Türk Ocakları Genel Başkanı’ndan Türk Ocakları Şube Başkanlıklarına

Mayıs 2010 - Yıl 99 - Sayı 273

                    Türk Ocakları Genel Başkanı’ndan

         

         

                    Türk Ocakları Şube Başkanlıklarına

         

         

                    Değerli Yöneticilerimiz, Aziz Ülküdaşlarımız;

         

         

                    Türk Ocakları’nın 41.Kurultayı yapıldı ve sizlerin tensipleriyle yeni Merkez Yönetim Kurulu oluştu. Yönetim Kurulu ilk toplantısında aşağıda belirtilen şekilde görev bölümü yaptı:

         

         

        Genel Başkan               : Nuri Gürgür

        2.Başkan                      : Efendi Barutçu

        Genel Sekreter              : Prof. Dr. Orhan Kavuncu

        Genel Sekreter Yrd.      : Yrd. Doç. Dr. Bülent Aksoy

        Genel Sekreter Yrd.      : Osman Oktay

        Genel Muhasip             : Galip Tamur

         

         

        Prof. Dr. Orhan Arslan (Genel Merkez Kültürel Faaliyetler Sorumlusu)

        Prof. Dr. Özcan Yeniçeri (TURAM-Türk Ocakları Araştırma Merkezi Sorumlusu)

        Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir (Türk Yurdu Dergisi Sorumlusu)

        Dr. Fahri Atasoy (İletişim ve Gençlik Çalışmaları Sorumlusu)

        Kerim Ünal (Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu)

         

         

        DENETLEME KURULU:

        Başkan: Prof. Dr. Rasih Demirci (Hars Heyeti Sorumlusu)

        Yrd. Doç. Dr. İbrahim Atabey (Genel Merkez Kültürel  Faaliyetler  Sorumlusu)

        A.Zafer Sadıkoğlu

         

         

                    Kurultay açış konuşmamda da belirttiğim gibi, bu dönemde Türk milliyetçiliği açısından çok anlamlı iki yıl dönümünü kutlayacağız.

         

         

                    Önümüzdeki yıl Türk Yurdu Dergisi’nin 100. Kuruluş Yılı. Hemen ardından Türk Ocakları 100 yılını tamamlayarak yeni bir hizmet asrına yelken açacak. Bunlar sıradan birer sene-i devriye değildir. Sadece Türkiye’de değil, dünyada belirli bir düşünce ekseninde bir asır süresince hizmet veren, kuruluşundaki amaç ve ilkeleri, çalışma üslubunu titizlikle koruyan sivil toplum kuruluşu son derece enderdir. Bu başarı bütün Türk Ocaklıların ortak eseridir. Başkalarından yardım almadan, Devlet’in kaynaklarından yararlanmadan mütevazı imkânlarını kullanarak bu Ocağı tüttüren sizlersiniz.

         

         

                    Her birinizin hangi şartlar altında faaliyet yaptığınızı yakından biliyorum. Mehmet Emin Yurdakul’lardan, Ziya Gökalp’lerden, Akçuraoğulları’ndan, Osman Turan’lardan, Orhan Düzgüneş’lerden devraldığınız hizmet bayrağını, çocuklarınızın nafakasından kısarak, zamanınızı bu hizmete tahsis ederek büyük bir özveriyle sürdürüyorsunuz. Şahsî, maddî ve siyasî bir beklentiniz olmadan Türk milliyetçiliği fikrine hizmet ediyorsunuz. Yapmakta olduklarınızı her zaman şükranla, takdirle anıyorum.

         

         

                    Türk Ocaklılar yüz yıl önce vatan topraklarını korumak için cephelere koşmuşlar, canlarını sebil etmişlerdi. Günümüzde millî varlığımızın, Türk kimliğinin, millî kültürümüzün korunmasına yönelik çabalarımız bu misyonun güncelleştirilmiş tarzıdır. Çünkü Türkiye’nin bütün problemlerinin üzerinde, belki de bunların esas amili konumunda bir “zihniyet ve aydın problemi” var. Millî şuur sahibi, nitelikli, liyakatli aydınların eksikliği her alana yansıyor. Eskilerin kaht-ı rical diye tanımladıkları bu husus, ülke yönetiminden bürokrasiye, üniversitelerden basına kadar her alanda yaşanan problemlerin, tıkanıklığın, verimsizliğin, başarısızlığın temel nedenini oluşturuyor.

         

         

                    Türk Ocakları bu tablonun bilincinde olan insanlar tarafından kuruldu. Bugün de çalışmalarımızın ana hedefi, bu tarihi problemin halline yöneliktir. Her şeyi en doğru ve mükemmel yaptığımız iddiasında değiliz. Ancak amacımızın doğruluğundan, iyi niyetimizden, samimiyetimizden emin olmanın rahatlığı içindeyiz.

         

         

                    Önümüzdeki dönemde de ilke ve hedeflerimize bağlı kalarak, ancak faaliyetlerimizi daha yoğun ve etkili kılarak yolumuzda devam edeceğiz. Öncelikle Türk Yurdu’nun 100. Yılı dolayısıyla gelecek nesillere övünçle sunabileceğimiz tarihi eser niteliğinde özel bir sayı hazırlıyoruz. Şimdiden 300’e yakın isimle yazı bağlantısı yapıldı. Takriben 1000 sayfa civarında bir eser plânlandı. Bunu hacimli bir kitap olacağı düşüncesiyle, 12 sayıya bölerek, 2011 yılı boyunca özel sayılar halinde yayınlamayı düşünüyoruz.

         

         

                    Bu hacimdeki bir yayının finansmanı kuşkusuz önemli bir meseledir. Bu nedenle şubelerimizden konunun önemiyle orantılı katkı istiyoruz. Dergiye yapılacak yardım ve katkılar hepimiz için gurur kaynağı olacak bir eserin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu cümleden olarak:

                                  

         

                    1- Şube yönetimlerimiz çevrelerindeki sanayici-işletmeci imkânlarını değerlendirerek, dergiye ilân-reklam bulmak için yoğun bir çaba göstermelidir.

         

         

                    2- 12 ay sürekli olarak özel sayı halinde çıkacak Türk Yurdu’na yeni aboneler bulunmalı, 2011 de tirajımızın 10.000’e ulaşması, her Türk Ocaklı için özellikle şube yöneticilerimiz için bir izzet-i nefis ve gurur meselesi olarak algılanmalıdır.

         

         

                    2012 yılının yani Türk Ocaklarının 100. Yıl Dönümü hazırlıklarına hemen başlamalıyız. Genel merkez bu konudaki hazırlıklarını başlattı. Şubelerimizin de kendi çevrelerinde yapacakları faaliyetleri plânlamak, projelerini hazırlamak üzere çalışma başlatmalarını, hazırlık komiteleri oluşturmalarını, gerekli kaynak arayışlarına yönelmelerini bekliyoruz. İleriki aylarda şubelerimizle bu konuyu sürekli görüşüp haberleşmek, koordine etmek üzere gerekli bağlantılar kurulacaktır.

         

         

                    Faaliyetlerimiz önümüzdeki dönemde de her zamanki gibi iki temel ilkemiz üzerinde yürütülecektir. Bunlardan birincisi, Türk milliyetçiliği düşüncesinin fikrî zeminde en mükemmel şekilde ve yüksek seviyede temsil edilmesidir. Bu bağlamda mefkûremizin toplumun her kesiminde ve özellikle gençler arasında yayılıp benimsenmesine zemin hazırlayacak kültürel çalışmaları sürdürmek, Türkiye’nin temel meseleleri üzerinde durup düşünerek ortaya çıkacak fikrî hasılayı, görüş ve düşüncelerimizi tüm kamuoyuna ve ilgililere duyurmak aslî görevimizdir.

         

         

                    Bir diğer önemli ilkemiz, faaliyetlerimizin kuruluşumuzdan beri benimseyip uyguladığımız tarzda “siyasetin dışında kalarak”, yapılmasıdır. Bu Ocağı kuranlar, siyasallaşmanın bir yandan etki alanımızı kısıtlayacağını, diğer yandan savunduğumuz fikirlerin siyasî polemiklerin tarafı olmamız durumunda, tartışılıp yıpratılacağını, politik çekişmelerin “öteki tarafları” nezdinde daha baştan tepki göreceğinin bilincindeydiler.

         

         

                    Türk Ocağı’nın bağımsız duruşunun, bir fikir ve düşünce kuruluşu, sivil toplum örgütü olmasının yararları ortadadır. Genel merkezimizin ve şubelerimizin toplantılarına devletin her kademesinden, bürokrasiden, üniversite yöneticilerinden, toplumun farklı kesimlerinden insanlar gönül rahatlığıyla katılabiliyor. Üniversitelerle ortak kültürel faaliyetler düzenlenebiliyor. Yönetim kademelerimizde genel müdür, müdür ve öğretmen olarak devlet memuru sıfatına sahip arkadaşlarımız görev alıp çalışabiliyorlar. Siyasal patent taşımamakta oluşumuz Türk Ocağı’na itibar ve saygınlık kazandırıyor.

         

         

                    Bu temel ilkemizi aynı doğrultuda özenle sürdürmeliyiz. Kurultay konuşmamda da kısaca değindiğim gibi, Türk Ocağı yıllar boyunca bu fikrin çilesini çekmiş, emek vermiş, şahsiyetli ve fedakâr insanların oluşturduğu entelektüel seviyesi yüksek bir camiadır. Nasıl hareket edilmesi gerektiğini çok iyi bilen bu insanlara, dışarıdan müdahaleye yeltenmek, iradesi üzerinde baskı kurmaya, yönlendirmeye çalışmak her bakımdan yanlıştır; saygısızlıktır.

         

         

                    Türk Ocaklarının merkez ve şubelerinde görev yapanlar, şahsî, maddî ve siyasî beklentisi olmayan, her türlü zorluğa katlanarak samimi duygularla ilkelerimize bağlı kalarak ve sadece Türk milliyetçiliği ülküsüne hizmet amacıyla bu ağır sorumluluğu yüklenmişlerdir. Daha fazla zaman ayırmayı, daha çok çalışmayı, hizmet bayrağını aynı anlayışla daha da yukarılara taşımayı taahhüt edenler varsa, samimi ve inandırıcı olmaları kaydıyla, bütün kademelerimiz kendilerine açıktır.

         

         

                    Başka kuruluşları araya koymaya çalışmak, camiamız içindeki geleneksel saygı, sevgi ve güven ortamını doğal olarak sarsmak anlamına gelir. 100 yıllık hizmet çınarının yapısını, üslubunu, ilkelerini ve misyonunu algılamamak anlamına gelen bu yöntem bize yabancıdır. Camia olarak ayrışmaya değil bütünleşmeye, saflarımızı sıklaştırmaya mecbur olduğumuz bir ortamda, herkes son derece dikkatli olmak, sorumluluğunun bilincinde davranmak zorundadır.

         

         

                    Herkesin bildiği bir kuralı bir kere daha hatırlatmak isteriz: “Herkes kendi evinin önünü süpürürse ortalık tertemiz olur.” Böylece huzur ve güven içinde çalışmak ülkemize ve milletimize yararlı olmak imkânı bulunur.

         

         

                    Bilvesile başarılar diliyor, selam, saygı ve sevgiler sunuyorum.

         

         

         

         

        Nuri GÜRGÜR

        Türk Ocakları Genel Başkanı

         

         


Türk Yurdu Mayıs 2010
Türk Yurdu Mayıs 2010
Mayıs 2010 - Yıl 99 - Sayı 273

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele