“Yiğit Nâmı ile Anılır”

Nisan 2011 - Yıl 100 - Sayı 284

        Adlarımızı, onun ne denli önemli bir toplum olgusu olduğunu düşünmeden kullanırız. Oysa o, kişisel ve toplumsal hayatımızın her evresinde bizi toplum ve birey olarak etkisi altında bulundurur. Birbirimizi onunla tanır, birbirimize onunla sesleniriz. O olmasa birçok işimiz ve eylemimiz eksik kalır veya zorlaşır. Yani, “Yiğit nâmı (adı) ile anılır!”

         

        Yeryüzündeki canlı veya cansız bütün varlıkların adları vardır. Onları o adları ile tanır ve anlatabiliriz. Fakat insanlarda durum değişiktir. Hangi toplumun, hangi milletin bireyi olursa olsun her kişinin bir adı olur. Bağlı oldukları toplumların geleneklerine göre adlandırılan bireyler ömürleri boyunca o adla anılırlar. Adlar kişilerin ilk kimlik belgeleridir. O adlar genellikle hiç değişmez. Ara sıra onların kendilerini taşıyan bireylerce beğenilmediği için veya başka sebeplerle değiştirildiği görülürse de bu çok istisnaî bir durumdur.

         

        Hiç kimse adını kendisinin seçmesi şansına sahip değildir. O adlar çocuğun doğduğu toplumun geleneklerine göre aile veya din büyüklerince verilir. Eski Türklerde ad verilmesinin çocuğun büyüyüp önemli bir yararlık ve/ya başarı gösterene kadar ertelendiği durumlar da vardır. Asıl adları konuncaya kadar, o çocuklar “adsız” diye çağırılırdı. Adı, zamanın geleneğine göre, toplumun din büyüğünce, törenle verilirdi. Büyük Türkçü Hüseyin Nihal Bey, bu eski Türk geleneğinin ilk adımını göz önüne alarak ve bir alçak gönüllülük belirtisi olarak “Atsız” soyadını almıştı. Bütün hayatı önemli başarı ve hizmetler dolu olan bu büyük insan o adı ömrü boyunca taşıdı; hep Türklüğün tek Atsız’ı olarak yaşadı.

         

        Elbette bu alanda başka birçok başka örnekler de gösterilebilir, fakat ereğimiz onlar değil. Biz, 4. basımı 2010 yılının sonlarında yayımlanmış olan Adlarımızadlı değerli eserden söz etmek istiyoruz. Aslında bu eserin 3. basımını 1996 yılında ele alıp tanıtmıştık. Fakat bu yeni basımda önceki basımlara göre önemli değişiklikler var. Eserin tanıttığı ad sayısı 3. basımda 7.500 iken, son basımda 17.539’a yükselmiş. Değerli araştırmacı Aydil Erol, 3. basımı çıkardıktan sonra Türk dünyasının öteki ülkelerindeki adlara da yönelmiş. Oralarda yaşayan Türklerce kullanılan adları da belirleyerek eserine katmış. Adlarımız, böylece, uluslararası bir Türk adları sözlüğü niteliğine kavuşmuş. Daha önceki basımlarda 507 olan ad koyma adetlerinin sayısı, yeni basımda 825’e yükselmiş; dizimlenen adların geçtiği edebî örneklerin sayısı da 722 olmuş.

         

        Daha önce Sovyet egemenliği altında yaşamış olan Türklere zorla verilmiş olan bazı adlar bu esere alınmamış. Elbette kötü anlam taşıyan adlara da yer verilmemiş. Bunlara karşılık, önceki basımlarda unutulduğu belirlenen kimi adlar bu basıma eklenmiş. Kısacası, yapılan ekleme ve düzeltmelerle eser, âdeta yeniden yazılmış; daha eksiksiz bir durum kazanmış.

         

        Kitabın başında Romen rakamları ile sayılanmış, 75 sayfalık bir kesim var. Burada önceki basımların “önsöz”leri, “Kısaltmalar,” “Giriş,” “Bazı adların konulma sebepleri,” “Bitişlerine göre adlar,” “Ad ile ilgili atasözleri ve deyimler” bölümleri yer alıyor. 614 sayfadan oluşan ana metinde, adlar Türk abecesinin harflerinden oluşan başlıklar altında, yine abece sırasında veriliyor. Eserin sonunda 11 sayfalık bir de kapsamlı “Kaynaklar” bölümü yer alıyor.     

               

        “Adlarımız” başlıklı ana kesimde, madde başı olarak verilen her addan sonra o adın hangi dilden geldiği, anlamının ne olduğu, daha çok hangi Türk yurdunda veya Türkiye’nin hangi bölge veya ilinde kullanıldığı, kadın ve/ya erkek adı ya da soyadı olarak mı kullanıldığı belirtiliyor. O ad bir şiir, şarkı veya türküde geçiyorsa, geçtiği metin parçası aktarılıyor. Kimi ünlü kişilerin adları yanında çok kısa özgeçmiş bilgileri de veriliyor. Böylece eser, sıkıcı gelebilecek bir adlar sıralaması olmaktan kurtarılmış oluyor.

         

        Dördüncü basımda teknik yönden de değişiklikler olmuş: Boyutu ansiklopedilerinkine uydurulmuş. Baskısında kalın 1. hamur kâğıt kullanılmış. Kapağı kalın mukavvalı bir cilt durumunda ve sade, güzel bir kapak içinde yayımlanmış.. Yazılarının dizgisi kolay okunur harflerle yapılmış. Maddeler çift dikin (sütun)’li olarak verilmiş. Böylece Adlarımız, tam bir “ansiklopedik sözlük” niteliği kazanmış.

         

        Adlarımız: Şarkılarla, Şiirlerle, Türkülerle ve Tarihî Örneklerle / Aydil Erol. 4. bs. İstanbul: Çağrı Yayınları, 2010. LXXV, 634 s. (ISBN 978-975-454-187-8) kimliği ile yayımlanmış olan bu kitap, kendi kendini yetiştirmiş değerli bir araştırmacı-yazarın büyük özen ve özverilerle hazırladığı seçkin bir eserdir. Çocuklarına ad koyma durumunda olanlar yanında, adlarla ilgili ansiklopedik bilgi edinmek isteyecekler için de yararlı olacak önemli bir başvuru kitabıdır.

         

         


Türk Yurdu Nisan 2011
Türk Yurdu Nisan 2011
Nisan 2011 - Yıl 100 - Sayı 284

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele