20:00’de Başlayan 23:30’da Biten Dizilere Dair…

Eylül 2015 - Yıl 104 - Sayı 337

         

        Televizyona düşkünlüğüyle bilinen bir toplum olduğumuz malum. 70’li ve 80’li yıllarda televizyonun aileleri başına topladığı için sosyal ilişkilerin zedelendiğine dair bilimsel görünen çalışmaların rağbet gördüğü zamanlar gerilerde kaldı artık. Televizyonlar hâlâ evlerimizin başköşesinde ama bütün aileyi bir araya getirmekte güçlük çekiyor. İnsanlar, özellikle de ebeveynler herkesin bir arada aynı programı seyrettiği sosyalliğin tavan yaptığı günleri özlüyor.

         

        Günümüzde televizyon ailenin çocuk ve ebeveyn sıfatı taşıyan mensuplarının favorisi. Gençler TV seyredeceklerse bile bunu internet üzerinden legal, yarı legal veya illegal platformlar üzerinden yapıyorlar ve reklamları istedikleri gibi yok sayabiliyorlar. Bir TV dizisi henüz yayımlanırken parçalar hâlinde en geç on beş dakika sonra internet üzerinden izlenebiliyor artık.

         

        Gençlerin pek çoğu zaten malum dizilerden daha çok Kore dizilerine ve Türkiye’de pek bilinmeyen Amerikan dizilerine müptela. Pek çoğu yerli dizileri ya seyretmiyor ya da sosyal statüsünü zedelememek için seyrettiği hâlde seyretmiyormuş gibi yapıyor.

         

        Konumuz, TV dizilerinin kısa olmalarına ve aynı konuyu evirip çevirmelerine rağmen neden saat 20:00’de başlayıp 23:30’da bittiklerine dair… Dizi dizi diziler artık dünya standartlarıyla değil Bollywood standartlarıyla hareket eder durumda… Bu işin sonunun nereye varacağı ise belirsiz… Aslında belirli. İnsanları dizilerden soğutup, güçlenme meyli gösteren sektöre zarar verecekler ve çok belirgin özelliklere sahip olanlar dışında diziler seyredilmez hâle gelecek. Yani topluca kaybedenler sınıfına dâhil olacaklar.

         

        Eskiden diziler en az 26 bölümlük (Bir yıl, yani iki dönem) planlanır ve çekilir, herkes de kendini ona göre ayarlardı. Günümüzde ise diziler en fazla 13 bölümlük anlaşmalar yapabiliyor ve işler yolunda gitmezse bitirileceğine dair ek maddelerle taahhüt altına alınıyor. Bu yüzdendir ki şaşalı ilk bölümlerle başlayan bazı diziler birkaç bölüm sonra kimsenin haberi olmadan sonlandırılıyor ve yüzlerce emekçi işsiz kalıyor.

         

        Diziler Neden Kısayken Uzuyor?

         

        Bunun bilinen ilk sebebi reklam kuşakları. Bir dizi öncelikle “Özet, Yeni Bölüm, Az Sonra” ibaresiyle başlıyor ve iki ya da dizisine göre üç kuşak reklam alıyor ve yarım saatlik özet gösterimi reklamlarla bir saatte tamamlanıyor. Zulmün birinci aşaması bu şekilde zuhur ediyor.

         

        Ve nihayet beklenen dizi ekranda peydahlanıyor. Yapılan yayın hileleri ve reklam kuşağı yerleştirme prensiplerinin kötüye kullanımıyla dizi başlar başlamaz daha introsu bitmeden yeniden en az on beş dakikalık bir reklam kuşağına giriyor. Bu anlaşıldığı kadarıyla önceki reklamları anlayamayanlar için özel reklam gösterimi niteliği taşıyor.

         

        Daha sonra dizi bu defa diziyi anlayamayanlar için açıklama niteliğinde önceki bölümü hatırlatan tekrar etmeden tekrar yayınlama yöntemiyle başlıyor. Neyse ki bir süre reklamsız olarak yayın devam ediyor. (Ürün yerleştirme, gizli reklam, bant reklam ve TV kanalının diğer dizi ve programlarının gün ve saatlerini hatırlatan yayınlar dışında) Sonra en olmadık yerde yine reklama giriliyor ve bir on beş dakika daha vakit harcanıyor.

        Dizisine göre değişmekle birlikte bir on beş dakikalık reklam kuşağı daha yer alıyor. Böylece siz yarın neler satın alacağınızı bir defa daha gözden geçirme fırsatı bulmuş oluyorsunuz.

         

        Bunu dizinin bitimine bir dakika kala girilen reklam kuşağı izliyor. (Bu arada reklamlardan kaçmak için başka kanalları gezmeye gidenleri acı bir sürpriz bekliyor. Bütün kanallar hemen hemen aynı anda reklama girdikleri için her yer reklam yağmuru altında bulunuyor ve siz kös kös yine kendi dizinizin reklamına dönüyorsunuz.) On beş dakika bekliyorsunuz ve zaten gösterilmiş olan final sahnesi tekrarlanarak dizi sonlanıyor ve siz nasıl bir zulüm yaşadığınızı anlayamadan sonraki dizi veya programa geçiyorsunuz.

         

        Reklamların kendilerinden öte yayın seyirleri de dillere destan bir yol izliyor. En olmadık yerde normalden yüksek bir sesle reklama giriliyor. Bu arada aşağıda “Yeni Bölüm – Şimdi” ibaresi yer alıyor. Bu bitiyor ve sonra reklamlar başlıyor ve reklamların bitmesinin ardından reklamlar yine başlıyor.

         

        Siz, “Tam yeter artık !” diyeceğiniz zaman ise aşağıda sağda veya solda en az iki dakikalık genelde ise en az dört dakikalık geri sayım başlıyor. Siz zaten dizinin nerede kaldığını unutmuşsunuzdur diye de biraz geri alınarak başlatılıyor. Böyle yapılırsa şanslı sayılırsınız. Bazılarında ise geri sayım bittiğinde bile kanalın tanıtımları devam ediyor.

         

        Bu duruma kızıp RTÜK’e şikayette bulunanlar ise gerçekten hayal kırıklığına uğruyorlar. Çünkü kanalların hile ve hurdaları dışında reklamların bu şekilde olacağına dair kararı veren kurum bizzat RTÜK ve resmi-yarı resmi reklam yayını düzenleme kurulları. Bu arada size oturup reklam izlemek ve kendi kendinize söylenmek kalıyor.

         

        Dizilerin içine video klipler de yerleştiriliyor artık. Aynı bölümde bir veya iki tane bu muhteşem kliplerden görme imkânına sahip olabiliyorsunuz. Dizi kahramanlarının birbirine bakması, anlamsız anlamsız gözlerinin takılıp kalması, kahramanlara bir konuda toplu bilgi vermek yerine her bir kahramana ayrı ayrı bilgi verilmesi, hepsinin ayrı ayrı şaşırması ve bön bön bakması ve hatta bazı kahramanlara aynı haberle ilgili bilgilendirme işinin, bilen kahramanlar tarafından mütalaa edilerek bir sonraki bölüme aktarılması gibi olağan üstü kurnazlık örneklerine de rastlanabiliyor.

         

        Aslında bu konuda daha çok söz var. Daha fazla uzatmayarak bu işin sonu nereye varır meselesine gelecek olursak; Durum vahim. Dizi sektörü her bölümde kendi ayağına ateş ediyor. Bunun sebebi sadece dizi üreticileri değil tabii. Para sahibi ve hayatını reklama bağlamış TV kanalları da işin içinde.

         

        TV kanalları dizi sektörünün ekmek kapısı durumunda. Kanallar, çok sıkışırlarsa yepyeni harika furyalar oluşturarak yabancı dizi yayımlamaya başlayabilirler ve yeni yeni palazlanan sektörü bırakın zedelemeyi doğrudan öldürebilirler.

         

        Netice olarak, dizi üreticileri öncelikle kendi dirlikleri için birliklerini kurmalılar ve olabildiğince çok hak sahibi olma yolunu seçmeliler. Bu savaş açmak anlamına gelmiyor tabii ki. Sektörün geleceğini garanti altına almak için tek elden ve tek ağızdan hareket edilmesi bir zorunluluk.

         

        Kutulu TV’ler rağbette malum. Bu kutularda izle, durdur, geri al, sonra izle vs. gibi özellikler var. Ortalama seyircinin mühim bir kısmı bu kutulara sahip olduktan sonra insanlar bu özelliklere de alışacaklar ve reklamları izlememenin yolunu bulacaklar. TV kanalları da reklam verenlerin bunu fark etmesiyle ortada kalacaklar. Onların ilk öldüreceği sektör dizi sektörü olacak.

         


Türk Yurdu Eylül 2015
Türk Yurdu Eylül 2015
Eylül 2015 - Yıl 104 - Sayı 337

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele