100. Yılda Daha Büyük ve Güçlü Türkiye Özlemi

Aralık 2011 - Yıl 100 - Sayı 292

        Değerli okuyucularımız; günümüzden yüzyıl önce, Türk Yurdu dergisinin kurucuları, Türk Yurdu adını taşıyan bir neşir organına sahip olma ihtiyacını acaba neden hissettiler?  Acaba derginin ismini neden Türk ve neden Yurdu koydular? Ayrılıkçı hareketlerin Osmanlı Devleti’ni sarstıkları, devletin temellerine dinamit koydukları bir dönemde kendini Türk hissedenler bir araya geldiler. Yüzlerce yıldır birlikte yaşamaktan, ortak inanç ve menfaatleri olmaktan ve aynı tarihi kaderi paylaşmaktan doğan tabii mensubiyet ve dayanışma duygusuyla yurt edindikleri büyük coğrafya üzerinde varlığını sürdüren Türklüğün menfaatine uygun neşriyat yapmaya karar verdiler. Artık mensubu oldukları Devlet-i Aliyye çöküş dönemindeydi. Osmanlı Devleti’ni kuvvetlendirmek için hangi siyasetin takip edilmesi gerektiği konusu Türk Yurdu ve Türk Ocaklı düşünürlerin esas meselesi olmuştur.

         

        Türk Yurdu’nun etrafında toplanan dönemin güçlü şahsiyetleri ve kalemleri,  devleti yıkılmaktan kurtaracak fikirler arasında uygulanma kabiliyeti olmayan Osmanlıcılık ve İslamcılığı bir kenara koyarak Türkçülük fikrine sarılmışlardır. Türk Yurdu ve Türk Ocakları etrafında toplananları Türkçülükle buluşturan nedenler II. Meşrutiyet ortamında daha belirgin hale gelmişti. Osmanlı Devleti içinde çeşitli unsurlara Avrupa’dan ihraç ve telkin edilen etnisiteye dayalı ayrılıkçılık fikri, sadece gayrimüslimler değil, Müslüman unsurlar arasında da yayılıyordu. İmparatorluğun resmi tutumu olarak, vatandaşlık bağına dayanan Osmanlılık iddiası gayrimüslimlerin birer birer bağımsızlıklarını kazanarak Osmanlı’dan ayrılmaları, Osmanlılık siyasetinin de artık hukuken uygulanamayacağını gösterdiği gibi, gayrimüslim milletvekili Boşo Efendi’nin meclis kürsüsünden “Ben ancak Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım” demesi devletin Osmanlı siyasetinden yavaş yavaş uzaklaşmasını ve nihayetinde Osmanlı münevverlerini İslamcılıkla Türkçülük arasında bir tercih noktasına sürüklemiştir.

         

        Gayrimüslim unsurlardan tamamen ve fiilen ümidin kesildiği II. Meşrutiyete doğru gidilen günlerde Müslüman unsurların da kendi derneklerini kurdukları ve kendi milliyetçiliklerine yöneldikleri; Balkan Harbine gelindiğinde, İslamcılığın Osmanlı toplumu içinde muhtaç olunan direnmeyi yaratamadığı ve ayrılıkçılık hareketlerinin Müslüman okumuşlar arasında kök salmaya başladığı görülüyordu. Böylece, Devlet-i Aliyye’yi yıkılmaktan korumak için Osmanlıcılık siyasetinden bir adım geri atıp, İslamcılığa sarılmaya çalışan münevverler, buradan da bir adım geri çekilmek ve Türkçülük siyasetine sarılmak mecburiyetiyle karşı karşıya kaldılar. Balkan Harbi yenilgisi yaşandıktan sonra bütün beklentilerin tükenmesi sonucunda İslam unsurunun da devleti kurtaramayacağının kesin anlaşılmıştır. Bu korkunç yalnızlık karşısında Devlet-i Aliyye’yi kurtarmanın derdine düşen münevverler, devletin dayanabileceği tek kuvvet olan İmparatorluğun kurucu gücü Türklerde milliyet duygusunu işlemek, beslemek ve kendini Türk kabul eden insanları şuurlandırmak yoluyla devleti ayakta tutmaya karar verdiler. İşte böyle düşünen bu münevverler 30 Kasım 1911 tarihinde Türk Yurdu dergisini yayın hayatına soktular, bir yıl sonra 1912’de aynı münevverler Türkçülük duygu ve şuurunu açıklamak ve geliştirmek üzere Türk Ocakları derneğini kurdular.

         

        Bu şartlar altında biçimlenmeye başlayan Türk milliyetçiliği, herhangi bir başka millete karşı mücadele veya kine dayanmamıştır. Başkasının milliyetçiliğinden beslemeye ihtiyacı olmayan Türklerin düşman yaratma gibi bir endişeleri asla olmamıştır ve zaten sahip olduğu, ama hırpalanmış bir devlete sahiptiler. Milletin devletsiz kalacağı endişesi Türk milliyetçilerinde, devleti ayakta tutma isteğine dönüşmüş, kendi varlığını yeni bir biçimde idrak etme ve milliyet duygusunu pekiştirme eylemleri karşımıza Türkçülük hareketini çıkarmıştır.

         

        Türk milliyetçileri milliyet duygusundan devleti ayakta tutabilmek için yararlandılar ve emperyalist Avrupalı güçlere karşı mücadele bayrağını açtılar, İmparatorluğumuzun enkazından yeni bir cumhuriyet kurulmasına öncülük yaptılar ve onun temel ilkesini milli devlet olarak belirlediler ve Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk kültürüne dayalı milliyetçilik esasına dayalı olarak kurdular.

         

         

        Türk milliyetçilerinin öncüleri cumhuriyetin temel çizgisini milli terbiye, milli kültür ve tarih şuuruna dayalı olarak kurulmasını sağladılar. Sonraki yıllardaki sapmalar ve kırılmalar bir yana, Türk milliyetçileri ortak kültürel değerler etrafında yaşayan, ortak bir geçmişi paylaşan ve ortak bir gelecek düşüncesi etrafında toplanan millet-i hakimeye, Türk milletine dayandılar. Cumhuriyeti kuranlar da millet-i hakimeye, Türk milletine dayandılar, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti milli bir devlet olarak kuruldu. Cumhuriyet dönemi boyunca Türk milletinin tarihi kimliğinin dışında devlet eliyle yürütülen bazı yanlış yönlendirme ve tahribatlara rağmen, Türk milliyetçileri devlet, dil ve din konusunda, özellikle milli kimliğimizi tahrip eden Batıcılaştırma uygulamalarına her zaman karşı çıkmışlar ve her zaman milletin vicdanını temsil etmeye çalışmışlardır.

         

        İşte elinizde Aralık 2011 sayısını tuttuğunuz Türk Yurdu dergisi geçen 30 Kasım 1911 tarihinden itibaren yayın hayatına girmiş, dergide yayımlanan yazılarla Türkleri devletsiz bırakmama niyetini çok açık bir biçimde izhar ederek Cumhuriyetin kurulmasına fikri zemin hazırlamış ve bunu da başarmıştır. Türkiye’nin 100 yıllık dönemini yakından tanımak isteyenler, bu kutlu mücadelenin yol haritasını rahatlıkla Türk Yurdu sayfalarında bulabilirler.

         

        Değerli Okuyucular, Türkiye Cumhuriyetinin dayanağı Türk milletidir ve binlerce yılın süzgecinden geçip bizi birbirimize kaynaştıran Türk kültürünün asli değerleridir. Günümüzde Türkiye coğrafyasında yaşayan bütün insanları, ayrılıkçı hareketlerin tasallutundan uzak tutucu davranışlar içinde olmak, etnik kökenleri ne olursa olsun insanımızı kucaklamak görevi başta Türk milliyetçilerine düşmektedir. Türk milliyetçileri geçen 100 yılın muhasebesini en iyi bir biçimde yapmalı, Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşadığımız felaketlerin tekrar yaşanmaması için birlik ve bütünlüğümüzü zedeleyecek söylemlere itibar etmemeliyiz.

         

        Türk Yurdu’nun 100. yılı kutlu olsun. Önümüzdeki yıl 100. yılını idrak edeceğimiz Türk Ocaklarının 100. yılı kutlu olsun. Ne mutlu Türk Ocakları ve Türk Yurdu’nu günümüze kadar getirenlere, ne mutlu Türk Yurdu’nu yaşatanlara, ne mutlu Türk’üm diyene…

         

         

         

         

         


Türk Yurdu Aralık 2011
Türk Yurdu Aralık 2011
Aralık 2011 - Yıl 100 - Sayı 292

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele