Cüneyt Öztürk’ün “Kod Adı: Bozkurt” Kitabı Üzerine

Mart 2014 - Yıl 103 - Sayı 319


        

        Milletleri derinden etkileyen, sarsan tarihî ve sosyal olaylar, içinden mutlaka bir de kahraman yaratır. İşte toplumların içinde yaşanmış olan olaylar ve o olayların kahramanları, ancak onları anlatan eserler olursa varlıklarını sürdürebilirler. Bir Oğuz Kağan, Manas, Köroğlu, Seyyit Battal Gazi vb. kahramanlar, destanlarıyla yazıya geçirilmemiş olsalardı, sadece sözün uçucu kanatlarında kalsalardı bugün onların esamesi bile okunmayacaktı. Dolayısıyla onların yarattığı tarih bilincinden yoksun kalacaktık. Çünkü kahramanların destanları, aynı zamanda, zamanın ortaya koyduğu tarihin güne sunumu, geleceğin adımı, çıkış noktasıdır. Ünlü şairimiz Yahya Kemal,

         

        “Roma’nın şarkını fethettiğin andan sonra,

         

         Yüce dağlar gibidir gördüğün iş, Türk oğlu!”

         

        derken Türk’ün, asırlar boyunca yaptığı tarihe ışık tutmaya çalışmaktadır. İşte bu Türk’ün yaptığı tarih, yazdığı destan, yarattığı kahramanlardan birine de Kıbrıs toprakları sahne olmuştur.

         

        Kıbrıs Türkleri, Rumların mezalimleriyle derin çöküntüler, sarsıntılar yaşamıştır. Rumların yeraltı örgütü EOKA tarafından Türklerin katledilmeye başlamasından sonra Rumlarla mücadele etmek ve Türkleri korumak amacıyla kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı bu mücadelelerde önemli bir yere sahiptir.

        

        Tarihte her kahraman kendi alın yazısını yaşar ya, işte Kıbrıs’ta Türk’ün yarattığı destanın kahramanı da 1962-1967 yılları arasında TMT Komutanlığı, diğer adıyla “bayraktarlık” yapmış olan “Bozkurt” lakaplı Yarbay Kenan Çoygun’dur. Turgut Özakman onu şu sözlerle anlatır: “Orta boylu, kumral, çevik, enerjik, akıllı, disiplinli bir askerdi. Gelir gelmez çevresini etkiledi. Bütün birikmiş kırgınlıkları tatlıya bağladı. Mücahitlere ve komutanlarına yeni bir şevk verdi. Eğitim çalışmalarını hızlandırdı. Ortalıkta pek az göründü. İşine yumuldu. Çok geçmeden efsaneleşecekti.” Özakman’ın da söylediği gibi bu mukavemetçi subay efsanevi bir kahraman oldu ancak o, “Kod Adı: Bozkurt”1 adlı romanda yer buluncaya kadar sadece tanıyanların bilgisiyle sınırlı bir kahramandı.

         

        Yine Servet Avcı’nın dediği gibi; “Cüneyt Öztürk olmasaydı, bu büyük mücadele adamı, google’a yazdığınızda ismi pek çıkmayan, ama hayatını memleketin ve milletin istikbaline adamış, bundan hiçbir karşılık beklememiş büyük bir ‘tarih imalatçısı’ belki de yok olup gidecekti…”

         

        TMT’nin efsanevi “Bayraktar”ı Kenan Çoygun’un Kıbrıs’ta gizli kalmış kahramanlıklarına perde aralayan bir kitap olarak çıkıyor karşımıza, Cüneyt Öztürk’ün yazdığı “Kod Adı: Bozkurt” adlı belge romanı.

         

        Roman, biyografik bir eser olmasına rağmen kuru bir tarih bilgisi ve kronolojik bir hayat hikâyesi değil, yazarının, tarihi ve ruhu yoğurarak şekillendirdiği, gönle ve bilince doğrudan hitap eden bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Kenan Çoygun, onun sayesinde isimsiz bir kahraman olmaktan çıkıp hem gerçek adıyla hem de kod adı olan “Bozkurt” namıyla “unutulmaz”lar arasında yerini alıyor.

         

        Nasıl unutulabilir ki? Adeta destanımsı bir mücadelenin, ateş çemberi içinden geçip gelen bir hayat hikâyesinin gazete sayfalarında kendi ağzından telif ücreti karşılığında sıradan bir “anılar”a dönüşmesine; “Evlat, bir teşkilatın komutanı konuşmaz. Bizim yaptığımız bir hizmetti. Gök kubbede hoş bir seda bırakmak adına yaptığım işleri, bugün pazarlayamam. Mukavemetçi sırlarıyla ölür. Ben bu sırlardan, şan, şöhret, para çıkarmaya çalışamam. Ben, beni anlatmayı tarihe bıraktım evlat.” diyerek müsaade etmeyen, yüksek ahlaki değerlere sahip bir karakteri, bir kahramanı tanıtıyor bize bu eser. 

         

        Bu eseri oğluna, oğlunun nezdinde tüm genç nesle ithaf ederek edebiyat dünyamıza kazandıran Cüneyt Öztürk’ü takdir etmemek mümkün değil. Böyle bir hizmet için teşekkür etmek de boynumuzun borcudur. 

         

        Onun, oğluna seslenişini bir röportajında belirttiği gibi buraya aktarmamız kitabın anlamını ve değerini daha iyi özetleyecektir, eminiz.

         

        “Sevgili oğlum,

         

        Kitabımı sana ithaf ettim.

         

        Sana ve senin nesline…

         

        Bütün kahramanlık stoklarımızı Cumhuriyet’ten önce kullandık sanmayasınız diye…

         

        Kendinize bir örnek şahsiyet ararken bula bula fosforlu kedigözleriyle masallar anlatanlara kanmayın diye…

         

        Yükünüzün ağırlığını biliyorum ama gözünüzde büyümesin istedim. Belki biraz da adını Mehmet İlteriş koyarak ben sardım sırtına bu yükü, o yüzden sana güç versin istedim KOD ADI BOZKURT.”

         


Türk Yurdu Mart 2014
Türk Yurdu Mart 2014
Mart 2014 - Yıl 103 - Sayı 319

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele