Beklenmeyen Veda: Selçuk Oksal

Mart 2010 - Yıl 99 - Sayı 271

        Çekik gözlü, narin yapılı Çankırı delikanlısını 35 yıl önce tanımıştım. Değişmeyen, sürekli canlı dostluğu, sağlam karakteri ile örnek bir insandı Selçuk Oksal.

         

                    Memleketin o buhranlı yıllarında bir avuç genç Ankara’da “Çaylak Mizah Dergisi” etrafında toplanmıştık. Türk mizah anlayışına nasıl yorum getirebiliriz muhasebesi ile bütün gece ve gündüzlerimizi bu düşünce etrafında şekillendirmeye çalışıyorduk.

         

                    70’li yılların anarşi ve barut kokularından da sakınarak yüklediğimiz ideal ve hayallerimizi ilkelendirmeye çabalıyorduk ortak kalın doğrumuz; batının şablonu olmamak, kendi farkımızı ve bakış açımızı, üslubumuzu çaplı bir şekilde ifadelendirmekti.

         

                    O günler toplumda abartılı cinsellik ve çorbaya dönmüş mizah anlayışına karşı, daha milli bir eksende yaklaşarak, gülerken düşündüren tarzımızı ‘Çaylakça’ sunmuştuk. 12 Eylül bu muvazenemizi sarsmış olmasına rağmen bizler kuvvetli irademiz sayesinde sanat yönümüzü hep ön planda tuttuk.

         

                    Çaylak ve Hoca Nasreddin’den sonra şartlar bizi madden farklı yerlere savurdu. Fakat bağımız kopmadı, sık sık görüşerek eski günleri anar, yapacaklarımızı tasarlardık. Hep dolu, yapacakları olan, biraz da kırgın haldeydi…

         

                    Selçuk Oksal, Aziz Nesin’i çok okumuş ve onun tesiri ile başlayan mizahi yazıları, daha sonraları yenilik getirme ve kendi olma gayreti ile bu türde daha çok yazarak, mizahi hikâyeleri ile de ilgi gördü. Son olarak Türk Yurdu dergisindeydi. Yayınlanmış tek eseri olan “ Bir Gecede Düzelen Ekonomi” ile hikâyelerinin bir kısmını kitaplaştırmıştı.

         

                    Alanında sıradan biri olmadığının kendisi de bilincinde olmasına rağmen, mütevazi davranırdı. Benim gözümdeki Selçuk Oksal maalesef sanat dünyasında hak ettiği yeri alamadı. Onun değerinin en yakın şahitlerinden biri benim, diğeri ise Serdar Sağlam…

         

                    Biliyoruz ki, biz bize iken Selçuk Oksal’ın anlattıkları, hayatta iken yaptıkları ve yapmadıklarını kuşatmıştır.

         

                    4 Ocak 2010’da vefat eden Selçuk Oksal’ın daha yapacakları vardı. Hayallerimizi onsuz, ancak onun için gerçekleştirmek noktasında bize bir sorumluluk yükledi.

         

                    Aziz dostum Selçuk Oksal, ruhun şad olsun.   

         

        


Türk Yurdu Mart 2010
Türk Yurdu Mart 2010
Mart 2010 - Yıl 99 - Sayı 271

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele