Turan Yazgan Hocanın Ardından

Aralık 2012 - Yıl 101 - Sayı 304

        Turan Yazgan Hocamız, Türk birliği mücadelesi ve bilimsel araştırma dolu bir yaşamdan sonra Hakk’a yürüdü. Turan Yazgan Hoca’nın rahmetli Nihal Atsız gibi dost ve düşman herkesin saygısını kazanmasına neden olan yaşamı ve mücadelesi, yaşayan ve gelecek Türk milliyetçisi aydınlara örnek gösterilebilecektir. Turan Hoca bir kurum-kişi niteliği ile özellikle 1975 sonrasında Türk milliyetçiliği ve Türk dünyasının birliği ülküsüne damgasını vurmuş ve daha da güzeli, daha yaşarken damgasını vurduğu anlaşılmış bir bilim ve mücadele adamıdır.

         

        Turan Yazgan Hoca, ülkücü bir bilim adamının nasıl bir mücadele adamı olduğunu, olabileceğini göstermiştir. Üniversitedeki odası ile ders verdiği amfi arasında yaşamını geçirmeyi tercih eden akademisyen tipinden çok farklı olarak Turan Hoca, yazdıklarını gerçekleştirmek için sahada çalışan bir bilim adamı olmuştur. Onun sahası Türk dünyasıdır. Yazgan Hoca, bir ülkücü akademisyenin arkasında devlet veya parti desteği olmadan nasıl Türkiye’yi aşan ve Türk dünyasının en uç noktasına ulaşan bir projeyi gerçekleştirebileceğini ortaya koymuştur. Turan Hoca’nın yapmış olduğu çalışmaların çok önemli bir bölümünün sonuçları, faydaları, ancak gelecek 10 yıllarda anlaşılacak veya ortaya çıkacaktır. Çünkü Yazgan Hoca, günlük siyaset dışında kalırken, gelecek 10 yıllara sanki yarınmış gibi büyük bir heyecan ile sarıldığı projeleri gerçekleştirmiştir.

         

        Yazgan Hoca, sadece akademik anlamda bir Türk milliyetçiliği mücadelesi vermekle kalmamış, onun ötesine geçerek, Türk milliyetçiliği ve Türk dünyasının birliği için büyük bir mücadeleyi sahada, Türk dünyasında yürütmüştür. Sadece Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi’nin çıkması dahi bir üniversite boyutunda bir hizmeti temsil etmektedir. Türk dünyası ile ilgili yüzlerce bilimsel makaleyi bir araya getiren bu dev bilimsel anıt eserin Türk milliyetçisi aydınlar tarafından dahi yeterince tanındığını, bilindiğini ne yazık ki söylemek mümkün değildir. Bu da Türklüğe ve Türk tarihine karşı görevini yapan Yazgan Hoca’nın değil, yapmayan Türk milliyetçisi aydınların bir ayıbıdır.

         

        Turan Yazgan’ın Türk dünyasında açtığı üniversiteler ve liseler de bir kurum-kişinin yarattığı mucizelerdir. Bir kişinin sadece kırılmaz bir irade ile bütün yokluklara rağmen bu sonucu almasının önünde sadece saygı ile eğilmek gerekir.

         

        Turan Hoca yaptıklarının hiç birisini yapmasa idi, daha rahat, daha zengin, bir yaşamı olurdu. Üstelik yaptıklarını da kimsenin zorlaması ile değil aksine çıkarılan birçok engele rağmen gerçekleştirdi. Neden? Çünkü Turan Yazgan, Türk Birliği’nin bir gün kurulacağına iman ediyordu. Eğer Turan Yazgan’ın yaşamı ve mücadelesi genç Türk milliyetçisi bilim adamlarına örnek olur ise Türk Birliği’ni 21. yüzyıl içinde görürüz.    

         

        Bu noktadan sonra yaşayan Türk milliyetçilerine düşen Turan Yazgan Hoca’nın ismini kurumsallaştırarak genç nesillere aktaracak oluşumları gerçekleştirmektir. Bu amaçla 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü de iki adım atacaktır. Turan Yazgan’ın Türk dünyası konusunda oluşturduğu bilimsel literatüre duyduğumuz saygının bir neticesi olarak, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından oluşturulan Türk dünyası kütüphane ve dokümantasyon merkezinin adının “Turan Yazgan Türk Dünyası Kütüphane ve Dokümantasyon Merkezi” olmasını Yönetim Kurulumuzun ilk toplantısında karara bağlayacağız. Yine aynı toplantı da 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nün her sene bir genç araştırmacıya “Turan Yazgan Türk Dünyasına Hizmet Ödülü” vermesi için karar alacağız.

         


Türk Yurdu Aralık  2012
Türk Yurdu Aralık 2012
Aralık 2012 - Yıl 101 - Sayı 304

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele