Afganistanda Milli Bilinç

Mayıs 2011 - Yıl 100 - Sayı 285

Bu makale, Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra

 1 Mart 1920 tarihinde, Türk-Afgan Devletleri

arasında imzalanan diplomatik antlaşmanın

 doksanıncı yıl dönümüne, ithaf edilmiştir.

         

         

                    Afganistan’ın günümüzdeki siyası, sosyal ve ekonomik görünümünü, 11 Eylül 2001 tarihinde Washington ve Nev York kentlerine gerçekleştirilmiş olan terör saldırılarından sonra ABD’nin başlatmış olduğu askeri harekât ve Taliban rejiminin yıkılmasıyla başlayan, sözüm ona ülkeye istikrar kazandırmayı ve demokrasiyi tesis etmeyi hedefleyen süreç şekillendirmektedir. Afganistan’da şu anda yeni anayasa yürürlüğe girmiş durumdadır ve şaibeli de olsa seçimlerle göreve getirilmiş bir devlet başkanı ve parlamento iş başındadır.

         

                    11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de gerçekleşen terör saldırılarından sonra, ABD yönetimi, kendi kurup destek verdiği Taliban rejiminden, saldırılardan sorumlu tutuğu ve Afganistan’da barındıklarını öne sürdüğü, El-Kaide Örgütü üyelerini teslim etmesini talep etmiş; bu talep yerine getirilmeyince de askeri harekât başlatmıştır. ABD’nin liderliğini yaptığı koalisyon güçleri, Afganistan içindeki muhalif grupların da desteğini alarak, yıkım ve talan harekâtını sürdürmüş ve 17 Kasım 2001 itibariyle kurmuş olduğu ve destek verdiği kukla Taliban rejimi sona ermiştir.

         

                    Afganistan’ın dört büyük etnik grubundan ve Afgan diasporasının önde gelenleri 2001 yılının Aralık ayında Almanya’nın Bonn şehrinde bir araya gelerek, ülkenin yeni yönetiminin ana hatlarını belirlemişlerdir. İmzalanan Bonn Anlaşması sonucunda, 30 kişiden oluşan bir “Afgan Geçici Yönetimi” kurulmuş ve bu yönetim, Hamid Karzai başkanlığında 22 Aralık 2001 tarihi itibariyle göreve başlamıştır. 10 Haziran 2002 tarihinde toplanan “Loya Jirga” (aşiret liderleri ve dini liderleri bir araya getiren büyük kurul) ile de “Afganistan Geçici İslam Devleti” kurulmuş ve 18 ay içinde anayasanın kabul edilmesi, 24 ay içinde de seçimlerin yapılması kararı alınmıştır.

         

                    Afganistan’da halen başta ABD olmak üzere 38 ülkenin askerleri, güvenlik ve istihbarat birimleri mevcudiyetlerini sürdürmektedir. Aralık 2001’den beri Kabil ve çevresinin güvenliği İSAF (Uluslararası Güvenlik Destek Kuvveti) tarafından sağlanmaktadır. Bu kuvvet Birleşmiş Milletler tarafından kurulmuş, 11 Ağustos 2003 tarihi itibariyle ise komutası, NATO’ya geçmiştir.

         

         

                    Afganistan’da Sosyal Meseleler

         

                    Dış güçler tarafından genleriyle oynanmış topluluk Afganistan. Tarihten gelen dış güçlere karşı ruhunda ve bedeninde fırtınalar kopan ve şanlı direnişleriyle mücadeleler veren saf ve temiz Afgan halkı, genlerinin bozulmasına asla müsaade etmemiştir ve gelecekte de etmeyecektir.

         

                    Afganistan’da altın nesil yetişmektedir. Bu satırları okuyunca, yazarının El-Kaide ya da Taliban sempatizanı olduğu düşünülebilir. Bu satırların yazarı Afganistan’da bir süre görev yapmış, Müslüman bir Türk’tür. Taliban ve El-Kaide yönetiminden nefret etmektedir. Çünkü Taliban Afganistan’da dış güçlere zemin hazırlamış dış güçler tarafından kurulan ve desteklenen ülkeyi yıllarca geriye götüren kukla yönetimlerden biridir.

         

                    Taliban ve El-Kaide Afganistan’a zarar vermektedir, verdiği zararında farkında değildir. Taliban ve El-Kaide yaptığı hataların farkına vardığı gün Afganistan bu günden daha farklı bir Afganistan olacaktır.

         

                    Bu satırların yazarının tek düşüncesi Afganistan’la ilgili tarihe not düşmektir. Afganistan mazlumların ülkesi düşmanların ise korkulu rüyasıdır. Bu gün Afganistan’ın çeşitli sorunları vardır.

         

        -     Afganistanda lider sorunu vardır.

        -     Afganistanda aydın sorunu vardır.

        -     Afganistan’ın yönetilme sorunu vardır.

        -     Afganistanda milli değerler ve milli şuur sorunu vardır.

         

                    Afganistan’da, liderlik sorunu, Afganistan uzun tarihine ve çalkantılı geçmişine rağmen Afganistan devlet geleneği ve bürokrasisini oluşturamamıştır. Yaklaşık otuz yıldan beri gerek işgalcilere karşı gerekse kabileler arası iç savaşa sahne olmuştur. İşgalcilere karşı her kabile lideri asgari müştereklerde birleşerek destanlaşan şanlı mücadele örneği göstererek başarıya ulaşmıştır. Daha sonra her kabile kabilecilik tahasutundan kurtulamayarak iktidar olma hırsıyla birbirlerini yok etme, iktidara sahip olma gafletine düşmüşlerdir, verilen mücadele içerisinde birçok lider çıkarmasına rağmen Atatürk gibi bir lideri ortaya çıkaramamıştır. Afganistan’ı kucaklayacak Afganistan’ın gelişmesini ve kalkınmasını sağlayacak tüm kabile ve grupların üzerinde ittifak ettiği bir lideri henüz yetiştirememiştir. Ne yazık ki Afganistan’da yönetilme sorunu vardır. Afganistan şartları maalesef Afganistan’nın tümünü kucaklayacak vizyon ve misyon sahibi bir lider doğuramamıştır. Aslında bu ayrı bir makale konusudur.

         

                    Afganistan’da aydın sorunu vardır. Afganistan aydını ya yurtdışına kaçmıştır ya da beynini kiraya vermiştir. Maalesef Afganistan aydını Afganistan’dan bihaberdir. Afganistan ergeç kendi aydınını yetiştirecektir. Çünkü Afganistan altın neslini yetiştirmektedir. Bu nesil Afganistan’ı asırlar üzerinden sıçratarak medeni ülkeler seviyesine çıkartacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

         

                    Uzun süren iç savaş ve kargaşadan dolayı Afganistan’da milli şuur ve milli ülkü gelişememiştir. Milli değerler etrafında kenetlenerek, kabile kültüründen millet seviyesine geçilememiştir. Doğu toplumlarında değişme ve gelişme çok ağır seyretmektedir. Bunun en bariz örneği Afganistan’dır. Afganistan’da İslamiyet tüm kabile ve grupların üzerinde ittifak ettikleri yegâne değerdir. Ülkenin çimentosu İslam dinidir. O da malesef yanlış anlaşılmakta ve yanlış tatbik edilmektedir. İslamiyet şeklen ve eksik tatbik edilmektedir.

         

                    Afganistan’da din, Taliban’ın kontrolünden mutlaka kurtarılmalıdır. İslam dini evrensel ve cihan şumul konumunu, Afganistan’da da tatbik etmelidir.

         

                    Afganistan halkı travma geçirmiştir, buna rağmen Afgan halkı, çelik iradesiyle ve sabırla geleceğini şekillendirmektedir.

         

                    İşgal kuvvetleri Afganistan’ın taşıyla toprağıyla yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla ilgilenmektedir.

         

                    Afgan halkının ne düşündüğünü kimse sormamakta ve sorgulamamaktadır.  

         

                    Afganistan’ın derdini kendine dert edinen dünyada yeğane ülke Türkiyedir, Türklerdir.

         

                    Aslında Afganistan dışarıya muhtaç değildir. Bilakis dış güçler Afganistan’ın jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı Afganistan’a muhtaçtır.

         

                    Amerika Birleşik Devletleri Afganistan’da hapsolmuştur. Karargâhın dışına burnunu dahi çıkaramamaktadır. İçinde bulunduğu durumu dünya medyasından gizlemekte ve açıklayamamaktadır.

         

                    ABD, yetkililerinin Türk Askeri’nin “Muharip Güç” olarak Afganistan’da görev yapmasında neden bu kadar ısrarlı oldukları, Türk Genelkurmay’ınca her defasında ret cevabı verdiği bu yazdıklarımızı teyit etmektedir.

         

                    Afganistan’da Türk askerlerinin ve bir avuç, fedakâr Türkün üstün gayretleriyle yapmış olduğu üstün hizmetler, Afganistan’da ABD ve NATO’nun şerefini de kurtarmaktadır.

         

         

                    Afganistan’da Ekonomi

         

                    Afganistan, otuz yılı aşkın süredir devam eden savaşlardan sonra harap olmuş ekonomisini ve sosyal dokusunu, baştan inşa etme çabaları içerisindedir. Nüfusun temel ihtiyaçlarının karşılanması, iş imkânlarının yaratılması, yabancı yatırımın çekilmesi ve ülkeye döviz girişinin sağlanması için ekonominin özellikle tarım, enerji, konut, eğitim ve ihracata yönelik endüstriler alanında tekrar işler duruma getirilmesi için mücadele edilmektedir.

         

                    Afgan ekonomisi, 2002 yılından itibaren önemli derecede bir büyüme sergilemeye başlamıştır. Bu dönemde ülkeye yaklaşık 2 milyar dolarlık yardım gelmesi, tarım sektöründeki olumlu gelişmeler ve dört yıl süren kuraklığın sona ermesi, bu büyümenin ardındaki başlıca sebeplerdir.

         

                    2002 yılında yüzde 29’luk bir büyüme gerçekleştiren Afgan ekonomisi, 2003 yılında yüzde 16, 2004 yılında ise yüzde 8 büyümüştür. Ve sonraki yıllarda da bu eğilim devam etmiştir. Afganistan Hükümeti tarafından hazırlanmış olan “Afganistan’ın Geleceğini Güvence Altına Almak” başlıklı rapora göre önümüzdeki on yıl içerisinde yılda ortalama yüzde 9’luk bir büyüme oranına ulaşılması hedeflenmektedir. 2009 hariç belirtilen ortalama rakama ulaşılmıştır.

         

                    Türkiye, kısa sürede yapmış olduğu eğitim, sağlık, tarım, altyapı ve kapasite geliştirme alanında harikalar yaratmaktadır. Diğer ülkelerin yaptıkları hizmetler Türkiye’nin seviyesinden ve hedefinden hayli uzaktır. Türkiye Afganistan’da tüm toplulukları destekleyen kucaklayan eşit ölçülerde hizmet götüren, dünyada tek ülkedir.

         

                    Türkiye ile Afganistan arasındaki ilişkiler tarihten akıp gelmekte ve daha sonra Cumhuriyet’in ilk yıllarında zirveye ulaşmakta olup, Afgan Kralı Amanullah Han’ın 1928 yılında Türkiye’ye yaptığı ziyaret ve Mustafa Kemal Atatürk ile yapmış olduğu görüşmeler, ülkeler arasındaki işbirliğinin temelini kuvvetlendirmiştir.

         

                    Çünkü Afganistan’da eğitim ve sağlık dünya ortalamasının çok altındadır. Türkiye’nin yapmış olduğu bu çalışmalar, Afganistan’ın yaralarını sarmakta eğitim ve sağlık konusunda, hızla mesafeler alınmaktadır. Kapasite gelişimi ve alt yapı sorunları hızla ortadan kalkmaktadır.

         

         

                    Afganistan’ın Gerçekleri

         

                    Afganistan’da halkın yüzde 20-40’lık bir kısmı yeterince beslenememektedir.

         

                    Halkın yüzde 70’i günde 2 doların altında bir gelirle yaşamaktadır.

         

                    Kişi başına ortalama yıllık gelir tahmini 400 dolardır. 

         

                    Okul çağına gelen çocukların sadece yüzde 54’ü ilkokula gidebilmekltedir.

         

                    15 yaşın üzerindeki Afganlı gencin sadece üçte biri okuma yazma bilmektedir.

         

                    Her beş çocuktan biri, daha beş yaşına gelmeden hayata gözlerini yummaktadır.

         

                    Afganistan’da işsizlik çok ciddi bir sorundur. İşsizlik oranı başkent Kabil’de yüzde 50, diğer bölgelerde ise daha yüksek orandadır.

         

                    Ortalama yaşam süresi 43 yıldır.

         

                    Afganistan, tüm bu olumsuz şartlara rağmen şu anda bir ekonomik reform sürecinden geçmekte ve bu süreç, ülkenin yıllarca süren savaşlardan sonra tekrar küresel sisteme entegrasyonunu amaçlamaktadır. Afganistan’ın ticaret ve yatırım açısından birçok avantajı bulunmakta olup, güvenlik ortamının iyleşmesiyle birlikte bu avantajlar daha çok ön plana çıkmaktadır.

         

                    Yukarıda görülen olumsuzlukların kısa sürede düzeleceğine, bu kötü gidişe Afgan halkının dur diyeceğine olan inancımız tamdır. Bu irade Afgan halkında görülmektedir. Afganistan kötü talihini değiştirmekte, bunun da emareleri görülmektedir.

         

         

                    Sonuç

         

                    Afganistan, Asya’daki stratejik konumu sayesinde Orta Asya, Pakistan, İran, Hindistan ve Çin’i içine alan toplam 2,5 milyar nüfuslu bir pazarın kilit noktasında bulunmaktadır.

         

                    Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru sayesinde, gerek dış ticaret gerekse enerji sevkiyatı konusunda Afganistan, Güney Asya için etkin bir transit ulaşım imkânı sağlamaktadır.

         

                    Başta petrol, doğalgaz, demir, bakır, değerli madenler ve metaller olmak üzere Afganistan’ın büyük el değmemiş doğal kaynakları dış güçlerin iştahını kabartmaktadır.

         

                    Yukarıdaki başlığı okuyunca bu çalışmamızda bir çelişki görülebilir, ama Afganistan’da milli bilinç hızla gelişmekte Afgan bilinci etrafında kenetlenme, milli ülküler etrafında yeni biliçlenme ve sahiplenme emareleri görülmekte ve her gün biraz daha mesafe kat etmektedir. İslam dini, vatan, bayrak, milli marş değerleri etrafında kenetlenmekte ve bu değerlere sahip olma bilinci gelişmektedir. Dini ve milli konularda donanımlı altın nesil yetişmektedir.

         

                    Afganistan’da çocuklar çok güzeldir. Afganistan’ın geleceğini bu çocuklar şekillendirecektir.

         

                    Bu makalenin kaynakçası yoktur. Bu makalenin kaynağı bizatihi bu makalenin yazarıdır.

         

         


Türk Yurdu Mayıs 2011
Türk Yurdu Mayıs 2011
Mayıs 2011 - Yıl 100 - Sayı 285

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele