Yüzüklerin Efendisi’nin Gezi Parkı Yansımaları

Mayıs 2014 - Yıl 103 - Sayı 321

        Sinema nedir diye sorsalar hemen, “7. sanat” deyiveririz. Doğru, sinema bir sanat. Ancak, Batı sinemasının, sanattan farklı bir işlevi daha var. Bana göre Batı sineması, post-modern bir haçlı seferidir. Bu haçlı seferinin başlangıcı da Arabistanlı Lawrens filmidir.

         

        Arabistanlı Lawrens’dan günümüze kadar, Türkleri ve İslamı kötüleyen pek çok film yapıldı. Bu düşmanlık bazen direkt yapıldı; bazen de şuuraltı oyunlarıyla. Yani subliminal olarak. Arabistanlı Lawrens’de, yoruma gerek olmayan bir Osmanlı düşmanlığı vardır. Osmanlı paşasını oğlancı olarak gösteren sahne, filmin en tesirli sahnelerindendir.

         

        Sinemadaki haçlı zihniyeti, Yüzüklerin Efendisi ile tavan yaptı. Neden derseniz, haçlı seferlerinde algı yanılması yaptığı için. Şöyle izah edeyim.

         

        On bir dalda Oskar alan ve dünyada milyonlarca insanın seyrettiği; üstelik tüm zamanların en iyi filmlerinden olan “Yüzüklerin Efendisi” J. R. R. Tolkien’in fantastik kitap serisinden uyarlandı. Belki takip edenler hatırlayacaktır. Fantastik unsurlarla, Orta Dünya’ya orgların saldırısını anlatıyordu. Filmdeki kötülük diyarı Mordor’un, Anadolu; orgların ise Türkler olduğu yorumları yapıldı o yıllarda.

         

        Orglar üzerinde durmak istiyorum biraz. İğrenç, vahşi, yağmacı yaratıklar... Ben, Tolkien’in orglar ile Müslüman Türkleri kast ettiğine inananlardanım. Noel Baba’ya Mektuplar kitabında, İstanbul’un fethi için “1453 gulyabaniler saldırısı” diyen birisinin bunu yapması gayet sıradan bir iş.

         

        Şimdi biraz da tarihin kapılarını aralayıp, modern haçlı seferi sinemadan, gerçek haçlı seferlerine gidelim. Doğu’nun zenginliği için yollara düşen aç, sefil, yağmacı, çapulcu haçlı sürüsünü gözünüzün önüne getirin. Geçtikleri yerde arzı titretecek kadar kalabalıklar... Kudüs’e gitmek için Anadolu’dan geçen ve sayısı yüz binleri bulan bu sürüyü, Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıçarslan, gerilla savaşı ile yıpratarak azaltmayı tercih etti. Eğer, her seferinde, Anadolu’dan kayıp vermeden geçseler İslam dünyasının hali nice olurdu? Haçlıların görüntüsü ve yağmaları o kadar fena idi ki, bazı Avrupa ülkeleri, yol boyunca onlarla çarpıştı. Hatta Türklere karşı onlardan yardım isteyen Bizans İmparatoru bile, İstanbul’a göz dikmesinler diye hızlı hızlı karşıya geçiriyordu. Yine de kısa bir süre İstanbul’a yerleşmelerine engel olamadı (1204-1261 Latin Krallığı).

         

        Şimdi... Bir Avrupalının, özellikle bir İngiliz’in gözünde, Anadolu’nun kötülük diyarı olması normal değil mi? Müslüman Türkler yüzünden, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmadılar mı? Bilmeyenler için tekrar edelim, Bu atasözü, haçlı seferlerine katılınca İngiltere’deki tahtından olan Aslan Yürekli Richard için söylenmiştir.

         

        Elin oğlu boş durmuyor. Mazisinin kirli dönemlerini aklayacak ve gerçekleri tamamen tersine çevirecek şekilde filmler yapıyor. Sinema sayesinde, tıpatıp haçlılara benzeyen orgları, Müslüman Türkler şeklinde algılatmayı başarıyor.

         

        Yüzüklerin Efendisi serisinin yaptığı tahribat, Gezi Parkı hadiselerinde net olarak ortaya çıktı.

         

        Birincisi, bir Gezi eylemcisinin bir duvara yazdığı “Zulüm 1453’de başladı.” yazısı.

         

        Eğer, o duvara, “Zulüm, 1453’de başladı” yazan, bir Rum veya herhangi bir Hristiyan ise sorun yok. Hatta az bile demiş. Zira onlara göre zulüm, 1071’de, Anadolu’ya gelmemizle başladı.

         

        Yok,eğer kendisini tanımlarken “Müslüman’ım, Türk’üm” diyorsa vay halimize. Yazar Tolkien ve yönetmen Peter Jackson zihniyetinin çabalarına helal olsun. Türkiye’de, Batı’nın yağması sonucu aç ve sefil olan Asya- Afrika toplumlarından nefret eden ve kendisini Batılı olarak tanımlamaktan mutlu olan bir neslin ortaya çıkmasında büyük emekleri var.

         

        Bir Osmanlı düşmanlığı, aldı başını gidiyor. İslam ve milliyetçilik karşıtı birinin bu düşmanlığını anlayabiliyorum. Ama “Ben Türk’üm, milliyetçiyim. İslam’a ve Osmanlı’ya karşıyım” diyeni anlayamıyorum. Ben milliyetçiyim diyen birisi, Osmanlı’yı reddedemez. Adama demezler mi; “13. yüzyıldan, 20. yüzyıla ışınlandın mı?”.

         

        Esasında, bu, yavaş yavaş, Selçuklu’yu, Gazneli’yi, Karahanlı’yı inkâra giden bir hastalık. Yani, İslam’ı kabul eden Türk devletlerini yok saymaya. Peki, bu hastalık Karahanlı’da durur mu? Elbette ki hayır. Soyumuzu sopumuzu Etiler’e, Sümerlere dayandırma meraklıları, ‘Orta Asya Türklüğüne âşık zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Bu sefer de “Canım bırakın şu Tanrı Dağı efsanelerini. Anadolu’da ne güzel medeniyetler var.” diyeceklerinden emin olun.

         

        İkincisi, “Gezi’nin ve ODTÜ’nün ağaçları, Tolkien’in, Yüzüklerin Efendisi’nin Entleri yani ‘Ağaçların Çobanları’ gibiler: ‘Erdemli ve bilge, aynı zamanda da güçlü.’ ifadeleri. Bu ifadeler, Milliyet yazarı Fuat Keyman’a ait.

         

        Fuat Keyman’ın bahsettiği ağaçlar, yani entler, filmde orglara karşı savaşıyor. Bu durumda Gezi direnişinin karşısında olan halk, orglar olmuş oluyor.  

         

        Üçüncüsü, Can Dündar, twitter hesabında, Ankara’da bir bulvara “1071 Malazgirt” adı verilince, Malazgirt zaferine dil uzatarak Türklerin Anadolu’ya girerken Bizans ordusunu kılıçtan geçirdiğini yazdı. Sanki meydan savaşı olmamış, Türkler silahsız, eli kolu bağlı Bizans askerlerini öldürmüş.

         

        Nihayet, bir ODTÜ eylemcisi, ODTÜ yanından geçen yolla ilgili ağaç eylemine, Bizans askeri başlığı ile katıldı. Genellemek doğru değil elbette ancak, bir örnek bile yeterince can sıkıcı.

         

        Gençlerin, Gezi eylemine neden bu kadar ilgi gösterdiği konuşulduğu zaman, daima, “Farkında değiller, orglarla savaşmaya gittiklerini zannediyorlar.” dedim. Gülenler oldu. Ağlanacak halimize güleriz ya bazen.

         

        Peki, bu filmlerin tahribatı nasıl önlenebilir? 

         

        İşte burada, sağlam bilgi, sağlam iman, sağlam ülkü devreye giriyor. Bunlara sahip bir insanın, Yüzüklerin Efendisi’ni seyredip Tolkien’in zırvalarına kapılması mümkün değil.


Türk Yurdu Mayıs 2014
Türk Yurdu Mayıs 2014
Mayıs 2014 - Yıl 103 - Sayı 321

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele