Japon Resmî Belgelerine Göre Ayaz İshakî ve Japonya’daki Faaliyetleri

Temmuz 2011 - Yıl 100 - Sayı 287

                    Bu makalede, İdil-Ural Türk-Tatarlarının[1] 19. yüzyıldan başlayarak, emperyal bir güç olarak Asya’da yükselmeye başlayan Japonya’nın, İslâm politikaları içindeki yeri ve önemi irdelenecek, Tatar liderlerin özellikle de Ayaz İshakî’nin bu durum karşısındaki tavrı ve bunun Japon resmî belgelerine ne şekilde yansıdığı ortaya konmaya çalışılacaktır.[2]

         

                    Japon arşivleri Türkiye ve Türk halklarıyla ilgili olarak önemli sayıda belge içermesine rağmen bu malzeme, Japonca bilen Türk tarihçilerin bulunmaması sebebiyle şimdiye kadar ciddi olarak değerlendirilememiştir. Japon arşivlerindeki tarihimizle ilgili belgelerin, 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren özellikle de 1890’da meydana gelen Ertuğrul Faciası ile yoğunlaşmaya başladığını söylemek mümkündür. Daha önceye ait bilgilerin sınırlı olması, Japonya’daki Shogun yönetiminin 17. yüzyılın başından itibaren ülkeyi yaklaşık olarak 250 yıl boyunca uluslararası sistemden tecrit etmesi ile açıklanabilir.[3]  Ancak 1854’de Amerikalı Amiral Matthew Calbraith Perry komutasındaki Amerika Birleşik Devletleri’ne ait bir donanma, Japonya’yı silah zoruyla dış dünyaya açmış ve Meiji Dönemi[4] ile birlikte Japonlar yavaş yavaş kendi sınırlarının ötesini tanımaya ve öğrenmeye başlamışlardır. Japonya’nın güçlenmesi ve bölgesinde sömürgeci başat güç olmaya başlamasıyla, yurt dışına gönderilen ajanlar, araştırmacılar ve diplomatlar siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel pek çok konuyu içeren detaylı ve önemli bilgiler toplayarak Tokyo’ya göndermişlerdir. Bu şekilde II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar geçen sürede Osmanlı Devleti, Cumhuriyet Türkiye’si ve Asya’daki diğer Türk halklarıyla ilgili pek çok bilgi Japon arşivlerine girmiştir. Arşivlerin bir kısmı II. Dünya Savaşı ve sonrasındaki müttefik işgali döneminde kısmen zarar görmesine rağmen, halen önemli sayıda belge barındırmaktadır.[5]

         

                    Japon resmi arşivlerinde Tatarlarla ilgili de önemli belgeler bulunmaktadır. Bu belgeler ağırlıklı olarak, Rus Devrimi sırasında ve sonrasında yaşadıkları yerlerden kaçarak Çin’in Mançurya bölgesine, Kore’ye ve Japonya’ya göç eden İdil-Ural Türkleriyle ilgilidir.[6] Uzak Doğu’ya yerleşmek zorunda kalan Tatarlar sadece zengin tüccarları, entelektüelleri ve aydın din adamlarıyla değil, aynı zamanda dünya Türklüğü ve İslâm âlemi ile olan yakın ilişkileriyle de Japon yetkililerin dikkatini çekmiştir. 19. yüzyıl sonralarında demiryolu inşaatlarında çalışmak üzere ya da ticarî amaçlarla Mançurya bölgesine gelen Tatarlar, küçük koloniler oluşturmuş ve bu koloniler Bolşeviklerden kaçanların akınıyla zamanla daha da büyümeye başlamıştır. Nüfusun artmasıyla birlikte iş olanaklarının azalması birçok ailenin Japonya’nın kontrolündeki Kore’ye[7] ve Japonya’ya göç etmesine sebep olmuştur. Uzak Doğu’daki Tatarlar, kurdukları cemiyetler aracılığı ile birliklerini muhafaza etmeye ve varlıklarını sürdürmeye çalışmışlardır.  1924 yılı ise Japonya’daki Tatarlar için bir dönüm noktası olmuş ve Başkurt Türklerinden Muhammed Abdulhay Kurbanali[8] (Muhammed Gabdulhay Gurbangaliyev) bir grup İdil-Urallıyla beraber Tokyo’ya gelmiştir. Onun Japonya’ya gelişi sadece kendi talebiyle değil, asker, sivil ve diplomat Japon ileri gelenlerin inisiyatifi ile gerçekleşmiş olmalıdır. Amerikan istihbarat ve analiz raporlarına göre, Kurbanali, Japonya’nın İslâm politikalarına hizmet eden en önemli şahsiyetlerdendir. [9]  Onun Tokyo’ya gelmesinden sonra Japonya’nın idaresindeki topraklarda yaşayan tüm Tatarlar üzerinde hâkimiyet kurmaya çalıştığını ve onlar arasında Büyük Asyacılık[10] propagandası yaptığını görmek mümkündür. Kurbanali, sivil-asker önde gelen Japon yetkililerin desteği ile Tokyo’yu İslâm dünyası için yeni bir çekim merkezi hâline getirmeye çalışmış, Kurduğu Mahalle-i İslâmiye Cemiyeti ile Tokyo’daki Tatarlarla diğer Müslümanları yakınlaştırmıştır. Ayrıca başta Tokyo olmak üzere okullar kurmuş, Arap harfleriyle baskı yapan bir matbaa açmış ve yayımladığı dergi-gazete ve kitaplarla Japonya’yı Müslüman dünyasının kurtarıcısı olarak takdim etmiştir[11]. Onun bu faaliyetleri, Ayaz İshakî’nin Uzak Doğu’ya gelerek hemen hemen tüm Tatarları İdil Ural Türk Tatar Medeniyet Derneği etrafında toplamasıyla son bulmuştur. Ayaz İshakî’nin bölgeye geliş sebebi, sadece Tatarları bir araya getirmek ve bağımsız İdil Ural Devletini kurma yolunda faaliyet göstermek değildi. Onun Ekim 1933’de yaptığı ziyaretin aynı zamanda Japonya’nın İslâm dünyasına yönelik olarak uygulamaya koyduğu planları bertaraf etme amacı da vardır. Şöyle ki; Türkiye Cumhuriyeti yönetimi, önce 1922’de Saltanat’ı ve ardından 1924 yılında Hilafeti kaldırmıştır. Bu durum Halife’ye manen bağlılık hisseden Müslümanlar arasında huzursuzluk yaratmıştır. Ortaya çıkan boşluğu doldurmak için Batılı sömürgeci devletler yeni Halife adayları belirleyerek Müslümanlar arasında söz sahibi olmayı denemişlerdir. Japonya da Çin ve Rusya Müslümanları üzerinde etki kurmak ve nüfuz kazanmak için faaliyete geçmiş ve kendi Halife namzetlerini belirlemiştir. Bu adaylar, Müslümanlar arasında adı iyi bilinen, saygı gören son Osmanlı Padişahlarından II. Abdülhamid’in oğlu Şehzade Mehmed Abid Efendi ve torunu Şehzade Abdülkerim Efendilerdir. Bunların arasından Şehzade Abdülkerim Efendi, Japonya’nın desteğinde Doğu Türkistan’da kurulması düşünülen İslâm devletinin başına geçecek ve Halifeliğini de ilân ederek, özellikle Asya Müslümanlarını Hristiyan işgalcilere karşı ayaklandırmaya çalışacaktır. [12] Osmanlı hanedan mensuplarıyla Japonların tam olarak ne zaman, nerede ve kimin aracılığı ile bağlantı kurdukları konusu açık değildir. Ancak muhtemelen Paris’te gazetecilik yapan Muhsin Çapanoğlu Bey [13] ilk önce Afganistan’da ya da Paris’te Japonlarla ilişkiye geçmiş daha sonra da sarayda beraber büyüdükleri şehzadelerle irtibat kurmuştur. Şehzadelerin Japonlarla ilişkilerinde, Hintli Müslümanlarının -Hint Hilafet komitesi- ve Hintli milliyetçilerin de parmağı olduğunu düşünmek mümkündür.[14] 1931 yılında başlayan ve Doğu Türkistan coğrafyasında yayılan Müslüman ayaklanması, kısa süre sonra Çinli Müslümanlarla, Türk kökenli Müslümanların çekişmesine dönüşmüş ve başka güçlerin güdümüne girmiştir. Öyle ki Çinli Müslümanların genç komutanı Ma Chu Ying’in ordularının kurmay başkanı eski bir Osmanlı subayı olan Kemal Kaya’dır.[15] Ma Chu Ying’in Japonlardan para ve silah yardımı aldığı, onlarla siyasî plânlar yaptığı düşünülürse, daha sonra Sovyetler Birliği’ne iltica etmesi, dengelerin nasıl bozulduğu yolunda bir fikir verebilir. İşte Şehzade Abdülkerim Efendi, bu ayaklanma ile Doğu Türkistan’da kurulması planlanan İslâm Devleti’nin başına geçmeyi hayal etmiş ve 1933 yılında Kurbanali’nin yanına Tokyo’ya gelmiştir. Şehzadenin yanında, genç Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun önderine karşı olan kişilerin bulunması, Türk yetkilileri endişelendirmiştir. Çünkü bölgedeki Sovyet nüfuzunun kırılarak, yerine Japon destekli yeni bir kukla devlet oluşturulması şüphesiz Türkiye ile Sovyetler Birliğinin arasını bozacak ve bu durum İkinci Dünya Savaşı’na giden yolda Türkiye’yi tehlike içine atabilecekti. İşte bu şartlar altında Ayaz İshakî’nin 1933 yılında Japonya’ya geldiğini görüyoruz. İshakî ile hemen hemen aynı dönemde Kadı Abdürreşit İbrahim’in de[16] Japonya’ya gelmesi ilginçtir. Kanımızca Ayaz İshakî, Türk yönetiminin desteği ile Japonya’ya gitmiş, Japon siyasetine karşı faaliyet göstermiştir. Buradan yola çıkarsak, Japon güdümündeki Tatarlarla birlikte hareket eden Şehzade Abdülkerim Efendi’nin, anti Kemalist gruplarla işbirliği yaparak dolaylı yoldan Türkiye’ye zarar vermesi, Muhammed Abdulhay Kurbanali’nin Japon desteği ile diaspora Tatarlarının liderliğine oynaması, Ayaz İshakî ve Türk yetkilileri ortak hareket etmeye itmiş olabilir. Bu fikrimizi Japon resmî belgelerine yansıyan raporlar da desteklemektedir.

         

                    Japon Devlet arşivlerinde Ayaz İshakî ile ilgili bulabildiğimiz belgeleri;

         

        1-      Doğrudan muhaliflerinin ifadelerine göre tutulmuş raporlar.

        2-      Doğrudan taraftarlarının ifadelerine göre tutulmuş raporlar.

        3-      Japon diplomat ve istihbaratçılarının hazırladıkları (tarafsız diyebileceğimiz) raporlar.

        4- Ayaz İshakî’nin kendisinin Japon yetkililere anlattıkları ve yazdığı mektuplar olmak üzere, dört grupta toplayabiliriz:

         

                    Bu raporlar;

         

        - Honna ni okeru shukyou oyobi fukyou kankei zakken, kaikyou kankei, dai nippon kaikyou kyoukai o fukumu dai ikkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937.) I-210-12,[17]

         

        - Honna ni okeru shukyou oyobi fukyou kankei zakken, kaikyou kankei, dai nikan, I-210 -2-5,[18]

         

        - Honna ni okeru shukyou oyobi fukyou kankei zakken, kaikyou kankei, dai sankan, I-210 -2-5,

         

        -Gaikoku  Shinbunkisha Tsuushin Kankei Zakken, Torukojin No Bu. A 350-2-21[19]

         

        -Naimushou Keihokyoku Hen, Gokuhi Gaiji Keisatsu Gaikyo Dai İkkan, Dai Nikan, Dai Sankan.[20]adlı dosyalarda saklanmışlardır.

         

                    1. grupta yer alan belgeler incelendiğinde, daha çok Japonya’da bulunan Kurbanali ve taraftarlarının yönlendirmesiyle yazılmış raporlar göze çarpmaktadır. Bu raporlar Ayaz İshakî’nin Uzak Doğu’da şubelerini kurmaya başladığı İdil Ural Türk Tatar Kültür Derneği’nin düzenlediği toplantıda çıkan kavgadan sonra düzenlenmiştir. İshakî’nin Japonya’ya gelmesiyle beraber, Tatarların ona büyük itibar göstermesi Kurbanali’yi rahatsız etmiştir. Birbirlerini eskiden beri tanıyan ve karşı saflarda bulunmuş olan bu ikilinin Japonya’daki ilk ciddî ayrılıkları 2 Aralık 1933’de meydana gelmiştir. Tokyo’da eğitimdeyken şehit olan Türk Deniz subayı Cavit Bey’in cenaze töreni, Kemalist bir Türk subayı olduğu gerekçesiyle Kurbanali taraftarlarınca boykot edilmiş, Ayaz İshakî taraftarları ise cenazeye katılmışlardır. Bunu takip eden dönemde 11 Şubat 1934’de, Tokyo Izumibashi Kulüpte İshakî’nin düzenlediği toplantı Kurbanali ve taraftarları tarafından basılarak, İshakî dövülmüştür.[21] Bu kavgadan sonra saflar belirlenmiş ve iki taraf arasındaki ayrılık tam olarak ortaya çıkmıştır.[22] İşte bu olay çok sayıda Japon resmî belgesinde detaylı bir şekilde yer almaktadır. İshakî muhaliflerinin, raporlardaki açıklamalarına göre “Ayaz İshakî, Kurbanali’ye düşmanlık yaparak onun vatansever olmadığını söylemiş ve milliyetçi Japonlarla, Bağımsız Sibirya Derneği üyesi eski Rus ordusu subaylarının toplantıya katılmasını engellemeye çalışmıştır. [23] Onun bu tavrı Büyük Asya idealine düşmanlıktır. Zaten İshakî komünisttir”. [24]  Kurbanali grubunun Tatarlara gönderdiği bir başka bildiriye göre hazırlanan polis kayıtlarında İshakî şu şekilde geçmiştir; “Buna göre de İshakî’nin iyi bir yazar olduğu söylenemeyeceği gibi iyi bir lider olduğu da söylenemez. O bir sosyalisttir ve yapılan Müslüman Kongresinde İsmail Gaspıralı’yı bile küçük düşürmüştür. Şimdi de Tatar ileri geleni Abdürreşit İbrahim’e saldırıyor. Onun Japonya’ya gelmesini engellemeye çalışmış, hatta bunun için Türk yetkililere müracaat etmiştir.[25] Bundan başka Uzak Doğu’da Rus Milliyetçileri tarafından Rusça olarak basılan gazetelerde bulunan İshakî aleyhindeki yazılar özetlenmiş ve resmî Japon raporlarında yer almıştır.[26] Bu raporlarda da İshakî’nin Çar döneminden beri bozguncu olduğu, sosyalist kimliğinin altında komünistlik yaptığı belirtilmiş, hali hazırda da Sovyet ajanı olarak çalıştığı ve özel görevle Japonya’ya gönderildiği vurgulanmıştır. Onun Tokyo’da bulunan Sovyet elçisiyle arkadaş olduğunun altı çizilerek suçlamalar ispatlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca onun aslında beyaz ya da kızıl tüm Ruslara düşman olduğu ve Rusya’nın içinde bulunduğu karışık ortamdan yararlanarak bağımsız bir İslâm devleti kurmayı planladığı belirtilir. İshakî’nin arkasında Sovyetler Birliği, Türkiye ve İngiltere’nin bulunduğu şeklinde suçlamalar da göze çarpmaktadır.

         

                    2. grup belgelerde de Ayaz İshakî’yi destekleyen kişilerin beyanları ile ilgili kayıtlar yer almaktadır. Bu beyanlar içinde İshakî’nin biyografisi ve onun Tatarlar için yaptığı mücadele detaylı bir şekilde yer almıştır. Bundan başka Izumibashi olayından sonra, olayı incelemek için 11 kişilik bir heyet kuran Kobe-Nagoya Tatarlarının gözlemleri ve aldıkları kararlar arşivlere geçmiştir.[27] Bu belgeler de Ayaz İshakî’nin kimliği ve bağımsızlık için yaptığı faaliyetler anlatılmış, ardından onun Japonya’daki varlığının Kurbanali’nin çıkarlarına ters düştüğü ve bu nedenle saldırıya uğradığı, hakarete maruz kaldığı ifade edilmiştir. İshakî’nin sadece Uzak Doğu’daki Tatarlar tarafından değil, tüm Tatarlar tarafından milli lider olarak kabul edildiği vurgulanmış, ona haksızlık ve fenalık yapan kişilerin -başta Kurbanali olmak üzere- kanunlar aracılığı ile cezalandırılacakları ve Türk-Tatar halkının bu kişileri iyi tanımaları gerektiği kaydedilmiştir. Ayrıca Kurbanali ve taraftarlarının Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kutlamalarına katılmadıkları, şehit Türk subayının cenazesine iştirak etmedikleri belirtilerek, İshakî’nin aksine Türkiye’ye muhalif oldukları gösterilmeye çalışılmıştır. Bu gruptaki belgelere bir başka örnek de Ayaz İshakî’ye destek ve bağlılıklarını belirten Hoten Türk-Tatar komitesinin mektuplarıdır.[28] İbrahim Devletkildi imzası taşıyan bu belgelerde, Ayaz İshakî’nin kişiliği ve mücadelesi övülerek ona yapılan saldırılar kınanmakta, ayrıca İshakî’ye saldıranların Türk toplumu içinde cezalandırılacakları da belirtilmektedir. Japon polisi Ayaz İshakî’yi Japonya içinde yaptığı şehir gezilerinde de takip etmiş ve onun irtibat kurduğu kişilerle mülâkat yapmıştır. Arşivlere geçen bu mülakatlarda da Ayaz İshakî’nin övüldüğü ve savunulduğu görülmektedir.[29]

         

                    3. grupta yer alan belgeler doğrudan raporu hazırlayan Japon görevlinin fikirlerini içermektedir. Bir dışişleri çalışanının raporuna göre[30], “Ayaz İshakî de Kurbanali de anti Sovyetçidir. Bu konuda ikisi de aynı görüştedir. Ama İshakî İdil-Ural milli mücadelesinde Beyaz Ruslara gerek yok diye düşünüyor. Kurbanali anti Sovyetçilik anlamında Beyaz Ruslarla işbirliği yapılabilir düşüncesinde. Bu noktada fikirleri farklı. ” Bir başka belgede de İshakî Müslüman Millî Hareket Cemiyeti, İdil Ural Türk Tatar Kültür Derneği kurucusu olarak takdim ediliyor ve Kurbanali ile olan çekişmeden galip olarak ayrıldığı vurgulanıyor. [31] Bu belgede ayrıca onun Sovyet büyükelçisi ile dost olduğu ve yardımcısı Rukiye Muhammedish’in Sovyet pasaportu taşıdığı belirtilerek, Türklerle Sovyetlerin Uzak Doğu’daki Tatarlar konusunda işbirliği yaptıkları iddia edilmiştir. Bir istihbarat görevlisi de Ayaz İshakî ve Kurbanali’yi karşılaştırarak yazdığı raporda Kurbanaliyi komünist ajanı olmakla suçlamış ve  derhal sınırdışı edilmesini önermiştir.[32] Bir ilginç belgede de, İshakî’nin Mançurya’ya geçtiğinde polis tarafından sahte pasport bulundurmak suçuyla gözaltına alındığı bilgisi yer almaktadır.[33] Görevli, İshakî Türk vatandaşı olduğunu söylemesine rağmen, bu bilginin doğruluğuna inanmayarak, pasaport üzerinde oynamalar olduğunu zannıyla bu kişi hakkında Tokyo’da bilgi olup olmadığını sormaktadır. Aynı dosyada Paris’te bulunan Mustafa Çokay’ın Japon elçiliğine giderek İshakî’nin Mançurya’da dolaşabilmesi için destek istediği bildiriliyor. 1941’de yazılan ilginç bir raporda da İshakî’nin liderliğini yaptığı İdil Ural Türk Tatar Medeniyet Derneği’nin faaliyetleri sonucunda Mançurya Tatarlarının Türk vatandaşı olmak için toplu olarak başvuruda bulunmaya başladıkları bildiriliyor ve bunun önlenmesi için baskı yapılması gerektiği ifade ediliyor.[34] İshakî’nin Mançurya’daki faaliyetlerinden bahseden bir belgede de onun Sovyetlere yakın bir insan olduğuna dair duyumlar olmasına rağmen, yazdığı kitap ve makaleler okunursa hiç de öyle olmadığının anlaşılacağı belirtiliyor. Ayrıca onun bölgeye gelmesiyle Tatar okullarında Rusça eğitimin bırakılıp Türkçe eğitime başlandığı ve çocukların artık aralarında Türkçe konuşmaya başladıkları bildiriliyor. Tatar milli hareketi içinde onun kadar etkili kimsenin olmadığı vurgulanarak, bu kişiye çok dikkat edilmesi konusunda uyarıda bulunuluyor.[35] İçişleri Bakanlığına bağlı birimlerin hazırladığı bir başka raporda da yukarıdaki yargıların tersine İshakî’nin Sovyet vatandaşları[36] ile görüştüğü ve Beyaz Ruslarla aralarını bozduğu ifade edilmiş, ayrıca para kaynaklarının da şüpheli olduğu bildirilmiştir.[37]

         

                    4. grupta ise Ayaz İshakî’nin şahsen Japon Dışişleri bakanına yazdığı mektupla ilgili belgeler bulunmaktadır. Bu mektupta Ayaz İshakî, Kurbanali ve Abdürreşit İbrahim’in yanlış faaliyetler içinde olduğunu belirtmektedir. Ona göre bu iki şahıs, beyaz ya da kızıl ayrımı olmadan Rus boyunduruğundan kurtulmak için mücadele eden 30 milyon Tatarın özgürlük mücadelesine zarar veren faaliyetler yapmaktadır. Son olarak da İdil Ural Türklerinin tek düşmanının Ruslar olduğunu tekrar etmektedir.

         

                    Bu belgelere bakarak Japonların İshakî hakkında ilk başlarda çok net bir fikrinin olmadığını düşünmek yanlış olmaz. Zira özellikle aşırı milliyetçi gruplarla işbirliği içinde olan İshakî karşıtları, ellerindeki imkânları kullanarak onu yıpratmaya uğraşmışlar, taraftarları ise büyük çaba sarf ederek İshakî’nin haklarını savunmuştur. Karışıklık dönemleri geçip, saflar belirginleşmeye başladığında, İshakî’nin Tatarlar üzerinde daha etkili ve kabul gören bir lider olduğu ortaya çıkmış, ancak bu defa da İshakî’nin Tatarlar arasında kabul görmesi Japon yetkilileri endişelendirmiştir.

         

                    Japonların Tatarlar aracılığı ile İslâm dünyasına sızma planları İshakî’nin müdahalesi ile bozulmuştur. Bunu takiben Japonlar, daha çok Güney Asya Müslümanlarına yanaşmış, ancak malum olduğu üzere tüm çabalar Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan mağlup çıkmasıyla boşa gitmiştir.

         

                    Kanaatimizce İdil Ural Türklerinin önde gelen liderlerinden Ayaz İshakî’nin Uzak Doğu’daki faaliyetleri amacına ulaşmıştır. Sadece Japonya’dakiler değil Çin ve Kore’deki Tatarlar da onun kurduğu İdil Ural Türk Tatar Medeniyet Derneği çatısı altında toplanarak, olabildiğince organize hareket etmiş ve bu şekilde varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Bunun dışında o, Tatarların dönemin Japonya’sının Büyük Asyacılık idealinin bir parçası olarak oluşturduğu İslâm politikasına alet olmasını engellemiştir. Onun etkin propagandaları sonucunda, Uzak Doğu’daki Tatarların büyük bir bölümü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçerek, uzak kültürler içinde yok olmaktan kurtulmuşlardır. İshakî’nin rakipleri ise, Kurbanali örneğinde olduğu gibi, II. Dünya Savaşının hemen öncesinde Japonya’dan kovularak ortada kalmışlar ve milletin hafızasından da silinip gitmişlerdir.

         

         

         

        


        


        

        [1] Bundan sonra Tatar olarak geçecektir. Türk-Tatar adlandırmasını kullanmak kişisel terciğimiz değildir. Uzak Doğu’daki Rusya Müslümanları kendilerini Türk-Tatar olarak adlandırmışlardır.


        

        [2] Bu makale, 22-24 Nisan 2005’de Ayaz - Tahir Türkistan İdil-Ural Vakfı tarafından İstanbul’da düzenlenmiş olan Altın Orda ve Varisleri İkinci Uluslararası Konferansı’nda sunulmuş bildirinin gözden geçirilerek yeni bilgi ve belgeler ışığında makale haline getirilmiş halidir.


        

        [3] Japonya’nın tecrit döneminde dış dünya ile ilgili bilgisinin oluşumu için bkz; H. Can Erkin, “Japonya'da Türkiye Bilgisinin Oluşumu”, Tarih ve Toplum, No.218, İstanbul 2002, s. 24-34; Shiraiwa Kazuhiko, “Japanese View of the Turks in the Meiji Era 1868-1912”, The Rising Sun and the Turkish Crescent, Edt: Selçuk Esenbel&Inaba Chiharu, Boğaziçi University Press, İstanbul 2003, s.49-86.


        

        [4] Meiji Dönemi;  İmparator Mutsuhito’nun tahta çıkmasıyla başlayan 1868-1912 yılları arasındaki dönemdir.


        

        [5] Resmi devlet arşivlerinden ayrı olarak, Japonya’daki bazı müze ve enstitülerin arşivlerinde özelikle eski Uygur dönemiyle ilgili çok değerli birinci el kaynaklar mevcuttur. Ancak Japonca bilen Türkoloğumuz olmadığı için bu değerli malzeme de yabancılar tarafından incelendiği ölçüde açığa çıkmaktadır.


        

        [6] Uzak Doğu’daki Türk varlığı ile ilgili olarak bkz; Matsunaga Akira, “Ayaz İshakî and the Turco-Tatars in the Far East”, The Rising Sun and the Turkish Crescent, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2000, s. 197-215; A. Merthan Dündar, “Japonya Türk-Tatar Diasporası”, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 1,  Ankara, Kasım 2004, s. 75-89; Matsunaga Akira, Ayaz Ishaki Va Uzaq sarqdaki Tatar Turklari, Azèarbaycanda Atatèurk Mèarkèazi, 2004; Nadir Devlet, Yırak Künçıgıştagı Tatar-Başkortlarda Ni Buldı, Kazan Devlet Üniversitesi, Kazan 2005; Larissa Usmanova, The Türk-Tatar Diaspora in Norteast Asia, Rakudansha, Tokyo 2007; A. Merthan Dündar, Japonya’da Türk İzleri: Bir Kültür Mirası Olarak Mançurya ve Japonya Türk-Tatar Camileri, Vadi Yayınevi, Ankara 2008.


        

        [7] Inchon’da 3 aile, Pusan’da 5-6 aile, Seul’de 2 mahalle oluşturulmuştur. Kore’deki Tatar nüfusun yaklaşık 400 kişi olduğu tahmin ediliyor. Bu bilgiler, Kore Tatarlarından Safa Devletşah bey ile 18 Aralık 2004 tarihinde Ankara’da yaptığımız mülakattan alınmıştır. Kore’deki Türk yerleşimi hakkında detaylı bilgi için bkz. Hee-Soo Lee, İslâm ve Türk Kültürünün Uzak Doğu’ya Yayılması, Ankara, 1991.


        

        [8] Kurbanali ile ilgili olarak bkz. A Merthan Dündar, “Japonya'da Bir Başkurt Önder: Molla Muhammed Gabdulhay Kurbangaliyef”, Tarihten Bugüne Başkurtlar, Tarih, Dil ve Kültür Üzerine İncelemeler, Haz. A. Melek Özyetgin, A. Merthan Dündar, İlyas Kamalov, Ötüken Yayınevi Ankara 2008, s. 132-162.


        

        [9] O.S.S  R&A  No. 890. 1943, O.S.S. R & A No. 890.2, 1944.


        

        [10] Asya’nın batılı Hristiyanlardan temizlenerek tüm Asya halklarının Japonya’nın önderliğinde birleşmesi fikri. Detay için bkz, Pan-Asianism in Modern Japanese History Colonialism, Regionalism and Borders, Edt. Sven Saaler; J. Victor Koschmann, Routledge-UK 2006, Eri Hotta, Pan-Asianism and Japan's War 1931-1945, Palgrave Macmillan, 2008, , Okakura Tenshin And Pan-Asianism: Shadows Of The Past, Edit. Brij Tankha,  United Kingdom 2009; A. Merthan Dündar, Panislâmizm'den Büyük Asyacılığa: Osmanlı İmparatorluğu, Japonya ve Orta Asya,ÖtükenYayınevi, İstanbul 2006; Cemil Aydın, The Politics of Anti-Westernism in Asia: Visions of World Order in Pan-Islamic and Pan-Asian Thought, New York: Columbia University Press, Global and International History Series, 2007; Cemil Aydın, “Japan’s Pan-Asianism and the Legitimacy of Imperial World Order, 1931–1945” in Japan Focus: An Asia Pacific E-Journal, March 2008. Cemil Aydın, “Beyond Civilization: Pan-Islamism, Pan-Asianism and the Revolt against the West” Journal of Modern European History, 4:2, 2006, s. 204-223.


        

        [11] Bu konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz, A. Merthan Dündar, “Uzak Doğu’da İdil-Ural Türklerinin Yayın Faaliyetleri ve Tokyo Mahalle-i İslâmiye Matbaası”, Türkoloji Dergisi, XVI. Cilt, Sayı 2, Ankara 2003, s. 103-116 ve A. Merthan Dündar- Misawa Nobuo, Books in Tatar-Turkish Printed by Tokyo’da Mahalle-i İslamiye (1930-38), Toyo Univeristy Asian Cultures Research Institute, Tokyo 2010.


        

        [12] Mehmed A’bid Efendi, 1905’de Yıldız Sarayı’nda doğmuş, askeri eğitim alarak subay olmuştur. Türkiye’den ayrıldıktan sonra, Paris Hukuk Fakültesini ve Şark Dilleri Farsça Bölümü’nü bitirmiş, 1973’de Beyrut’da hayatını kaybetmiştir. Mezarı, Şam’da Sultan Selim Camii türbesindedir. Şehzade Abdülkerim Efendi, Padişah II. Abdülhamid büyük oğlu Selim Efendinin oğludur. 1906’ da doğan şehzade, 1935 yılında New York’ta intihar etmiştir. Detaylı bilgi için bkz; A. Merthan Dündar, Panislâmizm'den Büyük Asyacılığa: Osmanlı İmparatorluğu, Japonya ve Orta Asya,ÖtükenYayınevi, İstanbul 2006, s. 222-243 ve “Osuman Kouzoku Abudyurukerimu no Rainichi”, Nitchu Senso to Isuraamu: Mammo-Ajia Chiiki ni okeru Toji-Kaiju Seisaku. Editör: Tsutomu Sakamoto, KIEAS, Tokyo, s.135-178.  


        

        [13] Yozgat’ın ünlü ailelerinden Çapanoğlu sülalesine mensup olan Muhsin Bey ile ilgili bilgi ve belgeler hâlen Amerika Birleşik Devletlerinde yaşamakta olan oğlu Cüneyt Çapanoğlu Bey’den alınmıştır.


        

        [14] İngiliz Foreign Office belgelerinde Hintli Müslüman ve milliyetçilerin Japonlarla olan gizli ilişkileriyle ilgili çok sayıda rapor bulunmaktadır.


        

        [15] Forbes, Andrew D.W., Doğu Türkistan’daki Harp Beyleri, (Doğu Türkistan’ın 1911-1940 arası Siyasi Tarihi), (Çev: Enver Can), Doğu Türkistan Vakfı Yayınları, İstanbul 1990. Bu bilgi doğrulanmaya muhtaçtır. Biz şimdiye kadar yaptığımız araştırmalarda Kemal Kaya adlı bu subay hakkında tatminkâr bilgi elde edemedik. Muhtemelen müstear bir isimle faaliyet sürdürmüş biridir.


        

        [16] Kadı Abdürreşit İbrahim Japonlarla siyasi ilişki kuran ve onların Türk–İslâm Dünyasıyla ilişki kurmasına aracılık eden en önemli şahsiyetlerdendir.


        

        [17] Din, Misyonerlik ile ilgili Dosya, İslâm Hakkında. Büyük Japonya Müslüman Derneğini İçerir. I-210-1-5. Birinci Cilt.


        

        [18] Din, Misyonerlik ile ilgili Dosya, İslâm Hakkında. I-210 2-5. İkinci Cilt.


        

        [19] Yabancı Gazeteciler Hakkında, Türklerle İlgili Kısım. A 350-2-21. Bu dosya, gazeteci ve Turan Derneği başkanı Muharrem Fevzi Togay’ın Japon Ordusu ile olan ilişkilerini anlatması bakımından da önemlidir.


        

        [20] İçişleri İstihbarat, Yabancı Polisi Kayıtları, 1., 2., 3. Ciltler.


        
[21] Bu olay hakkında bkz; Ömer Özcan, “Uzakdoğu’da İdil-Urallıların Varlık Mücadelesi”,   Toplumsal Tarih, 8 (48) Aralık 1997, s. 39-43. Kurbanali’nin yanında Tatarlardan başka aşırı milliyetçi Japonlarla Rus milliyetçileri de bulunmaktaydı.

        

        [22] Bu olaydan sonra Kobe, Nagoya, Kumamoto, Yokohama Tatarlarının hemen hepsi ve Tokyo Tatarlarının büyük bölümü İshakî’nin etrafında toplanmıştır.


        

        [23] Japonya’daki Tatarlar arasındaki bağları güçlendirmek amacıyla yapılan toplantıda başka milliyetçi grupların bulunmasının gereği yoktur. İshakî meydana gelecek olayları önceden tahmin etmiş olmalı.


        

        [24] Bu tip bir rapora örnek olarak; Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937.) I-210-12 , s. 74 – 78.


        

        [25] Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937) I-210-12, s. 144 – 148.   


        

        [26] Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937) I-210-12, s. 94 – 104.


        

        [27] Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937) I-210-12, s. 108-132.


        

        [28] Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937) I-210-12, s. 106-108.


        

        [29] Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937) I-210-12, s. 224-225.


        

        [30] Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937) I-210-12, s. 88-89.


        

        [31] Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937.) I-210-12, s. 132-134.

        31 Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937.) I-210-12, s. 201-204.

        32 Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei, Dai Nippon Kaikyou Kyoukai O Fukumu Dai İkkan. Showa 12.Yıl, ( Aralık 1937.) I-210-12, s. 317-319.

        33 Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei,Dai Sankan I-210-2-5 , s. 836-841.

        34 Honna Ni Okeru Shukyou Oyobi Fukyou Kankei Zakken, Kaikyou Kankei,Dai Sankan I-210-2-5 ,  s. 385-389.

        35 Burada Sovyet vatandaşından kastedilenin Tatar mı yoksa Rus mu olduğu anlaşılmıyor.

        36 Naimushou Keihokyoku Hen, Gokuhi Gaiji Keisatsu Gaikyo Dai Ikkan. Showa 10. (1935) ,s. 163.


        

         


        

         


        

         


        

         


        

         


        

         


Türk Yurdu Temmuz 2011
Türk Yurdu Temmuz 2011
Temmuz 2011 - Yıl 100 - Sayı 287

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele