Bosna-Hersek’teki Eğitim ve Öğretimle İlgili Tespit ve Değerlendirmeler

Mart 2010 - Yıl 99 - Sayı 271

        Bosna-Hersek, Sırp Cumhuriyeti Hükümeti, Bosna-Hersek Federasyonu Hükümeti, Brcko Hükümeti ve üç kurucu toplumdan -Bosnalı Müslümanlar, Bosnalı Hırvatlar ve Bosnalı Sırplar’dan oluşan, devlet içinde devlet olan bir ülkedir. 10 kanton ve 81 belediyeden oluşan hem gevşek hem de karmaşık bir yapıya sahiptir. Böyle bir sistem, federasyon içinde federasyon olarak tanımlanmaktadır. Bu iki entite ve Bosna Hersek Federasyonu’nun 10 kantonunda 16 ayrı parlamento, 13 hükümet vardır. Bu iki entite dışında kalan 208 km2’lik Brcko bölgesi ise ABD gözetiminde, özel bir statüde yönetilmektedir. Ülkede yüzü aşkın bakan bulunuyor ve her biri, ticaret ve sağlıktan, eğitim ve polis teşkilatlarına kadar kendi görev alanlarında siyaseti yönlendiriyor.

         

        Devletin istihbarat ve güvenlik yapılarını da sayarsanız, Bosna Hersek’te 19 ayrı güvenlik ve emniyet teşkilatı vardır. Çünkü her birimin tabi olduğu yasalar, prosedürler ve bakanlıklar farklıdır. Ordudan farklı olarak polis, devlet olarak değil, entite ve kanton düzeyinde örgütleniyor. [1]

         

        Dayton Anlaşması, etnik grupları bütünleştirmenin aksine, devlet içinde devlet olan etnik yapıyı daha da gün yüzüne çıkarmıştır. Bu anlaşmayla, Boşnak Hırvat Federasyonu, Sırp Cumhuriyeti ve Brcko Hükümeti yapısıyla zayıf bırakılmış bir merkezi hükümet, her önemli kararda etnik her tarafın ikna edilmesini gerektiren hassas dengeler üzerinde, hantal bir bürokrasisiyle; gerçek bir varlık olarak kendini hissettirmekten uzak, Avrupa’nın arka bahçesi olarak, pasif bir Bosna Devleti oluşturulmuştur. Yıllar geçmesine rağmen devlet içindeki etnik gruplar arasında ne bir aidiyet duygusu ne de bir üst kimlik oluşturulabilmiştir. Yapılan bir kamuoyu araştırmasında, Bosna’yı oluşturan etnik gruplardan Hırvatlar ve Sırplar’ın kendilerini Bosnalı olarak tanımlamadıkları; sadece Boşnakların kendi kimliklerini Bosnalı olarak tanımladıkları ortaya çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni de Hırvatlar’ın ve Sırplar’ın kendilerinin hamisi olarak gördükleri Sırbıstan ve Hırvatistan’ın varlığıdır.[2]

         

        On dört yıl sonra geri dönülüp bakıldığında askeri ve siyasi olarak Avrupa’nın denetim mekanizmasına tâbi, bağımsız Bosna’nın siyasi yapısıyla ayakta kalması zordur. Parçalanmasa bile coğrafi, siyasi ve ekonomik olarak Hırvatistan’ın kuşatması altında, Sırbistan’ın sürekli etkisini hissettirdiği, bağımsız bir devlet olarak yaşaması güçleşecektir. Başından beri çok kültürlü ve çok etnik yapılı bağımsız bir Bosna idealini savunan Müslümanlar, en büyük etnik grubu oluşturmalarına rağmen her anlamda zayıf bırakılmış durumdadırlar. Boşnaklar’ın varlıklarını sürdürebilmeleri Sırp ve Hırvatlar’ın ortak Bosna kimliğine ve siyasi varlığına entegre edilmelerine bağlı görünmektedir. Bu arada özellikle kültürel anlamda yoğun bir kuşatma altına alınan Bosnalı Müslümanların varlıklarını koruyabilmeleri kültürel ve tarihi kimliklerinin diri kalmasıyla mümkündür. Aksi halde Hırvatlaştırılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

         

        Mostar kenti gezildiği zaman, Hırvatlar’ın kontrolündeki kentin batı yakasındaki ekonomik refahın, Boşnak kesimindekinden çok daha yüksek olduğu hemen fark edilebilmektedir. Bu durum, Hırvatistan’ın değişik fonlarla Bosnalı Hırvatlara sahip çıktığının açık bir göstergesidir.

         

        Dayton Anlaşması çerçevesinde Bosnalı Sırplar’a Bosna topraklarının yüzde 49’u bırakılmış, buna karşılık Boşnak-Hırvat Federasyonu’na Bosna topraklarının yüzde 51’i bırakılmıştır. Dayton Anlaşması’nda, Sırplar’ın çıkarları gözetilmiş ve Boşnaklara haksızlık yapılmıştır.

         

        Bosna topraklarının yüzde 49’una karşılık gelen Sırp Cumhuriyeti, adeta devlet içinde ayrı bir devlettir. Sırp Cumhuriyeti vatandaşlarının Saraybosna’yı değil, Belgrad’ı başkent olarak kabul ettiği önceden de biliniyordu. Belgrat’ın son zamanlarda, Bosna’nın daha küçük bu biriminin “ekonomik atardamarlarını” satın alma stratejisiyle meşgul olduğu gözlenmektedir. Örneğin, 5 Aralık 2006’da Sırbistan telekom şirketi, Sırp Cumhuriyeti telekom şirketinin yüzde 65 hissesini, oldukça yüksek bir fiyattan satın almıştır. Bu yatırım kararının ekonomik değil, siyasi olduğu yönünde yaygın bir inanç vardır.[3]

         

        Öncelikle belirtmek gerekir ki, Bosna-Hersek Federasyonu’nu oluşturan birimler arasında bugüne dek tarafları tatmin edecek bir güven ortamı oluşturulamamıştır. Tarafların birbirlerine yönelik kuşkuları bugün de devam etmektedir. Bosnalı Sırpların sürekli olarak Sırbistan’la birleşmenin imkânlarını kolladıkları bilinmektedir. Bu resmin detayına girildiğinde ise şu görülmektedir: Müslümanlardan farklı olarak, Sırplar ve Hırvatlar, Bosna’da merkezî kurumların oluşturulması ve bunların görevlerini güçlü ve etkili bir şekilde yerine getirmeleri için ciddî bir gayret göstermemektedir. Bu tavır, Dayton Anlaşması’nın getirdiği düzenlemelerden (ülkenin aynen Sırpların istediği gibi etnik-temelde idarî birimlere ayrılması, kantonlar, dönüşümlü başkanlık, vs.) bir bakıma cesaret almıştır. Dayton anlaşması, eşit haklara sahip vatandaşlardan oluşan ve herkesi kuşatan bir Bosnalılık kimliğinin oluşumuna yeterince imkân vermemektedir. Bosnalı Müslümanlar, Bosna’nın bütünlüğünü koruma konusunda bugün de geçmişte olduğu gibi büyük bir gayret göstermektedir. Bu bütünlük görüntüsünü korumak için Müslüman Boşnak temsilciler diğer taraflara ve Batı’nın güdümünde hareket eden uluslararası topluma anlamlı tavizler vermekten de geri durmamışlardır. Sözgelimi Bosna devletinin en yüksek yasama ve yürütme organı, parlamento, cumhurbaşkanı ve hükümet değildir, Batılı devletlerin güdümündeki bir uluslararası koalisyonca atanan Bosna-Hersek Yüksek Temsilcisidir. Bu temsilci, Dayton Anlaşması çerçevesinde, bu anlaşmanın askerî konular dışında kalan hükümlerini hayata geçirmekle yetkilendirilmiştir. Batı’lı hâkim güçler, başka birçok yolla olduğu gibi, bu yolla da Bosna’nın geleceğini istedikleri gibi şekillendirme imkânına sahiptirler. Özel olarak, Avrupa Birliği`nin, Bosna’ya yaptığı iktisadî ve malî yardımlar ve yatırımlar nedeniyle karar alma sürecini etkileyen önemli bir uluslararası aktör olduğunu belirtmek gerekir.[4]

         

         

        Eğitim ve Öğretim ile İlgili Çeşitli Söyleşiler:

         

        Bir ülkeyi ülke yapan, ayakta tutan bazı temel değerler, ilkeler ve organlar vardır. Bunların en önemlileri toplumdaki ortak ülkü, tarih, yaşama kültürüdür. Bu değerler ise topluma ancak kaliteli ve bütünleştirici bir eğitim-öğretim sistemi ile verilebilir. Bir ülkede, ülkenin geleceğini kuracak, şekillendirecek onu yönlendirecek, genç beyinlere ortak hedefleri ve duyguları verebilen bir eğitim-öğretim sisteminin olması çok önemlidir.

         

        Bosna-Hersek’te Zenica-Doboy Kantonu’ndaki bazı eğitimcilerle ülke ve kanton genelindeki eğitim-öğretimin geçmişteki ve hâlihazırdaki durumunu, iyi-kötü, eksik yanlarının neler olduğunu ve bunların sebeplerinin neler olabileceği üzerine sorular sorarak bazı röportajlar yaptık.

         

         

        Prof. Dr. Salih Yalıman (Hukuk Fakültesi Dekanı-Tarihçi)

         

        Salih Bey, eskiden herkesin eğitimde fırsat eşitliğinin olduğunu, şimdi ise parası olanların okuyacağını, fakirin fakir kalacağından ve sadece zenginlerin okuyabilecek olmasından şikâyet etmektedir.

         

        Okullarda öğrencilere çok bilginin verildiğini ve bunların da hayatta kullanılmayan bilgiler olduğunu ifade ediyor, her bölümün daha da küçülmesi, spesifik olması gerektiğini belirtiyor.

         

        Üniversiteye giriş sisteminin bozuk olduğunu, eskiden kaliteyi tespit etmek için komisyonların olduğunu, şimdi ise hocaların bunu üstlendiğini söylüyor.

         

        Eski ve yeni sistem arasında kaldıklarını ve uyum sağlayamadıklarını belirtiyor.

         

         

        Prof. Dr. Lada Şestiç (Zenica Ün. Pedagoji Fak. İngiliz Dili ve Ed. Böl. Başkanı)

         

        Bence eskiden eğitim daha kaliteliydi. Zenica’daki üniversitede Bologna kriterleri çok düşük, sistem hala oturmadı. Eskiden, öğrenci bir yılda alan dersinden geçemezse ikinci sınıfa geçemiyor, dönemi tekrar ediyordu, şimdi bu yok, sistem esnetildi. Bologna eğitim sisteminin getirdiği yeniliklerden biz hocalar memnun değiliz.

         

        Sarayova’da eğitim daha iyidir, çünkü başkent olmanın avantajı vardır. Zenica’da durum daha kötü, odalarımız yok, bilgisayarlarımız, laboratuvarlarımız yok. Hocalar yeni sistemi bilmiyorlar eski ile yeni arasında bocalıyorlar. Yeniyi kabullenemedik. Hoca eksiğimiz çok fazla.

         

        Şimdiki öğrencilerin seviyesi çok düşüktür. Sebep olarak:

         

  1.  Eskiden, hocalar çok kaliteliydi, onlar ya emekli oldular ya savaşta yurt dışına gittiler, ya da öldüler. Onların yerine kursçular geldi ve dolayısı ile kalite düştü.
  2. Hocaların maaşları çok düştü, motivasyon eksikliği var.
  3. Eskiden, öğrencilerin iş bulması kolaydı şimdi ise zorlaştı ve bu da öğrencilerde motivasyon eksikliğine sebep oluyor.

         

         

        Doç Dr. Faruk Koziç (Zenica Ün. Pedagoji Fak.)

         

        Yenilikleri devlete ait olmayan kurumlar getirdi. Özel okulların cazibesi var, ama herkes bu okullara gidemiyor. Orada eğitim daha kaliteli, interaktif ders yapılıyor.

         

        Eğitim sistemi kantonlara, entitelere göre değişiyor. Bir sırp entitesinde eğitim bakanı var, fedarosyonda ise eğitim bakanı ve buna bağlı 10 kanton eğitim bakanı var. Fedarasyon eğitim bakanı eğitim işini kanton bakanlarına bıraktı ve keyfilik çoğaldı.

         

        Batı Mostar’daki üniversitenin hocaları ve kitapları Zagrep’ten geliyor ve kararlar oradan alınıyor. Boşnak bir hocanın orada çalışması biraz zordur. Boşnak hocalar orada çalışmaya yeni başladı. Oradaki üniversite birçok yönden Hırvatistan’a bağlıdır.

         

        Sırp, Hırvat ve Boşnak akademislerden oluşan ortak komisyonla “Demokrasi ve insan hakları” dersi için yeni bir kitap hazırladık. Kitap üç dilde basıldı ve herkes aynı şeyi öğretiyor. Bunun önemi şuydu: kitapta yazılan ilk şey “ülkemizin adı Bosna-Hersek” olmasıydı. Bu bizim için önemli bir adımdır. Diğerleri böyle bir kitaba önce karşı çıkarak buna gerek yok diyorlardı, her hoca kendi kitabına ve kendine göre anlatır diyorlardı. Bizim için önemliydi, madem bir ülkemiz var onun için çalışmalıyız. Bu projenin ücreti ABD’li “civitas” adlı bir kuruluş tarafından karşılandı. Bu kuruluş genellikle insan haklarıyla ilgili konuları destekliyor.

         

         

        Mithad Kasap (Zenica Şehir (il Halk) Kütüphanesi Müdürü)

         

        Mithat Bey, öğretmenlerin ve ders kitaplarının kötü olduğunu söylüyor. Öğrencilerin kötü ve tembel olmasını ise şöyle açıklıyor: Bizler savaş yıllarında ve sonrasında 5 ila 10 yıl kadar dış yardımlarla ayakta durduk. Avrupa’dan ve islam dünyasından birçok yardım geldi. Çalışmadık, hazıra alıştık. Çalışkanlar yurt dışına gitti, buradaki çalışma sistemi de zaten çok kötü. Özellikle o nesil çok kötüdür.

         

        Bir diğer konu ise, son yıllarda ve günümüzde insanlar kolayca fakülte bitirdiler ve bitirmekteler, bilgileri çok az ve bitirdiklerinde nerede, nasıl çalışacaklar? Eskiden öğretmenlerin %80-90’ı iyi idi. Bugün ise öğretmenlerin kalitesi çok düşük. Mesela şimdi üniversitedeki öğretmenler bir yerde çalışmıyor, en az üç dört üniversitede, fakültede çalışıyor, Tuzla’ya, Sarayova’ya, Zenica’ya, Mostar’ya gidiyor bu da öğretmenlerin performansını düşüyor. Bu hocalarıın yetiştirdiği öğrenciler de kötü oluyor. Bunun iki sebebi var: hocaların daha çok para kazanmak istemesi ve üniversitelerdeki hoca eksikliğidir.

         

        Eğitimin kötü olmasının bir sebebi de buradaki aile ve ahlak probleminin olmasıdır. Anne ve babalar çocuklarıyla ilgilenmediler, okula giden çocuğa para, cep telefonu, araba verdiler ama ahlak veremediler. Çocuklarına okulda ne yapıyorsun? Derslerin nasıl? gibi sorular sormadılar.

         

        Mithad Bey, kütüphaneye günde 50-60 civarında üniversite öğrencisinin geldiğini söylüyor. Toplam 5 bin üniversite öğrencisinin olduğu bir şehirde, kütüphaneye gelen bu öğrenci sayısı bizce oldukça düşüktür.

         

        Mithad Bey, kütüphane giderlerinin hepsinin yalnızca belediye tarafından karşılandığını ve kitap almakta zorlandıklarını, kitap sayısının kendisine göre az olduğunu belirtmektedir.

         

        Mithad Bey, Bosna Cumhuriyeti’ndeki milletvekillerinin bir etnik grubun özellikle Bosna’yı sevmediğini, diğerinin ise sevip sevmemekte kararsız olduğunu, Boşnaklar’ın ise birçoğunun %90’ının sevdiğini diğer yüzde 10’un kendi menfaatini düşündüğünü ifade ediyor ve imalı bir şekilde üç kişiden ikisinin gidene çelme takma düşüncesi içinde olduğunu söylüyor.

         

        Mithad Bey, Bosna’nın gerek eğitim gerekse de birçok konuda Avrupa’nın ve ABD’nin deney tahtası olduğunu ve siyaset olarak da burada, daha az toprak, daha az müslüman nüfus, daha az bilgi olmasının istenildiğini ifade ediyor.

         

         

        Zdenka Mercan (Zenica-Doboy Kantonu Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Bakanı)

         

        Bakan Hanım, sorduğumuz sorulara bir siyasetçi tarzında kaçamak cevaplar vermiştir.

         

        Bakan, Brüksel’de 2002 yılında kabul edilen eğitim reformlarını hızla devam ettirdiklerini ve birçok konuda başarı sağladıklarını belirterek eğitimin siyasetten ayrılmasını, bütün Bosna-Hersek’te kaliteli, verimli bir eğitim sisteminin oluşmasını ve yerlerinden edilmiş insanların tekrar evlerine dönmelerinin öncelikli amaçlarının olduğunu ifade etmektedir.

         

        Bakan, eğitim plan ve programların eskiden çok yoğun, eğitim verme metotların çok eski olduğunu ve hocaların hep eski sisteme göre öğrettiklerini vb. durumların bir an önce değişmesi gerektiğini belirtiyor. Yeni eğitim reformların daha kreatif, problem çözücü ve yeni teknolojilerle yapılmasının şart olduğunu söylüyor.

         

        Zenica Üniversitesi’nde 7 fakülte (Metalurji ve Materiyal, Makina, Pedagoji, Ekonomi, Hukuk, Tıp, İslam Pedagoji Fakültesi) bulunmaktadır. Ayrıca bazı fakültelerin bölümleri de vardır. Bakan’ın verdiği bilgilerde Zenica Üniversitesi’nde: devamlı 14 Profesör, devamsız 19 Profesör, 37 Doçent, 23 Yüksek (mastır yapmış) asistan, 35 asistan ve 7 diğerleri olmak üzere 135 hoca bulunmaktadır. Üniversitedeki fakültelerin bölümlerini de düşündüğümüzde öğretim üyesi sayısının oldukça düşük olduğu görülmektedir.

         

         

        Tespit ve Değerlendirmeler:

         

        Bosna-Hersek’te uzmanlar, geçerliliğini yitirmiş okul sisteminin, kanun ve reformların eksik kalmasını siyasi iradeden kaynaklandığını söyler. On yıldan beri, eğitim sistemi, ülkenin tam etnik bölünmelerini yansıtacak şekilde, üç farklı müfredat ile devam etmiştir. Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar için mevcut ilk ve orta öğretim kanunu, halklar arasındaki entegrasyonu daha iyi sağlamak ve teşvik etmek amacıyla 2003 yılında parlamentodan geçirilmiştir.

         

        İlk ve orta öğretimde seçmeli derslerde anadili ve kültürde eğitim-öğretim yapılırken, matematik, fen bilimi ve diğer daha az tartışmalı konuların öğretimi daha iyi ve uyumludur. Bu derslerde öğrencilerin kendi etnik kökenleri ne olursa olsun aynı ders kitaplarını takip etmesi gerekir. Ancak bu da tam gerçekleşebilmiş değildir.

         

        Her bir toplumun ulusal kimliğini koruma arzusu, eğitimin birliğindeki en önemli engeldir. Bu da daha düzgün bir eğitim sistemin oluşturulmasını engellemektedir.

         

        On bölge üzerinde, her bir bölgenin kendi eğitim bakanı vardır. Brcko Bölgesi’nde devlet düzeyinde bir bakanlık vardır ve bu 14 bakanın özel statüsü vardır. Farklı bölgelerdeki okullarda bakanlık yönetmelikleri bir okuldan diğerine geçmeyi biraz zorlaştırmıştır.

         

        Bölgelere ve yerel bakanlara verilen yetkilerden dolayı merkezi hükümet, okullar üzerindeki kontrolü sağlamada zorlanmaktadır.

         

        Nüfusu 130 bine yakın olan Mostar’da farklı etnik gruplar farklı okullara gidiyor. Okullar Mostar’da genellikle fiziksel olarak ayrılmıştır ve Boşnak ve Hırvat çocukları farklı zamanlarda tenefüse çıkmaktadır. Hatta kentin merkezindeki tarihi lise binasında, aynı bina içinde üç okulda, üç müfredat uygulanıyor. Yani Boşnak ve Hırvat gençler, ayrı sınıflarda ayrı dersler görüyorlar. Bununla birlikte aynı binanın bir bölümü, kentin tek karma lisesine Birleşik Dünya Koleji(UWC)’ne ev sahipliği yapıyor.[5]

         

        Her kentte her etnik grup, çocuğunu mümkün olduğunca kendi müfredatını okuyacağı okula gitmesine çalışıyor. Bu durum yeterli kaynak dağılımını, öğretmen tayinlerini ve eğitim kalitesini de etkiliyor. Özellikle de eğitimin 10 kantonda ayrı ayrı düzenlendiği Boşnak Hırvat Federasyonu içinde.

         

        “Milli” sıfatı üç halkı kapsayıcı anlamda değildir. Sırp Cumhuriyeti ile Bosna Hersek Federasyonu’nun milli bayramlar olarak görüp kutladığı tarihler birbirinden farklıdır. Milli tarih deyince, üç kurucu halkın kendi açılarından görüp okullarda ayrı ayrı okuttuğu tarih anlaşılıyor. Ortak okutulan kimya, matematik gibi derslerse milli müfredatın değil, devlet müfredatının bir parçası. İki entitede farklı alfabeler kullanılıyor; ortak devlet televizyonunun yanında iki ayrı entite televizyonu yayın yapıyor.

         

        “Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip, Avusturya tahtının varisi Franz Ferdinand’ı 1914’te bu köprünün yanı başında düzenlediği suikast sonucu öldürdü.” Peki bugün Gavrilo Princip ne ifade ediyor dersiniz: Tarih kitaplarına baktığınızda, kitabınız Sırpça’ysa “Bir şair ve kahraman”, Hırvatçaysa “'Bu meşum terör eylemini gerçekleştirmek üzere Sırplar’ca eğitilip yönlendirilmiş bir suikastçi”, ya da boşnakça ise “'Eylemi, üç etnik kesimi kapsayan polisçe güçlükle bastırılan, Sırp aleyhtarı protestolara yol açan bir milliyetçi”.[6]

         

        Öğrenciler için en büyük problem mezun olduktan sonra iş bulma konusudur. Kısa sürede iş bulma ümidi olmayan öğrenciler, devletin özellikle sağlık sisteminden yararlanmak için eğitimlerini uzatmaktadırlar. Dört yıllık fakülteyi sekiz yılda bitirenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır.

         

        Liseden üniversiteye geçiş sistemi merkezi sınavla olmayıp her üniversitede her bölüm kendi -fakülte yönetim kurulu tarafından atanan- hocalarınca bu sınavı yapmaktadır. Sınavlar, Haziran ve Eylül aylarında olmak üzere yılda iki kez yapılmaktadır. Bu sınavlarda çok usulsüzlüklerin olduğu da bilinmektedir.

         

        Üniversiteye girmek isteyen öğrencilerin yüzde 90'ı bir yere kayıt yaptırabilmektedir. Fakat tıp, mühendislik ve ingilizce gibi bazı bölümler için çok talep olduğundan her öğrenci bu bölümlere kayıt yaptıramamaktadır.

         

        Zenica Üniversitesi’nde bölümlerin yıl içindeki sınav sistemi de değişiktir. Bir yıl içinde öğrencilerin eylülde iki sınav, ekimde bir, ocak sonu-şubat başında iki, haziran sonu-temmuz başında iki sınav hakları vardır. Bu kadar çok sınavın olduğu bir sistemde, hocalar sınavlarda aynı soruları sormak zorunda kalabiliyor. Bu durumu bilen öğrenciler, bazen sınava sadece soruları almak için giriyor.

         

        Bosna Hersek’te aşikâr olan bir diğer konu ise ülkede adı konulmamış, gizli bir savaşın yaşanmasıdır. Bu savaşın başlıca aktörleri Avrupa ve Amerika’dır. Diğer güçler daha pasiftir. Bosna-Hersek’i kendi emelleri doğrultusunda şekillendirmek isteyenler çok çetin bir şekilde lobi ve misyonerlik faaliyetleri yürütmektedirler.

         

        Çocuk esirgeme yurdunda kalan kimsesiz Boşnak çocuklar, hem tatil hem de psikolojilerinin iyileşmesi amacıyla her yıl, bir aylığına Sicilya’ya götürülmekte ve burada gönüllü ailelerin yanında kalmaktadır.

         

        Visoko şehrinde İranlar’a ait 1-18 yaş arası yatılı ilköğretim ve orta öğretim okulu bulunmaktadır. Bu okulun yöneticileri Türklerdir. Bu okuldaki ders kitapları İran’da Boşnakça olarak yazılıyor ve basılıyor. Okuldan mezun olan öğrenciler her yıl gezi için 20 günlüğüne İran’da Tahran ve Kum şehrine götürülüyor. Gezinin son 3 günü İstanbul’a ayrılıyor.

         

        Yunanistan, başarılı olan üniversite öğrencilerini her yıl yaz tatilinde 15-20 günlüğüne bedava olarak kendi ülkelerine götürmektedir.

         

        Tuzla’da ve Mostar'da Amerika Birleşik Dünya Koleji (UWC) vardır, Bosna-Hersek’in çok önde gelen politikacıları okulun yönetim kurulu üyesidir.

         

        ABD tarafından finansa edilen Civitas adlı kuruluş, çocuklar ve gençlere yönelik çeşitli sosyal, kültürel faaliyetler yapmaktadır.

         

        ABD’ye 350.000 Boşnak aile yerleşmiştir. Bu durum insanın aklına Irak savaşının akabinde Irak’ın kuzeyinden ABD’ye götürülen ve orada eğitilen Peşmergeleri hatırlatıyor. Bu insanlar orada eğitilip daha sonra buraya mı getirilecekler?

         

        Bosna-Hersek’te Türk okulları da vardır. Ders kitapları (Tarih dersi de dâhil) ABD’de yazılıp basılıyor. Çok ilginçtir ki tarih dersi kitabında “Roma tarihi 15 sayfa anlatılırken; Osmanlı tarihi 3-5 sayfa anlatılıyor.

         

        Boşnakların ilköğretim okulunda okutulan 7. sınıf Coğrafya ders kitabında, Türkiye ile ilgili bölümünde verilen bilgilerin bir kısmının yanlış, kasıtlı ve abartılı olduğu görülmektedir. Doğu Anadolu bölgesi, Ermeni bölgesi ve dağları olarak anlatılmaktadır. Genç beyinlere Türkiye’nin çok etnikli bir ülke olduğu izlenimi uyandırılmaktadır. Nüfus olarak 66.229.000 rakamı verilmekte ve Sultan Ahmet Camisi resminin altında ise Ayasofya adı verilmektedir.[7]

         

        Saraybosna’da Almanlar’ın Goethe Enstitüsü vardır. Goethe Enstitüsü ve Bosna-Hersek AGİT Misyonu tarafından desteklenen “Culture of Religions” adlı ders ile öğrencilerin hoşgörü ve potansiyel yanlış anlamalarını azaltmak; bilgi eksikliğini gidermek amacıyla Hrıstiyanlık (Katolik, Ortodos), İslamiyet, Yahudilik dinleri hakkında öğrencilere bilgiler verilmektedir. Üç kantonda normal okul müfredatına dahil edilmiş ve Sırp Cumhuriyeti’nde, Brcko’da bazı pilot okullarda da uygulanmaktadır. Öğrenciler, lise birinci sınıfta bu dersi seçmeli olarak almaktadır.[8]

         

        Zenica’da iki çeşit Katolik okulu vardır. Biri bizdeki imam-hatip lisesi tarzında, diğeri normal lise tarzındadır. Lise tarzındaki okulda yüzde 70 oranında Müslüman Boşnak öğrenciler de okumaktadır.

         

        Gerçekte, Avrupa’da laik sisteme sahip tek ülke Türkiye’dir. Mesela Zenica’da Katolik lisesinin müdürü bir papazdır. EUFOR barış gücünde papaz üsteğmen veya askerler bulunmaktadır. Böyle bir durum Türkiye’de mümkün müdür?

         

         

        Tuzla şehrinde Boşnaklar’ın da ağırlıklı yaşadığı yerde, kominist dönemden kalma bir gün olan ve her yıl düzenlenen, binlerce kişinin katıldığı “öpüşme günü” yapılır.

         

         

        

         

        Anlaşılacağı üzere, Bosnalı Sırplara Sırbistan, Bosnalı Hırvatlara ise Hırvatistan sahip çıkmaktadır. Boşnaklar, sahipsiz bir şekilde arada sıkışmış bir durumdadır. Diğer taraftan, halk kesiminden Bosnalı Sırplar ile Bosnalı Hırvatların önemli bir kısmı, kendi anavatanlarının çifte vatandaşı olmuş ve nasılsa günün birinde Sırbistan ve Hırvatistan’ın Avrupa Birliği üyeliğine alınacağını düşünerek, Bosna’nın geleceğini pek umursamamaktadır. Gelecekleri hakkında bir tek Boşnaklar endişeli gözüküyor.

         

         

         

        KAYNAKLAR


        


        

        *Yrd. Doç. Dr. Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi

        [1] http://www.oscebih.org/education/priorities.asp?d=2 David Chandler,     Bosnia: Faking Democracy After Dayton, London, Pluto Press, 2000, s. 66.

         


        

        [2] http://www.tumgazeteler.com/?a=1182750, http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.

         


        

        [3] http://www.bbc.co.uk/turkish/specials/1755_bih_future/page6.shtml, “Bosnia’s Nationalist Governments: Paddy Ashdown and the Paradoxes of State Building”, Uluslararası Kriz Grubu Balkan Raporu, No. 146, (22 Temmuz 2003), http://www.crisisweb.org,

         


        

        [4] http://www.tumgazeteler.com/?a=1182750, http://www.ilmiarastirma.net

         


        

        [5] http://www.oscebih.org/education/priorities.asp?d=2, “Bosnia’s Nationalist Governments: Paddy Ashdown and the Paradoxes of State Building”, Uluslararası Kriz Grubu Balkan Raporu, No. 146, (22 Temmuz 2003), http://www.crisisweb.org,

         


        

        [6] http://www.oscebih.org/education/priorities.asp?d=2


        

        [7] Bu durum, Dr. Hasan A. Yüksel tarafından Bosna Türk büyükelçiliğine bildirilmiştir.


        

        [8] Towards InterReligious Understanding in Bosnia and Herzegovina: A Status Report on the Pilot Course Culture of Religions OSCE Mission to Bosnia and Herzegovina Education Department September 2007, http://www.oscebih.org/oscebih_eng.asp ,Peter Lippman, “Big Changes in Bosnia or Just another Drama?”, Washington Report on Middle East Affairs,Vol. XXIII, No. 7, (Eylül 2004), s. 1. ,Predrag Popović, Balkan Insight, online publication of the Balkan Investigative Reporting Network (BIRN). This comment appeared in Balkan Insight, 13 October 2006.

         

         


Türk Yurdu Mart 2010
Türk Yurdu Mart 2010
Mart 2010 - Yıl 99 - Sayı 271

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele