Hey’et-i Temsiliyye

Kasım 2011 - Yıl 100 - Sayı 291

                    Başkanlığını Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Erzurum Kongresi’yle oluşturulan, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasındaki Sivas Kongresi’yle kadrosu genişletilen, 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılışına kadar faaliyette bulunan kuruldur. Hey’et-i Temsiliyye’nin “Tutanaklar”ı[1] ve “Kararlar”ı[2] mevcuttur[3].

         

        Hey’et-i Temsiliyye, “temsil kurulu” anlamını taşımaktadır ve oluşturulduğu andan itibaren “harekât-ı milliye” olarak anlaşılmış ve buna uygun bir çalışma sergilemiştir[4]. Türk Millî Mücadelesi’nin ihtilalci yönünü gösteren bir organ olarak görülmüştür[5]. Erzurum Kongresi Nizamnamesi’nde vatanın bütünlüğü ile milletin bağımsızlığını sağlama yolunda Hey’et-i Temsiliyye’ye geniş yetkiler verilmiştir. Hey’et-i Temsiliyye, kurulacak devletin geçici hükümeti gibi faaliyet göstermiştir[6], ilerideki siyasî mücadelelerin aracı olmuş[7] ve müstakbel devletin orijinini oluşturmuştur[8].

         

         

         

                    A) Oluşumu ve Üyeleri

         

        Mustafa Kemal Atatürk’ün 9. Ordu Müfettişi olarak, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldiği günlerde Doğu Anadolu, Mondros Mütarekesi sonrasında belirsiz bir durumda idi. Ermeni ve Gürcü işgaline uğramamak için, İtilaf Devletleri’nin birer kanunla benimsedikleri Wilson Prensipleri’ne dayanarak, Kars’ta “Millî İslam Şurası” adıyla 5 Kasım 1918’de yerel bir hükümet kurulmuştu[9]. Doğu illerindeki bu telaş, İtilaf Devletleri’nin, Mondros Mütarekesi’nin 7. ve 24. maddelerinden yararlanarak, güvenliklerinin tehlikeye düştüğü veya karışıklık çıkması ihtimali gerekçesiyle işgal edebilmelerinden de kaynaklanıyordu. Ermeni ve Rum komita ve çeteleri de bölgedeki asayişi bozucu olaylar yaratarak, işgali kolaylaştırmaya çalışıyorlardı[10].

         

        Bu tehlikelere karşı koyabilmek için ilk adım, Erzurum Kongresi olarak anılan “Şark Vilâyetleri Kongresi”nde atıldı. Kongre, 5 Ağustos’a kadar 14 gün sürdü. Bir nizamname ve bir beyanname yayımladı. Ayrıca bir de, “Hey’et-i Temsiliyye” seçti. Bu temsil heyeti, tebligat yapmadıkça göçün yasak olduğu ilan edildi[11].

         

        Kongre’de Hey’et-i Temsiliyye’nin yapısı üzerinde karşılıklı görüşler ortaya çıkmıştır. Trabzon delegeleri, bu kadar küçük bir heyete, büyük yetkilerin verilmesini uygun bulmuyorlar ve gerektiğinde kongrenin olağan veya olağanüstü toplantıya çağırılmasını ileri sürüyorlardı. Tartışmalar sonunda Kongre, Hey’et-i Temsiliyye’nin gerekli niteliğe sahip en az 9, en çok da 16 üyeden oluşacak bir kurul olmasına karar verdi. Üyeler, aralarından birini başkan yapacaklardı. Vatanın bütünlüğü ve memleketin bağımsızlığını sağlama konusunda her türlü tedbiri ve siyasî kararı almaya ve yürütmeye yetkili idi. Ancak, milletin ve memleketin kaderiyle ilgili önemli konularda merkez heyetlerinin de düşüncelerini sorup, oylarını alacaktı. Millet ve memleketin kaderiyle ilgili kararlar ise kongrelerde alınacak, gerektiğinde Hey’et-i Temsiliyye, Kongreyi olağanüstü toplantıya çağıracaktı. Kurul, önemli meselelerde yetkili gördüğü kimseleri üye sayarak, görüşebilecekti[12].

         

        Erzurum Kongresi sona ererken, “Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”nin tüzüğü kabul edilmiştir. Bu yeni cemiyet oluşunca, merkezi İstanbul’da bulunan “Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti”nin kuzeydoğu Karadeniz bölgesindeki bütün kuruluşları “Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti” bünyesinde birleştirildi. Tüzüğe göre, cemiyetin merkez yönetim organı olan Hey’et-i Temsiliyye, her yıl 10-23 Temmuz arasında yapılacak genel kurul toplantısında oluşturulacaktı. Ancak, ilk Hey’et-i Temsiliyye aynı zamanda Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucuları da olacak ve Erzurum Kongresi tarafından seçilecekti[13]. Erzurum Kongresi’nin 7 Ağustos 1919’daki son toplantısında Hey’et-i Temsiliyye seçimleri yapılmıştır[14].

         

        Erzurum Kongresi’nde oluşturulan kurul için 24 Ağustos 1919 tarihinde Erzurum Valiliği’ne yapılan müracaatla, Cemiyetler Kanunu’na göre izin alınmıştır. Doğu Anadolu’da bulunan, aynı amaçla kurulmuş bütün millî cemiyetlerin Erzurum’daki Kongre ile “Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” ortak adı altında birleştirildiği belirtilen yazıda, Cemiyet’in merkezinin o gün için Erzurum olduğu söylenmiştir. Cemiyet’in idare heyeti olarak ifade edilen Hey’et-i Temsiliyye ve üyelerinin isim ve kimlikleri de Erzurum Valiliği’ne bildirilmiştir[15]. Kongre’nin 6 Ağustos 1919’da oluşturduğu Hey’et-i Temsiliyye’nin bütçesi 4.890 lira olarak kabul edilmiştir[16].

         

        Erzurum Kongresi nizamnamesi gereğince Hey’et-i Temsiliyye üyeleri, askerlikten ayrılmış olan, Eski III. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, Eski Bahriye Nazırı Rauf Bey, Eski Erzurum Mebusu Raif Efendi, Eski Trabzon Mebusu İzzet Bey, Eski Trabzon Mebusu Servet Bey, Erzincanlı Nakşî Şeyhi Şeyh Fevzi Efendi, Beyrut Eski Valisi Bekir Sami Bey, Eski Bitlis Mebusu Sadullah Efendi ve Mutki Aşireti Reisi Hacı Musa Bey’di[17].

         

        Kazım Karabekir Paşa’nın “Günlükler”inde ise Hey’et-i Temsiliyye’yi oluşturan 9 kişi farklıdır[18]. Karabekir Paşa’nın belirttiği listede Sadullah Efendi ile Hacı Musa Bey yer almamaktadır. Onların yerine kendi ismini ve Hüsrev ismini vermiştir.

         

                    Ancak, Erzurum Kongresi ile oluşturulan Hey’et-i Temsiliyye’nin üyeleri sürekli ve düzenli bir çalışma ortaya koyamamışlardır. İzzet, Servet, Hacı Musa ve Sadullah hiç gelmemişlerdir. Raif ve Şeyh Fevzi ise Sivas Kongresi’ne katılmakla birlikte Raif Erzurum’a, Şeyh Fevzi ise Erzincan’a dönmüşler ve bir daha da toplantılara katılmamışlardır. Rauf Bey ve Sivas Kongresi’ne katılan Bekir Sami Bey ise İstanbul’da Mebusan Meclisi’ne gidinceye kadar, Hey’et-i Temsiliyye’de görev yapmışlardır[19]. Erzurum’da kalan Hey’et-i Temsiliyye üyelerinin tamamı, Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey ve Raif Efendi’den ibaret kalmıştır. Bu durum karşısında Mustafa Kemal Paşa, Hey’et-i Temsiliyye’nin Trabzonlu üyeleri İzzet Eyüboğlu ile Servet Hacısalihoğlu’nu Erzurum’a çağırmaya karar verdi. Erzurum Kongresi’nde Mustafa Kemal Paşa ile işbirliği yapan bu kişiler, o sırada İstanbul’dan gelmiş olan bir soruşturma kurulunun Trabzon’da bulunuşunu bahane ederek, oradan ayrılamayacaklarını bildirmişlerdir[20].

         

        Üyelerden Bekir Sami Bey ise Erzurum Kongresi’ne katılmamış, Sivas’ta beklemişti. Mutki’de Aşiret Reisi Hacı Musa ise kendisine karşı olan aşiretlerin menfi hareketlerinden çekinerek, kongreye gelmemiştir. Eski Bitlis Mebusu Sadullah ise rahatsızlığı sebebiyle özür dilemiş ve Hey’et-i Temsiliyye’ye katılmamıştır[21]. Bu kişilerin -Kongre’de bulunmadıkları halde- Hey’et-i Temsiliyye üyeliğine seçilmeleri bölgenin nüfuzlu kimseleri olmalarındandır[22].

         

        Erzurum Kongresi’ndeki Hey’et-i Temsiliyye’nin üye sayısının 9 kişi olduğu genel kabul olsa da Kazım Karabekir, kendisine gönderilen bir yazıya dayanarak, Hey’et-i Temsiliyye üyesi olduğunu söylemektedir. 9 Ağustos 1919 tarihli yazı ile Hey’et-i Temsiliyye, Erzurum’da III. Ordu Müfettişi Vekili ve 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin nizamnamesinin özel maddesi gereğince, Hey’et-i Temsiliyye üyesi olduğunu bildirmiştir[23]. Erzurum Kongresi’nin işlerini yürütmek için 10 kişiden oluşan Hey’et-i Temsiliyye seçtiği ve Kazım Karabekir’in de bu kişiler arasında olduğunu[24] ve Kazım Karabekir’in askerî görevinden dolayı valiliğe verilen listede adının olmadığını[25] belirten görüşler vardır.

         

        Ancak Mustafa Kemal Paşa, Hey’et-i Temsiliyye’ye istişarî üyeler de seçmiştir. Alfred Rüstem Bey bunlardan biridir.[26] Kazım Karabekir Paşa’nın da Erzurum Kongresi ile oluşan Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Tüzüğü’nün özel maddesine dayanarak, Hey’et-i Temsiliyye’nin istişarî üyesi olduğu kabulü de vardır[27]. Ali Rıza Paşa Hükümeti’nde Harbiye Nazırı olan Mersinli Cemal Paşa da bu maddeye dayanılarak, Hey’et-i Temsiliyye üyesi sayılmıştır[28].

         

        Erzurum ve Sivas Kongreleri arasında ise Refet Bey, Hey’et-i Temsiliyye’ce Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Tüzüğü gereğince yeterli sayıya ulaşabilmek için üye seçilmiştir[29].

         

***

 

        Erzurum Kongresi’nde ortaya çıkan tartışma mevzularından biri Mustafa Kemal Paşa’nın, Hey’et-i Temsiliyye’ye katılıp, katılmaması olmuştur. Kongre’nin bitiminden önce, Mustafa Kemal Paşa’nın, Hey’et-i Temsiliyye’ye dâhil olmasını mahzurlu bulunanlar arasında arkadaşları da vardı. Bu millî girişim ve faaliyetlerin tamamen milletten doğduğunu ve gerçekten millî olduğunu göstermek gereğinden hareket eden bu kimseler, böylece yapılanların daha kuvvetli olacağını, kimsenin kötü yorumuna ve özellikle de yabancıların olumsuz düşüncelerine yer bırakmayacağını savunuyorlardı. Mustafa Kemal Paşa gibi hem tanınmış hem de hükümet ve saltanata karşı asi konuma düşmüş bir kişinin bütün bu millî girişimlerin başında bulunduğu görülürse, faaliyetin millî maksatlara dayanmaktan çok özel amaçlar elde etmeye yönelik olacağı düşüncesi vardı. Bu yüzden, Hey’et-i Temsiliyye’ye katılacakların vilâyet ve müstakil sancakların seçeceği kişiler olması fikri savunuluyordu. Ancak bu şekilde millî bir güç ortaya konulabileceğine inanılıyordu. Bu düşünceler karşısında Atatürk, millî iradenin faaliyete geçirilmesi için, milletin bizzat ve silahlı olarak tedbirler alması gerektiğine inandığını ve bunlar için de Kongre’ye katılıp, onu idare etmesinin gerektiğini söylemiştir[30]. Hey’et-i Temsiliyye’nin başına geçmesi, Amasya’da oluşturduğu Sivas Kongresi’ni hazırlamasına yol açmıştır[31].

         

***

 

        Sivas Kongresi’nde kabul edilen tüzük ve bildirge gereğince, Mondros Mütarekesi’nin çizmiş olduğu sınırlar içerisindeki Osmanlı ülkesinin birçok yerlerinde meydana gelen; fakat aralarında organik bağ bulunmayan bütün örgütler[32]Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmiştir. Kongrenin son gününde 6 üye daha seçerek, Hey’et-i Temsiliyye üyeleri 16’ya çıkarılmıştır[33]. Sivas Kongresi Beyannamesi’nin 10 numaralı son maddesinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin 4 Eylül 1919 tarihinde Sivas’ta toplanan Kongre tarafından bir Hey’et-i Temsiliyye seçilmiş olduğu bildirilmiştir. Köylerden, vilâyet merkezlerine kadar bütün millî kuruluşların birleştirilmiş olduğu ilan edilmiştir[34].

         

        Kongre’nin 7 Eylül tarihindeki oturumunda Mustafa Kemal Paşa, Hey’et-i Temsiliyye’nin tamamlanması için 6 kişi daha seçilmesini istemiştir. Hey’et-i Temsiliyye’nin Doğu Anadolu’nun genel heyetini temsil ediyor oluşu yanında burada vatanın bütününü temsil ettiği belirtilmiştir[35]. Seçilen bu üyeler; Antep delegesi Kara Vasıf Bey, Eskişehir delegesi Hüsrev Sami Bey, Denizli delegesi Hakkı Behiç Bey, Hakkâri delegesi Mazhar Müfit Bey, Ankara delegesi Ömer Mümtaz Bey ve Niğde delegesi Ratipzade Mustafa Beylerdi[36].

         

                    “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”, Osmanlı Devleti’nin çözülme tehlikesine karşı Halifelik ve Saltanatın varlığını korumak amacı ile hareket ettiğini ilan ederken, Sivas Kongresi’nde belirlenen tüzüğüne göre, Hey’et-i Temsiliyye’nin görev ve yetkileri belirlenmiştir. Her şeyden önce, Hey’et-i Temsiliyye’nin vatanın tümünü temsil ettiği söyleniyordu. Anayurdun bir parçasını Osmanlı Hükümeti, İtilaf Devletleri’nin baskısı karşısında bırakma durumunda kalacak olursa, halifelik ve saltanata bağlılığın sağlanması ve korunması ve vatanı Rum ve Ermeni ayakları altında çiğnetmemek için derhal geçici bir yönetim görevini üstlenecekti. Hey’et-i Temsiliyye, düşmanın istila etmesi ihtimali yüksek olan yerleri göz önünde tutarak, bu yerlerin savunulması ve halkın göç ettirilmesini planlayacak ve göçmenlerin perişan olmamaları için gerekli önlemleri alacaktı. Bir bölge halkının göç edebilmesi de Hey’et-i Temsiliyye’nin iznine bağlandı[37].

         

                    Hey’et-i Temsiliyye, Kongre’nin aldığı kararları, bu konuda izlenen yolu, milletin emel ve isteklerini Türk Milleti’ne, İstanbul Hükümeti’ne ve yabancı devletlere duyurulacaktı[38].

         

                    Sivas Kongresi’nde oluşturulan Hey’et-i Temsiliyye, Erzurum Kongresi’ndeki Hey’et-i Temsiliyye’den yetki ve görevler bakımından farklı idi. Erzurum Kongresi, Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin Erzurum Şubesi’nce düzenlenmişti. Sivas Kongresi’nde doğu illeri de temsil edilecekti; ancak Sivas’ta bu kurul çoğunluk sağlanamadığı için çalışamaz bir duruma gelmişti. Bunun üzerine tüzüğün verdiği yetki ile temsilcileri bulunmayan bölgelerden 6 üye daha katılarak, üye sayısı 16’ya çıkarıldı[39].

         

                    Sivas Kongresi’nden sonra, Cemiyetler Kanunu’na göre, Hey’et-i Temsiliyye’ye seçilen 16 kişinin isimleri 11 Eylül 1919’da valiliğe verilerek, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin oluştuğu bildirilmiştir. Cemiyetin merkezinin de o gün için Sivas olduğu belirtilmiştir[40].

         

                    Hey’et-i Temsiliyye’nin oluşmasıyla Anadolu’da yeni bir iktidar odağı daha oluşmuş oldu. İstanbul’daki iktidar yanında, 30 Ekim 1918’deki Mondros Mütarekesi’nden itibaren İtilaf Kuvvetleri’nin iktidarı oluşmuştu. Hey’et-i Temsiliyye ise Amasya Tamimi’nden itibaren gelişen mücadele fikrinin Erzurum ve Sivas Kongreleri ile ortaya çıkan organı oldu[41]. Askerî kuvvetler de Sivas Kongresi’yle oluşturulan Hey’et-i Temsiliyye’ye bağlı oldular[42].

         

        Aslında, Erzurum Kongresi’yle oluşturulan Hey’et-i Temsiliyye’nin yurt genelinde yetkisi sınırlı idi. Bunun için ilk direniş hareketlerinin Kuva-yı Milliye Cepheleri’nin problemleri ve düzenlenmesi Sivas Kongresi’nde oluşturulan Hey’et-i Temsiliyye ile sağlandı[43].

         

        Hey’et-i Temsiliyye, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinin oluşması yolunda ilk adım oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasına kadar Hey’et-i Temsiliyye’nin başkanı olarak, sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi ve devletin başkanı olarak, liderliğini oluşturacaktır[44].

         

         

         

                    B) Faaliyetleri

         

                    Hey’et-i Temsiliyye’nin kurulmasından itibaren gerçekleştirmek için çalıştığı asıl konu, Mebusan Meclisi’nin açılmasını sağlamaktı. Sivas’tan Ankara’ya geliş, Mebusan Meclisi’nin açılması ve Misak-ı Milli’yi kabul etmesi, İstanbul’un işgali, Meclis’in Anakara’da toplanmasının sağlanması birbirini takip eden gelişmeler oldu.

         

         

                        a) Mebusan Meclisi’nin Açılması için Çalışmalar                   

         

        Millî bir nitelik kazanan Hey’et-i Temsiliyye, Mebusan Meclisi’nin açılmasını sağlamak ve Ferit Paşa’yı düşürerek, millî görüşleri destekleyen bir hükümeti başa geçirmek istiyordu[45]. Bu yoldaki çalışmalar sonuca ulaştı. 1 Ekim 1919’da Damat Ferit Paşa’nın hükümetten çekilmesiyle, -Mustafa Kemal Paşa’nın tamamen lehinde olmasa da, faaliyetleriyle ona karşı olmayan-  Ali Rıza Paşa kabinesinin 2 Ekim 1919’da işbaşına gelmesi, İstanbul ile Hey’et-i Temsiliyye arasındaki münasebetlerde bir düzelmeyi beraberinde getirdi[46]. 4 Ekim’de Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi kararlarını yeni sadrazama bildirmiştir[47]. Bunun sonucu olarak, Ali Rıza Paşa hükümeti ile Hey’et-i Temsiliyye arasında bir anlaşma olması genel bir memnuniyete sebep olmuştu. O zamana kadar olan anlaşmazlıkların özellikle eski Sadrazam ve Dâhiliye Nâzırı tarafından çıkarıldığı ilan olunarak, padişah bundan ayrı tutulmuş ve onun tutumu hakkında herhangi bir şüpheye düşülmemesi istenmişti. Mustafa Kemal Paşa hükümetin beyannamesine karşı, padişaha millet adına teşekkürü içeren bir telgraf gönderdi. Hey’et-i Temsiliyye’nin bu konudaki düşüncelerinden 9 Ekim tarihli gazetelerde bahsedildi[48].

         

        Görüldüğü üzere Erzurum ve Sivas Kongreleri ile ortaya çıkan ve Anadolu’dan gelen ortak sesin temsilcisi olarak faaliyet gösteren Hey’et-i Temsiliyye, ülkenin geleceği ile ilgili söz sahibi olmaya başladıktan sonra, İstanbul’daki hükümet tarafından da muhatap alınmıştır[49]. 20-22 Ekim 1919 tarihleri arasında Amasya’da gerçekleşen görüşmede, Hey’et-i Temsiliyye ile Bahriye Nâzırı Salih Paşa arasında 5 adet protokol imzalandı[50]. Salih Paşa ile Hey’et-i Temsiliyye arasındaki görüşmeler sonucunda Osmanlı Parlamentosu’nun yeniden açılması için seçimler yapılması kabul edildi[51]. İstanbul gazeteleri 24 Ekim tarihli nüshalarında “Amasya müzakeratı tam bir anlaşma ile neticelendi” başlığı ile neşrediliyordu[52].

         

        Yine de Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti arasındaki anlaşmazlıklar sürmüştür. Anlaşmazlık konularından biri, Meclis-i Mebusan’ın nerede toplanacağı konusu olmuştur[53]. Ali Rıza Paşa Hükümeti ile anlaşmazlık noktalarından biri de Hey’et-i Temsiliyye’nin İttihatçılıkla ilgili olup, olmadığı hususudur. Harbiye Nazırı Mersinli Cemal Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa’ya 9 Ekim 1919’da gönderdiği yazı ve Mustafa Kemal Paşa’nın 10 Ekim’de verdiği cevap bu konuya ayrılmıştır. Hey’et-i Temsiliyye’nin İttihatçılıkla ilgisinin bulunmadığını ilan etmesini isteyen Harbiye Nazırı, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesine neden olanların cezalandırılması gereğini dile getiriyordu[54]. Mersinli Cemal Paşa’nın sözlerine Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği cevap ise dikkat çekicidir. İttihatçılıkla, Hey’et-i Temsiliyye’nin bir ilgisinin olmadığını söyledikten sonra, Birinci Dünya Savaşı’na girmenin de birkaç kişinin oyunu olacak dereceye indirilmemesini istemiştir. Savaştan uzak durmanın mümkün olamayacağını izah etmiştir[55].

         

***

 

        İstanbul’da Mebusan Meclisi’nin açılmasıyla birlikte Hey’et-i Temsiliyye’nin durumunun ne olacağı da üzerinde durulan konulardandı. 16 Kasım’da Hey’et-i Temsiliyye üyeleri ile 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir, XX. Kolordu Komutanı Ali Fuat Cebesoy, 3. Kolordu Komutanı Selahattin ve 12. Kolordu Kurmay başkanı Şemseddin’in katıldığı toplantıda bu konu ele alınmıştır[56].

         

        Bütün bunların sonucunda İstanbul’da toplanacak Meclis’in bağımsız olarak yasama görevini yerine getirdiğini gösterdiği zamana kadar Hey’et-i Temsiliyye’nin dışarıda çalışmaya devam edeceği ortaya çıktı. Böylece Hey’et-i Temsiliyye İstanbul’da Mebusan Meclisi toplansa ve çalışmaya başlasa bile, varlığını sürdürmeye kararlı idi. Hey’et-i Temsiliyye’nin ortadan kalkması ancak bir kongre ile olabilecekti. Ancak kongrenin toplanmasına karar verecek olan yine heyetin kendisi idi[57].

         

         

         

        b) Ankara’ya Geliş ve Büyük Millet Meclisi’nin Açılmasına Kadarki Çalışmalar

         

        Mustafa Kemal Paşa’nın Hey’et-i Temsiliyye’yi Ankara’ya taşıması, İstanbul’a yakın bir merkeze sahip olmak istemesi yanında, Ali Fuat Paşa’nın XX. Kolordusu’nun Ankara’da bulunmasıyla da ilgilidir. Emniyet açısından XX. Kolordu önemli bir kolaylık sağlamaktaydı[58].

         

                    16-29 Kasım 1919 tarihleri arasında Hey’et-i Temsiliyye ile komutanlar arasındaki Sivas toplantısı sonrasında Ali Fuat Paşa, Ankara’ya dönerken, Hey’et-i Temsiliyye’nin takip edeceği yolda çalışmalar yapmıştır. Konaklama yerleri ve görüşülecek kişilerle ilgili düzenlemeler sonrasında Hey’et-i Temsiliyye’nin hareketi için rapor sunmuştur. Hey’et-i Temsiliyye,  18 Aralık 1919’da Sivas’tan yola çıkmıştır. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Sivas’tan ayrıldıktan sonra, Kayseri - Mucur - Kırşehir - Kaman yolunu izleyerek, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaşmışlardır[59].

         

***

 

                    Hey’et-i Temsiliyye, Ankara’ya geldikten sonra ele alınan ilk önemli konu Meclisi-i Mebusan’ın İstanbul’da açılması hazırlıkları oldu. Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya geldikten sonra, 29 Aralık’ta Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez Heyetleri’ne bir genelge göndermiştir. 17 Aralık’taki genelgenin tekrarı olan bu yazıda Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da toplanmasından önce millî istiklal ve mülkî tamlığı sağlanması gibi meseleleri incelemek ve gereken tedbirleri almak üzere Hey’et-i Temsiliyye’ye üye olarak, her livadan bir kişinin seçilmesi istenmiştir. Bu seçilenlerin Hey’et-i Temsiliyye’nin bulunduğu yerde toplanması ve artık Hey’et-i Temsiliyye’nin Ankara’da olması dolayısıyla mebusları 5 Ocak’tan itibaren Ankara’da beklediğini bildirmişti. Bu müzakerelere mümkün olduğunca çok mebusun katılması arzu ediliyordu[60].

         

        Mustafa Kemal Paşa kendisi de Erzurum Mebusu seçildiği halde, Mebusan Meclisi’nin İstanbul’da açılmasına karşıydı. Ancak Sivas’ta arkadaşlarının ısrarları karşısında onlara uymuştu. Yine de İstanbul’a giden mebusların Hey’et-i Temsiliyye ile görüşmeleri ve Meclis açılınca da güçlü bir Müdafaa-i Hukuk Grubu oluşturmalarını istemişti. Grup, Meclis başkanlığına Mustafa Kemal Paşa’yı teklif edecekti. Gerçi o seçilse de İstanbul’a gitmeyecekti; ama böylece Meclis’te Hey’et-i Temsiliyye’nin görüşleri savunulabilecekti[61].

         

        Böylece Mustafa Kemal Paşa, Mebusan Meclisi için İstanbul’a giden Mebuslar ile Ankara’da görüşmeler yapmıştır. İstanbul’da Mebusan Meclisi’nin 12 Ocak 1920’de açılmasıyla Meclis-i Mebusan’a katılan Hey’et-i Temsiliyye üyelerinden Rauf Bey, Bekir Sami, Kara Vasıf Beyler’le İbrahim Süreyya, Câmi, Yunus Nâdi, Adnan Beyler, “Felâh-ı Vatan Grubu”nu kurarak, yönetim kurulunu oluşturmuşlardı. Felah-ı Vatan Grubu’na Meclisi’nin bütün üyeleri neredeyse tamamen katılmışlardı. Grup, siyasî bir parti olarak kurulmadığı için program ve tüzüğe sahip değildi. Amacı, Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarının Mebusan Meclisi’nce sahiplenilmesine çalışmıştır. Grup daima Ankara’daki Hey’et-i Temsiliyye ile irtibat halinde olmuştur. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Grubu kurulamamış olsa bile, Felâh-ı Vatan Grubu Meclis’e “Misak-ı Milli[62]yi kabul ettirmiştir[63].

         

                    Mustafa Kemal Paşa, Hey’et-i Temsiliyye’yi geçici bir hükümet olarak çalıştırmak ve için Ankara’da bir meclisin toplanmasını da gerekli görüyordu. İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgali ile de artık askerî ve sivil bütün mekânlar için tek mercii Hey’et-i Temsiliyye olduğunu bildirdi. Böylece Hey’et-i Temsiliyye İstanbul’un işgalinden iki gün sonra bağımsız bir devlet şeklini almıştı[64]. İstanbul’un işgali üzerine Hey’et-i Temsiliyye adına Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920 tarihli tebliğ ile kurucu yetkilere sahip bir Meclis’in 23 Nisan 1920’de, Anadolu’nun emin bir yeri olan Ankara’da toplanacağını bildirmiştir[65]. Böylece, İstanbul’un işgali ile olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis’in Ankara’da toplanması hakkında Mustafa Kemal Paşa’nın aldığı tedbirler, Hey’et-i Temsiliyye tarafından uygulamaya konuldu[66].

         

        Başkentin işgali, Hey’et-i Temsiliyye’nin çalışmaları için bir dönüm noktası olmuştur. 16 Mart 1920’ye kadar artık Hey’et-i Temsiliyye’nin varlığına sebep kalmadığını iddia edenler, Mustafa Kemal Paşa’nın görüşlerine katılmışlardır. Ankara’da Meclis’in açıldığı tarihe kadar artık Hey’et-i Temsiliyye tek otorite haline gelmiştir[67].

         

***

 

        Hey’et-i Temsiliyye’nin faaliyette bulunduğu dönemde, dış ilişkiler açısından girişimleri dikkat çekmektedir. 6 Mayıs 1920 tarihli bir İngiliz istihbarat raporu Hey’et-i Temsiliyye’nin bu konudaki çalışmalarına değinmiştir. Azerbaycan, Afganistan, Bolşevik Rusya, İtalya, Bulgaristan ve diğer ülkelerle iletişim kurmak için yapılan gizli temaslar hakkında bilgi verilmiştir. Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa aracılığıyla Azerbaycan yönetiminden 400.000 sterlin tutarında yardım sağlamaya çalıştığı üzerinde duruluyordu. Azerbaycan’daki iç siyaset ile ilgili konular yanında, Hey’et-i Temsiliyye’nin örgütü ve Bakanlıkları hakkında bilgi veriliyordu[68].

         

        23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Hey’et-i Temsiliyye dönemi sona ermiştir[69]. Oluşan İcra Vekilleri Heyeti, Hey’et-i Temsiliyye’nin fiilîlikten kurtulmasını sağlamıştır[70].

         

         

         

        Sonuç                         

         

        Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşum sürecinde Hey’et-i Temsiliyye dönemi, iki bakımdan dikkat çekici sonuçları beraberinde getirmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu’ya gelen yabancı güçlerin varlığına son verilmesi ve yeni bir yönetim şekline gidişin altyapısının hazırlanması yolunda yapılan çalışmalar bu dönemin belirgin özellikleridir. Hey’et-i Temsiliyye, Erzurum Kongresi’nden itibaren, Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına kadar, Mustafa Kemal Atatürk’ün otoritesinin oluşmasını sağlayan ilk kurul olarak da tarihe geçmiştir. İlerleyen zamanlarda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, İcra Vekilleri Hey’eti Reisi, Başkomutan ve Cumhurbaşkanlığı görevleriyle günümüz Türkiye’sinin doğmasını sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa, başlangıçta Hey’et-i Temsiliyye’ye başkanlık yaparak siyasî liderliğini sağlamıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde Hey’et-i Temsiliyye, İmparatorluğun ortadan kalktığı bir süreçte, boşluğu doldurarak, siyasî, askerî ve idarî kurumların, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına kadar, Millî Mücadele’yi yürütebilecekleri bir zamanı kazandırmıştır.

         

         


        


        

        [1] Uluğ İğdemir, Heyet-i Temsiliye Tutanakları, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1989 (Tutanaklarda 16 Kasım 1919’dan 28 Aralık 1919’a kadar yapılan toplantılardaki konuşma metinleri vardır).


        

        [2] Bekir Sıtkı Baykal, Heyet-i Temsiliye Kararları, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1989, (Kararlar 8 Eylül 1919’dan, 13 Aralık 1919’a kadar geçen süresi kapsar).


        

        [3] Hey’et-i Temsiliyye’nin bu, karar ve tutanaklarından başka herhangi bir kaydı bulunmamaktadır. Hey’et-i Temsiliyye, belirli sürelerde düzenli toplantılar yapamamıştır, Yazışmaları, genelgeleri Atatürk, alınan kararlara uygun olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşuna kadar Hey’et-i Temsiliyye adına yapmış ve yayınlamıştır (Uluğ İğdemir, Heyet-i Temsiliye Tutanakları, s. XIII).


        

        [4] Uluğ İğdemir, Heyet-i Temsiliye Tutanakları, s. 3.


        

        [5] Mahmut Goloğlu, Milli Mücadele Tarihi II, Sivas Kongresi, Türkiye İş Bankası Yayını, İstanbul, 2008, s. 68.


        

        [6] Fethi Tevetoğlu, “Hey’et-i Temsiliye”, Türk Ansiklopedisi, Cilt: XIX, Millî Eğitim Bakanlığı Yayını, Ankara, 1971, s. 200.


        

        [7] Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu, Çeviren: Metin Kıratlı, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 2000, s. 249.


        

        [8] E. Semih Yalçın, Salim Koca, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya Geçişi, Berikan Yayınları, Ankara, 2007, s. 67.


        

        [9] Bütünüyle Erzurum Kongresi I. C., V.Ş.M.H.M.C. Merkez ve Şubeleri’nin Kuruluşu, Hazırlıkları Erzurum Vilayet Kongresi (17-21 Haziran 1919), Resmî Arşiv ve Ailelerdeki Belge ve Hatıralara Göre Yayına Hazırlayan: Fahrettin Kırzıoğlu, Kültür Ofset Ltd. Şti. Yayını, Ankara, 1993, s. 3.


        

        [10] Mahmut Goloğlu, Millî Mücadele Tarihi I, Erzurum Kongresi, Türkiye İş Bankası Yayını, İstanbul, 2008, s. 9.


        

        [11] M. Tayyib Gökbilgin, Millî Mücadele Başlarken, Mondros Mütarekesi’nden Sivas Kongresi’ne, I. Kitap, Türkiye İş Bankası Yayını, Ankara, 1959, s. 168.


        

        [12] Mahmut Goloğlu, Erzurum Kongresi, s. 102.


        

        [13] Mahmut Goloğlu, Erzurum Kongresi, s. 111.


        

        [14] Haluk Selvi, Millî Mücadele’de Erzurum (1918-1923), Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara, 2000, s. 115.


        

        [15] Kemal Atatürk, Nutuk, Vesikalar, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara, 1991, s. 643.


        

        [16] Haluk Selvi, a.g.e., s. 115.


        

        [17] Gazi Mustafa Kemal Tarafından Nutuk, Ankara, 1927, s. 50.


        

        [18] 8 Ağustos 1919 günkü notlarında Karabekir, Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Hey’et-i Temsiliyyesi olarak, Hüsrev, Raif Hoca, Rauf Bey Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir isimlerini veriyor. Kağıtları böyle imzaladıklarını ve Trabzon’dan İzzet ve Servet Beyler’in kendi belgesinde olduğunu, böylece sayının 7’yi bulduğunu, eski vali Bekir Sami ve Şeyh Fevzi ile de 9 kişiye ulaşıldığını ifade ediyor (Kazım Karabekir, Günlükler I (1906-1948), Çeviri yazı: Budak Kayabek, Hazırlayan: Yücel Demirel, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2009, s. 615).


        

        [19] Gazi Mustafa Kemal Tarafından Nutuk, s. 51.


        

        [20] Mahmut Goloğlu, Sivas Kongresi, s. 19.


        

        [21] Fethi Tevetoğlu, a.g.m., s. 200.


        

        [22] Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali, Cem Yayınevi, İstanbul, 1976, s. 291.


        

        [23] Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz, Merk Yayıncılık A.Ş., İstanbul, 1988, s. 101.


        

        [24] Salahi S. Sonyel, Kurtuluş Savaşı Günlerinde İngiliz İstihbarat Servisi’nin Türkiye’deki Eylemleri, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1995, s. 29.


        

        [25] Fethi Tevetoğlu, a.g.m., s. 200.


        

        [26] Mahmut Goloğlu, Sivas Kongresi, s. 68.


        

        [27] Mahmut Goloğlu, Erzurum Kongresi, s. 115.


        

        [28] Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, II. C., Son Meşrutiyet (1919-1920), Türkiye İş Bankası Yayını, Ankara, 1998, s. 23-24.


        

        [29] Uluğ İğdemir, Heyet-i Temsiliye Tutanakları, s. XII.


        

        [30] Gazi Mustafa Kemal Tarafından Nutuk, s. 51.


        

        [31] Klaus Kreiser, Atatürk, Bir Biyografi, Çeviren: Dilek Zaptçıoğlu, İletişim Yayınları, İstanbul, 2010, s. 176.


        

        [32] Bekir Sıtkı Baykal, Heyet-i Temsiliye Kararları, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1989, s. VII.


        

        [33] Fethi Tevetoğlu, a.g.m., s. 200, Rauf Orbay, Cehennem Değirmeni, Siyasî Hatıralarım I, Emre Yayınları, İstanbul, 1993, s. 263; M. Tayyip Gökbilgin, Millî Mücadele Başlarken Sivas Kongresi’nden Büyük Millet Meclisi’nin Açılmasına (4 Eylül 1919-23 Nisan 1920), II. Kitap, Türkiye İş Bankası Yayını, Ankara, 1965, s. 9; Sabahattin Selek, a.g.e., s. 286.


         <

Türk Yurdu Kasım 2011
Türk Yurdu Kasım 2011
Kasım 2011 - Yıl 100 - Sayı 291

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele