Trabzon Türk Ocağı’nın Kuruluşu

Şubat 2011 - Yıl 100 - Sayı 282

        Türk Ocaklarının Cumhuriyet döneminde tekrar örgütlenmesi sonucu, yurt genelinde şubeleri açılmıştır. Bu şubelerden birisi de, 1924 yılının Aralık ayında açılış için çalışmalarını yapmış ve 1925 yılının Ocak ayında Merkezin onayı ile resmi kuruluşunu gerçekleştirmiş olan Trabzon Türk Ocağı’dır. Fakat Trabzon Türk Ocağı’nın faaliyet ve çalışmaları yönünden kuruluş tarihi 1 Haziran 1925’dir. Trabzon ve çevresinde daha etkili ve kalıcı tesirler oluşturulması, inkılâpların bölge halkına daha verimli bir şekilde aktarılması için Trabzon Türk Ocağı; Of, Vakfıkebir, Akçaabat, Sürmene gibi ilçelerde Türk Ocağı şubelerinin açılmasına öncülük etmiştir. Bu şubeler içerisinde ilk kurulanı ve en etkin olanı Sürmene Türk Ocağı’dır.

         

         

        Trabzon Türk Ocağı’nın Kuruluşu ve Teşkilatlanması

         

        Trabzon Türk Ocağı, Rusların Trabzon’u işgalinden önce; Kemerkaya mahallesinde bir evde açılmıştır. İlk kuruluş tarihi tespit edilemeyen, Trabzon’da 1914–1916 yıllarında açıldığı bilinen Türk Ocağı’nın faaliyetleri hakkında yeterli bilgi mevcut değildir.[1] Bu dönemde Trabzon Türk Ocağı’nın Başkanı eski bir subay olan Muhsin Bey iken, Mustafa Reşit Tarakçıoğlu da[2]  Yönetim Kurulu üyesiydi. Bu dönemde Cemiyette, milliyetçilik duygu ve düşüncesini yaymak için konferanslar veriliyor, yine aynı maksatla Meşveret gazetesinde yazılar yayınlanarak,  Türk Ocağı’nda müsamereler tertip ediliyordu.[3] Rus İşgali ile birlikte, işgal sırasında yaşanan göç ve işgalin olumsuz etkileri nedeniyle faaliyetlerini durduran Trabzon Türk Ocağı, Milli Mücadelenin başlarında tekrar faaliyetlerine başlamış fakat üyelerinin Milli Mücadele’ye iştirakleri, savaş şartları gibi nedenlerle çalışmalarına ara vermek zorunda kalmıştır.[4]        

          

        Trabzon Türk Ocağı’nın ilk kuruluş tarihiyle ilgili olarak, 9 Mart 1926 tarihli Yeni Yol Gazetesi’nde, Trabzon Türk Ocağı’nın Rus istilasından sonra kurulduğu bilgisi verilmektedir. “Türk Ocağı bir yılda neler yaptı” başlıklı yazıda, Ocağın Trabzon’da harpten evvel ve istiladan (Rus) sonra oluşturulan kuruluşlar içerisinde olduğu belirtilmektedir. Türk Ocaklarının neden var olması gerektiğinin de açıklandığı yazıda, ilk kuruluş döneminde Trabzon Türk Ocağı’nın fazla bir mevcudiyet gösteremediği ifade edilmektedir. Ocağın etkisizliğinin nedeni ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun o devirdeki birçok milleti memnun etmesine rağmen, Türk milletini arka plana atan tutumu ile izah edilmiştir. Bu tutum nedeniyle Türklerin idare ve siyasette etkin faaliyetlerde bulunamadıkları, hatta kayıp olan Türk benliğini kurtarmak için de fazla bir varlık gösteremedikleri belirtilmiştir. Belirtilen bu sebeplerden dolayıdır ki, Trabzon Türk Ocağı’nın ikinci kuruluşuna kadar olan döneme ait bilgiler, Ocağın yönetim kademesindekilerin isimleri ile sınırlı kalmaktadır.[5]

         

                      29 Kasım 1919’da Dâr’ül-elhân’da[6] toplanan Trabzon Türk Ocağı üyeleri, Ocak tüzüğü gereği yönetim organlarını seçmişlerdir. Başkanlığa Muhsin Bey’in yerine Subaşızade Münir Pertev Bey getirilmiştir. Bu seçim sonuçlarına göre Trabzon Türk Ocağı yönetim kademesi ilk kuruluş döneminde şöyle oluşturulmuştur:

         

         Yönetim Kurulu Üyeliklerine Seçilenler: Münir Pertev Bey (Başkan, Subaşızade), Faik Ahmet (Barutçu), Murat Uraz (Mekteb-i Sultani Edebiyat ve Felsefe Muallimi), Zeynelabidin (Vilayet Mektebi Mümeyyizi), Mustafa Reşit Tarakçıoğlu (Dâr’ül-muallimîn Müdürü), Tahsin Bey (Mülkiye Baytarlarından), Salih Zeki Bey (Dava Vekili); Danışma Kurulu Üyelerine Seçilenler: Fazıl Fevzi (Göz Tabibi), Operatör Sabri (Memleket Hastanesi Sertabibi), Beyzade Nail Bey; Denetleme Kurulu Üyeliklerine Seçilenler: Doktor Abdülvahap Rıza, Nimbıyıkzade Mahmut Muammer, Mustantik Mustafa Vasfi Beyler[7]

         

        29 Kasım 1919 tarihindeki seçimde Trabzon Türk Ocağı başkanlığına getirilen Subaşızade Münir Pertev Bey, 23 Şubat 1920’de yapılan Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin ilk kongresine de bu sıfatla katılmış ve bu cemiyetin de yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir.[8] Cumhuriyet dönemiyle birlikte Trabzon Türk Ocağı, Mustafa Reşit Tarakçıoğlu öncülüğünde, 1924 yılında tekrar faaliyete başlamıştır. Mustafa Reşit Tarakçıoğlu, mebusluk talepnamesinde Trabzon Ocağı’nın 1924 yılında açtığını belirtmektedir. Fakat 1924 yılı içerisinde Ocağın açılışı ile ilgili olarak kesin bir tarih vermemektedir.[9] Ocağın açılışı için hazırlık çalışmalarının hangi tarihlerde başladığı hakkında herhangi bir bilgi olmamakla birlikte, Türk Yurdu Dergisi’nden tespit edebildiğimize göre Trabzon Türk Ocağı Aralık 1924 tarihinde açılmıştır. Derginin Ocak 1925 yılında yayınlanan sayısında, Türk Ocakları Merkez Heyeti’nin, bir önceki ay zarfında yapmış olduğu toplantısında Trabzon’da açılan Ocağı tasdik ettiği bildirilmektedir. Buna göre Trabzon Türk Ocağı 1924 yılının Aralık ayında açılmış ve 1925 yılının Ocak ayında, Merkez Heyeti tarafından onaylanmıştır.[10]

         

        Trabzon Türk Ocağı, faaliyet ve etkinliklerine ise Haziran 1925 tarihinden itibaren ağırlık vermiştir. Bu tarihten önceki çalışmaların, Ocağın kuruluşunu tamamlama, eksiklerini giderme, yönetimle ilgili kararlar alma, yani oluşum devresi faaliyetleri olduğunu söyleyebiliriz. 1 Haziran 1925 tarihine kadar Trabzon Türk Ocağı’nın varlığı ile ilgili bilgiler şunlardır: Mustafa Reşit Tarakçıoğlu, Türk Ocağı Reisi sıfatıyla Türk Ocaklarının İkinci Umumi Kongresine 26 Nisan 1925 tarihinde Trabzon Türk Ocağı Murahhası olarak katılmıştır.[11]  1925 Mayısının ilk yarısında Trabzon Türk Ocağı’na Fostrupolu’dan metruk binanın temlik edildiği haberi Yeni Yol gazetesinde yayımlanmış ve bu binanın muamelesi mayıs ayı içerisinde yapılmıştır.[12] 16 Mayıs 1925 tarihinde Perşembe günü, Trabzon Türk Ocağı, idare meclisini yeni binasında toplayarak, Ocağın idare işlerine ait bazı kararlar almıştır.[13]

         

        Uzun sokakta Hüsamoğlu yokuşu başında açılmış olan Trabzon Türk Ocağı’nın 1925–1926 yılları arasında tespit edilebilen yönetim kurulu üyeleri şunlardır: Mustafa Reşit Tarakçıoğlu (Muallim Mektebi Müdürü ve Trabzon Türk Ocağı Başkanı), Murtaza Bey (Trabzon Türk Ocağı Kâtibi ve Erkek Muallim Mektebi Müdür Muavini),  Faik Uluğ Bey (Trabzon Türk Ocağı Veznedarı)

         

        Trabzon Türk Ocağı’nın ilk kuruluşunda da Yönetim Kurulu üyesi olan Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun hem Trabzon Muallimler Birliği hem de Trabzon Türk Ocağı Başkanlığı yaptığı dönemde, Ocağın faaliyetleri oldukça yoğun geçmiştir. Her iki görevini de idare ettiği kurumların faaliyetlerinin yaygınlaşması bakımından yararlı bir şekilde kullanan Reşit Bey’in dönemi, 10 Nisan 1931 tarihi öncesi Ocağın en yaygın faaliyetlerinin olduğu devre olmuştur. Türk Ocağı-Muallimler Birliğinin ortak hareketi ile Sürmene, Of, Akçaabat, Vakfıkebir ilçelerinde şubeler açılmış ve bu şubelerin yöneticileri bulundukları ilçelerin köylerine heyetler göndererek halkı bilgilendirmeye çalışmışlardır. Ayrıca öğretmenlerle ve zaman zaman da köy imamlarıyla işbirliği yapılarak halkı aydınlatmak için hutbeler hazırlanmış ve bu hutbeler Cuma namazlarında halka okunmuştur.[14]

         

        1924 ve 1926 yılları arasında Trabzon Türk Ocağı Başkanı, Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’dur. 5 Mart 1926 tarihli Trabzon Türk Ocağı Kongresi’nde Ocak reisliğine Adliye Müfettişi Hafız Galip Bey seçilmiştir. 1927 yılı sonlarına gelindiğinde ise başkan olarak, Hamamizade İhsan Bey’in adı görülür. 29 Ağustos 1925 tarihinde Türk Ocağı’na 42 numara ile üye kaydını yaptırmış olan Hamamizade İhsan Bey, aynı zamanda Trabzon Ticaret Mektebinin müdürlüğü görevini de icra ediyordu. 5 Mart 1926 tarihindeki kongrede Trabzon Türk Ocağı İdare Heyeti Azalığına seçilen İhsan Bey çok kısa bir süre sonra bu görevden istifa etmiştir.[15]1927 yılında Trabzon Türk Ocağı Heyeti İdare Azalığına tekrar getirilmiş olan İhsan Bey,  5 Aralık 1927’de Trabzon Türk Ocağı Hars Heyeti Azalığına ve aynı yıl Trabzon Türk Ocağı Reisliğine seçilmiştir.

         

        Hamamizade İhsan Bey’in 1928 yılında İstanbul’a yerleşmesi[16] sonrası, Trabzon Türk Ocağının başkanlığına Ziraat mütehassısı Kazım Bey getirilmiştir. Kazım Bey’in ne kadar süre içerisinde Trabzon Türk Ocağı başkanlığını yaptığını tespit edemedik, fakat 1930–31 yıllarında Trabzon Türk Ocağı Başkanı olarak, Doktor Edip Resuloğlu[17] görülmektedir. Edip Bey, C.H.P. Genel Sekreterliğine verdiği Mebusluk Talepnamesinde Trabzon Türk Ocağı’nın kâtip ve reisliğinde fahriyen çalıştığını ifade etmiştir.[18] Trabzon Türk Ocağı’nın kuruluş dönemlerinde yönetim kademesinde görev almamakla birlikte, Ocağa yararlı faaliyetleri olan bir diğer isim Doktor Mehmet İbrahim Okman’dır.[19]Türk Yurdu Dergisi’nin 1928 tarihli ve 38 sayılı nüshasında verilen Ocak İdare Heyetlerine göre; Trabzon Ocağı’nın idare heyeti şöyledir: Ziraat Mütehassısı Kazım Bey (Reis),  Diş Doktoru Celaleddin Avni Bey ( Katip), Mahmud Tahsin Bey(Murahhas),İlk Mektepler Müfettişi Hüsnü Bey ( Muhasip), Doktor Edip Bey (Veznedar), Mektep Müdürü Cemal Gültekin Bey (Aza), Lise Edebiyat Muallimi Recai Bey (Aza)[20]

         

         

        Trabzon Türk Ocağı’na Üyelik

         

                    1925 ve 1928 tarihli Türk Ocakları Yasası’na göre Ocağa kabul edilmek ve aza olmak için gerekli koşullar belirlenmiştir. Türk Ocağı’na kabul edilmenin yani Ocaklı olmanın şartları yedinci ve sekizinci maddelerde belirtilmiştir: “Neslen Türk veya hars dolayısıyla tamamen Türk duygusu ve Türk dileği besleyen ve mazileriyle Türklüğe bağlı olduklarını ispat etmiş bulunan her kadın ve erkek Türk Ocağı’na aza olabilir.”( Madde 7)

         

                    Ocağa kabul edilecek Türklerin şu vasıflara haiz olmaları şarttır: 18 yaşını doldurmak, kötü şöhretle tanınmamış olmak, Ocağın milli ve insani umdelerine muhalif fikir ve kanaatte olmamak, haysiyet kıran bir suç ile mahkûm veya medeni ve siyasi haklardan mahrum bulunmamak, muayyen bir meslek veya maişete sahip olmak, okur yazar olmak [21] ve yazılacağı Ocağın bulunduğu kaza hududu içinde yerleşmiş olmak. [22] Madde 11–18 arasında da, Ocağa aza olmak için tamamlanması gereken prosedürler ve ayrıntılar belirtilmiştir.[23]

         

                    Trabzon Türk Ocağı’na üye veya aza olmak için genel merkezin ve Türk Ocağı yasasının belirlediği şartları sağlamak gerekiyordu. Kuruluşu ile birlikte teşkilatlanmaya giden ve ilk iş olarak üye sayısını arttırmaya çalışan Trabzon Türk Ocağı’nın üye sayısı hakkında herhangi bir bilgi edinememekle birlikte, Ocağa üye olmak için, Türk Ocakları Yasasında belirtilenler dışında, neler yapılması gerektiği hakkındaki bilgiler 7 Temmuz 1925 tarihli Yeni Yol Gazetesi’nde mevcuttur. Buna göre Trabzon Türk Ocağına üye olabilmek için, teklif varakası ile birlikte azadan beş kişinin takdimi gerekmektedir. Farklı şekillerde müracaat etmiş olanların kayıtları yapılmıyordu. Üye olmak isteyenler Pazartesi ve Perşembe günleri öğleden sonra saat 5–7 arası Ocak kâtipliğine müracaat ederek teklif varakalarını alabiliyorlardı.[24]

         

         

        Trabzon Türk Ocağı Öncülüğünde Şubeler Açılması ve Sürmene Türk Ocağı’nın Kuruluşu

         

        Türk Ocakları Yasası’nda, gerek 1925 yılındaki ikinci kurultayda ve gerekse 1928 yılındaki beşinci kurultayda alınan kararlara göre, yeni bir Ocak açmak için neler yapılması gerektiği on dokuzuncu maddede belirtilmiştir. [25] Trabzon Türk Ocağı da Türk Ocakları Yasasına uygun olarak Of, Sürmene, Maçka, Akçaabat ve Vakfıkebir ilçelerinde de Türk Ocağı şubeleri açılmasına öncülük etmiştir. Bunda amaç, Cumhuriyetin ilkeleri ve Türklük mefkûresi konularında halkı aydınlatmaktır.

         

        Trabzon Türk Ocağı dışında, Trabzon ve çevresinde Cumhuriyet döneminde ilk açılan Türk Ocağı, Sürmene Ocağı olmuştur. O dönemde çevresindeki kazalara göre oldukça modern bir anlayışa sahip olan Sürmene’de Türk Ocağı açılmasının nedeni, Sürmene ileri gelenleri tarafından buna ihtiyaç duyulmasıdır. Bu maksatla Trabzon Türk Ocağı reisine mektup yazılmış ve kendisinden destek istenmiş, Trabzon’daki Ocağın başkan ve ileri gelenleri Sürmene’ye davet edilmişlerdir. Reşit Bey, 20 Ağustos 1925 tarihli Yeni Yol Gazetesi’nde yayınlanan bir mülakatında, Sürmeneliler tarafından kendisine defalarca mektup gönderildiğini ve Sürmene’ye davet edildiğini belirtmiştir. Davete icabet etmesindeki maksadının; gençleri görmek, Ocak hakkında anlaşmak ve Sürmene’deki Türk Ocağı’nın kuruluşunu yapmak olduğunu söyleyen Reşit Bey, ayrıca demokrasi, inkılâplar, milliyet gibi meselelerde malumat vermek amacında olduğunu belirtmiştir.[26]

         

        Sürmene’de Türk Ocağı açılması ve Ocaklar hakkında bilgi edinilmesi ve görüş alınması için Reşit Bey Sürmene’ye davet edilmiştir. Reşit Bey, bu davet üzerine azadan Faik ve Fatih Beylerle birlikte 14 Mayıs Cuma günü, Hacı Reis Zade Zekeriya Bey’in motoruyla Sürmene’ye gitmiştir. Heyet’in Sürmene ile ilgili izlenimleri ve bu ziyaretle ilgili olarak gazetede ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Rize’den sonra Karadeniz’in sahil kasabalarından en güzeli olarak gösterilen Sürmene’de motordan çıktıktan sonra heyet, Sürmeneli gençler tarafından karşılandı. Sürmene’de gençlerin belediye bahçesinde düzenlemiş oldukları bir müsamereye de davet edilen heyet,  saat yedide başlayacak olan müsamere öncesi iki saatlik boşluğu yemek yiyerek ve sohbet ederek değerlendirmiştir. Oldukça yoğun ilginin olduğu müsamerenin ardından Trabzon Türk Ocağı Reisi Reşit Bey’in de bir konuşma yapması istenmiştir. Heyet hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra Halk Fırkası’na gidilmiştir.[27]

         

        Reşit Bey Sürmene’de tesis edilmekte olan Türk Ocağı’nın esasları ile ilgili olarak halkla ve Sürmene ileri gelenleri ile görüşmeler yaptı. Ocak yasasına göre yedi kişilik bir heyet oluşturdu. Merkeze de Sürmene Ocağı’nın teşebbüs heyetinin oluşturulduğunu ve kuruluş için emir verilmesini yazdı. 20 Ağustos tarihli Yeni Yol Gazetesi’nde yayınlanan Trabzon Türk Ocağı reisinin mülakatından anlaşıldığı üzere, Sürmenelilerin Türk Ocağı kurmak konusunda büyük bir heves duyduklarını gören ve bunun için Sürmene ileri gelenlerinin, bir an önce teşkilatın tesisi için gözlerine baktıklarını söyleyen Reşit Bey, bu Ocağın kuruluşu için çaba harcamayı adeta kendisine milli bir görev edinmiştir.[28]

         

        Sürmene gençlerinin daha kuvvetli ve mütesanit çalışabilmeleri için onların bir araya toplanabilmelerini temin edecek olan Ocağın, kuruluşuna bu şekilde destek veren Trabzon Türk Ocağı Reisi Reşit Bey, geceyi Sürmene tapu memuru Mehmet Efendi’nin konağında geçirdikten sonra ertesi gün Sürmene Türk Ocağı için tahsis edilen binayı ziyaret etti. Binayı pek müsait bulmayan Reşit Bey,  daha iyi bir bina bulunmasını gençlerden rica etti.   Daha sonra Sürmene mal müdürü Salim Efendi, heyet için bir ziyafet verdi. Heyet Sürmene Türk Ocağı heyeti, memurlar ve talebeler tarafından uğurlanarak Trabzon’a geri döndü.[29]

         

                    20 Ağustos 1925 tarihli Yeni Yol Gazetesi’nde yayınlanan Trabzon Türk Ocağı Reisi Reşit Bey’in mülakatında, kendisine son olarak Of’ta bir Türk Ocağı oluşturulup oluşturulmayacağı sorulur. Reşit Bey’in bu soruya cevabı, bir yerde Türk Ocağı teşkilatının oluşturulma nedenlerini ortaya koyması bakımından anlamlıdır:“Türk Ocakları teşkilatı yapılmaz, icat olunmaz, arzudan ve milli aşktan doğan bir ihtiyaçla meydana gelir. Of ne zaman böyle bir ihtiyacı idrak ederse elbette orada da bir Ocak teşkilatı oluşturulur.”  Reşit Bey bu sözlere ilave olarak, Of’un ileri gelenlerinin de çok yakında böyle bir ihtiyaç duyacaklarını ve burada da bir Türk Ocağı teşkilatı oluşturulacağını belirtmiştir.[30]

         

        Of ve Akçaabat Ocakları’nın ne zaman oluşturuldukları ile ilgili kesin bir tarih verememekle birlikte, bu Ocakların yönetim kademeleri ile ilgili olarak elimizde, 1928 yılına ait Türk Yurdu’nun “Aylık Ocak Haberleri” bölümünde yer alan Ocak derneklerinin yönetim kademelerinin verildiği bilgiler mevcuttur. Buna göre Akçaabat ve Sürmene Türk Ocaklarının 1928 yılındaki yönetim kademeleri şu şekildedir: [31]

         

        Akçaabat Türk Ocağı Yönetim Kademesi (1928):Avukat Fahri Bey (Akçaabat Türk Ocağı Reisi), Tüccar Baki Tonguç (Kâtip), Tüccar Fasih Bey( Murahhas), Tüccar Vehbi Bey( Muhasip),Baytar Müdürü Adil Bey( Veznedar),Sıtma Mücadele Reisi Ekrem Tok(Aza), Nahid Cemal Bey(Aza)[32]

         

        Sürmene Türk Ocağı Yönetim Kademesi (1928):Dursun Çakıroğlu( Sürmene Türk Ocağı Reisi), Kulaçoğlu Muallim Hasan(Kâtip), Hacı Beyoğlu Ali(Murahhas), Kıroğlu Ali ( Muhasip), Emir Ahmedoğlu Dursun(Veznedar), Öksüzoğlu Kazım(Aza), Kıbrıslıoğlu Feyzi Bey (Aza)[33]

         

        Akçaabat, Of ve Sürmene Ocaklarının, verimli çalışabilmeleri için gerekli olan bütçeleri oldukça düşüktü. Nitekim Of Ocağı en düşük bütçeli Ocaklar içerisinde gösterilmektedir. Ayrıca bu Ocakların gayrimenkulleri de yoktur. Nitekim Cumhuriyet Halk Fırkası Vilayet İdare Heyeti Reisliğince, 11.1.1932 tarihinde C.H.F. Kâtibi Umumiliği’nin 28.12.1931 tarih ve 3994.3995.3997.3998 numaralı tebligatına cevap olarak, Trabzon Türk Ocağı’nın borç ve alacakları ile ilgili verilen bilgilerde; Sürmene, Of, Akçaabat Ocaklarının devredilmiş mevcut paraları, gayrimenkulleri, alacakları olmadığı gibi aynı Ocakların mevcut borçlarının da bulunmadığı, belirtilmiştir. Devamında da bu Ocakların “ismi olup cismi yok kabilinden oldukları ve herhangi bir dairenin bir odasına sığınmış bir vaziyette çalışmalarını yaptıkları belirtilmiştir.[34]

         

         

         

        Sonuç

         

        Türk Ocağı’nın Trabzon şubesi, 1925–1931 arası dönemde Trabzon merkezi ve çevresinde aydınlarının öncülüğünde yapmış olduğu faaliyetleri, girişimleri ve çalışmaları ile henüz yeni doğmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Doğu Karadeniz bölgesinin bir bölümünde çağdaşlaşma yolunda önemli adımlar attırmıştır.  Trabzon Türk Ocağı’nın 1925–1931 tarihleri arasındaki döneminde özellikle yönetim kademesinde görev yapan isimler, bölgenin ileri gelen aydınlarından oluşmuşlardır. Trabzon Türk Ocağı’nın başkanlığını yapmış olan, Mustafa Reşit Tarakçıoğlu ve Hamamizade İhsan Bey’in isimleri, amfi, konferans salonu ve kültür merkezlerine, Trabzon Türk Ocağı’nda görev yapan ve önemli faaliyetlerde bulunan Doktor İbrahim Okman Bey’in de adı,  1962 yılında Trabzon’da Kavakmeydanı’nda bir caddeye verilerek yaşatılmışlardır. Bu bağlamda 1925–1931 arası Trabzon Türk Ocağı’nın önde gelen isimleri hem dönemlerinde yaptıkları Trabzon ve bölgesine yararlı faaliyetleri ile hem de önemli merkezlere verilen isimleri ile günümüze de ışık tutmaktadırlar.

         

         

         


        


        

        [1] Mustafa Reşit Tarakçıoğlu, Trabzon’un Yakın Tarihi, Trabzon 1986,  s.11.


        

        [2] Mustafa Reşit Tarakçıoğlu, 1924 Tarihinde Trabzon Türk Ocağı’nı açtı ve 1926 tarihine kadar başkanlığını yaptı. 1925, 1926 tarihleri arasında Ankara’da toplanan Türk Ocakları Kurultayında Trabzon’dan murahhas olarak iştirak etti.  15 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’u ziyaret eden Mustafa Kemal, gördüğü başarılardan dolayı memnuniyetini dile getirerek, Mustafa Reşit Tarakçıoğlu ve talim heyetine teşekkür etmiştir.


        

        [3] Tarakçıoğlu, a.g.e, s.11.


        

        [4] Çapa, a.g.e., s. 99.


        

        [5] Yeni Yol Gazetesi,9 Mart 1926, Numara: 362–462.


        

        [6] Dâr-ül Bedâyi (konservatuar)’nin musiki ile ilgili olan bir şubesidir. Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat, Yeniden Düzenlenmiş ve Genişletilmiş,18.baskı, Ankara 2001, s.167.


        

        [7] Sabahattin Özel, Milli Mücadelede Trabzon, Ankara 1991, s. 93.


        

        [8] TBMM Kültür Sanat Ve Yayın Kurulu,  Yerel Kongreler Kars-Ardahan-Oltu-Trabzon, Ankara 1993, s.115.


        

        [9]   Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun C.H.P. Genel Sekreterliğine Verdiği Mebusluk Talepnamesi için bkz.

            BCA, CHP, 490,01, 235.932.3; Ek VII, Belge 13.


        

        [10] “Şuun”, Türk Yurdu, Yeni Seri, (Ocak 1925), C. 8/15–1, Sayı: 165–4, Ankara 2001, s.165.


        

        [11] Yeni Yol Gazetesi,17 Nisan 1925, Numara:13–212; Yeni Yol Gazetesi, 28 Nisan 1925, Numara: 119–219;         Yeni Yol Gazetesi: 7 Mayıs 1925, Numara:123–273; Yeni Yol Gazetesi,  19 Mayıs 1925, Numara:133–232.


        

        [12] Yeni Yol Gazetesi, 14 Mayıs 1925, Numara 128–228; Yeni Yol Gazetesi, 20 Mayıs 1925, Numara:132-

            232.


        

        [13] Yeni Yol Gazetesi, 20 Mayıs 1925, Numara:135–235.


        

        [14], “Trabzon Türk Ocağı’nın Harsi Faaliyetleri”, Türk Yurdu, Yeni Seri, (Eylül 1926),  C:11/18–4, Sayı: 21/182, Ankara 2001, s.143–144.


        

        [15] Yeni Yol Gazetesi, 15 Mart 1926, Numara: 366–466.


        

        [16] Metin Akkuş, “Divan Şiirinin İletişimde Yüklendiği Görev Açısından Hamamizade İhsan’ın Tarih Manzumeleri”, Trabzon Ve Çevresi Uluslar arası Tarih-Dil-Edebiyat Sempozyumu, Cilt: II, 3–5 Mayıs 2001, s.264.


        

        [17] 1300 (1884) tarihinde Erzurum’da doğdu.  Dâhiliye doktorudur. Doğu Bayezit karantina hekimliği, Pasinler Belediye doktorluğu, Erzurum Belediye ve Polis doktorluğu vb. pek çok görevde bulundu. Trabzon Türk Ocağı kâtip ve reisliğinde fahriyen çalıştı. Trabzon’da 10 yıldan fazla Kızılay Cemiyeti İdare Heyeti’nde ve Reisliğinde çalıştı. İzmir, Çorum gibi çeşitli vilayetlerde ve İskilip, Osmancık, Alaca gibi kazalarda çeşitli hizmetlerde bulundu. 


        

        [18] Edip Resuloğlu’nun, Mebusluk Talepnamesi için bkz., BCA, CHP, 490.01, 235.932.3;Ek VII, Belge 14.


        

        [19] 1919 Yılı başlarında devlet doktoru olan İbrahim Bey, aynı zamanda İlk ve Ortaokullarla, Öğretmen Okulu öğrencilerinin de doktoruydu. Köylere cinayet keşiflerine gider, hastalara yardıma koşardı. Bu hizmetlerden ücret talep etmeyen İbrahim Bey, daha sonraları Öğretmenler Birliği Derneğinde ve Türk Ocağı’nda haftanın bir günü bedava hasta muayene ederdi. Öğretmenler ve Türk Ocaklılar ile birlikte köyleri gezer, halkın sağlığı için ücretsiz çalışırdı. Daha sonraları muayenehane açtığı biliniyor. 14 Aralık 1962’de vefat eden İbrahim Okman Bey’in adı, Mustafa Reşit Bey’in serzenişi sonrası, Trabzon’da Kavakmeydanı’ndaki bir caddeye verilmiştir.[19]


        

        [20] “Ocak İdare Heyetleri”, Türk Yurdu, Yeni Seri, ( Mayıs 1928), C.21-7, Sayı: 199-38,, Ankara 2001, s.292.


        

        [21] Bu kayıtın bazı mıntıkalarda merkez kararı ile kaldırılabileceği belirtilmiştir.


        

        [22]Yeni Yol Gazetesi, 31 Mayıs 1925, Numara: 139–239;  “ 1928 Kurultayında Tadilen Kabul Edilen Türk Ocakları Yasası”, Türk Yurdu, Yeni Seri, Nisan 1928, C: 21/7, Sayı: 198/37, Ankara 2001, s.239.


        

        [23] Türk Ocağına girmek isteyen 8. madde de belirtilen şartlara haiz olacak, Ocağa girmek istediğini hüviyetini, ev ve iş adresini yazıyla bildirecek, bu müracaat tetkik edilecek ve tetkike görevli olan memur en geç iki ay içerisinde cevap verecek, ilk tetkik neticesi talibin aleyhinde çıkmazsa nispeten kıdemli iki Ocaklı tarafından namzet olarak teklif ve takdim olunabilirdi. İdare heyeti azaları namzet teklif edemezlerdi, teklif kağıdı bir ay süreyle Ocakta askıda bulunur eğer bir itiraz gelmezse, talibin üyeliği idare heyetinde müzakere edilerek kabul veya reddine karar verilir. Eğer kabul edilirse bu karar bir hafta süre içerisinde talibe bildirilir. Fakat bu sefer de azalığa kabul için umumi reye müracaat edilir. Gizli olarak yapılan bu oylamada, her namzet hakkında mukayyet azanın beşte birinin rey vermiş olması lazımdır. Oylamaya katılanlar 21 kişiden az olamaz. Mukayyet azanın beşte biri 45’i geçse de 45 azanın oy vermiş olması yeterlidir. Namzet, aza olabilmek için sandıktan çıkan oyların en az üçte ikisi lehinde olmalıdır. Aksi halde azalığa kabul edilmez. Ayrıca Türk olmadıkları halde Türklüğe herhangi bir surette hizmet etmiş bulunanlara, Merkez Heyeti’nin teklifi üzerine kurultay kararıyla fahri aza unvanı verilebilir (Madde 12). Her fahri aza Ocaklılara ait ilim ve sanat heyetlerine katılabilir (Madde 13). Her namzet, azalığı kabul olunduğu zaman, bir defaya mahsus olmak üzere en az dört lira kayıt ücreti ve yılda en az dört lira vermekle yükümlüdür. Talebe ve mali durumu düşük olanlar için bu miktar yarıya kadar düşürülüp, senelik taahhütler dört taksite bağlanabilir (Madde 14) .  Bkz. “ 1928 Kurultayında Tadilen Kabul Edilen Türk Ocakları Yasası”, Türk Yurdu, Yeni Seri, Nisan 1928, C: 21/7, Sayı: 198/37, Ankara 2001, s.239–241; Yeni Yol Gazetesi, 31 Mayıs 1925, Numara: 139–239.


        

        [24] Yeni Yol Gazetesi, 7 Temmuz 1925, Numara:168–268.


        

        [25] Bir yerde Ocak açmak isteyen yedi kişi, müteşebbis bir heyet halinde bir yerde toplanarak, orada Ocağın faydalı bir surette yaşayabilmesi için lazım olan bütün sebep ve şartların mevcut olduğunu bildirirse, Merkez Heyeti bu teklifi dikkate alır, oraya müfettiş gönderebilir veya en yakın Ocağı görevlendirir. Orada Ocak açmanın gereği, veya bu hususta talepte bulunan kişiler hakkında yapılacak tetkikler sonucu, oluşacak kanaate göre Merkez Heyeti, bir defaya mahsus olmak üzere, 10–15 arası kişiyi aza adayı olarak seçmek üzere müteşebbis heyete yetki verir. Adları ve hüviyetleri merkez heyetine bildirilecek olan bu namzetler hakkında aynı şekilde ayrıca tetkikler yapıldıktan sonra azalıkları Merkez Heyeti’nce kabul ve tasdik olunur. “ 1928 Kurultayında Tadilen Kabul Edilen Türk Ocakları Yasası”, Türk Yurdu, Yeni Seri, (Nisan 1928), C: 21/7, Sayı: 198/37, Ankara 2001, s. 241.


        

        [26] Yeni Yol Gazetesi, 20 Ağustos 1925, Numara: 205–305.


        

        [27] Yeni Yol Gazetesi, 16 Ağustos 1925, Numara: 201–301.


        

        [28] Yeni Yol Gazetesi, 20 Ağustos 1925,Numara: 205–305.


        

        [29] Yeni Yol Gazetesi, 16 Ağustos 1925, Numara: 201–301.


        

        [30] Yeni Yol Gazetesi, 20 Ağustos 1925,Numara: 205–305.


        

        [31] “Aylık Ocak Haberleri” , Türk Yurdu, Yeni Seri, (Şubat 1928), C. 13/21-7, Sayı: 35/196,, Ankara 2001,s.124-126.


        

        [32] “Ocak Dernekleri”, Türk Yurdu, Yeni Seri, ( Şubat 1928), c.13/7–21, Sayı: 35/196, Ankara 2001, s.124.


        

        [33] Türk Yurdu, 13–21(7)/ 35, 196, s.126.


        

        [34] B.C.A., C.H.P Evrakı,11.1.1932, 490.01/ 67.254.2, s.21.


Türk Yurdu Şubat 2011
Türk Yurdu Şubat 2011
Şubat 2011 - Yıl 100 - Sayı 282

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele