Asker Ve Tüccar Nablus 1918

Mart 2014 - Yıl 103 - Sayı 319

        Osmanlı İmparatorluğu yıkılışı ve neredeyse her cephede binlerce şehit vererek çekilmesi başlamış, imparatorluğun sınırları değil Anadolu bile bu kayba dâhil olma ihtimalinin korkusu ve endişesi ile sıkıntıya düşmüştür. Bu yıkımın sonu ve yeni Türk Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı yer olarak Nablus 1918’i kabul ettiğini belirterek başlar, romanına yazar.

         

        Olayların mekânı hâlâ kan gölü olan bugünkü Suriye, Irak, Filistin topraklarıdır. İngilizlere esir düşmüş olan Çerkez asıllı Osmanlı zabiti Mehmet’in hikâyesidir roman. Soma’dan başladığı hayatına yalnızca asker olarak devam etmiş, İngilizlerle çarpışırken yaralanmış, bir sahra hastanesinde tedavi olmuş ve İngiliz esiri olarak kapatıldığı hapishaneden iki arkadaşı ile Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları tarafından kaçırılmaları sağlanmıştır. Neden kendisinin bu kaçırılışta yer aldığını, neden Mustafa Kemal Paşa tarafından önem verildiğini sorgular önce kendi kendine. Yakaladığı ipuçları ile devam eder hikâyesine. Babasının arkadaşı olan Paşa’nın, kendisine verdiği gizli görev ile Filistin’de bu sefer tüccar kimliği ile dolaşmaya başlar.

        

        Hikâyenin asıl konusu ise, Zabit Mehmet’in bacağından ağır bir şekilde vurulmadan önce başından vurarak öldürdüğü İngiliz askerini hatırlaması, onun kendi çocukluk arkadaşı Nesren olduğunu anlaması, Nesren’in neden İngilizlere katıldığını ve Filistin’de ne aradığını araştırmaya başlaması ile devam eder kitaptaki sürükleyici macera.

         

        Kitapta bir mesaj var mıdır? Eskilerin “sebeb-i telif” diye tanımladıkları kitabı yazma amacı nedir yazarın? Öncelikle edebiyat, yazma, bilgi verme merak ve isteği. Bir tıp profesörü olan yazar, akademisyenliğin, öğretme, anlatma, araştırma isteğinin verdiği özelliği burada da hissettirmiş. Ve kitapta Kafkasya’da Ruslarla yapılan savaşlardan sonra yorgun ve yurtsuz kalan Çerkezlerin hayatlarının sürgünlerle geçmesinin nedenlerini, neden hep savaş, kan, gözyaşı ve yeni sürgünler olma ihtimali olan topraklarda iskân edilmelerinin sorgulamasını da yapıyor önce babasının ağzından, sonra kendi düşüncelerinden; Zabit Mehmet’in kimliği altında.

         

        Günümüzde Orta Doğu’da yaşayan Çerkez nüfusunun varlığı, hatta Ürdün Kraliyet sarayı ve ailesinin tüm korumalarının Çerkez birlikleri tarafından yapıldığı, geleneklerini de yaşattıkları bilinen bir durum.

         

        Sürgün sadece Çerkezlerin kaderi değil oysa. Her savaşta sürgün ile yerinden yurdundan olanlar ya Müslümanlardır ya Türkler veya Türklerin kucak açtığı, koruduğu, himayesine aldığı, kader birliği yaptığı insan toplulukları. Konu ne Çerkez, Adige, Boşnaklardır ne Tatar, Türkmenler. Konu Batı veya Rus ya da Çin’in hâkimiyet, sömürme duygu ve isteğinin sonucu olan bir çiledir oysa. Ve belki de bizlerin hatalı idare ve bölünmelerimiz…

         

        Okunması zevkli, sürükleyici, yazım dili rahat bir kitap. Kapak kompozisyonu oldukça güzel.

         

        Eleştiriler

        1-İmla hataları oldukça çok. Düşük cümleler, yarım kalmış cümleler de. Birçok yerde aynı cümle içinde aynı kelimenin tekrarı yapılmış. Bunlar edebi açıdan kitabın dilinde okuyucunun dikkatini çekiyor.

         

        2- Beşinci bölümde Zabit Mehmet’in babasının anlattığı olayların yazıldığı bölümde edebi açıdan çok sayıda dil hatası, kelime fazlası, aynı anlama gelen ve tekrar edilmiş cümle, kelime var. Yarım kalmış cümleler, paragraf içinde kopukluklar, düşünce ve konuşma bölümlerinin birbirine geçtiği yerler de. Bu bölümün yeniden gözden geçirilerek anlatımın düzenlenmesi gerek.

         

        3- Kitabın sonu çok hızlı bitmiş, yarım kalmış intibaını veriyor. Bu bitişin yeniden yazılması gerektiği düşüncesindeyim.

         

        4- Kitapta merak unsuru olarak “Mustafa Kemal Paşa’nın bu zabite olan özel ilgi ve görevlendirmesinin sebebi” açıklanmadan bırakılmış. Eğer kitap bir “nehir kitap” olarak devam edecekse bu durumun açıklaması kitabın önsözünde belirtilmeli ve okuyucu yeni kitabı bekleme, arama isteği duymalı. Yarım, eksik bırakılmış bir roman gözüyle bakmamalı.

         

        Yazarın yeni kitaplarını, bu kitabın devamını merakla bekliyor ve başarılar diliyorum.

         


Türk Yurdu Mart 2014
Türk Yurdu Mart 2014
Mart 2014 - Yıl 103 - Sayı 319

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele