Ocak Dergisi

Mayıs 2011 - Yıl 100 - Sayı 285

        Ocak dergisi 1968`den 1975`e kadar Türkiye’de öğrenci hareketlerinin en yoğun olduğu bir zamanda bir öğrenci dergisi olarak yayımlanmaya başladı.

         

         

        1968`de Fransa`da başlayan ve bütün dünyayı etkileyen öğrenci hareketleri Türkiye’ye de sıçramıştı. Boykotlar, basit ve haklı öğrenci taleplerini dile getirerek, geniş öğrenci kitlelerinin desteğini alarak başladı. Meselâ ilk boykot Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesinde başlamış, Hacettepe Üniversitesinde boykot başlarken, Erzurum’daki Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesine de sıçramıştı. Ziraat Fakültesindeki boykotun gerekçeleri arasında ders notlarının teksir edilmesi ve öğrencinin bu teksirleri ucuza temin etmesi, yeni çıkan 657 sayılı Devlet Personel Kanunu’nda ziraat mühendislerinin teknik eleman olduğunun unutulması vardı.

         

         

        Boykot hareketlerinin ideolojik maksatlı olduğu, öğrencinin, Marksist jargonla, “devrimci bilinçlenmesinin” bir aracı olduğu kısa zamanda anlaşılınca boykotlar geniş öğrenci kitlesinin desteğini kaybetti. Bunun üzerine sol hareket de, yine kendi jargonlarıyla, “devrimci terör” uygulama yoluna gitti, solcuların kontrolünde olan yüksek öğretim kurumları işgal edildi. 1969 yılına girildiğinde üniversitelerde tam bir keşmekeş hâkimdi. Devrimci öğrenci liderleri amfilere giriyor, ders yapan hocayı sınıftan çıkarıyor ve öğrencilere “burası devrimciler tarafından işgal edilmiştir. İşgal, devrim gerçekleşinceye, Amerikan emperyalizmi ülkemizden elini çekinceye, işçi sınıfının egemen olmasına kadar devam edecektir. İşgale karşı çıkanlar devrim düşmanı ilan edilecek ve onlara devrimci terör uygulanacaktır” kabilinden sözler söyleyerek amfiyi boşaltıyorlardı.

         

         

        27 Mayıs ihtilâlinin ürünü olan 1961 Anayasası, Türkiye’de sol hareketin gelişmesine çok müsait bir ortam hazırlamıştı. Solcular bundan istifade ederek ciddi bir yayım faaliyetine giriştiler. Etkileri ve geleneği bugün dahi hissedilen bu yayım faaliyeti Türk düşlünce hayatını adeta Marksist ideolojinin vesayeti altına sokmuştu. İnsanlar şartlanmış, solcuların “anti devrimci, sağcı, faşist, gerici” diye nitelediği çok az ve esasen zayıf durumdaki yayınlar, kütüphanelere, üniversite ve liselere, kışlalara, okuma salonlarına sokulmaz hale gelmişti. Meselâ askerliğimi yaptığım Bornova 57. top er eğitim tugayının kantinine Cumhuriyet gazetesi geliyor, ama Tercüman, Ortadoğu gazeteleri gelmiyordu. Oysa 1965 seçimlerinden 1974’e kadar sağcı Adalet Partisi bilâ fasıla iktidarda olmuştu. Ancak o dönemde de bu uygulamalar engellenmemiş, hatta bazı zamanlarda destek görmüştü. 1970’de, şehit kardeşimiz Dursun Önkuzu’nun cenazesinde taşkınlık çıkacak bahanesiyle tarihi Türk Ocakları binasının iktidar tarafından müsadere edilmesi ve el konulması İç İşleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu’nun, dolayısıyla hükümetin talimatıyla olmuştu.[1]

         

         

        İşte böyle bir ortamda Ankara Yüksek Öğretmen Okulundaki milliyetçi öğrenciler, düşüncelerini, dünyada ve Türkiye’de olan bitene dair yorumlarını kamuoyuna duyurmak üzere Ocak 1968 tarihi 1. sayı ile 16 sayfalık da olsa, matbaada basılan aylık bir dergi hüviyetiyle çıkmaya başladı. Derginin bu ilk sayısındaki “Ocak’tan” başlıklı takdim yazısında, çıkış gerekçeleri şöyle açıklanıyordu: “Türkiye bir fikir, düşünce keşmekeşi içindedir. Bu durumdan Türk milletinin menfaatlerine en uygun kurtuluş, bir dostluk grubu sayesinde olacaktır. Bu dostluk grubu aynı şeyleri isteyen, aynı şeyler için mücadeleyi göze alan, nefsini yenmiş, birbiri için fedakârlık yapabilecek kişilerden meydana gelmelidir… … Günümüz gencinden bu tip feragat ve fedakârlık beklemenin biraz da ham hayal olduğunu bile bile, bu grubun teşekkülünün zaruriliğini, her geçen gün ortaya koymakta ve her geçen gün, düşüncelerimizde bizi haklı çıkarmaktadır. Eğer Türkiye’nin bir kozmopolitlik cereyanı karşısında çökmesini istemiyorsak; eğer Türkiye’nin bir yabancı ideoloji vasıtasıyla yabancı bir ülkenin sömürgesi olmasını istemiyorsak ve eğer Türkiye’nin, arayışlar içinde bulunan insanlığa sunulan ışığın kaynağı olmasını istiyorsak böyle bir grubu teşekkül ettirmemiz en büyük borç, aksi en büyük günahtır. Bu dergi, böyle bir grubun teşekkülünde vasıta olmak amacıyla çıkıyor.[2]     

         

         

        Daha ilk sayısında Ankara’da solcu, marksist öğrencilerin milliyetçi-mukaddesatçı öğrencilere Atatürk Öğrenci Yurdunda tabancalı, Yüksek Öğretmen Okulunda taşlı sopalı saldırıları ve idarenin bunlara karşı adaletsiz tutumu, haber yorum olarak veriliyordu. Atatürk Öğrenci Yurdunda yaralanan ve sonra şehit olan, ilk şehidimiz Ankara İlahiyat öğrencisi Ruhi Kılıçkıran’dı. Nitekim bir sonraki sayıda Rıfat Tunay onun şahadet haberini yazmıştı.

              

         

        Bu şekilde 1 Ocak 1968 yılında, Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Talebe Cemiyeti adına çıkarak yayım hayatına başlayan Ocak dergisi, altı sayı sonra, Üniversiteliler Kültür Derneği’nin yayım organı olacaktı. Zaten bu ilk altı sayının sahibi Yusuf Ziya Gürel, Yazı İşleri Müdürü Köksal Emecan ve Başyazar Cezmi Bayram, Yüksek Öğretmenden ağabeyleri Ayvaz Gödemir (Allah Rahmet Etsin – A. R. E.) vasıtasıyla Üniversiteliler Kültür Derneği’ndeki çalışmalara da katılıyorlardı.

         

         

        Ocak dergisi, Ocak 1968 - Ocak 1975 tarihleri arasında bazen iki üç sayı bir arada, bazen ara verilerek, yaklaşık 7 yıl çıktı. 1971 Kasım ayına kadar aylık, ondan sonra 3 aylık olarak neşredildi. Bu yazıda, derginin aylık dönemiyle üç aylık dönemini ayırt etmeyi daha uygun bulduk. Yani Ocak dergisi bu yazıda, bu iki dönemin her birinde, çeşitli yönleriyle incelenecektir.

         

         

         

        Birinci Dönem: Ocak 1968 – Ağustos 1971

               

         

        Giriş bölümünde de belirtildiği gibi derginin ilk altı sayısı Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Talebe Cemiyeti adına Yusuf Ziya Gürel’in sahipliğinde çıktı. Yusuf Ziya Gürel Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi matematik bölümünü henüz bitirmişti. Yazı İşleri Müdürü Köksal Emecan da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi tarih bölümünde okuyordu. Başyazıları yazan Cezmi Bayram da Yusuf Ziya Gürel’in sınıf arkadaşıydı.

         

         

        Yedinci sayıdan itibaren derginin sahibi, Üniversiteliler Kültür Derneği (ÜKD) adına Mehmet Akdaş, yazı işleri müdürü ise Orhan Arslan’dır. Derginin bu 16 sayfalık aylık dergi formatı, 1971 Ağustos ayına kadar dört yıla yakın bir süre devam edecektir. Derginin üçüncü yılın sonlarına doğru muntazam olarak çıkmakta zorlandığı, 33-34-35. sayıların (Eylül-Ekim-Kasım 1970) bir arada çıkmasından anlaşılıyor. Dördüncü yılda da, 37-38. sayılar (Ocak-Şubat 1971), 40-41. sayılar (Nisan-Mayıs 1971) ve 42-43-44. sayılar (Haziran – Temmuz – Ağustos 1971) bir arada çıkıyor. Derginin aylık olarak çıktığı son sayılar da bunlar oluyor. İki ay aradan sonra Kasım 1971’den itibaren Ocak dergisi 3 aylık bir araştırma inceleme dergisi formatında çıkacaktır.

         

         

        Başyazıları ilk yılın ilk altı sayısında Cezmi bayram yazmıştır. 7 ve 11. sayılarda Nuri Gürgür, 12. sayıda Selim A. Gökdemir (A.R.E. Ayvaz Gökdemir) yazmış, 8, 9 ve 10. sayılarda Cezmi Bayram yazmaya devam etmiştir. 9. sayıdan itibaren Murat Bilge (A. R. E. Galip Erdem) “Milliyetçilik Üzerine” başlıklı bir inceleme serisi başlatmış, bu yazı serisi derginin 3. Yılında 32. sayıya kadar devam etmiştir. Ondan sonra da Murat Bilge “Ocak’tan Sohbetler” başlığı altında 3 sayının birlikte çıktığı 33-34-35. sayılarda faşizmi, 36. Sayıdan 39. sayıya kadar da sosyalizmi anlatmıştır.

         

         

        Yüksek Öğretmen Okulu dönemindeki ilk altı sayı hemen hepsinde, Ocak’tan, Ayın Olayları, Başyazı, Milliyetçinin Kitaplığı, Basından Seçmeler, İnceleme, eski Yüksek Öğretmenli sayfaları ve en az bir şiir sayfası vardır.

         

         

        “Ocak’tan”, nâşirin takdim yazısıdır. Burada derginin maksadı, o sayıda ele alınan konular, nâşirin okuyucuya vermek istediği haber ve yorumlar yer almaktadır. Meselâ 2. sayının takdim yazısında, Yüksek Öğretmen Okulunda Ocak dergisi etrafında meydana getirilmek istenen grubun oluşmaya başladığı, grup arasında kaynaşmanın başladığı, bunun ve öğrenci derneği seçimlerinde birlikte hareket etmenin mükâfatını, seçimi büyük bir farkla kazanmak suretiyle aldıkları belirtilmektedir.

         

         

        “Ayın Olayları” sayfasında, bir önceki ay kamuoyunda tartışılan bir veya iki olay, haber yapılıp yorumlanmaktadır. İlk iki sayıda Ankara Yüksek Öğretmen Okulunda cemiyet seçimleri öncesinde yaşananlar ve seçimde milliyetçilerin başarısı anlatılmakta, sonraki dört sayıda ise Türkiye ve dünya gündemindeki önemli görülen olaylar ele alınmaktadır. Meselâ altıncı sayıda (Haziran 1968) Rifat Tunay’ın “Gençlik Ne İstiyor” başlıklı bir haber yorum yazısı vardır. 1968 gençlik olaylarına o günlerde milliyetçi bir gencin bakışını yansıtması bakımından ilginçtir: “Gençlik isyan halinde… Fırtınalı bir denizin azgın dalgaları gibi baş kaldırmış, akıyor… Berlin’den Paris’e, Madrid’den Londra’ya, Varşova’dan Prag’a kadar üniversiteli gençler sokaklara dökülmüş, “hürriyet, çok partili rejim, proletarya diktatoryası, gençlik enternasyonali, değişik düzen, üniversitede reform v.s.” istiyor. Ayrı ülkelerin gençleri olmalarına rağmen hedef aynı: Toplumun düzenini değiştirmek… … Federal Almanya’da anarşist gençlerin sembolü haline gelen ve “Gençlik Enternasyonali” fikrinin önderi Kızıl Rudi, … Yüzlerce benzeri gibi o da Çe Güvera’ya tapıyor… … Fransa’da da hâdiseler evvelâ bir öğrenci gösterisi olarak başladı. Öğrenciler sınıflarının çok kalabalık olduğundan, eğitim sisteminden şikâyet ediyorlardı… … Dö Gol öğrencilerin bütün isteklerini yerine getirmesine rağmen gençlerin gözü doymadı… … Dö Gol Fransa’da komünistlerin cesaret edemeyeceği işleri başarmıştır… … Fransa için bu kadar hayırlı işler görmüş bir lidere “Kahrolsun Katil ve satılmış Dö Gol” diye bağırmanın bir başka sebebi olsa gerekti… … Üniversiteli gençler hedeflerinin üniversite reformu olmadığını, … … proloterya diktatörlüğü istediklerini belirtmeye çalışıyor; kısacası Fransa’da hür demokrasiyi yıkıp komünist rejimi kurma savaşı yapıyorlardı… … Sosyalist olduğunu iddia eden bir kısım Türk genci de bu oyunu Türkiye’de tatbike kalktı… … Serçenin sıçrayışını taklid edeyim derken kendi yürüuyüşünden de olan karganın durumuna düşmemek için Türk genci (problemlerine kendi değerlerimize uygun çözüm aramalıdır) … …”[3]

         

         

        Derginin bu Yüksek Öğretmen döneminden akılda kalan başka bir değerlendirme yazısı yazarı belli olmayan “Komünizm 21. Yüzyıla Çıkmayacaktır[4] başlıklı yazıdır. Sovyetler Birliği’ni, Rusya’nın birlik üzerindeki etkinliğini, iktisadi, idari ve askeri yapının durumunu, endüstri ve tarımda zayıflığın sebepleri bakımından inceleyen yazı, Sovyetler Birliği dağılmadan neredeyse 25 yıl önce bunu görmüş olması bakımından hayli ilginç olup, muhtemelen Cezmi Bayram tarafından yazılmıştır.

         

         

        Bu birinci dönemde yedinci sayı ile dergi zahirde el değiştiriyor. Artık sahibi Üniversiteliler Kültür Derneği’dir. Bu dönemde Ocak dergisi, 7. sayıdan 44. sayıya, Temmuz 1968’den Ağustos 1971’e kadar ÜKD adına çıkarılır. Yani 44 sayı devam eden bu dönemde ilk altı sayının başyazılarını yazan Cezmi Bayram (şimdi Türk Ocağı İstanbul Şubesi  Başkanı, Dr.) daha sonraki sayılarda da zaman zaman başyazılar yazardı. Yani başyazıların sabit bir yazarı yoktu. “Başyazar” olarak ilk zamanlar Nuri Gürgür ve Cezmi Bayram, daha sonra Selim A. Gökdemir (Ayvaz Gökdemir), Galip Erdem, Nevzad Kösoğlu, Acar Okan, Mehmet Akdaş,.. gibi isimlere rastlıyoruz. Arada sırada başyazısız sayılar da var.

                   

         

        Derginin yazarları arasında bu “başyazarlara” ilâveten Orhan Arslan, Celâl Er, İrfan Tunç, Reşat Genç, Kazım Yaşar Kopraman, Kamil Turan, Ahmet İyioldu, Rifat Tünay, Nurettin Başaran, Erdal Sargutan, Şakir Gözübüyük, Süleyman Kürkçü, Hasan Duman, Celâl Tarakçı gibi isimler vardır. Müstear isimle yazanlar da vardı. Meselâ Murat Bilge Galip Erdem, Selim A. Gökdemir Ayvaz Gökdemir, Peyami Turan ve Ahmet Tayyip Nevzat Kösoğlu, Müslim Turan Ahmet İyioldu ağabeylerdi. Bu arada Yılmaz Öztuna, Bahaeddin Ögel (A.R.E.), Ahmet Kabaklı (A.R.E.), Cengiz Uluçay (A.R.E.), Tahsin Ünal (A.R.E.), Süheyl Ünver (A.R.E.), Ercüment Kuran (A.R.E.), Emin Bilgiç (A.R.E.) gibi büyüklerden de bazısı iktibas, bazısı Ocak için yazılmış yazılar olurdu.

         

         

        Dergi “el değiştirdikten” sonra da formatını korudu. Yine Ocak’tan takdim yazısı, Başyazı, Basından Seçmeler, İnceleme, Milliyetçinin Kitaplığı bölümleri devam etti, yine her sayıda en az bir şiir vardı. Tek değişiklik ikinci sayfaya Ayın Yorumu yerine genellikle tarih yazılarının girmesiydi. Bu ikinci sayfaya bazen 15. sayıda Alaaddin Korkmaz’ın “Ve Sen Doğmadan – Sen Doğmadan Oğlum Cahit” şiiri gibi bir şiir, bazen 13. sayıda Selim A. Gökdemir’in Mümtaz Turhan’ın (ikisine de Allah Rahmet Etsin) vefatı dolayısıyla kaleme aldığı “Bir Sohbetten Kalanlar” gibi bir hatıra yazısı girerdi.

                

         

        Derginin sadece formatında değil, çıkış gerekçesinde de bir değişiklik olmadığını anlamak için Nuri Gürgür’ün Kasım 1968’deki “Tekâmül Üzerine” başlıklı başyazısından şu satırları okumak kâfidir: “Bu dernek (ÜKD kastediliyor) teşekkül ettiği günden beri yetişme meselesi en önemli konu olarak kabul edilmiştir... … İnsan hayatın mimarı hüviyetinde olduğuna göre bir ülkünün cemiyet hayatına hâkim, cemiyet fertlerince paylaşılan ortak bir inanç haline gelebilmesi, ülkücü fertlerin, evvelâ kendi benliklerinde belirli bir tekâmülü yani yetişmeyi tamamlamış olmalarıyla kabildir. Türk milliyetçiliğini, Türk milleti için en faydalı ülkü, en haklı inanç olarak kabul ettiğimize göre, bir Türk milliyetçisine düşen ilk görev ülküsünün hakkını verebilen insan olabilmektir. Bunun yolu devamlı bir tekâmülle mümkündür.” Daha sonra bu tekâmülü, manevi yetişme ve bilgi ve kültür bakımından yetişme gibi iki boyutlu ele alan Nuri Gürgür, bu tekâmülü tamamlamış fertlerin artık “birbirlerine sımsıkı kenetlenmiş, kopmaz gönül bağlarıyla, sevgi zincirleriyle irtibatlı bir kadroyu oluşturmaya hazır elemanlar” haline geldiğini yazar[5].

         

         

        Üniversiteliler Kültür Derneği’nde yetişme arzusu ile motive edilen gençler birçok iş yaptı. Yukarıda sözü edilen çeşitli konularda ayet ve hadisler tasnif çalışmaları yanında haftanın belirli günleri, genellikle hafta sonları sabah kahvaltısında dernekte buluşup belirli konularda kitap okuma çalışmaları akla gelen ilk misallerdir. Meselâ Nevzat Kösoğlu ile asistan ağabeyler Samuelson’un İktisat kitabını okurlardı. Bu çalışmalar Ocak dergisine yansırdı. Başlangıçta henüz 27 Mayıs ihtilâlı hafızalarda taze idi. 1961 Anayasasının verdiği imkânlardan yararlanan solcular gemi azıya almışlardı. Böyle bir ortamda dergi ilk iki yıl, tarih, milliyetçilik ve Marksist hareketin tenkidi üzerine yazılarla çıkıyordu. Her sayıyı iple çeker, her yazıyı su içer gibi okurduk. Bu yılların mayıs ve ağustos sayıları hafızamıza kazınmış olmalıdır. Çünkü mayısta İstanbul’un fethi, Ağustosta Malazgirt ve diğer zaferler işlenirdi. O yıllarda okuyucunun en çok konuştuğu yazılar Ayvaz ağabeyin “Evlilik ve Ülkücülük” ve “Erken Kifayet Duygusu” ile Nevzat ağabeyin müstear isimle yazdığı “Fetih ve Zaman” ve “Milliyetçi hareket ve Metot Meseleleri” başlıklı yazılarıydı.

         

        
            Dergi 1970 başından itibaren bir araştırma dergisi hüviyetine dönüşmeye başladı. Artık dernekte yapılan çalışmalar dergide makale olarak da yazılıyordu. Cemiyetimizin çeşitli meselelerine çözüm arayan, ideolojileri irdeleyen, tarihi müesseseleri ele alan inceleme yazıları, dergiyi doldurmaya başlamıştı.

         

         

        Yani, derginin ilk sayılarındaki romantik hava, sonraki sayılarda yerini yavaş yavaş daha gerçekçi bir üslûba bırakacaktır. Murat Bilge (rahmetli Galip Erdem ağabeyin müstear isimlerinden birisi) 9. sayıdan itibaren “Milliyetçilik Üzerine” yazmaya başlayacak, Milliyetçiliğin temelleri, dayanakları, ne olduğu ve ne olmadığına ilişkin 16 yazılık bu seri aralıklarla 30 sayıya kadar sürecektir. Murat Bilge 30. sayıdan sonra Üniversiteliler Kültür Derneğinde faşizm ve sosyalizm anlatmaya başlayacak (Temmuz 1970), bunlar da dergide “Ocak’tan Sohbetler” başlığıyla yayımlanacaktır. Bir arada çıkan 33-34-35. sayıda faşizm, 36, 37-38 ve 39. sayılarda 3 yazı halinde sosyalizm vardır.

         

         

                    Derginin Murat Bilge’den sonra ikinci bir “tefrika yazarı” Nevzat Kösoğlu’dur. Peyami Turan imzasıyla yazdığı “Tarih ve Şeyhülislamlık’a Bakış” 11, 12 ve 14. sayılarda devam etmiş, “Tarihe Bakış ve Senedi İttifak” da 16 ve 18. sayılarda Kösoğlu imzasıyla yayımlanmıştır. Nevzat Ağabeyin meşhur “Milliyetçi Hareket ve Metot Meseleleri” derginin 28 ve 30. sayılarında iki başyazı olmuştur. Ondan sonra da 32, 33-35 ve 36. sayılarda yine meşhur “Devlet Bünyemizin Tarihi Seyri” üç yazı halinde yer almıştır.

         

         

        Derginin sayılarının çeşitli konulara hasredilmesi de dönem içinde göze batmadan meydana gelen bir diğer değişikliktir. Mayıs 1969’daki 17. sayı Fetih sayısıdır. 19. sayı Peyami Safa sayısıdır. 21. sayı Tarım ve Toprak Reformu, 23. sayı Sağlık, 26. sayı Kişilik, 29. sayı sanayileşme meselesi, 31. sayı Türk Tarihinde Eğitim Kurumlarıdır. Üç sayının bir arada çıktığı aylık dönemin son sayısı da Malazgirt özel sayısı olmuştur. Diğer sayılarda da önemli bir konu özel olarak incelenmiştir. Ocak-Şubat 1971’deki Celâl Er’in “Ortak Pazar Dışında İhracat yaptığımız Ülkeler ve İhracatımızı Geliştirme İmkânları”, Mehmet Akdaş’ın “Türkiye’de Tarım Eğitimi”, Mart 1970’deki 27. sayıda Nurettin Başaran’ın “Kan Yakını Evlenmeler ve Türkiye’de Durum”, 26 ve 28. saylarda Şakir Gözübüyük’ün “Mülkiyet ve Tarihi” gibi yazılar, bunlara örnek olarak verilebilir.

         

         

        Derginin göze çarpan bir diğer özelliği dindarlıktır. Dergiyi çıkaranlar İslâmiyet’in toplumumuza kazandırdığı değerlerin farkında olarak, her probleme çözüm arayışlarında başvuru kaynaklarına İslâm’ı da almışlar, bir süre sonra işi çeşitli konularda ayet ve hadis taramaya çevirmişlerdir. İlk sayılarda Kırımlıoğlu’nun (Cezmi Bayram) “Örnek Hayat” (Ocak 1968, 1.sayı), Orhan Arslan’ın “İslâm Nazarında Kadın” (Nisan 1969, 16. sayı), Yusuf Ziya Gürel’in “Hz. Ömer’in İçtimai Cephesi” (Ocak 1970, 25. sayı), İrfan Tunç’un “İlk Müslümanlarda Cemaat Hayatı” (30. sayı) göze çarpar. Mart 1970’de çıkan 27. sayıda takdim yazısının hemen altında, muhtemelen Süleyman Özmen’in şehit olması dolaysısıyla Orhan Arslan’ın oraya koyduğu, günün şartlarında halet-i ruhiyemizi yansıtan bir hutbe var. Muaviye ordularının Kûfe yakınlarındaki Anbar kasabasına girip, çoluk, çocuk demeden insanları öldürmesi dolayısıyla Hz. Ali’nin Said bin Kays’e okuttuğu, taraftarlarına sitem dolu hutbe.

         

         

        Dördüncü yılın başında Ocak 1971’de önce Hadis taramaları yayımlanmaya başlar. İlki Orhan Arslan’ın “Hadislere Göre İnsan ve İnsanın Vasıfları”dır. Hemen sonra 39. sayıda Mehmet Akdaş’ın “ Emek, Sermaye, Değer ve Bunların Münasebetleri Üzerine Hadisler” gelir. Sonraki sayıda Süleyman Kürkçü’nün “Hadislerde Sosyal Dayanışma” ve Orhan Kavuncu’nun bir ayet tarama çalışması yer alır: “Kur’an-ı Kerim’de Hac ve Dua”.

         

         

        Aylık dönemin 44 sayısında hemen her sayıda bir şiir vardır. En çok Alâaddin Korkmaz’ın şiirleri göze çarpar. Daha üçüncü sayıda Mustafa Özbalcı’nın “Sevgi” başlıklı bir dörtlüğü var. Sonra 4. sayıda Alaaddin Korkmaz’ın “Çanakkale Savaşı’nda Karadenizli Gönüllü”, Arif Nihat Asya merhumun “Hisarlar” yer alır. Sonraki sayılarda Göktürk Mehmet Uytun, Hüseyin Balcı, Sıdık Parlak, Korkut (Ali) Akbaş, Orhan Kavuncu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, kervana katılırlar. 4. sayıdan 26. sayıya kadar birçok sayıda şiiri bulunan Alaaddin Korkmaz adeta Ocak şairi olmuştur. Onun da mezun olup Bingöl’e öğretmen olarak gitmesiyle dergi 26. sayıdan sonra Göktürk Mehmet Uytun ile Niyazi Yıldırım’ın birer şiirini yayımlamış, ondan sonra da şiiri edebiyat dergilerine bırakmıştır.

         

         

        Bu ilk dönemde daha ikinci yılın (1969) sonlarından itibaren dergi artık tek formalık (16 sayfalık) aylık bir dergi formatını korumakta güçlük çekmeye başlamıştır. Meselâ Haziran 1969’daki 18. sayı ve Ağustos 1969’daki Zaferler sayısı (20. sayı), 20 sayfa çıkmıştır. Bir tarafta ciddi araştırma ve inceleme yazılarının gelmesi 16 sayfayı yetmez hale getirmiş, bir taraftan da bu yazıları beklemek ve baskı işleri, gecikmelere, baskıda aksamalara yol açmıştır. Üçüncü yıl (1970) sonu ve dördüncü yıl (1971) başlarından itibaren aksamalar iyice belirgin hale gelmiş, 33, 34 ve 35. sayılar, 37 ve 38. sayılar, 40-41. sayılar ve 42, 43 ve 44. sayılar bir arada çıkmış ve aylık dergi dönemi bitmiştir.  Standardına göre üç forma (48 sayfa) çıkması gereken bu son sayı dört forma (64 sayfa) çıkmıştır.

         

         

         

        İkinci Dönem: Kasım 1971 – Ocak 1975

         

         

                    Yetişme arzusu ÜKD mensuplarını daha tempolu ve daha disiplinli çalışmaya sevk ediyordu. Bir kaç sene içinde hemen herkes hiç olmazsa bir konuda seminer vermiş ve dergide bazı incelemeler neşredilmişti. Ocak artık 16 sayfalık aylık bir dergi şekliyle bizi taşıyamaz hale gelmişti ki, 1971 Kasımı’ndan itibaren üç aylık akademik bir dergiye dönüştü. Bu ikinci dönem de, birincisi gibi dört seneye yakın sürdü. Kasım 1971’den Ocak 1975’e kadar 12 sayı çıkan bu dönemde derginin sahibi ÜKD adına Süleyman Kürkçü, Yazı İşleri Müdürü de 6.sayıya kadar Şakir Gözübüyük, Mayıs 1973’te çıkan 7. sayıdan itibaren de Mustafa Şerbetçioğlu idi. Sanki 1975’de bir 13. sayı da çıkarıldı gibi hatırlıyorum, ama emin değilim.

         

         

        Tabii bu dönemde de zamanlamada aksamalar oldu. İlk iki yıl muntazam üç aylık dergi olarak çıkan Ocak, 9. sayısını Kasım 1973’te çıkarması gerekirken Ocak 1974’te çıkardı. Ondan sonraki 10. sayıyı Nisan 1974’te, 11 ve 12. sayıları birlikte Ocak 1975’te çıkardı ve böylece yayım hayatını da tamamlamış oldu.   

         

         

                    Bu yeni dönemde dergide yine, belki bu defa daha metodik, daha disiplinli çalışmaların ürünü olan araştırmalar neşrediliyordu. Herkes üstlendiği konularda çok ciddi araştımalar yaptı. Galip ağabey, Murat Bilge yerine bu defa, önce Mehmet Rasim, sonra Chantal L. Quelquejay olarak 3, 4 ve 5. Sayılarda Dış Türkleri tefrika etmişti. Meselâ Mehmet Rasim “Dünya Türklüğü I – İran Türklüğü” ve “Dünya Türklüğü II- Irak Türklüğü”nü  yazmış, Chantal L. Quelquejay ise “Dünya Türklüğü III – Kırım Türklüğü”nü yazmıştı[6]. Yavuz Akpınar Türk Dünyası’nın her yöresinden, özellikle de Azerbaycan ve İran’dan Türk Edebiyatı örnekleriyle dergiyi gerçekten zenginleştiren katkılarda bulundu. Nevzat ağabey “İçtimai Meseleye Bakışlar[7], Nuri Gürgür “Milliyetçi Hareket ve Düşünce Açısından Türk Siyasi Hayatı[8], Acar Okan “Az Gelişmiş Ülkeler ve Rejim Problemleri[9], Ayvaz Gökdemir “Eğitime Dair[10] yazıları ile gerçekten kalıcı ve kamuoyunda “Türkiye’yi yönetmeye bunlar da talip” dedirten bir ceht ortaya koymuşlardı. Diğer arkadaşlar da, tarımdan ekonomiye, sağlıktan yabancı sermayeye, ortak pazardan milli ekonomiye, ciddi araştırmalar ortaya koydular. Yazarlar arasına Almanyadan dönmüş olan Rasih Demirci (birinci dönemde de yazıları var) ve Mehmet Kara ile Şeref Yılmaz, Yavuz Akpınar, Ahmet Nuri Yüksel ve Necdet Özkaya da katlıdı. Bahattin Karakoç’un şiirleri ve Ahmet Ali Garipkafkaslı’nın desenleri bu ikinci dönemi süsledi.

         

         

                    Bu dönemin diğer araştırma yazılarından örnekler vermek gerekirse: Alaaddin Korkmaz “Yunus Emre ve Ölüm[11]. Erdal Sargutan “Komünizm – Metotları, Tahlil ve Tenkidi[12]. Orhan Arslan “Arazi Toplulaştırması[13]. Ahmet İyioldu “Türkiye’de Grevler ve İşçi Ücretleri[14]. Rasih Demirci “Az Gelişmiş Ülkeler ve İktisadi Kalkınma Meseleleri[15]. Cezmi Bayram “Nizamiye Medreseleri’nin İslâmi ve Modern Eğitim Müesseseleri Arasındaki Yeri[16] ve “Kalkınma Siyaseti bakımından Beyin Göçü[17]. Nevzat Kösoğlu “Devlet – Devletin Teorik yapısı ve Fonksiyonları Hakkında Deneme[18], Mehmet Kara “İktisadi Etkileriyle ve Uygulama Yönüyle Tarım ve Toprak Reformu[19], Ayvaz Gökdemir “Gökalp’le Beraber Yahya Kemal[20], Mehmet Akdaş “Vakıflar – İçtimai Rolleri, İdari ve Hukuki Mahiyetleri”[21].

         

         

                    Çeşitli konularda ayet ve hadis tasnif çalışmaları bu üç aylık dönemde de devam etti: Cezmi Bayram “Kur’an-ı Kerim’de İlim, Yaratılış ve Eğitim[22]. Nevzat Kösoğlu “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif çalışmaları: Ölümden Sonra Diriliş”[23]. Şakir Gözübüyük “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif çalışmaları: Rızık ve İçtimai yardımlaşma[24]. Şeref Yılmaz Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif çalışmaları: Peygamberler”[25]. Orhan Kavuncu “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif Çalışmaları: Namaz ve Allah’a Kulluk[26]. Celal Er “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif Çalışmaları: Allah’ı Anmak, Tesbih Etmek, Şükretmek[27]. Ali Safi Kıral “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif Çalışmaları: Tevbe”[28]. İrfan Tunç “Hadislerde Devlet Başkanlarının Vasıfları[29].

         

         

         

                    Sonuç Yerine

         

         

                    Türk Milliyetçiliğini dinamik bir tefekkür cehtiyle beslemeye çalışan Üniversiteliler Kültür Derneği ve yayım organı olan Ocak dergisi, bugün boşluğu hala hissedilen bir çalışmadır. Keşke dernek ve dergi kapanmasaydı demek durumunda değiliz. Çünkü kapanmanın direnilebilecek sebepleri yanında mecburi sebepleri de vardı. Bir kere 1975’lere gelindiğinde, Menekşe Sokağı’nda derneğin bulunduğu binada can güvenliğimiz sağlanamaz hale gelmişti. Türkiye’de ideolojik kavga üniversite gençliğinden fabrikalara ve mahallelere sıçramaya başlamıştı. Bu ortamda sağlıklı bir tefekkür faaliyeti yapmak neredeyse imkânsız hale geliyordu.

                                     

         

                    İkincisi MHP ve ülkücü kuruluşlar ideolojik mücadelede tam olarak destek vermek durumunda olduğumuz hedef merkezlşer konumuna gelmişti. Böyle bir ortamda ÜKD’nin ve Ocak dergisinin müstakil bir fikri hareket olarak varlığını sürdürmesi, haklı haksız tenkidlere yol açıyor ve anlamsız görülüyordu. Oysa dernek ve dergi kapandıktan çok değil beş sene sonra 1980’de Türk Milliyetçilerinin yeniden fikri bir canlanma arayışı içinde girdiğini görüyoruz. Bu arayış sonucunda 1980 kongresinde Türk Ocaklarının yeniden faaliyete geçmesine karar verilmiş, ancak bu kararın uygulanması 12 Eylül sebeiyle 1985’lere kalmıştı. Yani bugünkü Türk Ocakları ve Türk Yurdu dergisi o arayışın bir ürünü olarak doğmuştur.

            

         

                    Çünkü Türkiye için, Nuri Gürgür’ün “Tekâmül Üzerine” yazısında kastettiği yetişmiş ve “birbirine sımsıkı kenetlenmiş” bir kadro, bir cemaat olma ihtiyacı devam ediyordu. Yetişmiş adamların kadrosu! Yani, cemaat şuuruyla hareket eden, ama iradesini kimseye temsil etmeyen güçlü şahsiyetlerin kadrosu! Gençlere yapılacak en hayırlı tavsiye işte böyle bir kadro olmaya çalışmalarıdır.

         

         

        Türk Ocaklarının bugün ülke genelinde, bütün şubeleriyle böyle bir gençlik yetiştirmesi en önemli görevidir. Gecesini gündüzüne katmış, bir taraftan kendi alanının en iyisi olmaya çalışırken, bir taraftan da milleti milleti yapan değerleri benimsemiş ve nefsinde yaşayan gençler yetiştirmeliyiz. Öyle bir geölik ki, çağın bütün imkânlarından yararlanabilen, milletinin meselerine vakıf ve onlara çözüm arayışını akademik bir sistematik ve gayretle yapan, birbirine güvenen, cennette de birlikte olma arzusuyla kadrolaşan Türk Milliyetçisi gençler! Rüyalarımızı sizler süslüyorsunuz.

         

         

         


        


        

        [1] İşgale sebep olan olaylar için bkz. Kavuncu Orhan, “Türk Ocaklarının Yüzüncü Yılına Doğru”, Türk Yurdu Dergisi, Sayı: 275, Temmuz 2010.


        

        [2]Ocak’tan”, Ocak Dergisi, sayı: 1, Sayfa:1, Ocak 1968. 


        

        [3] Rifat Tunay, “Gençlik Ne istiyor”, Ocak Dergisi, sayı: 6, sayfa 2 ve 16, Haziran 1968. Parantez içindeki ifadeler bana aittir. O.K.


        

        [4] “Komünizm 21. yy.a çıkmayacaktır”, Ocak Dergisi, Say: 1, sayfa: 9,10 ve 13,  Ocak 1968.


        

        [5] Nuri Gürgür, “Tekâmül Üzerine”, Ocak Dergisi, Sayı: 11, Sayfa 3-5, Kasım 1968.


        

        [6] Mehmet Rasim, Ocak Dergisi, 2.devre, Sayı:3, Sayfa 51-62, Mayıs 1972, Sayı:4, Sayfa 57 – 75, Ağustos 1972, Chantal L. Quelquejay, Sayı:5, Sayfa 49-60, Kasım 1972 .


        

        [7] Nevzat Kösoğlu, “İçtimai Meseleye Bakışlar”, Ocak Dergisi, 2.devre, Sayı:1, Sayfa 3 – 16, Kasım 1971.


        

        [8] Nuri Gürgür, “Milliyetçi Hareket ve Düşünce Açısından Türk Siyasi Hayatı”, Ocak Dergisi, 2.devre, Sayı:2, Sayfa: 3-10, Şubat 1972.


        

        [9] Acar Okan, “Az Gelişmiş Ülkeler ve Rejim Problemleri – Demokrasinin Yaşama şansı – I ve II”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:1, Sayfa: 17-36, Sayı:2, Sayfa:11-33, Kasım 1971.


        

        [10] Ayvaz Gökdemir, “Eğitime dair I ve II”, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:3, Sayfa:5-27, Mayıs 1972, Sayı:4, sayfa: 19-35, Ağustos 1974.


        

        [11] Alaaddin Korkmaz, “Yunus Emre ve Ölüm”, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:1, Sayfa:97-116, Kasım 1971.


        

        [12] Erdal Sargutan, “Komünizm – Metotları, Tahlil ve Tenkidi”, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:1, Sayfa:80-96, Kasım 1971


        

        [13] Orhan Arslan “Arazi Toplulaştırması I ve II”, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:1, Sayfa:59-79, Kasım 1971, Sayı:2, Sayfa:87-103, Şubat 1972..


        

        [14] Ahmet İyioldu “Türkiye’de Grevler ve İşçi Ücretleri” Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:2, Sayfa:34-51, Şubat 1972.


        

        [15] Rasih Demirci “Az Gelişmiş Ülkeler ve İktisadi Kalkınma Meseleleri”, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:3, Sayfa:28-50, Mayıs 1972.


        

        [16] Cezmi Bayram “Nizamiye Medreseleri’nin İslâmi ve Modern Eğitim Müesseseleri Arasındaki Yeri”, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:3, Sayfa:89-109, Mayıs 1972.


        

        [17] Cezmi Bayram “Kalkınma Siyaseti bakımından Beyin Göçü” Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:10, Sayfa:44-62, Nisan 1974.


        

        [18] Nevzat Kösoğlu “Devlet – Devletin Teorik yapısı ve Fonksiyonları Hakkında DenemeI ve II”, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı: 4, Sayfa:3-18, Ağustos 1972, Sayı:10, sayfa: 20-33, Nisan 1974.


        

        [19] Mehmet Kara “İktisadi Etkileriyle ve Uygulama Yönüyle Tarım ve Toprak Reformu I ve II”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:10, sayfa:63-72, Nisan 1974, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:11-12, sayfa: 52-68,Ocak 1975.


        

        [20] Ayvaz Gökdemir “Gökalp’le Beraber Yahya Kemal”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:10, Sayfa:34-43, Nisan 1974.


        

        [21] Mehmet Akdaş,  “Vakıflar – İçtimai Rolleri, İdari ve Hukuki Mahiyetleri- I ve II”, Ocak Dergisi, 2. Devre Sayı:8, Sayfa:3-13, Ağustos 1973, Sayı:9, sayfa: 29-47, Ocak 1974.


        

        [22] Cezmi Bayram, “Kur’an-ı Kerim’de İlim, Yaratılış ve Eğitim”, Ocak Dergisi, 2.Devre, Sayı: 2, Sayfa: 52-79, Şubat 1972.


        

        [23][23] Nevzat Kösoğlu, “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif çalışmaları: Ölümden Sonra Diriliş”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:3, Sayfa: 70-88, Mayıs 1972.


        

        [24] Şakir Gözübüyük, “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif çalışmaları -III: Rızık ve İçtimai yardımlaşma”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:4, Sayfa: 89-111, Ağustos 1972.


        

        [25] Şeref Yılmaz, “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif çalışmaları-IV: Peygamberler”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:5, Sayfa: 61-88, Kasım 1972.


        

        [26] Orhan Kavuncu, “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif çalışmaları: Namaz ve Allah’a Kulluk”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:7, Sayfa:119-134, Mayıs 1973.


        

        [27] Celal Er, “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif Çalışmaları: Allah’ı Anmak, Tesbih Etmek, Şükretmek”,  Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:8, Sayfa:58-69, Ağustos 1973.


        

        [28] Ali Safi Kıral, “Kur’an-ı Kerim İnceleme ve Tasnif Çalışmaları: Tevbe”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:9, Sayfa:52-63, Ocak 1974.


        

        [29] İrfan Tunç, “Hadislerde Devlet Başkanlarının Vasıfları”, Ocak Dergisi, 2. Devre, Sayı:11-12, Sayfa:110-118, Ocak 1975.


Türk Yurdu Mayıs 2011
Türk Yurdu Mayıs 2011
Mayıs 2011 - Yıl 100 - Sayı 285

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele