp-yıkmış, ölenler olmuştur. Zaten Çin politikası daha doğrusu Çin entrikası, Çin işkencesi gibi meşhurdur. Doğu Türkistan’da müstakil cumhuriyette genel sekreterlik ki bizim kuruluşumuzda başbakanlığa tekabül etmektedir, görevinde bulunan büyük Türk mücahidi İsa Yusuf Alptekin Bey’den Çin mantalitesine dair çok enteresan şeyler dinlerdik. Mesela; 1020 yılında veya domuz yılında Çin hükümdarına Vietnam elçi göndermiş. Onu tanımasa elçi gönderir miydi? Göndermezdi. Çin hükümdarını tanıdığına göre orası Çin toprağı sayılır. Yahut filan asırda veya akrep yılında Tibet Çine sağlık heyeti göndermiş. Ona tabi olmasa onu tanımasa sağlık heyeti gönderir miydi? Göndermezdi. O halde Tibet’te Çin toprağı sayılır. Ne mantık değil mi? Sakın komik bir kurgu sanmayın. Bu mantık Çin mantığıdır.

         

         

                    Geçenlerde İstanbul’da Birlik Vakfı’nda İstanbul’daki Çin elçisi konuşma yaptı. Aynı mantığı veya mantıksızlığı orada da gördüm.

         

                    Dinleyicilerden birisi, sizin tarafınızdan yapılan Çin Seddi sizin tabii hudutlarınızı gösteriyor. Zaten hiçbir ülke kendi topraklarının ortasında böyle bir savunma hattı yapmaz. Kaldı ki seddin bu tarafına yeni topraklar diyorsunuz. Bu isim de size bu bölgenin sonradan dâhil edildiğini yani işgalle ele geçirildiğini gösteriyor. Bu mevzuda bir açıklama yapar mısınız?, dedi.

         

                    Elçinin cevabı aynen yukarıda ki mantık anlayışı gibi;

                    Elçi bu soruya şöyle cevap verdi:

         

         

                    Biz bu seddi Moğollara karşı yaptık. Bu bölgeyi de Ruslardan aldık. Bir bölgenin adına göre kime ait olduğunu tayin etmek de son derece komik bir düşünce, dedi. Esas komikliği kendisinin yaptığı ne kadar açık değil mi? Bu adam nerede konuştuğunun farkında değil mi?

         

                    Sanki İsveç veya Kanada da konuşuyor bu kadar yüzsüzlüğe pes doğrusu, gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. O bölgede, asırlardır Türk vatanı olan Doğu Türkistan’da; Divanı Lügat-it Türk müellifi Kaşgarlı prensi Mahmut Kaşgari’nin, Kutadgu Biliğ müellifi Yusuf Hashacip'in, ilk Müslüman Büyük Türk Hükümdarı Satuk Buğra Han’ın mezarları Kaşgar şehrinde. Hangi zamandan kalma bu mezarlar. Tam bin yıllık. Bir tane iki yüz yıllık, üç yüz yıllık Rus mezarı var mı? O bölgede dünde biz vardık, bu gün de biz varız. Sorunun şeklini komik bulana bak, esas komikliği kendisi yapıyor. Yüzsüzlüğün yapıldığı yer Türkiye, hem de İstanbul. Kim bilir Oslo’da, Roma’da veya bir başka ülkede neler söylüyor. Çinli bu; mantıklı mantıksız bunları hep söylemeğe devam edecektir. Çinli bin yıl önce de böyleydi. Şimdi de böyle.

         

         

                    Çin entrikası ile başa çıkmak kolay değil. Kırgızistan’ın böyle bir komşusu var. Genişlemek isteyen Çin’in ilk yutacağı ülke Kırgızistan’dır. Halen Çin bunun hazırlığı içindedir ve sabırla işin olgunlaşacağı günü beklemektedir.

         

         

                    Bu tehlikeyi görüp, yeni Kırgız hükümetinin tedbirli olması lazım. Ateş bacayı sarmadan bazı tedbirlerin alınması gerekiyor. İşin şakaya gelir tarafı yoktur.

         

         

                    Gelecek yazımızda Kırgızistan’daki diğer büyük tehlike misyoner faaliyetlerini ele almağa çalışacağız.

         

                                                                    

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                

         

         


Türk Yurdu Temmuz 2010
Türk Yurdu Temmuz 2010
Temmuz 2010 - Yıl 99 - Sayı 275

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele