Kırgızistan’daki Halk Ayaklanması

Mayıs 2010 - Yıl 99 - Sayı 273

        Kırgızistan ve Tacikistan Türkistan’ın en fakir iki ülkesi, ancak her iki ülke tabiatın onlara bahşettiği doğal su kaynakları açısından Türkistan’ın en zenginleridir. Mevcut su rezervleri enerjiye dönüştürülebilse, halkları daha mutlu ve refah içinde yaşayabilecek.[1] İki ülkenin diğer bir ortak özelliği de eski SSCB içinde Rusya Federasyonu’nda en çok göçmen işçisi bulundurmalarıdır.[2] Bu iki ülkeden Kırgızistan, 7 Nisan 2010 tarihinde ülkede meydana gelen “mavi devrim”le bütün dünyanın gündemine yerleşti.[3] Ancak 8 Nisan 2010 tarihinde Barak Obama ve Dmitri Medvedev’in Prag’da nükleer silahların azaltılması için buluşmaları, Polonya Cumhurbaşkanı ve devlet erkanının Rusya Federasyonu’nun Samolensk bölgesinde bir uçak kazasında ölmeleri, New York’ta dünya liderlerinin nükleer silahlarla ilgili toplantısı, Kırgızistan haberlerini ikinci planda bırakmıştır. Kırgızistan’a yönelik başlaması muhtemel olan yardımlar da bu nedenle dünya gündeminden düşerek olaylara ilginin azalmasına ve bu coğrafyadaki gelişmeler karşısında kayıtsızlığa yol açmıştır.

         

         

        7 Nisan 2010’da başlayan Kırgızistan Halk Ayaklanmasını ayrıntılı olarak değerlendirmek için öncellikle bazı soruların sorulması ve bu sorulara alınacak net karşılıklarla gereken tespit ve yorumların yapılamaması, olayların kavranılmasında ve netlik kazanmasında belirleyici olacaktır.

         

         

         

        Eski Yönetimle İlgili Hoşnutsuzlukların Nedeni

         

        Basın yayın organlarında eski yönetimle ilgili olarak en çok yapılan haber, Kurmanbek Bakiyev’in oğulları Maksim ve Marat’ın, kardeşi Canışbek’in, bürokratların da yardımıyla ülkenin bütün iktisadi zenginliklerini ele geçirdikleri yönündeydi. Ekim 2009’da 33 Som olan bir dolar bugün 45 Som’dur. Benzin fiyatları da buna paralel olarak bir yıl içinde sürekli artmıştır. Temel gıda maddelerinde belirli bir artış gözlenmezken, şeker, sigara, kahve, çay vs. gibi tüketim maddelerinde dolara bağlı olarak artış görülmektedir.

         

         

        Görünürde Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev olmakla birlikte, esasında ülkeyi oğlu Maksim Bakiyev’in yönettiği, resmî bir görevi olmamakla birlikte onun cumhurbaşkanlığı sarayındaki odasından ülkenin ekonomisini kontrol ettiği dile getiriliyordu. Ayaklanmadan sonra bu iddiaların gerçekliği kesinlik kazandı. Basın ve yayın organlarında Maksim Bakiyev’in sahip olduğu ekonomik güç bütün yönleriyle açıklandı. Buna göre; beş bankası, onlarca şirketinin yanı sıra, ülkenin en büyük havaalanı olan Manas’ın, kumarhane ve eğlence yerlerinin kontrolü de yine onun elinde bulunuyordu. Zaten babası ile çıktığı Çin Halk Cumhuriyeti gezisinde medyanın ve bürokratların başkandan ziyade ona ilgi göstermesi de, onun gücünü göstermesinin yanı sıra geleceğe dair ipuçlarını da ihtiva etmekte idi.

         

         

         

        Ayaklanma Öncesi Gelişmeler

         

        27 Mart 2010 tarihinde, Bişkek’te Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’in başkanlığında toplanan Halk Kurultay’ına muhalefetin katılımının engellenmesi, muhalefeti kendi kurultaylarını toplamaya sevk etti. Mart ayının son haftası Bişkek’teki otobüs duraklarına gizlice tomar tomar bildiriler bırakılmaya başlandı. Bu bildirilerde yapılacak gösteri ve mitinglere halkın katılımı istenirken, ısıtma, elektrik ve gaz fiyatlarına yapılan aşırı zamlar da sert bir şekilde tenkit ediliyordu. Muhalefet artık yer altından çıkmaya başlamıştı. Nisan ayının başlarında muhalefetin organize ettiği birkaç gösteri oldukça sönük geçti ve polis göstericileri fazla zorlanmadan dağıttı.

         

         

         

        Halk Ayaklanmak İçin Neden Baharı Bekledi?

         

         

        Haziran ve Kasım ayları arasında ülkede bolluk, bereket ve refahın yaşandığı aylardır. Tarım ürünleri neredeyse bedava fiyatına satılmaktadır. Domates, biber, soğan, patates, havuç, lahana, turp, patlıcan gibi sebzelerin kilosu 25, kayısı, elma, üzüm ve meşhur Türkistan kavununun kilosu 40-50 kuruştur. Herkes kışlık ihtiyaçlarını bu dönemde hazırlamaya çalışır. Rusya ve diğer ülkelere giden göçmen işçiler de bu aylarda vatanlarına geri dönerek aileleri ile birlikte yazı geçirirler. Kırgızistan’daki turizmin en önemli merkezi olan Issık Göl başta Kazakistan ve Rusya Federasyonu olmak üzere çok sayıda ülkeden gelen turiste hizmet vermektedir.

         

         

        2010 yılının kış ayları çok soğuk ve karlı geçti. Baharın yaşandığı şu günlerde ise hala soğuk ve yağmurlu bir hava hüküm sürmektedir. Elektrik tasarrufu için bir ay önce kapatılan merkezi ısıtma sistemi yüzünden halk ısınmak için Çin ve Türk malı elektrikli ısıtıcılar satın almıştır. Ancak soğuğa rağmen hükümetin neden böyle bir önlem aldığı hususu halkı rahatsız etmiştir.

         

         

        Ocak 2010 tarihinden itibaren elektrik, gaz, sıcak su ve merkezi ısıtma fiyatlarına da olağanüstü bir zam yapıldı. Zammı yaparken ileri sürülen gerekçe; eski SSCB ülkeleri arasında Kırgızistan’ın en ucuz fiyatla bu hizmetleri satmakta olduğu yönündeydi. Bu açıklamayı yapan yetkililer nedense en ucuz iş gücü ve emekli aylıklarının da Kırgızistan’da olduğunu görmezden geliyorlardı. İşçi ve memur emekli aylıkları ortalama iki bin Som civarında ve bu parayla ancak yukarıda belirtilen hizmetleri satın almak mümkündü. Halktan gelen aşırı tepkiler nedeniyle maaşı yetmeyen kişilere bu hizmetlerde indirim başlatıldıysa da, indirimi almak için bürokratlarla uzun süreli bir mücadele yapmak gerekiyordu. Geçici yönetimin ilk yaptığı işlerden birisi yukarıda belirtilen hizmetlerin eski tarifeyle ödenmesi uygulamasını başlatması oldu. Bu indirim geçimlerini zorlukla sağlamakta olan emekliler ve ücretliler için çok sevindirici oldu. Gerçekten de eski yönetim bu hizmetlere insafsız zam yapmıştı ve bunun sosyal neticeleri ileriki aylarda daha da ağır olabilirdi. Kısacası ayaklanma için en ideal dönem bahar idi.   

         

         

         

        Ayaklanma Kuzeyde başladı

         

        6 Nisan 2010 tarihinde sabah saatlerinde kuzeydeki Talas şehrinde polis Ata Meken (Ana Vatan) partisinin liderlerinden eski milletvekili Bolot Şerniyazov’u tutukladı. Şerniyazov’un taraftarları hükümet binası önünde toplanarak gösteri yapmaya başladılar. Polis göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanmaya başladı. 3-4 gösterici plastik mermilerden hafif yaralandı. İçişleri Bakanlığı aynı günün akşamı yaptığı açıklamada Talas’taki olayların kontrol altına alındığını açıkladı. Ancak 7 Nisan sabahı göstericiler hükümet binasını ele geçirdiler ve Vali Beyşenbek Bolotbekov’un görevine son verdiklerini açıkladılar. Olayları yatıştırmak için şehre gelen İçişleri Bakanı Moldomusa Kongantiev ve Başbakan Yardımcısı Akılbek Caparov göstericilerin eline düştü. İçişleri Bakanı göstericiler tarafından tanınmayacak derecede dövüldü ve bakanın eşi göstericilere yüklü bir meblağ karşılığında kocasını kurtarabildi.

         

         

        Eski yönetim döneminde bir evin özelleştirilmesinde usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle 8 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmış olan General İsmail İshakov hapisten çıkarılarak askerî kuvvetlerin başına getirildi. İçişleri Bakanı Bolot Şerniyazov’un yaptığı ilk açıklamalardan birisi Talas’taki eski İçişleri Bakan’ının güvenli bir şekilde Bişkek’e gönderilmesini istemek oldu. Yeni bakana göre; eski dönemde işlenen politik cinayetler hakkında bu bakan önemli bilgilere sahipti.

         

         

         

        Talas’ta Başlayan Olaylar Bişkek’e Sıçradı

         

        6 Nisan’da Talas’ta başlayan gösteriler ve bu gösteriler bahane edilerek aynı gece Almazbek Atambaev, Galina Skripkina, İsa Omurkulov, Temir Sariev, Omurbek Tekebaev, Elmira İbrahimova, Abdıgan Erkebaev gibi muhalefet liderlerinin -ki bunlar arasında hasta olan da vardı- tutuklanması, muhalefeti harekete geçirdi. 7 Nisan sabahı milletvekili ve Sosyal Demokrat Parti’nin lideri İrina Karamuşkina anayasanın 23. maddesinin kendilerine verdiği hakkı kullanarak 100-150 kişilik bir gurupla kurultay topladı.[4] Tutuklamalar nedeniyle Kurultay’a muhalefetten sadece İrina Karamuşkina katılabilmişti. Sabah saat 10’da Alma Ata Caddesi’nde tutuklananların serbest bırakılması için başlayan olaylar bir anda “Bakiyev gitsin”e dönüştü ve gösteriler şehrin en büyük meydanı olan Ala Too’ya yayıldı. Özel kuvvetler göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanmalarına rağmen göstericileri dağıtmakta başarısız olundu ve havaya ateş etmeye başlandı. Saatler ilerledikçe meydandaki kalabalığın sayısı süratle artmaya başladı. Özel kuvvetler, polis ve askerler, bir müddet sonra taş yağmuru altında meydandan kaçarak devlet başkanlığı sarayı olan Ak Ev’in etrafına sığındılar. Meydan ve çevresi tamamen göstericilerin eline geçmişti ve hedef devlet başkanlığı sarayı idi. İlk çatışmalarda 20 kişi ölmüş ve 120 kişi de yaralanmıştı. Akşam saatlerinde ölenlerin sayısı 75’e, yaralıların sayısı ise 1500’e çıktı. Yaralılar arasında durumları ağır olanlar vardı. Akşam 16:20’de Kırgız Radyo ve Televizyon binasını ele geçiren göstericilerin buradaki teknik malzemeleri yağmalaması uzun süre televizyon yayınlarında aksama yaşanmasına sebep oldu. Göstericiler Başsavcılık binasını da ele geçirerek tutuklu bulunan muhalefet liderleri Temir Sariyev ve İsa Omurkulov’u serbest bıraktılar. Yağmalanan Başsavcılık binası ateşe verildi.

         

         

        Göstericilerin Ak Ev’i ele geçirmek için iki kamyonla demir korkuluklara yaptığı saldırılara çatıdaki keskin nişancılar ve güvenlik görevlileri tarafından ateşle karşılık verildi. Ak Ev’in pencerelerine ve çatısına yerleştirilmiş keskin nişancılar halkın üzerine ateş etmeye başladılar.

         

         

         

        Bişkek Yağmalanıyor

         

        7 Nisan akşamı saat 17:00 civarında şehirdeki bütün kamu ve ticarî kurumlar kapandı. 2005 yılındaki yağmayı yaşayanlar dükkanlarındaki kıymetli malları güvenli yerlere taşımaya başladılar. Bazı esnaf, dükkan ve mağazalarının kapısına “biz halkla birlikteyiz” diye yazdılar. Ancak bu yazılar da onları kurtaramadı. Gece saat 24:00’den itibaren halk ayaklanması yağmaya dönüştü. Bişkek’te 4-5 saat süren büyük bir yağma ve talan yaşandı. Resmî açıklamalara göre, Bişkek’in Lenin, Oktyabr, Sevrdlov, Birinci May ilçelerinde[5] 147 mağaza ve dükkan yağmalandı.[6] Ayrıca şehrin dışında bulunan devlet ve özel araziler de bazı kişiler tarafından parsellendi. Geçici yönetim bu parsellemelerin geçersiz olduğunu her gün açıklasa da, durumun ne yönde gelişeceği hala netlik kazanmış değil.

         

         

        7 ve 8 Nisan 2010 tarihlerinde başta başkent Bişkek olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde yapılan yağmalar yöneticiler tarafından şiddetle tenkit edildi ve 13 Nisan 2010 tarihinde Bişkek’te bulunan büyük reklam panolarına yağmacılığın “haram” olduğu yönünde ilanlar asıldı. Şu anda (20 Nisan 2010) az da olsa bir tedirginlik olmakla beraber, hayat normal seyrine geri döndü denilebilir. Ayaklanmadan önce Bişkek 24 saat yaşayan canlı bir şehirdi, bütün gün açık olan marketler artık akşam saat 20:00’de kapanıyor, gece saat 01:00’de sokak lambalarının da kapatılmasıyla şehir karanlığa gömülüyor.

         

         

         

        Cenaze Törenleri

         

        20 Nisan 2010 tarihi itibariyle olaylarda ölenlerin sayısı 85, hastahanelerde yatan yaralıların sayısı ise 581 kişi olarak açıklandı. Ölenlerin büyük bir bölümü göstericilerin Başsavcılık ve Cumhurbaşkanlığı sarayının ele geçirilmesi sırasında çatılara yerleştirilen 22 keskin nişancının açtığı ateşle hayatını kaybetti. Olaylar sırasında ölenlerin büyük çoğunluğu 10 Nisan 2010 tarihinde Atabeyit[7] isimli devlet mezarlığına büyük bir törenle defnedildiler. Bazı aileler ise cenazelerini kendi aile mezarlıklarına götürdüler. Kırgız halk şairlerinin törenler sırasında söylediği ağıtlar, ölenlerin yakınlarının gözyaşlarına boğdu, törene katılanların yüreklerini dağladı. Yetim büyümüş ve yıllarca babasının mezarının yerini öğrenemeden yaşamış Cengiz Aytmatov’un kızkardeşi Roza Aytmatov’un törenler sırasındaki hüznü, kelimelerle anlatılacak gibi değildi.

         

         

         

        Kırgızistan’a Yardımlar

         

        Üzerinde Kızılhaç-Cenevre yazan küçük bir uçak Bişkek’teki Manas Havaalanı’na ilk insanî yardımı 10 Nisan 2010 tarihinde getirdi ve üç Kırgız televizyon kanalı bu yardım seferini dakikalarca yayınladılar. Kızılhaç’ın muhtemelen Orta Asya’daki bir merkezinden gönderilen yardımı getiren uçağın personeli çok iyi Rusça konuşuyorlardı ve çok güzel reklam yaptılar. Olayların başladığı 7 Nisan 2010 tarihinde akşam saatlerinde Rusya Federasyonu Başbakanı Vlademir Putin Kırgızistan’a yardım için hazır olduklarını bildirdi ve eski Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev ve ailesinin Kırgızistan’ı aile şirketi gibi yönettiklerini sert ifadelerle açıkladı. Geçici yönetimin başkanı Roza Otunbayeva kendisine telefon eden devlet başkanlarının adını sayarken Türkiye’nin adı geçmedi. Sadece Bişkek’teki büyük elçimizin telefon ettiğini söyledi. Hem kardeş hem dindaş olan Kırgız halkına bu kötü günlerinde yardımcı olmak öncelikli görevimiz olmalıydı. Neden Manas havaalanına inen ilk yardım uçağı Kızılay’ın değildi? 15 Nisan 2010 tarihinde Çin ve İran da insanî yardım için harekete geçeceklerini geçici yönetime bildirdiler. Gürcistan Başbakanı’nın 180 bin dolar civarında insanî yardım yapacağı haberi, 11 Nisan 2010 tarihinde bütün televizyon kanallarında defalarca gösterildi. Türkiye’den gelen yardım uçağı 19 Nisan 2010 tarihinde Manas Havaalanına indi, Kızılhaç’ın uçağına gösterilen ilginin onda biri gösterilmedi ki, yardımlar mukayese edildiğinde Kızılhaç’ın yardımlarının sözü bile geçmezdi. Yardım uçağını görüntülemek isteyen basın mensuplarının pek çoğu alana sokulmadı. Bu durum sonuçta iki kardeş ülkenin ilişkilerinin gelişmesini engellemeye, baltalamaya yönelik faaliyetlerin nasıl ustalıkla uygulandığını gösteriyor.

         

         

        Geçici Yönetimin Başkan Yardımcısı Almazbek Atambayev, olaylardan birkaç gün sonra Moskova’ya gitti. Rusya Federasyonu Başbakanı Vlademir Putin 15 Nisan 2010 tarihinde kameraların önünde (Rusya Federasyonu’nunda Devlet Başkanı ve Başbakan, bakanlar ve devlet görevlileriyle yaptıkları görüşmelerin önemli bölümünü kameraların önünde yapıyorlar ve televizyon kanalları bu görüşmeleri yayınlıyor) Ekonomi Bakanı ve diğer devlet görevlilerine, Kırgızistan’a 50 milyon dolarlık sosyal yardım yapılması için emir verdi. Bu yardımın 20 milyon doları karşılıksız, 30 milyon doları da düşük faizli kredi şeklinde olacaktı. Ayrıca bin beş yüz ton buğday, 25 bin ton petrol yardımı yapılacaktı. Türkiye açısından değerlendirildiğinde, Cumhurbaşkanımızın Almazbek Atambayev’i Moskova’dan Türkiye getirtmek için kendi özel uçağını göndermesi ya da Türkiye’de yaptığı görüşmeler gibi haberlerin Kırgız kamuoyunda yer almaması, üzerinde ısrarla durulması gereken bir husustur.

         

         

        15 Nisan 2010 tarihinde Amerika Dışişleri Bakanı’nın Orta Asya ülkelerinden sorumlu danışmanı Robert Bleck Bişkek’i ziyaret ederek, Geçici Yönetimin Başkanı Roza Otombayeva ve Milli Savunma Bakanı ile görüştü. Amerika’nın kısa sürede Kırgızistan’a sosyal yardım yapacağı vaadinde bulundu. Ancak hâlâ yardım konusunda Amerika tarafından yapılmış resmî bir açıklama yoktur (20 Nisan 2010).

         

         

         

        Kurmanbek Bakiyev Kırgızistan’ı Terk Ediyor

         

        11 Nisan 2010 tarihinde Rusya Federasyonu’nun birinci kanalındaki bir röportajında eski Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev, Geçici Yönetimle uzlaşmaya hazır olduğunu söyledi. Moskova’da yaşayan ve 2005 yılında görevini bırakarak Moskova’ya kaçmak zorunda kalan Askar Akayev de Kurmanbek Bakiyev’i ölümler konusunda tenkit etti.

         

         

        Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev anayasayı değiştirip ölene kadar başta kalmayı hesaplarken, ani bir ayaklanmayla doğum yeri olan Celalabad’a kaçmak zorunda kaldı. Celalabad’ta 13 Nisan 2010 tarihinde bir miting düzenleyerek uzlaşma taraftarı olduğunu, kendi ve ailesinin can güvenliği sağlandığı takdirde Bişkek’e dönerek hesap vermeye hazır olduğunu söyledi. Geçici Yönetim ise kayıtsız şartsız teslim olmasını ve hakim huzuruna çıkmasını istiyordu. Geçici Yönetimin İçişleri Bakanı Bolot Şerniyazov’un komutasındaki emniyet güçleri tarafından eski başkanın kardeşleri Akmat ve Canış Bakiyev’i tutuklamak için Celalabad’ın Suzak ilçesindeki Teyit köyüne bir baskın düzenlendi ise de Bakiyev kardeşler bulunamadı.[8]

         

         

        Dmitri Medvedev’in Arjantinde’de “Kırgızistan’da bir iç savaş çıkma ihtimali, ülkenin kuzey ve güney olarak ikiye ayrılma ihtimali, radikal dinî grupların etki alanına girme ve Afganistan’a benzeme” gibi söylemleri, esasında talihsiz bir açıklama idi. Çünkü olayların başladığı 7 Nisan’dan günümüze böyle bir olasılık çok zayıftı. Ülkenin esas problemi Bişkek’in kenar mahallelerindeki boş arazileri ele geçirmek isteyen başıbozuk guruplardı. Eski Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’in Kırgızistan’da bulunduğu günlerde bile böyle olasılıklar görülmüyordu. Doğum yeri olan Celalabad’da dahi yeterli halk desteği yoktu. Celalabad’a yakın Oş şehrinde yapmak istediği miting ise halk tarafından dağıtılmış ve eski başkan güvenlik korumalarının havaya ateş açması neticesinde miting meydanından kaçabilmişti. Muhtemelen Oş bozgunu, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Rusya Federasyonu Başbakanı Vlademir Putin’in ikna edici konuşmaları neticesinde, Kurmanbek Bakiyev Kırgızistan’ı terk etmek zorunda kaldı. Eğer Oş’da yeterli destek bulabilseydi, belki o zaman ülkenin kuzeyi ile güneyi arasında bir çatışma ortamının doğması muhtemel olabilirdi. O halde güneyliler kendi hemşerilerini neden desteklemediler şeklinde bir soru sorulabilir. Bunu izah etmek esasında çok basittir. Güney, ülkenin en fakir bölgesi olup bu fakir halk “Karun” kadar zengin başkanı ve ailesini istemedi. Kurmanbek Bakiyev 5 yıllık başkanlığı sırasında güneyin iktisadî imkanlarının aile üyeleri arasında paylaşılması dışında, fazla bir çaba sarf etmemişe benziyor.

         

         

        20 Nisan 2010 tarihinde Beyaz Rusya Gizli Polisi Kurmanbek Bakiyev ve ailesini Kazakistan’dan Minsk’e götürdü. Aynı gün parlamentosuna yıllık hesap veren Beyaz Rusya Devlet Başkanı Lukaşenko, Rusya Federasyonu devlet yöneticilerini ekonomilerini baltalamakla ve iki ülke arasındaki ilişkilerin iyileşmesi için çaba sarf etmemekle suçladı ve sert tenkitler yöneltti. Rusya’nın istenmeyen adam ilan ettiği Bakiyev’in Beyaz Rusya’ya sığınması ilginç olduğu kadar pek çok soruyu da beraberinde getirmektedir.

         

         

         

        Rusya Federasyonu Kurmanbek Bakiyev’i Neden Desteklemedi?

         

        Bir yıl öncesine kadar Rusya Federasyonu ve Kırgızistan arasındaki ilişkiler normal devlet seviyesinde idi. Geçen yıl Bağımsız Devlet Topluluğu zirvesi de Bişkek’te yapılmıştı. Ancak Haziran 2010 tarihinde Kurmanbek Bakiyev’in Manas Havaalanı’ndaki Amerikan üssünün devamı için karar vermesi –ki Rusya Federasyonu bu üssün kaldırılmasını istiyordu- ilişkileri olumsuz yönde etkiledi. Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı bu kararı “beklenmeyen bir sürpriz” olarak yorumladı. Oysa Rusya Federasyonu bu üssün kaldırılması karşılığında Kırgızistan’a 150 milyon dolar karşılıksız, 300 milyon dolar düşük faizli kredi verme kararı almıştı. Ayrıca Kırgızistan’ın Batken bölgesinde Amerika için ikinci bir üsse izin vereceği söylentisi, ilişkileri kopma noktasına getirdi. Kırgızistan’ın Rus işadamlarına baskı uyguladığı, Rusça internet sayfalarını sansürlediği ya da yasakladığı haberleri Rus gazetelerinde yayınlanmaya başlandı. Kurmanbek Bakiyev’in anayasada yapmak istediği değişiklik, Rus gazetesi Kommersant tarafından “Monarşi Cumhuriyeti” olarak nitelendiriliyordu.[9] Şimdiki Geçici Başkan Roza Otunbaeva da Rusya Federasyonu ile ilişkilerin bozulmasına kızmakta “Rusya bizim stratejik ortağımız ve soyuzdaşımız” diye açıklama yapmaktadır.

         

         

        Rusya’nın Kırgızistan ile yüzyıllı aşan bir ilişkisi vardır ve Kırgızistan’ın nüfusunun 400 bini Rus asıllıdır. Bunlar arasında çifte vatandaş olanların sayısı da az değildir. Ayrıca Kırgızistan’da yaşam daha ucuz olduğundan çok sayıda kişi Rus vatandaşı olmasına rağmen burada yaşamayı tercih etmektedirler. Ayrıca malum olduğu üzere Rusya’nın Kırgızistan’da bir askerî üssü bulunmaktadır. Rusya’nın askerî üs konusunda herhangi bir tedirginliği söz konusu değildir. Çünkü yönetime kim gelirse gelsin, Rus askerî üssü buradaki varlığını devam ettirecektir. Kırgızistan’ın Rusya Federasyonu ile siyasî ve ekonomik bağları o kadar sağlamdır ki, bu bağı koparmaya -Amerika da dahil olmak üzere- hiçbir devletin gücünün yetmeyeceği görülmektedir.

         

         

         

        Yağmacılar Yeniden İş Başında

         

        19 Nisan 2010 tarihinde akşam saatlerinde Stalin döneminde Kafkasya’dan buraya sürülen Ahıskalı Türklerin Bişkek yakınlarında yaşamakta oldukları mahalleye başıbozuk gruplar saldırdılar. Olaylar sırasında hiçbir suçu ve günahı olmayan masum halkın evleri ve arabaları yakıldı, eşyaları yağmalandı. 5 kişi öldü ve yüzlerce kişi yaralandı. Bişkek çevresindeki köylerden ve kasabalardan kamyonlarla gelen bu başıbozuk gruplar başkentin güvenliğini tehdit ediyor. Geçici Yönetim bu başıbozuk grupları engellemekte zorlanıyor. Rusya Federasyonu’nun Bişkek’teki Büyükelçisi 20 Nisan 2010 tarihinde, Geçici Yönetime nota verdi ve aynı günün akşam saatlerinde Dmitri Medvedev’in olaylar hakkında FSB Başkanından bilgi aldığı Rus televizyon kanalları tarafından haber yapıldı. Aynı gün resmî görüşme için Moskova’ya giden Özbekistan Devlet Başkanı Kırgızistan’daki gelişmelerden rahatsızlığını dile getirdi. Medvedev ise Kırgızistan’da devletin olmadığını ve Geçici Yönetim’in acil olarak devleti inşa etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi de Geçici Yönetime, Türklerin yaşadığı mahallenin korunması için ricada bulundu.[10]

         

         

         

        Kırgızistan’ı Önümüzdeki Aylarda Ne Bekliyor?

         

        19 Nisan 2010 tarihinde Oş şehrinde görevli polisler miting düzenleyerek maaşlarının yetersizliğinden, devleti korumaktan başka bir gayeleri olmamasına rağmen en çok zararı kendilerinin gördüğünden yakındılar (olaylar sırasında yaklaşık 750 polis yaralandı). Eski Başkan Kurmanbek Bakiyev’in şehri Celalabad’dan hiçbir haber yok. Bu şehirdeki olaylar basında yer almıyor, sansür uygulanıyor.

         

         

        Nisan ayı yağmurlu geçti, bu yıl tarım ürünlerinde iyi verim alınacak gibi görünüyor. Ağaçların çiçek açtığı dönemde ısı çok fazla düşmediği için meyve de bol olacağa benziyor. Bol olan muhalefet liderleri, fakir halkın iktisadî kaynaklarını kendilerine, ailelerine değil de ülkenin refahına yönlendirip, işsizliğe çözüm üretebilir ve aralarında anlaşıp bir başkan seçebilirlerse, ülkenin gelecek günleri daha parlak olabilir.

         

         

        Issık Göl bölgesinde yaşayan halkın en önemli gelir kaynağı olan turizm, bu yıl biraz sıkıntılı geçecek gibi. Bakiyev ailesinin ülkeden kaçırdığı paraların bir kısmı geri döndürülebilir, iç güvenlik sağlanır, gelen yardımlar işsizliğe çözüm için değerlendirilebilirse, bu küçük ve güzel ülkeyi daha aydınlık ve parlak günler bekliyor denilebilir. Ancak iç güvenlik tam olarak sağlanamazsa, ülkenin bir kaos ortamına sürüklenmesi de kaçınılmaz görülüyor.

         

         

         

        

         

        


        


        

        [1] Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev 8 Nisan 2010 tarihinde televizyonlara verdiği mülakatta, Kırgızistan’ın mevcut su kaynaklarının ancak % 10’unu değerlendirebildiğini açıkladı.


        

        [2] Eski SSCB ülkeleri arasındaki vize kolaylığı nedeniyle Kırgızistan ve Tacikistan’dan her yıl birer milyon civarında göçmen işçi kış aylarında Rusya Federasyonu’na giderek ağır işlerde çalışmaktadırlar.


        

        [3] Olayların başladığı 7 Nisan 2010 tarihinde göstericilerin ellerinde mavi bayraklar, yönetime el koyan geçici yöneticilerin de boyunlarında mavi kaşkoller bu halk ayaklanmasının “mavi devrim” olarak adlandırılmasına sebep oldu.   


        

        [4] “Kırgızskaya oppozitsiya pryatala Rozu Otunbaevu”, Komsomalskaya Pravda, 8-15 Nisan 2010, s. 5.


        

        [5] İlçelerin isimleri hâlâ komünist dönemdeki gibi, şehirde bazı sokak isimleri değiştirilmiş olsa da mahallelerin isimleri aynı kalmış.


        

        [6] “Ubaktıluu ökmöttün 10 kündük otçötü”, Nazar, sayı 20, 20 Nisan 2010, s. 5


        

        [7] Bişkek’in yakınlarındaki bir köyde bulunan bu devlet mezarlığı Stalin döneminde öldürülen ve gizlice buraya gömülen kişilerin anısına inşa edilmiştir. Cengiz Aytmatov’un babası da bu kıyım sırasında öldürülmüş ve buraya gömülmüştür. Yıllarca babasının mezar yerini öğrenmek için çırpınmış olan Aytmatov, şimdi babası ile kucak kucağa ebedî istirahatgahında yatmaktadır.


        

        [8] Bakievdin tuugandarı tuzakka iline elek”, Nazar, sayı 20, 20 Nisan 2010, s. 3.


        

        [9] “Revolyutsiya tyulpanov-2. v kirgizi snova prognali vlast”, Kommersant, sayı 61 (4361), 8 Nisan 2010.


        

        [10] Ahıskalı Türklerin dramı Stalin ile 1944 yılında başlayıp, 1991 yılında Özbekistan ve Kırgızistan’da, şimdi tekrar Kırgızistan’da devam etmektedir. Türk dünyasında bu mücadelelerin neden, niçin ve kimler tarafından düzenlendiği, hazırlanan elverişli ortamdan nasıl maharetle istifade edildiği gibi sorular teorisyenler tarafından dikkatlice değerlendirilmelidir. Aksi taktirde gelecek nesillere Türk dünyasında tarihi, coğrafi, kültür, dil/din birliği gibi hususları izah etmek çok zor olacaktır.

         


Türk Yurdu Mayıs 2010
Türk Yurdu Mayıs 2010
Mayıs 2010 - Yıl 99 - Sayı 273

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele