İngiltere ve Türkiye Örnekleri

Şubat 2010 - Yıl 99 - Sayı 270

        Ülkemiz son yıllarda eğitim alanında köklü değişikliklere imza attı. MEB tarafından ilk ve ortaöğretim ders programları yenilendi ve ders kitapları yeniden yazıldı. Yeni yazılan öğretim programları ve ders kitapları müzelerin eğitimde kullanımıyla ilgili yeni yaklaşımları da benimsemiştir. Geleneksel öğretim yöntemleri yerine yapılandırmacı yaklaşımı benimseyen yeni öğretim programlarında birçok çağdaş öğretim yaklaşımı yanında Tarih, Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler, Hayat Bilgisi, Fen ve Teknoloji ile Görsel Sanatlar dersi öğretim programlarında müze ile eğitim uygulamaları da tavsiye edilmiştir (MEB, 2005, 2007 ve 2008). Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, öğretim programında ele alınan “Müze ile Eğitim” başlığı ile sadece müzelerin kastedilmeyip kavram içinde tabiat ve kültür varlıklarını kapsayan mekanların da anlaşılması gerektiğine vurgu yapmıştır (MEB, 2008, s.3). Dünyada da müzecilik ve eğitim alanındaki gelişmeler müzeciliğe yeni roller yüklemiş ve doğal ve kültürel mirasın korunması yeni anlamlar kazanmıştır. Bütün ülkeler yer altı ve yer üstü kaynaklarını kendi zenginliklerinin bir parçası görmekle birlikte uygulamada bu zenginliklerin korunması ve yaşatılması konusunda farklı yaklaşımlar görmek mümkündür. Çağdaş anlayış kültürel ve doğal zenginlikleri sadece müze olarak tanımlanan binalarda sergilenen eserlerden ibaret görmemekte; ülke çapındaki kıyılar, binalar, parklar, bahçeler, evler, caddeler, mimari eserler vb. varlıkları tarihsel ve kültürel mirasın birer parçası ve toplumun kimliğini oluşturan önemli unsurlar olarak koruyup geliştirmeyi gerektirmektedir. Bu makalenin amacı İngiltere’de kültürel, doğal ve tarihi mirasın korunması alanında faaliyet gösteren kuruluşlar ile ülkemizde benzer alanlardaki faaliyetleri karşılaştırmak ve bu alanda faaliyet gösteren kurumlara önerilerde bulunmaktır.

         

        Dünyada kültürel ve tarihi varlıkların korunup sergilendiği müzeler, uzun yıllar boyunca çeşitli objelerin kısa notlar eşliğinde cam vitrinlerde sergilendiği sıkıcı mekanlar olarak algılanmıştı (Fairley, 1977). Ziyaretçilerin sergilenen materyalleri sadece uzaktan izlemekle yetindiği ve onları yakından inceleme şansından mahrum kaldıkları geleneksel müzeler insanların boş zamanlarında ziyaret etmeyi tercih ettikleri mekanlar olma özelliğine sahip değillerdi. Müzelerin bu olumsuz imajı dünyada son yıllarda müzelerdeki eğitim bölümlerinin gelişmesi ve ileri sunum tekniklerinin kullanılmasıyla değişmeye başlamıştır (Hopper-Greenhill, 1994; Aktekin, 2003). Öyle ki ‘Avrupa genelinde müzelerin modernleştirilmesi, çekici sergi tasarımlarının benimsenmesi ve ziyaretçilerin etkin katılımına yönelik programların sunulması ziyaretçi sayısının futbol maçlarındaki seyirci sayısını bile aşan bir rakama varmasını sağlamıştır.’(Greene, 1999,59). Kültürel, doğal ve tarihsel mirasın geliştirilmesine ve bu alandaki eser ve müzelere büyük yatırım yapan ve birçok yeniliğe imza atan İngiltere’de müzelere yılda yaklaşık 80 milyon ziyaret gerçekleşmektedir.

         

        İngiltere’de tarihi, kültürel ve doğal mirasın korunup geliştirilmesiyle ilgili başlıca iki kuruluş ön plana çıkmaktadır: Resmi bir kurum olan English Heritage ve bir sivil toplum kuruluşu olan National Trust. 1983 tarihli Milli Miras Kanunu (National Heritage Act) ile İngiltere Tarihi Binalar ve Anıtlar Komisyonu (The Historic Buildings and Monuments Commission for England) adıyla kurulan English Heritage, İngiltere’de eski eserlerle ilgili hükümete tavsiyelerde bulunan bir organdır. English Heritage, İngiltere’de tarihsel mirasla ilgili politikalardan sorumlu olan Kültür, Medya ve Spor Bakanlığı tarafından finanse edilmektedir. Ayrıca planlama, bayındırlık ve ulaşımdan sorumlu Ulaşım ve Yerel Yönetimler Bakanlığı'yla da işbirliği yapmaktadır. Çevre, Beslenme ve Kırsal İşler Bakanlığı ve Ulaşım Bakanlığı birlikte tarihsel çevreyi etkileyen birçok kararla ilgili yasal çalışmaları yürütmektedirler. English Heritage 1999 yılında İngiltere Tarihsel Anıtlar Kraliyet Komisyonuyla birleşerek bu alanda ülkenin en önde gelen kurumu oldu (Corbishley, 2004,s.67). English Heritage’ın faaliyetleri dört ana başlıkta toplanabilir: kanuni olarak korunması gereken tarihsel veya mimari binaları ve eski eserleri tespit etmek;  tarihsel binaları ve arkeolojik siteleri araştırmak ve bunları Milli Anıtlar Kayıt bürosuna bildirmek, tarihsel bina ve anıt sahiplerine koruma konusunda yardımcı olarak İngiltere’nin tarihsel çevresinin geleceğini garanti altına almak ve son olarak toplumun tarihsel ve kültürel mirasının farkına varmasını, takdir etmesini ve bu mirastan zevk almasını sağlamak.

         

        English Heritage kısmen hükümet kaynaklarından kısmen sahip olduğu tarihsel bina ve mekanlar ile diğer hizmetlerden gelir elde etmektedir. 2005/06 yılında kamu kaynaklarından 129 milyon sterlin (yaklaşık 335 milyon TL) geliri olan kurum diğer kaynaklardan da 42 milyon sterline (yaklaşık 110 milyon TL) yakın gelir elde etmiştir. English Heritage merkezi hükümet kurumlarıyla, yerel yönetimlerle, gönüllü kuruluşlarla ve özel sektörle aşağıdaki konularda işbirliği yapmaktadır:

         

         

        Tarihsel çevreyi korumak ve geliştirmek

  • Kamunun tarihsel mirasla iletişimini bağını artırmak
  • İnsanların geçmiş/tarih bilincini artırmak.

         

                       Tarihsel ve kültürel miras konusunda bilinç uyandırmak amacını gerçekleştirmek için English Heritage çok çeşitli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütmektedir. Tarihsel çevreye sahip çıkılmasının en kalıcı yolunun toplumu ve genç nesilleri tarihsel miras konusunda eğitmek olduğunu düşünen English Heritage, dokuz bölge yönetiminde tam zamanlı çalışan eğitim sorumluları görevlendirmiş, ayrıca yetişkin eğitimine yönelik ayrı görevliler ve Milli Anıtlar Kayıt Bürosuna da ayrı bir eğitim görevlisi atamıştır. Tüm eğitim sorumluları öğretmenlik sertifikası yanında tarihsel miras eğitimi konusunda da tecrübeye sahiptirler. English Heritage tarihsel bina, anıt ve mekânlar, arkeolojik kalıntıların bakım ve korunmasına katkıda bulunur. Tarihsel çevrenin sadece gelecek için korunması değil ama insanlar tarafından bugün takdir edilmesi ve zevk alınır hale getirilmesi temel amaçlardandır. English Heritage’ın çalışmalarında dikkat çeken bir husus tarihsel eser ve mekânların korunmasında İngiliz tarihine değişik kültürlerin katkısına vurgu yapmak ve tarih boyunca göçler, ticaret, işgaller, ittifaklar ve başka yollarla İngiliz tarihini etkilemiş farklı kültürlere ait unsurları da koruma altına alarak toplumun her kesiminin tarihsel mirası sahiplenme duygusunu yaratmaktır. Özellikle göçler yoluyla ülkeye gelmiş başka milletlerden insanları da İngilteredeki tarihsel mirasa sahip çıkmaları ve biz duygusuna sahip olmalarını sağlamanın yollarından birinin de o milletlere ait kültürel öğeleri ve tarihsel geçmişe ait unsurları tarihsel mirasın bir parçası haline getirmek olduğu düşünülmektedir. Ülkedeki birçok tarihsel bina ve eserdeki farklı millet ve kültürlere ait sanatsal, kültürel, folklorik unsurlara vurgu yapmanın o kültürlerden insanların bu mirası sahiplenmeleri konusunda heveslendireceği varsayılmaktadır.

         

        Tarihsel ve kültürel miras ile tabiat varlıklarının korunması ve yaşatılması alanında çalışan diğer bir kuruluş ise bir sivil toplum kuruluşu olan National Trust’tır. Milli Mülk/Vakıf olarak çevirebileceğimiz kuruluş, 1895 yılında kontrolsüz büyüme ve sanayileşmenin tehditlerine karşı, tabiat ve kültür varlıklarının korunması amacıyla 3 İngiliz hayırsever tarafından kurulmuştur. 100 yıldan fazla bir süredir ‘bugünü ve geleceği geçmişe bağlayan mekânları’ korumayı kendine ilke edinmiştir (National Trust, 2000). Antik dönemden kalan taş kalıntıları, Viktorya dönemine ait pamuk değirmenleri, bahçeler, köy caddeleri, kaleler, kıyı şeridi gibi tarih ve kültür kokan her tür mekân National Trust’ın ilgi alanına girmektedir. National Trust 3.5 milyonun üzerinde kayıtlı üyeye ve yüzlerce millik kıyı şeridi, şehir ve kasabalarda içindeki eşyalarıyla birlikte evleri, bazen bütün köyü, büyük arazileri, parklar, bahçeler ve binlerce dönüm açık araziyi ihtiva eden malvarlığına sahiptir. Trust, bu varlıklar yanında faaliyetlerini yaygın bir gönüllü desteğiyle yürütmektedir. National Trust ‘öğrenmeyi ve keşfetmeyi yaptığımız her şeyin merkezine koyuyoruz’ diyerek eğitime verdiği önemi belirtmektedir. Faaliyetlerinin tüm aşamasında toplumun faaliyetlere katkısını ve katılımını hedefleyen Trust doğal, kültürel ve tarihsel mekânları o mekânlarla ilgili insanlar için bir öğrenme aracı haline getirmeyi hedeflediği gibi toplumun bu mekânlarla ilgili algı ve yaklaşımını değiştirmeyi ayrıca bu mekânlarla ilgili beklenti ve taleplerini öğrenerek karşılıklı öğrenmeyi ilke edinmiştir. 'Tarihsel miras tuğla, harç, boya ve tuvalden daha fazlasıdır, her yeni nesil bu fiziksel şeylerle etkileşim yoluyla bunlarda yeni anlam ve değerler keşfeder. Ağaçların ve bitkilerin sürekli bakım istemesi gibi tarihsel mirasın korunması da sürekli bakım ve ihtimam gerektirir' yaklaşımını benimseyen National Trust, doğal ve kültürel kaynakların sadece kendi başına bir değer olarak değil, insanların öğrenme becerilerini ve anlayışlarını geliştiren, yaratıcılık ve yenilikçiliği teşvik eden imkânlar sağlayan unsurlar olarak da kullanılması gerektiğini savunmaktadır.

         

        Resmi bir kurum olan English Heritage ve bir sivil toplum kuruluşu olan National Trust’ın tarihi, kültürel ve tabiat varlıklarını korumaya yönelik faaliyetlerine baktığımızda en göze çarpan özelliklerin şunlar olduğunu görmekteyiz:

         

        İki kuruluş da doğal, tarihi ve kültürel mirası tespit edip korumakla yetinmemekte bu değerleri topluma mal edip, insanların bu zenginliklerle birebir ilişki kurmasını hedeflemektedir. Tarihsel, doğal ve kültürel mekân ve eserler tek başına bir değer olarak değil onlara yüklenebilecek çeşitli potansiyel anlamlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Bu mekânlarda hayat boyu öğrenme ilkesi gereği toplumun her sosyal kesiminden, her yaş ve eğitim düzeyinde insana yönelik eğitici etkinlikler düzenlenmektedir. Bu mekânlardaki eğitim faaliyetleri en son teknolojik imkânlar kullanılarak zenginleştirilmekte çeşitli interaktif öğrenme metotları uygulanmaktadır. Tarihi bina ve mekânlarda o dönemin özelliklerini yansıtan kıyafetler giymiş görevliler ziyaretçilere dönem hakkında bilgiler vermekte, her yaştan insanın ilgisini çekecek çeşitli drama faaliyetleri sergilenerek ziyaretçilerin kendisini o dönemin atmosferinde hissetmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Yine belli özel günlerde, önemli olayların yıldönümlerinde düzenlenen büyük çaplı etkinlikler, canlandırmalar, konserler ve yarışmalar toplumun geniş kesimlerini doğal ve tarihi mekanlarla buluşturmaktadır. Bu kuruluşlar tarafından düzenlenen çeşitli yerel tarih ve sözlü tarih yarışmaları toplumun kendi tarihsel ve kültürel mirasına ait zenginliklerini araştırma ve keşfetmesini teşvik etmeyi amaçlamaktadır.  Bu yerel ve sözlü tarih çalışmaları için sadece ulusal çaptaki çok önemli olayların izi araştırılmamakta, insanlar geçmişteki cadde isimleri, oyuncak çeşitleri, mimari eserler, yerel düzeydeki fabrika, atölye, dükkânlar vs. aracılığıyla gündelik yaşamın izlerini araştırmaya ve bunlarla ilgili bilgi, fotoğraf ve belge toplamaya teşvik edilmektedir. Değişik yaş gruplarından öğrencilerin çeşitli kazı sahalarına götürülmesi, restorasyon faaliyetlerini izlemesi ve bazen buradaki faaliyetlerde gönüllü olarak rol almaları onları tarihsel ve kültürel mirasın korunması konusunda bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Engelliler için özel programlar, okul grupları için özel programlar, doğa yürüyüşleri, kültür turları gibi faaliyetler aracılığıyla toplumun tüm kesimlerinin doğal ve kültürel mirasa sahip çıkması hedeflenmektedir.

         

                    Her iki kurum da ülkelerindeki eğitim müfredatını göz önünde bulundurarak okullar için örnek etkinlikler hazırlamakta ve okullarla sıkı bir işbirliği yapmaktadırlar. Bu kuruluşların eğitim bölümleri sadece okul müfredatındaki tarih, coğrafya, vatandaşlık gibi derslerle ilgili değil, fen bilimleri ve matematik alanında da birçok faaliyet düzenlenmekte ve doğal ve kültürel kaynaklar disiplinlerarası bir yöntemle öğrencilere aktarılmaktadır. Eğitim birimleri okullarla aktif işbirliği yaparak tarihi ve doğal mekanları alternatif birer eğitim kurumu gibi değerlendirmektedirler. Bilim tarihinde önemli yeri olan bina, fabrika, değirmen, atölye, bilim adamlarının evleri vs. gibi müzeye dönüştürülmüş eserler ziyaret edilmekte ayrıca buralarda öğrencilere yönelik çeşitli deneysel etkinlikler düzenlenmektedir. Ayrıca yetişkinlere yönelik çeşitli etkinlikler ve grup çalışmaları, aileleri çocuklarıyla birlikte bu mekânları ziyaret etmeye ve tatil günlerini veya hafta sonlarını buralarda geçirmeye teşvik etmektedir. Her iki kurum ilgili oldukları tarihi ve doğal mekânların tarihi ve buraların eğitimde kullanımıyla ilgili birçok yayın hazırlamaktadır. Ayrıca iki kurumun internet sayfalarında birçok kaynak ziyaretçilerin hizmetine sunulmaktadır. English Heritage’ın internet sayfası aracılığıyla aşağıdaki hizmetlerden yararlanmak mümkündür:

         

        •mekânlardan birine ziyaret planlamak

        •mekân ziyareti için internetten randevu almak

        •sitelerle ilgili bilgi ve yayın indirmek 

        •ücretsiz kaynaklara ulaşmak

        •ziyaret öncesi ve sonrası kullanılabilecek öğretim teknikleri konusunda fikir sahibi olmak 

        
•mekânlar hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak.

         

         

        İki kurumun internet sayfalarında ülke çapında ziyaret edilebilecek tüm doğal, kültürel ve tarihi eserlerin işaretlendiği haritalar, bu mekânlarla ilgili detaylı bilgiler ve okullar için eğitim materyalleri örnekleri verilmektedir. Örneğin English Heritage tarafından hazırlanan www.heritageexplorer.org.uk web sayfası öğretmenler tarafından sınıf içinde kullanılabilecek birçok yaratıcı ders planı ve materyali içermektedir.Viktorya ve Edward dönemindeki hayat, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı, kadın ve çocuk işçilerin yaşam koşulları, kölelik, 1930’lu yıllardaki binalar gibi birçok konuda sayısız görsel materyale, çalışma yapraklarına ve sınıf içinde bilgisayar ortamında veya klasik sınıf düzeninde kullanılabilecek yüzlerce interaktif materyale ulaşmak mümkün. Ayrıca bu ders materyalleriyle birlikte bu ders konularıyla doğrudan ilgili müzelerin web sayfalarına da yönlendirme yapılmaktadır. Yine English Heritage tarafından hazırlanan www.imagesofengland.org.uk sayfasından İngiltere'nin tarihi ve kültürel mirasını yansıtan 300 000 (üç yüz bin) den fazla fotoğrafa ulaşmak mümkün. Okullarda Tarih, Coğrafya ve Vatandaşlık konuları işlenirken geçmiş ve bugünün karşılaştırılmasının yapılması, tarih boyunca doğal ve kültürel çevrendeki değişimin anlaşılması için bu fotoğraflar okullar ve meraklıları için büyük bir kaynak.

         

        Dünyadaki en büyük eğitim kaynak bankalarından birine sahip olduğunu söyleyen Natinal Trust bu kaynakları web sayfası aracılığıyla toplumla paylaştığı gibi idaresi altındaki mekânlarda birçok aktif eğitsel faaliyet düzenlemektedir. www.nationaltrust.org.uk/education sayfasında sağlanan materyaller yanında öğretmenlere yönelik çeşitli hizmet içi eğitim kursları da düzenlenmektedir.

         

                    Bu kuruluşların doğal ve tarihi mekânları koruma faaliyetlerinin diğer bir boyutu da ekonomik alandadır. Doğal, kültürel ve tarihi mekânların yerli ve yabancı ziyaretçi oranının artması bu mekânlardaki iş olanaklarını da artırmakta buralarda istihdam edilen elemanlar bölgelerindeki işsizliğe küçük oranda da olsa çözüm olabilmektedir. Müze ve tarihi mekanların ziyaretçi sayısı arttıkça bu mekanlardaki güvenlikçi, uzman, küratör, sekreter vb. eleman ihtiyacı artmaktadır. Ayrıca turizmin gelişmesi birçok yan sektörü de canlandırarak başka alanlarda da ekonomiye canlılık sağlamaktadır. Müzeciliğe yapılan yatırımlar, çekici galeriler ve etkinlikler yoluyla buraları çekici hale getirme çabaları birçok bölgede insanlara iş sahası yaratmakta ve oralarda turizmi teşvik edip yerli ve yabancı ziyaretçilerin sayısını artırarak turizmin gelişimine de katkıda bulunmaktadır (Knowles, 2001). Bunun dışında özellikle yerel düzeydeki tarihsel ve kültürel eserler ile ‘müzeleri bir yörenin ve halkının gurur duyduğu bir geçmişi olduğu mesajının verilebildiği bir ortam olarak kullanmak, ekonomik çöküntü ve kendinden şüphe etme dönemlerinde toplumlar içim bir değer duygusu ortaya çıkarabilmektedir’ (Knowles, 2001,s. 18). Bu mekânların varlığını sürdürmesi, bakım ve geliştirme masraflarının karşılanması amacıyla çeşitli ticari girişimlerde de bulunulmaktadır. Örneğin bina veya müzelerin uygun yerlerine ufak kafe veya restoranlar yapılmakta buralara dışarıdan da müşteri kabul edilmektedir. Tarihsel mekânların çevresindeki nezih kafe ve restoranlar hem insanların bu mekânları arkadaşlarıyla buluştukları kültürel ve sosyal bir mekân olarak tercih etmelerine yol açmakta, hem de buralara bir canlılık kazandırmaktadır. Tüm müzeler ve tarihi kültürel mekânlarda ziyaret edilen mekânları yansıtan hediyelik eşya satış mağazaları da buraları ticari anlamda da kârlı hale getirmektedir. Ziyaret edilen mekânlardaki orijinal eserlerin minyatür baskıları, o mekânla veya tarihiyle ilgili kitaplar, CD ve kasetler, posterler, kalemlikler, bardaklar, not defterleri, biblo, magnet vb. birçok çeşit ve kalitede hediyelik eşya ziyaretçiler tarafından o günün anısına satın alınmaktadır.

         

        Tarihsel miras ve çevre bilinci gelişmiş vatandaşların bağış ve katkıları da bu kuruluşların faaliyetlerini kolaylaştıran unsurlardandır. Bu kuruluşlara bireysel üyelik, aile üyeliği veya ömür boyu üyelik ücreti ödenmesi durumunda tüm mekânları ücretsiz olarak ziyaret etmek mümkündür. Bir hayır kuruluşu olan National Trust’un 3,5 milyon kayıtlı üyesi bulunmaktadır ve bunlardan elde edilen üyelik aidatı vakıf için önemli bir kaynaktır. Gönüllü katkılar bu kuruluşların farklı çalışmalarına maddi ve fiziki katkı yoluyla gerçekleştiği gibi ilgili mekânlarda aktif görev alma, drama yoluyla yapılan etkinliklerde rol alma şeklinde de olabilmektedir. Örneğin Birmingham’da ziyaret ettiğimiz bir tarihi villanın bahçesinde Viktorya dönemi kıyafetleri giymiş ve çocuklarıyla birlikte bahçede ve villanın içinde gezen ve ziyaretçilere o tarihi dönemde yaşıyormuş hissi veren etkinlikleri yapan kişilerin gönüllü aileler olduğu ve bu işi boş zamanlarında hobi olarak yaptıkları söylenmişti.

         

                    Türkiye’de de 23.07.1983 tarih ve 2863 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirleyip bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmiştir. Bu kanuna göre  'tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar olan' kültür varlıkları ile  jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerler’ olan 'Tabiat varlıkları' ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu" ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları" kurulur. Söz konusu kanunun farklı maddelerinde kültür ve tabiat varlıklarının korunması amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Savunma Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Belediyeler ile diğer resmi kurumlar ve sivil toplum örgütleriyle işbirliğinin nitelik ve gerekliliğinden bahsedilmiştir. 16.04.2003 tarihinde kabul edilen 4848 numaralı kanun ise Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları kararlarının alınmasına ve uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesi ve koordinasyonunu sağlama görevini Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki ‘Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne vermiştir.  1946 yılında Milli Eğitim bakanlığı bünyesinde kurulan ‘Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ 1971 yılında Kültür Bakanlığı’nın kurulmasıyla bu bakanlık bünyesinde yer almış, yıllar içinde çeşitli değişikliklerden sonra en son 2003 yılında çıkartılan 4848 sayılı yasa bugünkü halini almıştır. Söz konusu kanuna göre Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün başlıca görevleri şunlardır:

         

                    a)Yurdumuzdaki korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının arkeolojik araştırma ve kazılarla açığa çıkarılmasını, korunmasını, değerlendirilmesini ve tanıtılmasını sağlamak, tahribini ve kaçırılmasını önleyici tedbirleri almak,

                    b)Gerekli görülen yerlerde müzeler, rölöve ve anıtlar müdürlükleri, restorasyon ve konservasyon laboratuarları kurulmasını teklif etmek ve bunların idare ve ihtisas işlerini düzenlemek ve yürütmek, özel müzelerin kurulmasına rehberlik etmek, desteklemek ve belirli esaslar çerçevesinde bunları kontrol altında bulundurmak,

                    c)Müzelerin geliştirilmesi, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bakımı ve restorasyonu konularında gerekli tedbirleri almak ve uygulamak.

         

                    Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü kendi misyonunu ‘Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarımızın belirlenerek korunması, değerlendirilmesi ve yaşatılarak gelecek kuşaklara aktarılması’ olarak tanımlamaktadır. Genel müdürlüğün internet sayfasında kurumun vizyonu ‘ Kültürel mirasımızın ülkemiz için en önemli zenginlik kaynaklarından biri olduğunu ve toplumsal kültürel kimliğimizin geliştirilmesi açısından önemini vurgulamak, yaygın ve sürdürülebilir koruma, yönetişim ve yerel sahiplilik esasları dâhilinde, kültür ve tabiat varlıklarımıza ilişkin planlama, yönetim ve eğitim hizmetlerini etkin olarak sağlamak, ülke düzeyinde buna ilişkin kaliteyi yükseltmek ve ulusal/uluslararası düzeyde ilgili kurum ve kuruluşlarla katılımcı ve saydam ilişkiler içerisinde stratejiler oluşturmaktır’ şeklinde açıklanmaktadır. Kurumun bu misyon ve vizyonu gerçekleştirmek için yaptığı faaliyetler ile İngiltere’deki benzer kuruluşların faaliyetlerini karşılaştırmak için bu makalenin kaynakçasında verilen internet adreslerine yapılacak bir ziyaret English Heritage ve National Trust ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün çalışmaları arasındaki farkı gösterecektir. İngiltere'deki örneklerle kıyaslandığında Türkiye’deki faaliyetlerin özellikle kültür ve tabiat varlıklarının gelecek kuşaklara aktarılma, topluma mal edilme ve etkin eğitim hizmetleri sağlama boyutlarında zayıf kaldığı görülmektedir. Türkiye’de daha önce dört müzede gerçekleştirdiğimiz bir araştırmada müze yetkililerinin müzelerin eğitim faaliyeti yapması gerektiğine inandıklarını ancak eğitimle ilgili asıl etkinliklerin öğretmenler tarafından hazırlanıp yürütülmesi gerektiğine inandıklarını göstermiştir (Aktekin, 2008). Eğitim faaliyetlerinde asıl görevin öğretmen ve okullar tarafından gerçekleşmesi gerektiği doğru bir yaklaşım olarak görülse bile ülkedeki doğal ve tarihi mirasla ilgili eğitim materyalleri ve etkinlikler hazırlama konusunda uzmanları barındıran yurtdışındakilere benzer kuruluşların olması okul, öğretmen, öğrenci ve velilerin işini kolaylaştıracaktır. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün internet sayfasındaki ilgili mevzuat incelendiğinde vurgunun daha çok kültür ve tabiat eserlerinin tescil, koruma ve restorasyonu üzerine olduğu görülür. Oysa İngiltere örneğinde görüldüğü gibi çağdaş dünyada kültürel ve tarihi varlıkların sadece tescil ve korunmasına değil, aynı oranda hatta daha da çok topluma mal edilmesi, her yaş grubundan insanın ziyaretine açılarak gündelik yaşamın bir parçası haline getirilmesi, tarihsel bilinç ile estetik duygusu ve çevre bilincinin aynı anda kazandırılmaya çalışılması faaliyetlerine ağırlık verildiği görülmektedir. Türkiye’de de taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan sitler, tescilli yapılar ve antik kentlerin olduğu mekanlarda İngiltere’deki uygulamalara benzer biçimde çeşitli etkinlikler düzenlenmesi, bu alanda yayın ve materyaller hazırlanması, bu mekanlarda toplumun her kesiminden insanların vakit geçirebileceği bölümler olması, çocukların oyun oynayabileceği, eğitici materyallerin olduğu merkezler kurulması, özel günlerde farklı etkinlikler düzenlenmesi buralara ilgi ve ziyareti artıracaktır.

         

           MEB Talim ve Terbiye Başkanlığı tarafından yeni hazırlanan öğretim programlarında müze ile eğitimin vizyonu 'kültürel varlıkları, tarihi eserleri anlama, koruma, değerlendirme ve yorumlama becerisi ile zaman ve mekân algılama becerisi gelişmiş, kültürel ve kültürler arası hoşgörü becerisi kazanmış, kendilerini çevreleyen dünyaya karşı görsel farkındalıkları olan, geçmiş, bugün ve gelecek arasında bağ kurabilen, arşivleme bilincine sahip, toplumsallaşmış, bireyler yetiştirmek' olarak belirtilmiştir (MEB,2008,s.4). Bu yaklaşım Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve diğer ilgili kuruluşların okullarla işbirliği yapmasını kolaylaştıran bir gelişmedir. Gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar göz önünde bulundurularak Türkiye’de de tarihsel ve kültürel mirasa sahip çıkmanın onları depolayıp sergilemekten daha fazlası olduğu, bu konuda toplumsal duyarlılık ve bilinç artırılmadığı ve bu mekânların ziyaretlerinin çekici hale getirilmediği müddetçe tabiat ve kültür varlıklarıyla tarihsel mirası koruma hedefinin gerçekleşemeyeceği iyi anlaşılmalıdır. Ülkemizde faaliyet gösteren Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) ve TEMA Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının da mevcut faaliyetlerine ilave olarak National Trust örneğinde olduğu gibi doğal ve kültürel mirası sahiplenirken eğitim alanındaki en son yenilikleri göz önünde bulundurarak toplumun her kesimini hedefleyen, yaşam boyu eğitim ilkelerine uygun kapsamlı etkinlikler düzenlemeleri ve faaliyet alanlarını geliştirmeleri bu alandaki çabalarını daha verimli ve kalıcı kılacaktır.

         

         

        Kaynaklar

        Adıgüzel, H. Ö. (2000). Müze Pedagojisinin Türkiye'deki Yansımaları ve Müzelerdeki Yaratıcı Drama Uygulamaları. İçinde: Kızılyaprak, Z.A(ed.) Müzecilikte Yeni Yaklaşımlar, Küreselleşme ve Yerelleşme,İstanbul: Tarih Vakfı yurt yayınları, ss.130-143.

        Aktekin, S. (2001) ‘İngiliz Tarih Eğitiminde Yerel Tarihin Yeri’ İçinde: Çelebi, F., (ed.) Yerel Tarihçilik, Kent, Sivil Girişim. İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, s.205-212.

         

        Aktekin, S. (2003) ‘İngiltere’de müzecilik, eğitim ve toplumsal katılım’ Toplumsal Tarih. Mart, Sayı 111, s.54-57.

         

        Aktekin, S. (2008) Müze Uzmanlarının Okulların Eğitim Amaçlı Müze Ziyaretlerine İlişkin Görüşleri,Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi (KEFAD),Cilt 9, Sayı 2, ss.103-111.

         

        Corbishley, M.(2004). English Heritage Education: Learning to Learn from the Past. In:  Henson, D and Stone, P.(ed.) Education and the Historic Environment. London: Routledge, pp.67-72.

         

        Fairley, J.A. (1977). History Teaching through Museums. London: Longman.

        Greene, J.P. (1999). The role of the museum in a pluralist, tolerant approach to teaching history. In: Towards a pluralist and tolerant approach to teaching history: a range of sources and new didactics. Council of Europe. pp.59-61.

        Hooper- Greenhill, E., (ed.) 1994. The Educational Role of the Museum. London: Routledge.

        Knowles, L. (2001). Müze Gündeminde Toplumsal Tarih Kavramını Geliştirmek. İçinde: Madran, B. (ed.) Kent, Toplum, Müze, Deneyimler Katkılar. Tarih Vakfı Yayınları. İstanbul, ss.14-19.

        MEB. (2005). Sosyal Bilgiler 6.-7. Sınıf Programı. Ankara: MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı.

         

        MEB. (2007). Tarih Dersi Öğretim Program ı(9.sınıf).Ankara: MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı.

         

        MEB.(2008). İlköğretim 1-8. Sınıflar Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler, Hayat Bilgisi ile Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programlarında Müze İle Eğitim.Erişim: http://ttkb.meb.gov.tr/yenicalismalar/muze/muze-prmgr.pdf  (10. 09. 2009)

        The National Trust. (2000). Education Handbook. Centurion Press.

        İnternet kaynakları:

        Bu makalede English Heritage, National Trust ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'yle ilgili verilen bilgiler başka bir kaynak belirtilmemişse aşağıdaki web adreslerinden alınmıştır:

        http://www.english-heritage.org.uk/ (07.09.2009)

        http://www.heritageeducation.net/ (08.09.2009)

        http://www.heritageexplorer.org.uk (10.09.2009)

        http://www.kulturvarliklari.gov.tr (08.09.2009)

        http://www.kultur.gov.tr/teftis/ (07.09.2009)

        http://www.nationaltrust.org.uk/ (10.09.2009)

         

         

         


Türk Yurdu Şubat 2010
Türk Yurdu Şubat 2010
Şubat 2010 - Yıl 99 - Sayı 270

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele