Fatma Şaban Alkış Türkü Evi

Şubat 2010 - Yıl 99 - Sayı 270

                    1977 yılında vefat eden ve 1962-1967 yılları arasında Kuşadası’nda belediye başkanlığı yapan Ahmet Şaban Alkış’a ait bir ev oğlu Dr. Ali Alkış tarafından onarılarak 2001 yılında Fatma Şaban Alkış Türkü evi ve Sanat Galerisi ası altında ve yine Ali Alkış tarafından çekilen Çanakkale Şehitleri abidelerine ait bir resim sergisi ile hizmete açılmıştır.

         

                    2 katlı 130 m²’lik bir kullanım alanına sahip bu ev 1nci derecede sit alanında olduğu dikkate alınarak aslına uygun bir şekilde yeniden tanzim edilmiş ve içi Alkış ailesinin yaşam şartlarına uygun olarak muhafaza edilen kendi eşyaları ile hizmete sunulmuştur. 

         

                    Evin üst katında 4 oda, bir salon ve bir banyo bulunmaktadır. Bu odalardan birisi beyaz oda olarak tanımlanmakta ve evin sahibi Fatma Alkış’ın kadınlara ait günlerde misafirlerin ağırlandığı bir misafir odası olarak yapıldığı yıllardaki hali ile teşhir edilmektedir. Konsül, Kuşadası’nda kullanılan ilk radyolardan biri, hezaren ve hasır sandalye, minderlik, kuran okuyan bir kadın ile otantik kıyafet giydirilmiş genç bir eski Türk kızını canlandıran bir manken ve ortada sarı bakır mangal ile ziyaretçilere sunulmaktadır.

         

                    Kırmızı oda diye adlandırılan diğer oda ise orijinal kırmızı mobilya ve halısı, yuvarlak orta camlı masası, duvarları süsleyen evin sahibi Fatma Alkış’a ait hamam takımlarından alına simli kumaşlarla bezenmiş tabloları ile eski Türklerde misafirlere verilen önemi ve saygıyı adeta yaşatmaktadır.  Pencereleri aralayan ahşap kahverengi panjurlardan sızan ışık bu iki odaya ayrı bir renklendirme getirmektedir.

         

                    Salonda bulunan yer minderi, 5 ampullü bakır renkli ışıklar veren avize ile bulgur yarmaya yarayan el değirmeni ve Türk kahvesi servis takımları, evde kullanılan porselen mutfak takımları, Türk kahvesinin tarihçesini takdim köşesi, bakır eşyalar ve banyo önünde hamama girmek üzere hazırlanmış boynunda bornozu ile peştamal örtünmüş bir çocuk mankeni ile yöresel kadın kıyafetli manken salona ayrı bir hava vermektedir.

         

                    Banyo yanına bulunan ve pirinç karyolası, dairesel cibinliği tavana asılmış salıncağı, o zaman kullanılan şifoniyeri, ceviz sandığı ve Fatma hanımın kalça kırığı geçirdikten sonra kullandığı arabaları, ölümünden sonra göğsünden çıkarılan kalp pili <pace maker>, karı kocanın pasaportları, eski nüfus cüzdanları, kullanılan yemeniler, bohçalar, eskiden kullanılan iç çamaşırları ve geceliklerle tertiplenmiştir.

         

                    Diğer oda ise çocuklara ait yatak odasıdır. 6 çocuklu olan ailenin bu odada yer yatakları, o devirden kalma üstü çeşitli renkte parça bezlerle süslenmiş yorganlar, yer mangalı, kilimler ve duvarları süsleyen eski aile resimleri ve kullanılan birtakım malzemeler yer almaktadır. (Eski teyp ve film, fotoğraf makineleri, Osmanlıca bir kitaplık, yer mangalı, antika değerli konsül vs gibi)

         

                    Her iki yatak odası arasında çift taraflı olarak açılan yüklük ile buzlu camlarla bezenmiş gardırop bulunmaktadır. Kuşadası’nda bulunan buna benzer evlerde bu yülük veya gardırop bölümlerinde gasil haneler vardır.

         

                    Beton zeminli banyoda hem Türk hamamlarında bulunan mozaik kurna ve hamam tası hem de alafranga tuvalet (klozet), ev sakinlerince kullanılan banyo havluları, tavana yakın bir bölüme yerleştirilen bir ton kadar su alabilen galvanizli bir varil bulunmaktadır. Bu varil bahçedeki bir kuyudan elle çalışan bir emme basma tulumba ile doldurulmakta idi. Bugüne kadar orijinalitesi muhafaza edilmiştir.

         

                    Evin zemin katını birinci kata bağlayan ahşap döner merdiven ilk yapıldığı günlerdeki gibi sapasağlam ve kırpma bez parçalarından elde dokunmuş çok renkli bir yolluk ile döşenmiş olup kaymaması için bakır çubuklarla tutturulmuştur.

         

                    Zemin katta bir salon ve iki oda mevcuttur. Salonda 1936 yılında İzmir’de Şükran otelinde mısırlı bir zattan satın alınan bir piyano ve yemek masası ile 3 adet manken bulunmaktadır. Piyano üzerinde evin halen hayatta olamayan evin büyük kızı Zeynep Akalın’ın bir resmi vardır. Bu piyano onun için satın alınmış olup büyük abla ayrıca keman dersleri de almıştır. Evin bu kızı geçirdiği diz tüberkülozu sebebi ile uzun yıllar alçıda ve hastanelerde kalmıştır.

         

                    Bu salonun duvarlarını evin 6 çocuğunun resimleri, üç etekli kıyafeti ile genç bir Yörük kızı ve Nazilli Efeler derneği tarafından hazırlanarak ve giydirilen bir efe ve vaktiyle Kuşadası’nda sıkça görülen, basık topuklu ayakkabı giyen, beli kırmızı kuşaklı yelekli bir bıçkın külhanbeyi kıyafetli manken bulunmaktadır. Duvarlarda ayrıca Dr. Ali Alkış’a ait fotoğraf albümünden alınmış ve büyütülmüş fotoğraf tabloları yer almaktadır.

         

                    Yine bu katta; yerli ve günlük misafirlerin ağırlandığı, yer minderleri, el dikiş makinesinde dikiş diken bir mankeni, tığ işleri ile işlenmiş örtüleri ile dikkati çeken minderliği, bakır bibloları, yereli kilimleri, camlı çift yönlü ve salona açılan büfesi ile şekillenen bir misafir odası ile Dr. Ali Alkış’a ait takriben 1200 kitaplık, diyabet kütüphanesi haline dönüştürülmüş eski günlük oturma odası yer almaktadır.

         

                    Evin genişçe bir bahçesi ve bahçesinde korumaya alınmış büyük bir manolya ağacı eski bir mutfak, çamaşırhane, bir kiler ve bugün depo gibi kullanılan eski bir ahır ve tuvalet bulunmakta olup ilk açıldığında tarım aletleri müzesi olarak tanzim edilen bu bölüm daha sonra bir kahvehaneye dönüştürülmüştür.

         

                    Kayıtlara göre bina 1930 yılında inşa edilmiştir.  Duvarları taştan, tavanları yağlı boya ahşaptan sokağa bakan bir bölümünün tabanı ise betondan yapılmış ve bu betonlu bölümün altında, alt salona yaslanan iki dükkân bulunmaktadır.

         

                    Binayı kendi imkanları ile onarıp yenileyen evin küçük oğlu Dr. Ali Alkış’ın ifadesine göre ev Kuşadası’nda kültürel bir gelişmeye önderlik yapmak düşüncesi ve gelecek nesillere Kuşadası’nda bir Türk ailesinin nasıl bir evde yaşadığının ere intikal ettirilmesi amacı ile, annesinin ve babasının ismi verilerek hizmete sunulmuştur.

         

                    Çok fazla ilgi görmemekle beraber bu girişimin tamamen değilse bile kısmen bir örnek teşkilinde hedefe ulaştığı ifade edilmektedir. Nitekim bu evin açılmasını takiben sırası ile çarşılar ve kale içi mahallesi evlerinde belediyenin önderliğinde restorasyon çalışmaları yapılmış ve ayrıca Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanında adı geçen Feride öğretmenin yaşadığı ev de belediyece restore edilmiş hizmete açılmış ve bu tip çalışmalar eski hastanenin restorasyonu ile devam etmektedir. Ali Alkış emeklerinin boşa gitmediğinin mutluluğu içindeyim ben amacıma ulaştım demektedir.

         

                    Müze evin ismi 2009 yılında Fatma Şaban Alkış Türkü evi ve Diyabet Kütüphanesi olarak değiştirilmiş olup Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 14.00-19.00 arası ziyarete açık bulunmakta, ayrıca arzu eden diyabetli hastalara diyabet hakkında eğitim verilmekte ve müzenin tanıtımı bizzat Ali Alkış tarafından yapılmaktadır. Hizmetler için herhangi bir ücret alınmamaktadır.

         

            

         

        

         

        

         

        

         

        

         

        

         

         

                 

         


Türk Yurdu Şubat 2010
Türk Yurdu Şubat 2010
Şubat 2010 - Yıl 99 - Sayı 270

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele