XIX. Yüzyılın Sonu XX. Yüzyılın Başında Ceditçilik Hareketinin Kırgız Türkleri Üzerindeki Tesiri

Temmuz 2011 - Yıl 100 - Sayı 287

        Orta Asya toprakları Rusya İmparatorluğu tarafından işgal edilmeden önce de İdilboyu Tatarları ile Türkistan Türkleri arasında başta eğitim olmak üzere sıkı bir ilişki mevcuttu.Ortaçağ boyunca İslami eğitim kurumlarıyla bölgede büyük bir prestije sahip olan Türkistan’ın Buhara, Semerkant vs. medreseleri, o eski ihtişamlı devrini kapamış olmalarına rağmen XIX. yüzyılda da diğer Türk boylarından öğrenci çekmeye devam etmekteydi. Bu medreseler eski parlak dönemini geride bırakmış ve tamamıyla skolastik içerikte bir eğitim vermelerine rağmen, Kazanlı öğrenciler için kendi yurtlarında bulamadıkları birçok “yenilik” vermekte[1] bu ülkeye yeni ruh, yeni fikirler getirerek[2] Tatarların milli kimliğini korumasına ve fikir sahasında bir parça gözünün açılmasına vesile olmaktaydı.[3]Ceditçilik olarak adlandırılan yenileşme, reformcu hareket, işte bu Volga-Ural havzası ve Kırım Tatar çevresinde ortaya çıkmış, buradan da Azerbaycan ve Türkistan’a yayılmıştır.[4] V. Bartold’un çok doğru olarak belirttiği gibi medeniyet, ortaçağlarda nasıl İdil Boyu’na Buhara ve Hive’den yayıldı ise, XIX. yüzyılda da Avrupa kültürüyle erkenden tanışmış olan İdil Tatarları. Türkistanlı din ve soy kardeşlerinin kültür maarifçileri olma görevini üstlenmişlerdir. Böylece söz konusu yörelere medeniyet artık Batı’dan yayılmaya başlamıştır.Ceditçilik, her şeyden önce Rusya Müslümanlarının hepsini eğitmeyi, Rus İmparatorluğu çerçevesinde bir statü edinebilmek için kendi kimliklerinin ve güçlerinin bilincine varmalarını sağlamayı amaçlayan kültürel bir hareketti.[5] Müslüman hayat tarzını değiştirmek ve iyileştirmek üzere ortaya çıkmış olan bu reformcular, ilk hedefleri olarak okulları, mektep ve medreseleri seçmişlerdir.[6] Yani görüldüğü üzere “Türkler bilhassa kültürel sahada yenileşme yolunu seçmişlerdi”.[7] Ceditçiler, İslamiyet’i çağın ihtiyaçlarına göre yeniden yorumlamaya çalışarak. İslami modernliğin ayrıntılarıyla uğraşmışlar, ders programları çerçevesinde dinî dersler yanında dünyevi bilimlerin de öğretilmesini amaçlamışlardır. Çok kısa bir zaman sonra Usul-i Cedit mektepleri ve İdil-Ural bölgesinde gelişen Ceditçilik düşüncesi, Kırgızistan da dâhil olmak üzere Türkistanlı diğer gençlerin vasıtasıyla bütün Türkistan’da geniş bir şekilde rağbet görmeye başlamıştır.[8]

         

        Kırgızistan topraklarında Usul-i Cedit mektepleri ilk olarak XX. yüzyılın başında yayılmaya başlamıştır. Mesela, 1901-1902 yıllarından itibaren Prjevalsk (Kara Kol) şehrinde üç mektep, Pişpek’te** 2 ve Tokmak’ta 1 mektep yeni öğretim usulüne geçmiş bulunmaktaydı. Söz konusu mektep ve medreselerde Kazan, Ufa, Orenburg, Astrahan gibi Tatar Usul-i Cedit okullarında eğitim görmüş Tatar öğretmenler çalışmaktaydı. Bir dönem sonra Çong Kemin, Koçkor gibi ülkenin uzak bölgelerinde ve daha da ileride; Tanrı Dağları’nın iç bölgelerinde bulunan Isık-Göl, Tong, Kurtka gibi bölgelerde de yeni usul mekteplerin açılmaya başladığını görmekteyiz. Burada çalışan öğretmenler genel olarak Ufa ve Kazan medreselerinde ve Kırgızistan’ın Pişpek, Tokmak, Prjevalsk şehirlerindeki Usul-i Cedit mekteplerinde eğitim görmüş Kırgızlar idi. Yani bundan anlaşılan, Tatar Usul-i Cedit mektepleri ortaya çıktıktan birkaç sene sonra, yerli Türk okulları üzerinde çok ciddi bir şekilde etkili olmaya başlamıştır. Hâlbuki 1892 yılında bir Rus bilgininin kaydettiğine göre, 27 senelik Rus hâkimiyeti yerli okullar için hiçbir iz bırakmadan geçmiş, Çarlığın bir takım düzenlemeleri bu okulların hiç birine dokunamamış ve bunların hiç birine en azından ışığın zayıf bir şuası bile sızmamıştır. Okuldaki Rus öğretmenlerin sayısı daha sonraki yıllarda da o derece azdı ki, bazen Rus-Tuzem*** okullarının idaresi Müslümanlara bırakılmaktaydı.[9]

         

         Usul-i Cedit mektepleri eskisi gibi dinî kitapları okutmakla birlikte eğitim programlarında genel eğitim konularındaki dersleri de içermekteydi. Usul-i Cedit veya yeni usul mekteplerinde eski usul mekteplerinden[10] farklı olarak öğrenciler için sıralar, tahta, coğrafya haritaları ve öğretmen masaları bulunmaktaydı.

         

        Tokmok şehrinde Ekbal (İkbal) adlı tipik bir Usul-i Cedit medresesi faaliyet göstermekteydi. Burada bütün Türkistan’dan; İdil Boyu bölgelerinden gelen insanlar, Pişpek Uyezdi’nin, kısmen Prjevalsk ve Vernıy (Almatı) Uyezdlerinin yerleşik hayata geçmiş Kırgızları, Çin’in Sincan vilayetinden yani Doğu Türkistan’dan gelen insanlar bir araya gelmiş bulunuyorlardı. Dolayısıyla okulda çeşitli etnik gruplardan çocuklar eğitim görmekteydi. Mesela, 1908 yılında bu medresede 36 Tatar, 30 Özbek, 9 Döngen, 5 Kaşgarlı (Uygur) ve 200 Kırgız öğrenci eğitim görmekteydi. Bu mektepte İdil Boyu ve Ural şehirlerinden gelen Tatar ve Başkurt asıllı 8 öğretmen çalışmakta olup, bunlar muayyen bir maaşa bağlı değillerdi. Maaş yerine her öğretmen, öğrencilerin velileri tarafından sunulan senede yaklaşık 300-500 ruble’ye varan bağış yani çeşitli parasal destek veya diğer hediyeler alıyorlardı.[11] Ekbal medresesinde eğitim süresi 4 sene olup, öğrenciler 3 sınıfa ayrılmaktaydı. Eğitim-öğretim aşağıdaki programa göre yapılmaktaydı;

         

        I. sınıf; Eğitim süresi bir senedir. Ses usulüne göre (tecvit ile) okuma-yazma dersleri yapılmakta; Maksudov’un Muğalim Avval (İlk Öğretmen) adlı alfabe kitabı ve bu kitabın ikinci kısmı olan Muğalim Sani (İkinci Öğretmen) adlı kitaplarına göre Arapça metinler okutulmakta idi. Alfabe kitabından sonra Fahruddinov’un Terbiyeli Bala adlı kitabı okutulmakta; sonra din, dinî âyinler ve merasimler hakkında ilk bilgiler veren İbadet-i İslamiya (İslamî İbadetler) okutulmakta ve 100’e kadarki rakamların yazılışı öğretilmekteydi.

         

        II. sınıf; Eğitim süresi bir senedir. Maksudov’un Akaid-i İslamiye adlı kitabı okutulmakta; harekeleriyle “yazı” uygulaması yapılmakta idi. Hisab Zegni (Hesab-ı Zihnî) yani “aritmetik” dersi yapılmakta idi. Aritmetik dersinde dört aritmetik işlem; 1000’e kadar ve üstü sayıların toplama, çıkarma, çarpma ve bölme teknikleri öğretilmekteydi. Ana dilinin öğretildiği Kıraat-i Türkiyye (Türkçe Okuma) dersinde Zubarov’un Raabar-ı Sıbyan adlı kitabından metinler açıklamalı olarak okutulmaktaydı. Yine Zubarov’un ders kitabı olan Tarih-i Enbiya, Kuranü’l-Kerim’in tecvitle okutulması (yani kelimelerin doğru telaffuz edilmesinin öğretimi) ve son olarak ilk coğrafya bilgileri de işte bu ikinci sınıf programında idi.

         

        III. sınıf; Eğitim süresi iki senedir. Ders programı yaklaşık olarak şöyle idi: İmlâ, Mağlumat-i Şafagiya (Malumat-ı Şifaiyye=Sözlü Bilgi) yani okuma ve anlatım dersi, Kuran’ın tecvitle okutulması, Zaruret-i Diniye dersi, İdrisov’un Tarih-i İslam ve Tarih-i Millî, Maksudov’un Arap Lisanı adlı ders kitapları okutulmaktaydı. Haris’in Coğrafya kitabına göre yerküresi ve harita desteğiyle coğrafya dersleri verilmekte; Mantık dersi (burada mantık hakkında ilk bilgiler verilmektedir), İnşa yani kompozisyon, Sagduddinov’un eserine göre Arap Edebiyatı, Aritmetik, Geometri, Hıfz-ı Sıhha dersleri verilmekteydi. Bütün bu materyalin bir kısmı ders kitaplarına göre, bir kısmı da sohbet şeklinde yapılmaktaydı.[12]

         

        EkbalMedresesi’nde Kırgız grupları diğer etnik grupların çocuklarından ayrı olarak, ama Ekbal’in eski öğrencileri olan Kırgız öğretmenlerin nezareti altında aynı ders programını görmekteydiler. Bu öğrencilerin yaşları 10 ilâ 25 arasında değişmekteydi. Uzak bölgelerden gelen Kırgız çocuklar medreseye bağlı yurtlarda yaşamakta, fakat kendi paralarıyla geçinmekteydiler. Ekbal medresesinin programını tamamlayıp mezun olanlara Tatar dilinde bir diploma verilmekteydi. 1914’te medrese programı biraz değişmiştir. Bu tarihten itibaren öğrenciler beş gruba ayrılmış ve üst gruplarda artık Anatomi, Rusya Coğrafyası vs. gibi yeni dersler de verilmeye başlamıştır.

         

        Yukarıdaki ders programlarından anlaşılıyor ki, Ekbal medresesinde dünyevî bilgi ve eğitime verilen ehemmiyet en az dinî bilgi ve dinî eğitim kadar önem taşımaktaydı. Çünkü söz konusu yeni usul mektep ve medreselerde okutulan ders programları, eğitim faaliyetlerinin yönünü Türkiye’ye göre tayin etmiş, tanınmış ve önemli İslam bilginleri tarafından hazırlanmaktaydı. Tokmok’ta bulunan bu Ekbal medresesi zamanla bütün Kuzey Kırgızistan için öğretmenler ve İslam’ın faaliyet adamlarını hazırlayan bir merkeze dönüşmüştür.[13] Burada, Kırgızistan’ın yerli mektepleri için öğretmenler hazırlanmakta ve Kazan, Ufa medreselerine girmek için öğrenci hazırlıkları yapılmaktaydı.

         

        Tokmok şehrinden başka Pişpek ve Prjevalsk şehirlerinde, hatta bazı bilgilere göre Oş’ta da yeni usul mektepler bulunmaktaydı. Kırgızca ders kitapları olmadığı için Kırgız çocuklar ana dillerine çok yakın olan Tatar dilinde yazılmış ders kitaplarıyla eğitim görmekteydiler. Genel olarak başlangıçta Kazakça, Kırgızca, Özbekçe vs. ders kitaplarının hiç bulunmadığı zamanlarda. kitapların büyük bir kısmı Kazan basımlı ve Tatarca olup, bu okullarda öğretilen Türk dili ise Tatarcaya dayanan ve diğer şivelerden eklemelerle oluşturulmaya çalışılan ortak Türk diliydi[14].

         

        Tatar ders kitaplarında sadece millî klasiklerin eserleri bulunmayıp, aynı zamanda Rus ve yabancı yazarların masal ve çocuk hikâyelerinin tercümeleri de yer almaktaydı. Mesela, Kayyum Nasırî, Tayip Yahin’in hazırladıkları ders kitapları ile Tanrı Dağlı öğrenciler A. S. Puşkin’in, İ. A. Krılov’un, M. Y. Saltıkov-Şedrin’in masal ve şiirleri, L. N. Tolstoy’un... vs. çocuk hikayeleri ile tanışıyorlardı.[15] Dolayısıyla Orta Asya halkları Tatar edebiyatı vasıtasıyla Rus klasik edebiyatının en iyi geleneklerini benimsemişler ve Avrupa medeniyeti dairesine girmişlerdir.  Yani XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başında Tatar kitapları, Tatar Edebiyatı, Avrupa ve Türkistan halklarının kültür ve edebiyatının birleştirici halkası rolünü oynamıştır.

         

        Dersler, vuma haricinde her gün, genel olarak sabah 09:00’dan öğle 12: 00’ye kadar ve 14:00’ten 16:00’ya kadar yapılmaktaydı. Eğitim-Öğretim yılı 15 Ağustos’ta başlayıp 1 Mayıs’ta sona ermekteydi. Öğrencilerin bir alt gruptan üst gruba geçebilmeleri ve mezun olabilmeleri için sınıf atlama imtihanlarına girmeleri ve bu imtihanlarda başarılı olmaları gerekmekteydi.

         

        Pişpek’te kızların da eğitim gördükleri bir yeni usul mektep bulunmaktaydı. 1912-1914 yıllarında bu okulda Pişpekli 70 kız okumakta olup, bunların 50’si Tatar, 20’si Kırgız idi. Bu kızlara Kazan ve Ufa şehirlerindeki usul-i cedit kız mektep ve medreselerinde eğitim görmüş Tatar bayan öğretmenler ders vermekteydiler. Söz konusu medreselerden mezun olan öğrenciler aranan muallimlerdi. Eğitim-öğretim erkek okullarındaki programa göre yapılmakta olup, yalnız buna ilave olarak el işi dersleri de uygulanmaktaydı. 1917 yılında sözünü ettiğimiz okulun, 6 gruptan oluşan bir sınıflık ikinci bir erkek mektebi açılmıştır. 1917 yılında söz konusu mektepte artık 180 kız öğrenci eğitim görmekteydi. Bu tür yeni usul kız mektebinin Prjevalsk şehrinde de faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Tabi olarak yeni usul mekteplerin ders programları ve ders kitaplarının hacmi, bulunduğu şehir ve kasabaya göre değişmekteydi. Mesela, eğer Pişpek yeni usul mektebinde 10 ders okutuluyorsa, Prjevalsk mektebinde Arapça okuma ve yazma dersleri, Dinî Eğitim, Tarih, Coğrafya ve Aritmetik olmak üzere ancak 5 ders verilmekteydi. Bütün ders kitapları Kazan yayınlarından idi.

         

        XIX. yüzyılın sonu ve özellikle XX. yüzyılın başından itibaren Kazan, Orenburg, Ufa, Astrahan gibi Tatar yeni usul medreselerinde eğitim almayı arzulayan Orta Asyalı gençlerin sayısı oldukça artmaya başlamıştır. Orenburg’da Hüseyniye, Kazan’da Muhammediye, Ufa’da Galiya medreseleri, sonraları İzh Bobi, Troitsk, Kargala gibi medreselere dönüşmüşler ve bu eğitim merkezleri 1917 Ekim Devrimi’ne kadar tüm İslam dünyasında en önde gelen yenilikçi İslami çalışmaların merkezi olmuşlardır.[16] Galiya (Âliye) medresesinde eğitim görmüş insanlar arasında O. Sıdıkov, İ. Arabayev, H. Sarsekeyev, K. Şabdanov vs. gibi Kırgızistan’ın belli başlı isimleri bulunmaktadır. İ. Arabayev daha Galiya medresesinin öğrencisi iken ilk Kırgız Alfabe Kitabı’nı yazmış ve bunu Ufa’nın Şark matbaasında yayımlatmıştır. Moldo Kılıç’ın meşhur şiirleri (Zilzala / Deprem, Kanattuular / Kanatlılar, Bürküttün Toyu / Kartalın Toyu, Zar Zaman / Kederli Zaman… vs.)[17], O. Sıdıkov’un ilk tarihi eserleri ( Kırgız Tavarihi / Kırgız Tarihi, Kazan, 1907, Muhtasar Tarihi-i Kırgıziya / Muhtasar Kırgız Tarihi, Orenburg, 1913 ve Tarihi Kırgız-i Şadmaniya / Kırgız ve Şadmaniya Boyunun Tarihi, Ufa, 1914)[18] işte bu çevrede meydana gelmiştir. İçinde bulundukları durumu Müslüman dünyasının diğer bölgeleri ile temasa geçince daha iyi anlayan Türkistanlılar, Cedit hareketinin bölgede yayılmasının da etkisi ile mekteplerden başlayarak okullarına dünyevi dersleri sokmaya, öğrencilerini kendi milletlerini ve geçmişlerini sevmeyi öğretmeye başlamışlardır.[19] Bilindiği gibi Kırgızca ilk matbu kitapların, özellikle edebi eserlerin ortaya çıkması halk arasında okur-yazarlığın yaygınlaşmasına yol açarak Kırgız edebi dilinin oluşması ve gelişmesinde çok önemli bir rol oynamıştır.

         

        1901’de, başta Kazan olmak üzere Astrahan, Troitsk, Ufa gibi İdilboyu’nun diğer büyük şehirlerinde hayırsever cemiyetlerin meydana gelmeye başladığı görülmektedir. “Rus İşçileri Bakanlığı’nın dini mezhepler bölümünce hazırlanan bir araştırma 1 Ocak 1912 tarihi itibariyle Rusya’da yaklaşık 87 adet ruhsatlı Müslüman cemiyetinin mevcut olduğunu göstermekteydi. Araştırma, toplam rakamın bölgesel dağılımını vermiyorsa da bu cemiyetlerin 48’inin hayır, 34’ünün eğitim ve yalnızca 5’inin dini amaçlı olduğunu göstermekteydi”.[20]  Bu yardım cemiyetlerinin ortaya koyduğu çalışmaların doğal bir sonucu ve devamı olarak 1905-1907 ihtilalinden sonra Kırgızistan şehirlerinde de 1907-1909 yıllarında Prjevalsk’ta, Tokmok’ta ve Pişpek’te olmak üzere benzer hayırsever cemiyetlerin kurulmaya başladığı bilinmektedir. Mesela, 1908’de Prjevalsk’ta kurulmuş olan Tatar-Kırgız Cemiyeti’nin kendi kütüphanesi ve okuma salonu bulunmaktaydı. Isık Göl’ün 11 Volostundan gelen Kırgızlar, Tatar öğretmen ve tüccarlar bu topluluğun üyeleri idi. Meşhur Tatar yazarı Sabır Gabdelmanov (1879-1917)’da sözünü ettiğimiz topluluğun çok aktif bir üyesi idi. Prjevalsk’taki Tatar-Kırgız Cemiyeti’nin kütüphane ve okuma salonunu sadece Tatar okullarının şakirtleri ziyaret etmiyorlardı; şehirdeki Rus okullarının öğrencileri de kütüphanelerin abone olduğu Oblastnıye Vedomosti, İskra, Bayanü’l-Hak, Yulduz, Nur, Vakit, Birjevıye Vedomosti, Russkoye Slovo, Torgovoye Delo vs. gibi dergi ve gazeteleri büyük bir merakla takip eden kütüphane ziyaretçilerinin arasında yer almaktaydılar.[21] Böylelikle sözünü ettiğimiz Tatar-Kırgız Cemiyetleri Kırgız ve Tatar halkları arasındaki edebi ve kültürel ilişkilerin gelişmesinde de olumlu rol oynamıştır. Mesela, Tatar ve Kırgız halklarının hayatında büyük bir siyasi ve sosyal yankı uyandıran S. Gabdelmanov’un Feryatlar adlı şiiri işte bu Tatar-Kırgız Cemiyeti’nin parası ile yayımlanmıştır. Hemen hemen bütün yeni usul mektep ve medreseler, sözünü ettiğimiz cemiyetler, İsmail Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin, Yulduz, Bayanü’l-Hak, İdil, Şura, Ang, Koyaş gibi dergi ve gazetelerinin aboneleri idi. Görüldüğü gibi bu yardım cemiyetlerinin faaliyetleri çoğu zaman hayır işleriyle olan örgütlerin ilgi alanlarını aşıyor, kendilerini dini ya da eğitim amaçlı olarak kayda geçirenler de hayır işlerinde bulunmaktaydılar. 

         

        Yeni yöntem medreseler kurulmaya başlarken, usul-i cedit okulları her tarafa yaygınlaşınca Tatar kitap üretimi ve gazeteciliği de gelişmiş, yeni edebi türlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Özellikle Rusça, Fransızca ve Arapçadan yapılan bir çeviri seli, Tatar düşüncesinin parametrelerini yeniden belirlemiş ve İslami modernliğe yol açmıştır.[22] Türk halkları arasında Rus ve dünya medeniyetini ilk olarak Tatarlar benimsedikleri için, ilk olarak Tatarlar kendi profesyonel edebiyatını oluşturmuşlardır. Kırgız halkının henüz Rus dilini bilmediği Ekim Devrimi’nden önceki yıllarda dönemin ilerici fikirleri Kırgız Türklerinin arasına Tatar dili vasıtasıyla yayılmıştır.[23] İki asrın kesiştiği bir dönemde meydana gelen Kırgız yazarlarının çoğunluğunun profesyonel ustalığı Tatar şairleri Tukay ve Gafuri’nin şiirleri, G. İshaki, G. İbragimov’un nesirleri ve demokratik Tatar gazete ve dergilerinin tesiri altında teşekkül olmuştur. Bütün bu faaliyetler doğal olarak Kırgız halkının manevi hayatı ve dünyasını teşkil etmiş, Toktogul Satılganov (1864-1933), Moldo Niyaz (1826-1896), Togolok Moldo (1860-1942), Moldo Kılıç (1866-1917) gibi XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başında yaşayan Kırgız şair ve maarifçilerinin edebi yaratıcılığının karakteri ve içeriğine önemli değişiklikler getirmiştir. Dil kardeşliği, din kardeşliği, ortak kültür Tatarların Kırgız ve diğer Türk halklarıyla temas kurmalarını kolaylaştırmış, çeşitli sosyal-ekonomik alanlarda geniş bir faaliyette bulunmalarına yol açmıştır. G. İshaki, G. Tukay, M. Gafuri, G. İbragimov, F. Amirhan, G. Kamal vs. gibi söz sanatkârları ve yazarlarının yeni nesli, söz sanatını hayatî sosyal ve siyasî meselelerin çözümü, sosyal sistemin adaletsizliğini, gaddarlığını Rusya devletinin imparatorluk amaçlarının foyasını meydana çıkarmak üzere yaptıkları mücadelenin silahı olarak kullanmışlardır. Bu ilerici Tatar yazarlarının temas ettikleri meseleler Moldo Kılıç, Toğolok Moldo, İ. Şaybekov, A. Cutakeyev, Adlaş Moldo, K. Tınıstanov, O. Sıdıkov, S. Karaçev vs. gibi Kırgız edebiyatçı, fikir adamları ve maarifçilerinin de ruhuna, hedef ve amaçlarına yakın aynı konu ve aynı meseleler olduğu içinsözünü ettiğimiz Tatar yazarlarının eser ve düşünceleri, Kırgız büyüklerinin fikir ve düşüncelerini doğrudan doğruya etkileyerek, onların faaliyetlerinin yönünün tayin ve tespitinde önemli, belirleyici rol oynamıştır.

         

         


        


        

        [1] A. N. Kurat, “Kazan Türklerinin Medeni Uyanış Devri (1917 Yılına Kadar)”, A.Ü. DTCF Dergisi, C: XXIV, S:3-4, Temmuz-Aralık, Ankara, 1966, s. 96-97.


        

        [2] A. Taymas, Battal, Kazan Türkleri, -Türk Kültürünün Hazin Yaprakları-, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara, 1966, s. 128-129.


        

        [3] A. Kanlıdere, “XIX ve XX. Yüzyıllarda Kazan Tatarları”, TÜRKLER, C: XVIII, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, s. 416.  


        

        [4] Tatar Ceditçiliği üzerine bakınız: Rorlich A. A. Volga Tatarları, Yüzyılları Aşan Milli Kimlik, (Çev: M.S.Er), İletişim Yayıncılık, İstanbul, 2000; Kurat 1966; Battal-Taymas 1966; Somuncuoğlu B. T., Türkistan’da Eğitim (1865-1917) ve Çarlık Rusyası’nın Sosyo-Politik Açıdan Eğitime Yaklaşımı, Ankara, 2006, (Yayımlanmamış Doktora Tezi). 


        

        [5] O. Roy, Yeni Orta Asya ya da Ulusların İmal Edilişi, (Çev: Mehmet Moralı), Metis Yayınları, İstanbul, 2000, s. 70; Bennigsen A., Quelquejay L C., Step’de Ezan Sesleri. Rus Egemenliği Altındaki İslam’ın 400 Yılı, (Çev: Nezih Uzel), İrfan Yayımcılık, İstanbul, 1997, s. 70-72.


        

        [6] N. Hablemitoğlu, Çarlık Rusyası’nda Türk Kongreleri (1905-1917), Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, 1997, s. 27-30. 


        

        [7] N. Devlet, Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi (1905-1917), Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1985, s. 10.


        

        [8] E. Özdemir, “Kazak Kültürel Hayatında Tatarların Etkisi ve Kazak Ceditçiliğinin Gelişimi”, Bilig, S:48, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı, Kış/2009, s. 157-176.  


        

        ** Günümüz Kırgızistan’ın başkenti olan Bişkek şehrinin Rusça telaffuzlu eski adıdır. 


        

        *** Rus idaresi tarafından Türkistan’da açılmış Rus, Türk ve diğer etnik grupların çocuklarının bir arada okudukları Rus okulları.


        

        [9] V. V. Barthold, İstoriya Kulturnoy Jizni Turkestana // Barthold V. V.,  Polnoye Sobraniye Soçineniy, T.II, Ç.I, İzdatelstvo AN SSSR, Moskva, 1963, s. 312. 


        

        [10] XIX. yüzyılın sonu XX. yüzyılın başı Türkistan’daki yerli okullar, eski usul mektep ve medreseler hakkında geniş bilgi almak için bakınız: B. T. Somuncuoğlu, 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Türkistan’da Yerli Eğitim Kurumlarının Durumu, OAKA, C:II, S:3, Ankara, 2007, s. 105-134; D. O. Aytmambetov, Dorevolyutsionnıye Şkolı v Kirgizii, Frunze, İzdatelstvo AN Kir. SSR, 1961; B. Çekeroğlu, Kırgızlar İçin Açılan Rus Yerli (Tuzem) Okulları, Bişkek, 2007, s. 31-38, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi).


        

        [11] D. O. Aytmambetov, Dorevolyutsionnıye Şkolı v Kirgizii, Frunze, İzdatelstvo AN Kir. SSR, 1961, s. 39-40.


        

        [12] D. O. Aytmambetov, a.g.e., 1961, s. 40.


        

        [13] S. İ. İlyasov, (Baş Red.), İstoriya Kirgizskoy SSR, C. II, Frunze, İzdatelstvo AN Kir. SSR, Kırgızstan, 1986, s. 242.


        
[14] B. T. Somuncuoğlu, 19. Asır Sonu 20. Asır Başlarında İdilboyu Tatarlarının Türkistan’daki Faaliyetleri, EKEV Akademi Dergisi, S:37, Erzurum Kültür ve Eğitim Vakfı Yayınevi, Erzurum, 2008, s. 328. B. T. Somuncuoğlu, 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Türkistan’da Yerli Eğitim Kurumlarının Durumu, OAKA, C:II, S:3, Ankara, 2007, s. 105-134

        

        [15] S. A. Mamıtov, Kırgızsko-Tatarskiye Literaturnıye Svyazi Vtoroy Polovinı XIX- Naçala XX Vekov, Bişkek, Muras, 1999, s. 51.


        

        [16] R. Bukharaev, Kazan Hanlığı’nın Düşmesinden Sonra Kazan Tatarları, (Çev: I.Kuşçu), TÜRKLER, C: XVIII, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, s. 405.


        

        [17] B. U. Urstanbekov, T. K.Çoroyev, Kırgız Tarıhı. Kıskaça Entsiklopediyalık Sözdük, Frunze, Kırgız Sovet Entsiklopediyasının Başkı Redaktsiyası, 1990, s. 120-121. 


        

        [18] Mamıtov, a.g.e., 1999, s. 72.


        
[19] B. T. Somuncuoğlu, a.g.e., 2008, s. 329. B. T. Somuncuoğlu, Türkistan’da Eğitim (1865-1917) ve Çarlık Rusyası’nın Sosyo-Politik Açıdan Eğitime Yaklaşımı, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2006. (Yayınlanmamış Doktora Tezi).

        

        [20] A. A. Rorlich, Volga Tatarları/ Yüzyılları Aşan Milli Kimlik, (Çev: M. S. Er), İletişim Yayıncılık, İstanbul, 2000, s. 164.


        

        [21] D. O. Aytmambetov, Kultura Kirgizskogo Naroda vo Vtoroy Polovine XIX i Naçale XX Veka, Frunze, AN Kir. SSR, 1967, s. 245-246.


        

        [22] A. Khalid, Ceditçilik ve Orta Asya’daki Yeni Kimliklerin Ayrıntılarına Giriş, (Çev: M. Balabanlılar), TÜRKLER, C: XVIII, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, 636.


        

        [23] Mamıtov, a.g.e., 1999, s. 12. 

         


Türk Yurdu Temmuz 2011
Türk Yurdu Temmuz 2011
Temmuz 2011 - Yıl 100 - Sayı 287

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele