Hamit Zübeyr Koşay

Şubat 2010 - Yıl 99 - Sayı 270

        Çarlık döneminde Rusya’nın geniş topraklarında yaşamakta olan Türk uruglarının aydınları Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip etmekte idiler. Her yıl hac döneminde Rusya’dan Hicaz’a giden hacı kafileleri seyahat programına muhakkak İstanbul’u da dâhil ederek Müslümanlar için önemli olan bu şehri gidiş veya dönüşte ziyaret etmeye özen gösterirlerdi. Komünizmin egemen olduğu Balkan ülkelerinde azınlık olarak yaşayan Türk hacı kafilelerinin de bu geleneği sürdürdüklerine şahit olduk. İdil Ural bölgesindeki Türk aydınlar İstanbul’daki kültürel gelişmelere uzak kalmamışlardır. Eğitim için çok sayıda öğrenci Türkiye’ye gelmiş ve bazıları burada kalarak sonraki yıllarda kurulan yeni cumhuriyetin kalkınmasında önemli hizmetler ifa etmişlerdir. Bu aydınlardan biri de Hamit Zübeyr Koşay’dır.

         

         

         Aile Hayatı

         

         Kuzey Türklerinden olan Koşay hakkındaki biyografi bilgileri, ekseriyetle kendi beyanına göre düzenlenen Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki sicil dosyasına istinat etmektedir. Koşay 1897 yılında Ural Dağları’nın batısında bulunan Ufa vilayetinin Mizele kazası Tilenkçi Köyü’nde doğmuştur.

         

        Babasının adı nüfus hüviyet cüzdanında Abdullah olarak geçmektedir. Hakkında hazırlanan armağan kitabında ise baba adı Ubeydullah olarak gösterilmiştir.[1] Annesi Nurizade hanımdır.

         

        Ailesi önceleri Il nehri boyundaki Tamyan’da yerleşikti. Dedesi Abdulcabbar Efendi, dönemin sayılı zenginlerden Halfinlerin daveti üzerine Tilekçi Tamak köyünde medrese kurmuştur. Büyük oğlu Abdulkayyum da köydeki ikinci camiye imam olarak tayin edilmiştir. Onun vefatı üzerine ikinci oğlu Ubeydullah bu göreve getirilince H. Zübeyr Koşay’ın ailesi bu köye yerleşmiştir.

         

        Yazılarında umumi olarak Türk kavramını kullanmaya özen gösteren Koşay, hemşerilerinin bazılarında keskin ölçülere varan kavmiyet tartışmalarına sebebiyet verecek ifadeler kullanmamıştır. Ölümünden sonra hakkında yazılanlarda da ve kendi beyanlarında rastlanmayan bir husus,  yakın dönemlerde sıkça dillendirilmekte ve Başkurt olduğu ifade edilmektedir. Son bir yayında onun Türkiye’de en tanınmış muhacir Başkurt bilim adamlarından biri olduğu belirtilmiştir.[2]

         

        Abdulcabbar’ın dört oğlu olmuştur. Abdülkayyum, Ubeydullah, Mansur ve Mirza Abdurrahman. Abdülkayyum’un oğlu Abdülbari’yi dedesi masraflarını karşılayarak tahsil için İstanbul’a göndermiştir. Burada idadiden sonra tıp tahsili yapan Dr. Abdülbari Türkiye’nin değişik şehirlerinde çalışmıştır. Aynı adı taşıyan torunu Abdülbari Koşay, Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalışmıştır.

         

        Koşay’a doğduğunda dedesi tarafından Abdülhamit adı verilmiştir. Annesinin babası Minzele İlçesi Çıbıtlı Köyü ahundu Abdünnasır Tuhfetulla’nın kızı ile evlenmiştir. Onun diğer bir kızı Nurcemal Hanım (1866-1946) ise Rusya Türklerinin büyük din ve fikir adamlarından Rızaeddin Fahreddin ile evlenmiştir.[3] Rızaeddin Fahreddin (1858-1936), tahsilini tamamladıktan sonra gazetecilik yapmış,1923 yılında Sovyet egemenliği döneminde Ufa’da toplanan I. Müslüman Nedvesi’nde müftü seçilmiş ve ölümüne kadar oldukça zor şartlar içinde bu görevi sürdürmüştür.

         

        Koşay 1925 yılında hemşerilerinden 1906 doğumlu Naime Hanım ile evlenmiştir. Çocukları olmayan çift 1927 doğumlu Erdem Satılmış isimli bir yetimeyi üç yaşından itibaren evlat edinmiştir. Naime Hanımın erken sayılabilecek yaşta vefatı üzerine kızı Erdem Kayıran ile birlikte yaşadı.[4] Muzaffer Kayıran ile evlenen kızından Etel ve N. Hanze isimli iki torunu oldu. Giray isimli bir erkek çocuk sahibi olan N. Hanze Oktay genç yaşta 26.9.1999 tarihinde vefat etti. Yaşlılık dönemini kızının ihtimamı altında geçiren Koşay, 1 Ekim 1984 tarihinde Ankara’da vefat etti.

         

         

        Tahsil Hayatı

         

        Onunla ilgili biyografi bilgilerinde, İttihat ve Terakki yönetiminin verdiği burs ile okutulacak öğrenciler arasında 1906 yılında İstanbul’a gönderildiği kaydedilmektedir.[5] Hâlbuki bu tarihte İttihat Terakki yer altı faaliyeti sürdürmekte ve siyasi bir gücü bulunmamaktadır. Dolayısıyla onun tahsil için Türkiye’ye gelmesinde başka saiklerin bulunması gerekiyor. Koşay, hemşerisi Sadri Maksudi Arsal ile ilgili bir yazısında 1911 yılında teyzesinin hazırladığı imkânlar ile İstanbul’a gidecek öğrenci kafilesine katılmak üzere yaşadığı köyden Ural nehri kıyısındaki Orenburg şehrine gelerek birkaç hafta burada kaldığını belirtmiştir.[6] Buradaki ikameti uzun sürmüş, yeni yıla doğru Samara şehrinde kendisi gibi İstanbul’a tahsile gidecek olan Halim Sabit Şibay’ın kardeşleri Esat Sabit ve Arif Sabit ile buluşup birlikte Türkiye’ye hareket etmişlerdir. Odesa şehrinde Rusya’dan ayrılmak mecburiyetinde kalan Musa Carullah Bigiev de onların kafilesine katılmıştır.

         

        İstanbul’da onları Kazan’lı Halim Sabit Şibay karşılamıştır. İki kardeş Galatasaray Sultanisi’ne yerleştirilmiş, Zübeyr Koşay ise Sultaniye bağlı olan Selanik Rüştiyesi’ne yatılı okumak üzere gönderilmiştir. 1912 yılında Selanik Merkez Rüştiyesi’ni bitirmiştir. Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine okumaya başladığı liseden ayrılarak İstanbul’a dönmüştür. Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki şahsi dosyasındaki kendi beyanlarına göre, Kadıköy’de bulunan Dar’ül-Muallimin İbtidayi Ali’sine yazılmış 1917 yılında mezun olmuştur. Mezuniyet tarihi biyografisiyle ilgili kayıtlarda ise 1916 olarak gösterilmiştir.[7]

         

        Hemşerisi Halim Sabit Şibay’ın onunla yakından ilgilendiği arşive intikal eden bazı belgelerden anlaşılmaktadır. Onun, Dâhiliye Vekâleti’ne yazdığı bir dilekçe ile Rus tebaasından Ubeydullah Zübeyiroğlu Hamit ile kardeşi Arif’in vatanlarına dönmeden önce devlet himayesinde Macaristan’a gitmelerine müsaade edilmesi talebi olumlu karşılanmış ve öğrencilere Osmanlı pasaportu verilmiştir.[8] Halim Sabit, II. Meşrutiyetten önceki dönemde Ziya Gökalp ile tanışarak dost olmuştur. Kardeşi ve hemşerisi için burs verilmesinde bu dostluğun etkisi olduğu düşünülebilir.

         

        Mezuniyetten sonra İstanbul Üniversitesi’nde Macar ilim adamı Meszaros’un açtığı Macarca ve etnografya kurslarına devam etti. 1917 yılında İttihat ve Terakki’nin düzenlediği devlet bursu ile yüksek tahsil yapmak üzere Macaristan’a gitti. Onunla birlikte aynı ülkede ziraat tahsili yapmak üzere Şibay kardeşlerinde gittikleri belirtilmiştir.[9] Bu bilgininde düzeltilmesi gerekmektedir. Macaristan’a sadece kardeşi Arif gönderilmiştir. Onun bu hususta yazdığı 23 Temmuz 1916 tarihli dilekçe kabul edilmiştir. Galatasaray Lisesi mezunları ile ilgili kaynaklarda Şibay kardeşlerin isimleri 1917 yılı mezunları arasında gözükmemektedir.[10] Esat Sabit Şibay, Galatasaray Lisesi’ni 1918 yılında bitirmiştir.[11] Şibay kardeşlerin ziraat tahsili yaptıkları iddiası da tartışmalıdır. Sabit Esat Şibay’ın Çalışma Bakanlığı Tetkik ve Araştırma Kurulu Başkanlığı’ndan emekli olması sebebiyle ziraat tahsili yaptığı kaydı bu görevle pek örtüşmemektedir.

         

        Lozan Türk Yurdu, 1921 yılının sonlarında ‘Türk gençliğinin milli vazifeleri ne olmalıdır?’ başlığı altında ödüllü akademik bir tartışma düzenledi. Yarışmaya Budapeşte’den katılan Hamit Zübeyr ‘İzgü Mescit’ isimli eseriyle bu ödülü kazandı. Onun bu dönemlerde Pan-Türkizmden güçlü bir şekilde etkilendiği ileri sürülmüştür.[12]  Koşay, ilk eserini daha sonra İstanbul’da bastırmıştır.

         

        Budapeşte Dar’ül-Muallimin-i Ali’sini 21.9.1921 tarihinde bitirdi.14.9.1922 tarihinde bakaloryayı tamamladıktan sonra Budapeşte Üniversitesi’nde 22 Ekim 1923 tarihinde Felsefe bölümünde Türk Silah Adları adıyla hazırladığı tezle Pekiyi derece ile doktorasını tamamladı. Üniversitede Türkoloji derslerini takip ederken sonradan büyük ilmi şöhrete kavuşan üç Macar öğrenci ile sınıf arkadaşlığı yaptı. Layoş Ligeti ondan bir yıl sonra mezun olmuş, Macaristan İlimler Akademisi’nin desteğiyle Moğolca ve Çince öğrenmesi için Paris ve Çin’e gönderilmiştir. Bilinmeyen İç Asya isimli eseri Türkçeye tercüme edilmiştir. Layoş Üniversite tahsilinden sonra Macar Devlet Arşivi’ne girerek Türk vesikaları üzerinde çalışmıştır. Bir aralık Milli Eğitim Bakanlığı’nın daveti üzerine Türkiye’ye gelerek Topkapı Sarayı Arşivi‘nin tasnifinde takip olunacak usule dair rapor hazırladı. Laszlo Rasonyi, Türklerin şahıs ve yer adlarına ve dolayısıyla eski Türk tarihine dair derin incelemelerde bulunmuş olup Türkçe kaleme aldığı Tarihte Türklük isimli eseri birkaç baskı yapmıştır.[13] Fransızca ve Almancayı konuşacak, Macarcayı yazacak, Arapça ve Farsçayı tercüme yapabilecek derecede biliyordu. Türkçenin bilhassa Rusya’da kullanılan bütün lehçe ve şivelerine, başta Tatarcaya vakıftı.

         

        Mezuniyetten sonra 1924 yılını Almanya’da geçirdi. Berlin Üniversitesi öğretim üyelerinden Türkolog Prof. Dr. W. Bang Kaup’un derslerini takip etti. Hemşerisi büyük DİB bilgini Reşit Rahmeti Arat’ın da hocası olan Bang’ın ani ölümü üzerine neşrettiği yazıda onun Türklük Bilimine yaptığı hizmetleri özgün biçimde dile getirmiştir.[14] Berlin’de bulunduğu süre içinde Devlet Kütüphanesi ve müzelerde incelemelerde bulunmuştur.

         

         

        Memuriyeti

         

        Devlet memuriyetine ilk girişi, yüksek tahsil için Macaristan’a gitmeden önce boşta kaldığı 1917-1918 öğretim yılında Kadıköy Sultanisi’nin 2. kısmında Beden Eğitimi öğretmeni olarak görev yapmasıyla olmuştur.31 Ağustos 1918 tarihinde bir ay hizmetine ara vermiştir. Tahsil için görevine dönmediği için memuriyetle ilişkisi kesilmiştir.

         

        Üniversite tahsilini tamamladıktan sonra artık komünizmin egemen olduğu memleketine dönme ihtimalinin ortadan kalkması üzerine 1925 yılı Mayıs ayında Türkiye’ye dönmüştür. Önce ülkenin tek üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nde görev almaya çalışmıştır. Edebiyat Fakültesi’nde görev almak isteği fakülte reisi olan Fuat Köprülü’nün muhalefetini aşamadığı için arzu ettiği biçimde sonuçlanamamıştır.[15] Koşay geçerli sebep gösterilmeden üniversiteye alınmayışını kabullenemediğini yıllar sonra bir yazısında, ‘kadro olmadığı ileri sürülerek atlatıldım’ ifadesiyle açığa vurmuştur.[16]

         

        Bunun üzerine yeniden öğretmenlik mesleğine dönmek mecburiyetinde kaldı. 25.5.1925 tarihinde Türk vatandaşı olarak Ankara nüfusuna tescili yapılmıştır. 6.7.1925 tarih ve 8477 numaralı emir mucibince askeri ihtiyat sınıfına kaydedilmiştir.17 Mayıs 1925 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Asarıatika ve Hars (Kültür) Dairesi Müdürlüğü’ne 2337 sayılı kararname ile tayin edilmiştir. Koşay, 1 Haziran 1925 tarihinde bu görevi Türk Müzeciliğinin büyük ismi Osman Hamdi Beyin kardeşi İsmail Galip Beyin oğlu olan Mübarek Galip Eldem’den[17] devralmış ve 17 Mayıs 1926 tarihine kadar bu görevi sürdürmüştür.[18] Onun bu görevi sürdürdüğü sırada 7.2.1926 tarihinde Hars Dairesine üç şube müdürlüğü eklenmiş, müzeler, kütüphaneler ve güzel sanatlar bölümleri kurulmuştur.[19] Hars Dairesi Müdürlüğüne tayin yapılmayarak tesis edilen şubelerin müstakil çalışmaları temin edilmiştir.1926 yılı Haziran ayında kütüphane müfettişlikleri de kaldırılmıştır.[20] Aynı yıl içinde 3.9.1926 tarih ve 244 sayılı Müsteşarlık emri ile Bakanlık merkez teşkilatında yeni bir değişiklik yapılmış, Hars Dairesi kaldırılarak onun yerine Güzel Sanatlar, Eski Eserler ve Müzeler, Kütüphaneler Şubeleri kurulmuştur.[21]

         

        Bu görevini sürdürürken 18 Mayıs 1926 tarihli kararname ile 4000 kuruş maaşla 3. Sınıf Bakanlık Müfettişliğine tayin edilmiştir. 1926 yılında kabul edilen 789 sayılı Maarif Teşkilat Kanunu ile Maarif Eminlikleri kurulunca Teftiş Kurulu Başkanlığı kaldırılmış, Bakanlık Müfettişleri Talim ve Terbiye Kurulu’na bağlanmıştır. Bu yeni durum üzerine Maarif Vekâleti Müfettişlerinin Hukuk, Salahiyet ve Vazifelerine Dair Talimatname adıyla yeni bir yönetmelik hazırlanmıştır. Yeni yönetmelikle müfettişler merkez ve mıntıka müfettişleri olarak ikiye ayrılıyordu. Merkez müfettişleri yapacakları işler bakımından üçe ayrılmışlardı. Bu üç grubun içinde kütüphane, güzel sanatlar ve müze ile ilgili bölümde Koşay görevlendirilmiş olmalıdır.[22] Bu görevi yürüten 22 müfettişten biri olmuştur. Dönemin merkez yönetim kadroları hakkında bir mukayese yapılabilmesi için,1928’de Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin 1 Müdür,1 Mümeyyiz,1 Kâtip ile çalıştığını belirtmek gerekir.       

                      

        Koşay, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki ilk görevi sırasında sorumluluk alanına giren kütüphanelerin durumu hakkında hazırladığı raporu takdim etmiş ve daha sonra Bakanlığın dergisinde neşretmiştir.[23] Cumhuriyetin ilanından iki sene sonra kütüphanelerin ne durumda olduğunu göstermesi bakımından önemli bir rapordur. Onun tespitlerine göre cumhuriyetin 64 ilinden 45’inde, 395 ilçesinden 366’sında kitaplık yoktur. Mevcut kütüphanelerin 40’ı İstanbul’da,15’i Kastamonu’da, 11’i Bursa ve ilçelerindedir.

         

        Ankara Etnografya Müzesi’nin kurucusu ve müdürü oldu. Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati döneminde Hars Dairesi’nin müzeler, kütüphaneler ve güzel sanatlar şubelerine ayrılması üzerine 1.6.1927 tarihinde inşası tamamlanan Etnografya Müzesi’ne eski Hars Müdürü Koşay müdür olarak tayin edilmiş ve 13.3.1931 tarihine kadar bu görevi sürdürmüştür. 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair kanunun yürürlüğe girmesinden sonra buralarda bulunan müzelik değerdeki eserler, mahalli müzelere taşınmış bir kısmı da Ankara’ya getirilmiştir.

         

        15 Nisan 1928 tarihinde müzeye gelen Atatürk, muhtelif bölümlerini ziyaret ederek bilgi aldıktan sonra Afgan Kıralı Amanullah Han’ın ziyaretleri münasebetiyle müzenin açılması talimatını vermiştir. Afgan Kıralı müzeyi ilgi ile gezmiş, ülkesindeki Buda medeniyeti eserlerinin Hitit ve Türk eserleriyle değişimini teklif etmiştir.

         

        Müze, halka 18.7.1930 tarihinde açılmış ve 1938 Kasım ayında iç avlunun Atatürk’ün geçici mezarı olarak tahsis edilmesine kadar ziyaret açık kalmıştır.

         

        14.3.1931 tarihinde, tayin edildiği Milli Eğitim Bakanlığı Müzeler Dairesi Müdürlüğü görevine başlamıştır. 23.9.1934 tarihinde bu görevine ek olarak Ankara Etnografya Müzesi Müdürlüğü’nde de vekâleten görevlendirilmiştir. Asil müdür Osman Ferit Sağlam’ın İstanbul’dan görevine dönmesi üzerine vekâlet görevi 10.10.1934 tarihinde sona ermiştir. Yine 23.9.1934 tarihinde Ankara Eski Eserler Müzesi Müdürlüğüne de vekâlet onayı çıkarılmıştır. Bu ikinci görevi diğerine göre oldukça uzun sürmüş göreve asaleten tayin yapılması üzerine 20.11.1935 tarihinde sona ermiştir. Bakanlık Teşkilat Kanunu’nda yapılan değişiklik sonucu yürüttüğü görevin genel müdürlük haline getirilmesi üzerine 20.11.1935 tarihinde Müzeler Genel Müdürü olmuştur. 4624 sayılı kanunla Maarif Vekilliği yeniden ihdas edildiğinden 24 Temmuz 1944 tarihinde Eski Eserler ve Müzeler Umum Müdürü olmuştur.

         

        Oldukça uzun süren yöneticilik görevinden sonra 9.1.1950 tarih ve 30/1 sayı üçlü kararname ile Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu üyeliğine tayin edilmiştir. Kararnameyi Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Şemsettin Günaltay, Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu imzalamışlardır.

         

        Bu görevinde fazla kalmayıp, esas çalışma sahasına dönmeyi arzu etmiş olmalıdır. 24.4.1950 tarihinde düzenlenen kararname ile Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü öğretmenliği’ne nakledilmiştir. Kadrosu bu okulda kalmak kaydıyla Etnografya Müzesi Müdürlüğü yapması kararlaştırılmıştır. Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün adı daha sonraki yıllarda Hasanoğlan İlköğretmen Okulu olarak değiştirilmiştir. Koşay, bir yazısında Etnografya Müzesi Müdürlüğü sırasında meslektaşlarıyla on yıldan fazla Atatürk’ün muvakkat kabrinin türbedarlığını yaptığını belirtmiştir.

         

        Ağustos 1962’de yaş haddinden emekliye ayrılmıştır. İki yıl müddetle görevlendirme suretiyle Etnografya Müzesi Müdürlüğü’nü sürdürdü.1964-1969 yılları arasında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nde müşavir olarak çalışmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 1969 yılında yürürlüğe girmesinden sonra emekli olarak maaşlı müşavirlik yapma imkânının kaldırılması üzerine bu vazifesini bırakmıştır. Müzeci olarak Ankara Arkeoloji Müzesi (Hitit Müzesi-daha sonra Anadolu Medeniyetleri Müzesi adını almıştır), Alaca Höyük Mahalli Müzesi’ni görev arkadaşlarının yardımıyla kurmuştur. Koşay, Remzi Oğuz Arık, Şevket Aziz Kansu, Arif Müfit Mansel ile birlikte Cumhuriyet döneminin ilk arkeologlara arasında kabul edilmektedir.[24] Hafir olarak, ön tarih araştırmaları sahasında: Ankara Fidanlık, Ankara Ahlatlıbel, Çanakkale Kumtepe, Alaca Höyük, Çorum’un Pazarlı, Çorum’un Büyük Güllücek, Erzurum’un Karaz ve nihayet Ankara’nın Ogüst Mabedi kazıları ile Anadolu arkeolojisinin kurucuları arasında önemli bir edinmiştir.[25]

         

        Gençlik yıllarından itibaren okuma ve yazmaya önem vermiştir. Bu alışkanlığı, mesleki birikiminin artması ile çok sayıda eser vermesine zemin hazırlamıştır. İlk eseri olan İzgü Mescid (Mukaddes Cami), Lozan Türk Yurdu tarafından 1922 senesinde açılan ‘Türk Gençliğinin Milli Vazifesi Ne Olmalıdır?’ konulu müsabakada birinci olmuş ve aynı yıl İstanbul’da basılmıştır. Yarışmada birinciliği kazanması üzerine Lozan Türk Yurdu yönetimi 13.4.1922 tarihli bir mektupla mükâfatı olan 150 İsviçre frangını havi bir çek göndermiştir. Eserleri arasında roman ve hikâyeler de bulunmaktadır. Romanlarının konusunu antik dönem kazıları sebebiyle bulunduğu Anadolu’nun muhtelif köşelerinden seçmiştir.

         

        Görevli olduğu süre içinde ilgi duyduğu geniş alanlara giren çeşitli milletlerarası kongrelere katılmak üzere Macaristan, Lehistan, Estonya, Finlandiya, Almanya, İngiltere, Fransa, İsveç, İsviçre, İtalya, Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya, Suriye, Lübnan ve Mısır’ı ziyaret etti.

         

        Hayatının son yıllarında Türk Arkeoloji ve Müzecilik Tarihini yazmaya başlamıştı. Müzeler Genel Müdürlüğü’nde kendisine ayrılan özel odada yıllarca bu eser üzerinde çalıştı. Yayınlanacak duruma gelen bu çalışması kitap haline getirilemedi.

         

        Koşay, bürokraside görev yaptığı süre içinde ve emekli olduktan sonra da milli meselelerle ilgisini kesmedi. Milli kültür değerlerinin tespiti, yaygınlaştırılması hususunda yapılması gerekenlere işaret etti. Bu tekliflerinin gerçekleşmesi için fikri takibini sürdürdü. Halk kültürünün tespiti hususunda Cumhuriyetin kuruluş dönemlerinde az sayıdaki aydın arkadaşlarıyla daha 1927 yılında Etnografya Cemiyeti’nin kurulması teşebbüsüne iştirak etti. 28.7.1927’de Halil Vedat Fıratlı, Hilmi Ziya Ülken, Dr. Sami, Dr. Meszaros, Safiye Sami, Halil Bedii Yönetken ve Yusuf Akçura ile birlikte Cumhurbaşkanına sundukları dilekçede böyle bir cemiyetin kurulması ihtiyacının gerekçelerini belirttiler. Bu teşkilat kanuni formalitelerin yerine getirilememesinden dolayı kurulamadı. Koşay, yeri geldiğinde bu ve buna benzer kurumların tesis edilmesinin gerekliliğini vurgulamıştır.[26]

         

        Koşay’ın hayatında yaptıklarından, Türk kültür alanındaki ilklerden biri de İshak Rafet Işıtman ile birlikte Macar ağızları sözlüğünü örnek almak suretiyle ilk diyalektoloji sözlüğünü neşretmesidir.

         

        Halk Bilgilerinin ilmi olarak uzmanlarca derlenmesini temin gayesiyle bizzat kendisi bir kılavuz hazırlayarak neşretmiştir.[27] Neşrettiği makalelerle Türk Halk Müzesi’nin kurulmasının lüzumuna dikkati çekmeye çalışmıştır. Bu müzenin Türk’ün kendisini, onun maddi ve manevi kültürünü, hayatını ve yaptığı büyük işleri tanıtmak bakımından gerekli olduğunu vurgulamıştır. Bu müzenin milli şuurun bir aynası olacağını belirtmiştir. Bu müzenin devlet merkezine yakın bir yerde bir çiftlik kadar geniş bir alanda kurulması düşüncesindedir.[28] Halk müzesi kurulması konusunda yazdıklarının sayısı oldukça fazladır. Bu konuda ilgisi dolayısıyla dönemin Kültür Müsteşarı Hüsnü Ciritli’ye de bir rapor takdim etmiştir.[29] Planlı kalkınma dönemine girildiğinde bu konuyu yeniden gündeme getirerek devletin temel varlığı ve şerefi ile ilgili, manevi alandaki yatırımlara, bilhassa planlamada anonim halk kültürünü tanıtmak üzere Halk Müzesi tesisine öncelikle yer verilmesinin önemini vurgulamıştır.[30] Batı ülkelerinde çok yaygın olan açık hava halk müzelerinin kurulması hususundaki çalışmalarını uygulamaya koymuş Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bir bölümünde tesisine karar verilmiştir. Önüne konulan bürokratik engeller neticeye ulaşmasına mani olmuştur. Daha sonra Konya’da şimdi Selçuk Üniversitesi kampüsü olan sahada kurulması düşünülmüş,  arazinin istimlâki çalışması bütçenin yetersizliği sebebiyle sonuçlanamayınca bu teşebbüste başarılı olamamıştır.[31] Değişik alanlarda müzeler kurulması hususundaki alakası daima canlı kalmıştır. Belki de meslek hayatının en önemli ilgi alanını teşkil eden bu vadide Türkiye’de yapılanları yakından takip etmiş, ortaya çıkan sonuçları kamuoyuna duyurmaktan geri kaymamıştır.[32]

         

        Türkiye’de etnografyaya ilginin artması için bu sahada yaptığı araştırma ve yayınların önemi erbabı tarafından iyi bilindiği için takdir edilmiştir.[33] Kuruluşunda görev aldığı Etnografya Müzesi müdürlüğüne kendi isteğiyle dönerek emekliliğine kadar yerini muhafaza etmiştir.

         

        1932 tarihinde Türk Dilini Tetkik Cemiyeti tarafından toplanan I. Türk Dili Kurultay’ının seçtiği Samih Rifat’ın başkanlığını yaptığı umumi merkez heyetinde üye oyarak görev almıştır. Türk Tarih Kurumu’nun kuruluş çalışmalarına katılarak ilk üyelerden biri olmuştur. Birçok ilmi ve milletlerarası toplantıya katılmıştır. 9.12.1959 tarihinde yolluksuz olarak izin almak suretiyle Fransa ve İngiltere ilmî araştırmalarda bulunmuştur. UNESCO tarafından 17.4.1963-2.5.1963 tarihleri arasında düzenlenen Milletlerarası Balkan ve Güneydoğu Avrupa Tetkikleri Toplantısına katılmıştır. Mayıs 1964’de Roma’da açılan Anadolu Arkeolojisi sergisinde görevlendirilmiştir.

         

         

          Eserleri

         

        1. İzgü Mescit: İstanbul,1922 Kütüphane-i Sudi yayını.

        2. Dokuz Ötkünç:1929 Esas Anadolu halk ağzından derlenmiş ve üsluplaştırılmış hikâyelerdir. Yazar burada pek çok anlama gelen hikâye yerine Divanü Lugati’t Türk’ten Ötküç sözünü almış ve bu bazı tenkitlere sebep olmuştur. Bu kelime yalnız Anadolu Türkçesinde Ötgüç şeklinde Aydın ağzından derlenmiştir.

        3. Tarihi Abidelerimizi Koruyalım, Ankara 1932, CHP Kâtibi Umumiliği yayını.

        4. Ana Dilden Derlemeler I, Ankara 1932,CHP Kâtibi Umumiliği, Dil ve Edebiyat Grupları Mesaisine Yardım İçin.(İshak Rafet ile birlikte)

        5. Halk Bilgisi Kılavuzu, Ankara 1932.Kitap Yazanlar Kooperatifi sayı 1.

        6, Türk Nebat Adları, Ankara 1933

        7. Ahlatlıbel Hafriyatı Raporu, Ankara 1934

        8. Ankara Budun Bilgisi, Ankara 1935, Ankara Halkevi yayını

        9. Troad’da Dört Yerleşme Yeri, İstanbul 1936(Jerome Sperling ile birlikte)

        10. Arşiv Nedir? İstanbul 1936, Ankara Halkevi neşriyatı Küçük Boy Nu. 15

        11. Alacahöyük Hafriyatı, Ankara 1936

        12. Türk Tarih Kurumu Tarafından Alacahöyük’te 1936 Yazında Yaptırılan Hafriyatta Elde Edilen Neticeler, Ankara 1937

        13. Dısques Solaires Lıs Au Jour Aux Fouılles D’Alacahöyük, Ankara 1937

        14. Elamca-Türkçe Dil Akrabalığı, Ankara 1937

        15. Les Fouılles De Pazarlı, İstanbul 1938

        16. Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Mevkii, Ankara 1939

        17. Etnografya ve Folklor Kılavuzu, Ankara 1939, Cumhuriyet Halk Partisi Yayını: Kılavuz Kitaplar V

        18. Pazarlı Hafriyatı Raporu, Ankara 1941

        19. Türkiye Türk Düğünleri, Ankara 1944.

        20. Yuvaktaşı: İstanbul,1947. Halk diriminden mülhem içtimai ve milli bir romandır.

        21. Susmuş Saz: İstanbul 1949

        22. Alacahöyük Kazısı. 1937-1939’daki Çalışmalara Ait İlk Rapor, Ankara 1951 (Almanca tercümesiyle)

        23. Afyonkarahisar, Ankara 1951

        24. Anadolu Etnografyası ve Folkloruna Dair Malzeme, Alaca Höyük. Ankara 1951.Türkçe ve Almanca. Türk Tarih Kurumu yayını.

        25. Anadilden Derlemeler II, Ankara 1952,(Orhan Aydın ile birlikte),Türk Dil Kurumu Yayını

        26. Karaçay-Malkar Türklerinde Hayvancılık ve Bununla İlgili Gelenekler, Ankara 1954 (Ramazan Karça ile birlikte)

        27. Etnografya Müzesi Kılavuzu, Ankara 1956

        28. Ogüst Mabedi ve Hacı Bayram Camii Kılavuzu, Ankara 1956. Maarif Vekâleti Eski Eserler ve Müzeler Umum Müdürlüğü yayını.

        29. Büyük Göllücek Hafriyatı, Ankara 1957. Türk Tarih Kurumu yayını. Türkçe-Almanca

        30. Açık Hava Halk Müzeleri, Ankara 1958

        31. Anadolu Yemekleri ve Türk Mutfağı, Ankara 1961 (Akile Ülkücan ile)

        32. Türk Tarihinin Zaman Tablosu, Ankara 1961

        33. Etnografya Müzesi Kılavuzu: İstanbul 1963

        34. Alacahöyük Kılavuzu, Ankara 1965

        35. Cıncık, Ankara 1973 (Şerafettin Işık müstearı ile basılmıştır. Keban Barajı’nın yapılması sırasında su altında kalacak tarihi eserlerin kurtarılması çalışmalarını anlatır)

        36. Erzurum ve Çevresinin Dip Tarihi, Ankara 1984, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını

         

         


        


        

        [1] Phil. Dr. Hamit Zübeyr Koşay’ın Hayatı, Türk Kültürü Araştırmaları-Phil. Dr. Hamit Zübeyr Koşay’ın Hatırasına Armağan, Yıl XXIV/ 2,1986, s.3


        

        [2] Rossiyski Sooteçestvenniki v Turtsii: İstoriya i Sovremennost (Türkiye’de Rusya Vatandaşları: Tarihte ve Bugün),Stambul ,2008,s.154


        

        [3] Dr. İsmail Türkoğlu, Rusya Türkleri Arasındaki Yenileşme Hareketinin Öncülerinden Rızaeddin Fahreddin, İstanbul 2000,s.46


        

        [4] Naime Koşay 28.9.1957 tarihinde vefat etmiş, Cenazesi 29.9.1957 tarihinde Hacı Bayram Camiinden kaldırılarak Cebeci Kabristanı’na defnedilmiştir. Cumhuriyet,29.9.1957,s.3


        

        [5] Türk Kültürü Araştırmaları, s.4


        

        [6] H.Z.Koşay, Sadri Maksudi Arsal’ın Hizmetleri ve Millet Anlayışı, Türk Kültürü, V, sayı 53,Mart 1967,s.313


        

        [7] a.g.m.,s.6


        

        [8] M. Halil Yinanç, Haz. Zeynep Altuntaş, Hocam Halim Sabit Beyefendi, Dergâh, sayı 219,Mayıs 2008,s.18,dp. 3


        

        [9] Türk Kültürü Araştırmaları, s.6


        

        [10] Tahsin Berküren-Aykut Kazancıgil, Galatasaray Lisesi Mezunları 1871-1996,İstanbul 1997,s.36


        

        [11] Esat Sabit Şibay’ın ölüm ilanında bu kayıt bulunmaktadır. Hürriyet,3.11.1984.Esat Sabit, eski başbakanlardan Şemsettin Günaltay’ın kızı Behine ile evlenmiş, Günaltay ve Şemsettin isimli iki çocuk sahibi olmuştur. Behine Şibay, 15.4.1987 tarihinde rahmetli olmuş,17.4.1987 tarihinde Ankara Asri Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir. Bk. Milliyet,16.4.1987


        

        [12] Hans-Lukas Kieser; Türklüğe İhtida 1870-1939 İsviçre’sinde Yeni Türkiye’nin Öncüleri. İstanbul 2008,s.153


        

        [13] Dr. Phil. Hamit Zübeyr Koşay, Âlim Nasıl Yetişir? Türk Kültürü, sayı 67, Mayıs 1968, s.482-483


        

        [14] Hamit Zübeyr Koşay, Büyük Bir Türkoloğun Ölümü Wilhelm Bang Kaup(1869-1934), Hâkimiyeti Milliye, 25 I.Teşrin 1934


        

        [15] İstanbul Dar’ül Fünunu Talebe Rehberi 1340-1341 Seneyi Dersiyesi, İstanbul 1341,s.3


        

        [16] Dr. Phil. Hamit Zübeyr Koşay, Âlim Nasıl Yetişir? Türk Kültürü, sayı 67, Mayıs 1968, s.482-483


        

        [17] Bu aile hk. bk. Beşir Ayvazoğlu, Deli Corci’nin Oğulları, Zaman,15.5.2008


        

        [18]  Bu dairenin ilk teşekkülünde Besim Atalay, Bakanlık müfettişlerinden Hilmi Tanyolaç ve Mübarek Galip görev yapmışlardır. Bk. Etnografya Müzesi Kılavuzu, Haz. Dr. Phil. Hamit Zübeyr Koşay, Ankara 1963,Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü yayını, s.2


        

        [19] Dr. Osman Ersoy, Halk Kütüphanelerimiz Üzerine Bir Araştırma,  Ankara,1966,s.17


        

        [20] Koşay,a.g.m.,s.17


        

        [21] Maarif Vekâleti Tebliğler Mecmuası, sayı 9,15 Teşrinievvel 1926,s.28


        

        [22] Kamil Su, Milli Eğitimde Teftiş, Cumhuriyet Döneminde Eğitim, İstanbul 1983, s.179


        

        [23] Hamit Zübeyr, Kütüphanelere Dair, Maarif Vekâleti Mecmuası, sayı 4 (1 Eylül 1341),s.24-28.Aynı yazı Latin harfleriyle yeniden neşredilmiştir: Dr. Hamit Zübeyr Koşay, Kütüphanelere Dair, Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni, cilt IX, sayı 1-4, Ankara 1960,s.36-40


        

        [24] Arkeolojinin Delikanlısı ‘Muhibbe Darga Kitabı’,Söyleşi: Emine Çaykara, İstanbul 2002,s.33


        

        [25] Dr. Phil. Hamit Zübeyr Koşay, Türk Folklor Araştırmaları, sayı 102,Ocak 1958,s.1625


        

        [26] Dr. Hamit Zübeyr Koşay,1927’de Etnografya Cemiyeti Kurma Teşebbüsü, Çığır, sayı 127, Haziran 1943,s.157-158


        

        [27] Halk Bilgisi Kılavuzu, İstanbul 1932


        

        [28] Türk Halk Müzesi, Taşpınar, sayı 152-155,Eylül-Aralık 1+947,s.433-436,Afyon Halkevi Dergisi


        

        [29]Milli Eğitimin Dayandığı Kaynaklar Arasında Etnografya ve Folklorun Yeri, H.Z. Koşay, Makaleler ve İncelemeler, Ankara 1974,s.108-111


        

        [30] Devlet Planlaması ve Manevi Teşekküller, Türk Kültürü, sayı 50, Aralık 1966,s.141


        

        [31] Mehmet Önder, Dr.Hamit Zübeyr Koşay ve Türk Müzeciliği, Türk Kültürü, sayı 261,Ocak 1985,s.10


        

        [32] Dr. H.Z. Koşay, Tabiat Tarihi Müzesi, Türk Yurdu sayı 1-2,Ocak-Şubat 1968,s.51


        

        [33] M.Şakir Ülkütaşır, Folklor ve Etnografya’nın Konuları Üzerine, Türk Kültürü, sayı 53,Mark 1967,s.370


Türk Yurdu Şubat 2010
Türk Yurdu Şubat 2010
Şubat 2010 - Yıl 99 - Sayı 270

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele