Üç Telli Kopuz Üstadı Ramazan Güngör

Ocak 2010 - Yıl 99 - Sayı 269

             Ramazan GÜNGÖR 1924 yılında Muğla İli Fethiye İlçesi Kemer Nahiyesi Kadıköy'de dünyaya gelmiştir. Asıl soyadı Yanatma'dır. Dayısı Osman Şuri Güngör tarafından büyütüldüğünden soyadını Güngör olarak kullanmıştır. Annesinin beş kuruşa aldığı saz ile altı yaşında müziğe başlamıştır. Bağlamasının kırılmasıyla çok üzüntü yaşamış ve annesi tarafından yedi buçuk kuruşa yeni bir saz alınmıştır. Gençlik dönemlerinde Mehmet Fırtına-Ömer Ali Memici gibi cura icracılarından bazı eserleri öğrenmiştir. Köyünde okul olmadığı için tahsil yapamamıştır. Okumayı ve yazmayı kendi kendine öğrenmiştir. Kopuz icra etmede olduğu gibi1949 yılında Konya İlinde askerliğini tamamlamış, annesinin ve hısımlarının yaşadığı Döğer köyüne yerleşmiştir. Bu yıllarda, önceden öğrendiği marangozluk mesleğine devam ederken bir evin çatı onarımı sırasında binadan aşağıya düşerek ayakları ve beli kırılmıştır. Bundan sonra hayatı boyunca âsalarıyla yaşamak zorunda kalmıştır.1955 yılında açılan Isparta-Eğirdir kemik hastanesine gittiyse de rahatsızlığına çare bulunamamıştır. Üstat Ramazan Güngör bölgemizde topal Ramazan olarak da tanınır. Marangoz kalfalığının yanında bağlamaya olan merakından dolayı zaman zaman çeşitli ağaçlardan, su kabaklarından saz ve kemane yaptığını anlatırdı.1957 yılında Fethiye Merkeze gelerek şimdiki paspatur mevkiinde bir baraka yaptırarak hem orada hayatını idame ettirmiş hem de bağlama yapımına başlamıştır. O dönemlerin Belediye Başkanları başta Merhum Muzaffer Dontlu olmak üzere üstada her konuda yardımcı olmaya çalışmışlardır. Kendi alanında birçok bağlama icra teknikleri ve türkü besteleri ile Fethiye'nin Türkmen ve Yörük kültürüne engin katkıları olmuştur. Bu çalışmalar sonucunda üstat Ramazan Güngör üç telli kopuzuyla dünya çapında tanınan Anadolu'nun önemli müzik adamlarından birisidir. Birçok halk müziği sanatçısı kendisinden feyz ve ders almıştır. Günümüzde şelpe denilen parmaklarla bağlama çalma tekniği Ramazan Güngör’den halk müziğimize geçmiştir. Kendine özgü icra teknikleriyle ve akortlarla bir ekol yaratmıştır. 1953 yılında Hatice Hanım ile evlilik yapan Ramazan Güngör’ün hiç çocuğu olmamıştır.1997 yılında tanıştığı yine bir saz sanatçısı olan Ahmet Erarslan'ı manevi evlat edinmiş ve sanatının devam etmesi için kendisine el vermiştir. 6 Mayıs 2004 sabahı üstat Ramazan Güngör vefat etmiş, Fethiye Belediyesi Çatalarık mezarlığına defnedilmiştir. Talebesi ve manevi oğlu Ahmet Erarslan, ustasının kültürünü devam ettirmek için Fethiye Çalış mevkiine Ramazan Güngör Kültür ve Sanat Merkezi açarak bir müze oluşturmuş, kopuz yaparak ve talebeler yetiştirerek Orta Asya’dan Anadolu’ya asırlar evvel gelen Halk Müziğine ve kültürüne katkıda bulunmaya çalışmaktadır. Her yıl 6 Mayıs’ta Ramazan Güngör’ü Anma Konseri düzenlemektedir. 22 Eylül Cuma günü heykeltıraş İlker Yiğit ve ekibinin Fethiye Belediyesince yapılan heykeli Ahmet Erarslan tarafından açılmış, birçok sanatçı, bilim ve kültür adamlarıyla beraber halkımız coşkulu bir katılım sağlamıştır. Kültür ve sanat elçimiz üç telli bağlama üstadı Ramazan Güngör’ü saygıyla yâd ediyoruz. Türkülerinden birkaçı:

         

        Mandil Serdim Urgana

         

        Mandil serdim urgana                                 

        Benim sözüm belgama

        Gel sarılalım çıkalım, fidan boylum

        Mor çiçekli dağlara                                

                        Ben bir keklik olaydım

                        Yol üstüne konaydım

                        Gelen geçen yolcudan, ale gözlüm

          Ben yârimi soraydım

        Mandil aldım on beşe

        Yudum serdim güneşe

        Senin yârin gül ise, selvi boylum

        Benim yârim menekşe

         

         

         

           Hacı Bekir Karısı

         

 Hacıbekir karısı golumdan duttu
          Memedalı efe gamayı soktu
          Aman Ayşe’m Ayşe’m allar mı giydin
          Ayrılık şerbetini bana mı verdin
                      Aman Ayşem Ayşem masa başında
                      Yarimden ayırdılar onyedi yaşımda
                      Aman ayşem ayşem garalar mı geydin
                      Ölüm şerbetini bana mı verdin
          Mapushane önünde halı mı dokunur
          Muğla hapishanesinde ismim okunur
          Aman ayşem ayşem allar mı geydin
          Ayrılık şerbetini bana mı verdin
                      Söyleyin anneme çıralar yakmasın
                      Oğlum gelir diye yola bakmasın
                      Aman Ayşe’m Ayşe’m garalar mı geydin
                      Ölüm şerbetini bana mı verdin                                                      

         

         

        Eserlerinden Bazılarının Adları Şunlardır:

         

                       -Üzüm Aldım Bal Oldu

                       -Şıngır Mıngır Metelik

                       -Hezelidir Yüce Dağlar Hezeli

                       -Ne Dedim De Durdum

                       -Hatice’m Çiçek Topluyor

                       -Koca Oğlan Zeybeği

                       -Kervan Zeybeği

                       -Ağır ve Kıvrak Zeybek Havası

                       -Çömlek Kırdıran Boğaz Havası

                       -Sarı Mehmet’in Destanı

                       -Bozuk Düzen Oyun Havaları   

                

        Üç Telli Kopuz Düzenleri:

         

        1)Kopuz düzeni (adına bağlama düzeni de denir.)

        2)Zeybek düzeni (ağır ve kıvrak zeybekler icra edilir.)                

        3)Boğma düzeni                                

        4)Bozuk düzen

        5)Kaval düzeni

        6)Misket düzeni                                                     

        7)Çiftetelli düzeni       

         

         

        Zeybek Düzenine Akort Örneği

         

        Bu bağlama düzenine zurna düzeni de denir. Üç telli kopuza zurna sesi verilir.

        Alt tel----LA sesine

        Orta tel----RE sesine

        Üst tel----RE sesine akortlanır.

         

         

        Ağaç Bilgisi Kopuz Yapımı ve Teknikleri

         

        Kopuzun Teknesi: Karadut ağacının köke yakın yeri, çekem ağacı veya dikenli ardıçtan olur. Zaman zaman ıhlamur ağacı kullanılabilir.

        Kopuzun Sapı: Gürgen, ceviz, akça ağaç, harnıp, acı badem ağacının kökünden yapılır.

        Kopuzun Kapağı: Ladin, köknar ve akçamdan yapılabilir.

        Kopuzun Akort Burguları: Gürgen, gül, akça ağaç.

         

        Not: Bulunan ağaçlar 3-4 yıl gibi fazla ışık görmeyen bir ortamda bekletilmelidir. Kopuzdan alınması gereken ses turna kuşunun avazını andırmalıdır. Kopuzun teknesi oyulurken ördeğin karın altı hayal edilmeli, derinliği 12 cm. geçmemelidir. İyi bir kopuzun ortaya çıkması için tamamen el işçiliği ile beraber kullanılan malzemelerin (yapıştırıcı, parlatıcı… vb.) doğal olması gerekmektedir. Bağlamaya kapak ve sapı monte edildikten sonra balıksırtı tabir ettiğimiz bombe verilip tesviyesi yapılmalıdır.

         

         

        Kopuzun Bölümleri

         

        1)Tekne: 11cm. Genişliğinde, 12cm. Derinliğinde, boğazı dar olmalıdır.

        2)Sap: Boğaz ile üst eşik arası 29cm. Olmalıdır.

        3)Kapak: Sık ve paralel damarlı olmalı ısıtılarak monte edilmelidir.

        4)Burgular: Konik biçiminde yapılmalı akort kaçırmamalıdır.

        5)Perdeler: Misinadan, galvanizli tel ve mumlanmış ipten yapılabilir.

        6)Teller: Günümüzdeki çelik, altıgen teller kullanılmalıdır.

         

         

        Kopuzun Tarihçesi

         

        Asırlar evvel yazılmış Gazimihal kayıtlarından bahsedilenlere göre Dede Korkut’un Orta Asya’da kolca kopuz ismiyle de anılan Oğuz boylarının sazına, kopuz denir. Kırgız Türklerinde adı komuz olarak geçer. Kopuz bağlamadan farklı olarak teknesi deriden, sapı da perdesizdir. Telleri sincap bağırsağından, kuzu ve kurt bağırsağından bükme tel olarak takıldığı bilinmektedir. Elin pençe gibi kullanılmasıyla çalınmıştır. Cumhuriyet döneminin başlarında perdenin ve telin icadıyla kopuza bağlama denilmiş, mızrap kullanılarak çalınmaya başlamıştır. Kopuz üstadı Ramazan Güngör’ün çırağı Ahmet Erarslan‘a anlatımlarında beş perdeli olan kopuz, kendisi tarafından on perdeye çıkarılmıştır. Ölçüleri ve icra teknikleri bir Ramazan Güngör üç tellisi olarak tarihimize geçmiştir. Bundan böyle çok sesliliğin ve boğaz havalarının parmak vurarak çalınmasına şelpe de denilmektir. Aslında şelpe adını Türkmen ve Yörük boğaz havalarından almaktadır. Üç telli kopuz binlerce yılın Asya birikimini, büyük göçün izlerini taşıyan, Anadolu’nun en yaygın halk çalgısı ve öz Türklerin kültürüdür. Türk halk müziği konusunda yapılan derleme, notalama günümüzde TRT repertuarlarına girmesiyle türkülerimiz ve tınılarımız daha kalıcı bir noktaya gelmiştir. Ramazan Güngör’ün onlarca üç telli nağmesi arşivlerde toplanmıştır.1997 yılında Kalan Müzik (İstanbul) Fethiyeli Ramazan Güngör ve Üç Telli Bağlaması adı altında CD ve kaset kayıtlarını yapıp halkımızın dinletisine sunmuştur. Günümüzdeki kopuz çalma teknikleri bağlamaya şelpe adında aktarılmıştır. Kopuz yapımıyla uğraşan bir elin parmakları kadar az sayıda sanatkâr kalmıştır.

         

         

        Çırağı ve Manevi Oğlu Ahmet Erarslan’a Göre Ramazan Güngör

         

        Ustam Türk kültür ve sanatının tavizsiz engin insanlarındandır. 1997 yılının ekim ayında yağmurlu bir havada tanıştık. Kendisini görünce tarihi bir an yaşadığımı hissettim. Kendim yedi-sekiz yaşlarında Burdur’da bağlama çalmaya başladım. 1997 yılına kadar üç telli kopuzu hiç görmemiştim. Kopuzun yapımını ve icra tekniklerini tamamıyla ustamdan öğrendim. Birçok sanatçıya eser, feyz ve ders veren ustam Ramazan Güngör, üç telli kopuz yapımını sadece bana öğrettiğini, benim de başka talebeler yetiştireceğimi vasiyet etmiştir. Sanat camiasında ve Fethiye‘de Ramazan Güngör ekolü bir kopuz yapıp, çalan biriyle karşılaşmadım. Fakat ustamın boğaz havalarından yararlanarak halk müziğimize katkıda bulunan çok sayıda sanatçı bulunmaktadır. (Özay Gönlüm-Arif Sağ-Hamit Çine-Talip Özkan-Hasret Gültekin-Erdal Erzincan-Hüseyin Fırtına… vb)  2000 yılında eşinin rahmetli olmasıyla yalnız kalan ustamla birlikte, çok meşakkatli, zor yıllar yaşadık. Ustama sıkıntı veren astım zamanla ilerledi. Uzun süre hastanelerde tedavi gördük. Yaşının ileri olması itibariyle kalp yetmezliği başladı. Son nefesine kadar yanından hiç ayrılmadığım ustam ağır ağır benden ve çok sevdiği kopuzundan ayrılıyordu…

                                                  


Türk Yurdu Ocak 2010
Türk Yurdu Ocak 2010
Ocak 2010 - Yıl 99 - Sayı 269

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele