Belediye Kanunu’nun Kent Hakkı Perspektifinde Değerlendirilmesi

Mart 2014 - Yıl 103 - Sayı 319

        Kent, toplumsal, siyasal, yönetsel ekonomik alanın tüm vatandaşlar için var olduğu yaşam alanıdır (Akkoyunlu, 2007: 23). Tarihin her döneminde kentler toplumsal değişimin merkezi olma niteliğini korumuştur. Kentler sadece toplumdaki geniş çaplı değişimlerin başlatıcısı olmakla kalmamış, toplumdaki değişimlerle birlikte kendi iç yapıları da değişime uğramıştır kısacası tarih boyunca kültür ve uygarlıkların doğduğu, geliştiği yerleşim yerleri olmalarının yanı sıra, uygarlıkları etkilemeleri konumuyla yerleşim mekânlarından öte vasıflar taşıyan merkezler haline gelmişlerdir.

         

        Ancak tarihin hiçbir döneminde kentler, 20. yüzyılın son çeyreğinde olduğu ölçüde büyük çaplı bir değişim yaşamamış (Işık, 1999: 163), insanlık tarihinde bir dönüm noktası olan ulaşım ve iletişimdeki teknolojik gelişmeler, uygarlığın en önemli öğelerinden olan kentlerin rolünü ve önemini artırmıştır (Wirth, 2002: 81). Bu dönemde kentler arası rekabet hızlanırken, kentlere yeni ekonomik, politik ve kültürel roller yüklenmiştir (Short ve Kim,1999:9). Bu değişim, kent içi mekân organizasyonunda önemli değişikliklere sebep olmuş, emek pazarının yapısı, kentsel faaliyetlerin biçimi ve dağılımı hızla değişmiştir (Brugmann, 2009: 5). Bu değişime paralel olarak kent yönetimi anlayışı da değişmiş, demokrasi, kent yönetiminin aktörü olan yerel yönetimlere kaymıştır (Short vd, 2000: 322).

         

        Bu anlayış değişikliği sonucunda artık kent yönetimine katılım, kentin sorunlarına eğilme ve çözüm bulma, gündelik hayatın sorunları üzerine düşünme ve kentsel yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik çözüm önerileri daha çok gündem işgal etmeye başlamıştır. Kentsel krizlerin çözümünde ve kentsel yaşam kalitesinin artırılmasında; kentteki varlığını sorgulayan, yaşadığı çevreyi gözlemleyen, onun biçimlendirilmesi sürecine çeşitli biçimlerde katkı sunan ve katılım olanaklarını gerçekçi biçimde kullanan, kentte yaşamaktan kaynaklanan hakları ve sorumluluklarını bilen, kentte yaşadığı sorunlar karşısında kamuoyu yaratmaya çalışan kısacası kentli haklarını ve bu haklarını kullanma araçlarını bilen bilinçli kentlilerin büyük rol oynadığı/oynayacağı bilinmektedir. Bu bağlamda Kentsel krizlerin çözümünde ve kentsel yaşam kalitesinin artırılmasında anahtar rolünü oynayan; Kent hakkı; ilk kez Henry Lefebvre tarafından 1968 yılında “Kent Hakkı” adıyla yayımlanan eserinde kullanılmış, daha sonra yayımlamış olduğu “Kentsel Devrim (1970)” ve “Mekânın Üretimi (1974)” adlı eserlerinde geliştirilmiş bir kavramdır( Baysal, 2011:364).

        

        Kent hakkının kapsamı, Avrupa Kentsel Şart-I ile birlikte, ilk defa ve somut biçimde ortaya konulmuş, Leipzig Şartı ve Kentsel Şart-II ile de geliştirilmiştir. Dolayısıyla, Kentsel Şart-I’de, daha çok geri kalmış kentsel alanların kalitesini yükseltmeyi amaçlayan Leipzig Şartı ve her iki şartın birikimi olarak ortaya çıkan Kentsel Şart-II’de yer alan ilkeler, kent hakkının kapsamı hakkında en doğru ve yeterli bilgiyi içermektedir.

         

        1992 tarihli Kentsel Şart-I, 20 maddelik haklar bildirisi ve 13 maddelik şart ve buna yönelik ilkelerden oluşmaktadır. Şart’ta yer alan haklar tek tek tanımlanmakla birlikte kent hakkı için genel bir tanım söz konusu değildir. Şart’ta yer alan haklar, esasen üç kuşak insan haklarında yer alan hakların kent bağlamında yeniden yorumlanmasıdır (Tekeli, 1995: 25).

         

        İnsan haklarının, günümüzün gereklilikleri karşısında gelişerek ortaya çıkmış bir biçimi olan Kent hakkı, kentlilerin ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal haklarını kentsel mekânda kullanabilmesi, kent yaşamının gerektirdiği şart ve imkânların kentlilere sağlanması olarak tanımlanabilir (Mutlu ve Yücel, 2013:143). Kapsamındaki hak ve olanaklar bağlamında kent hakkı, doğal olarak kentlilerin “talep etme” hakkını içermekte ve tüm bu boyutları nedeniyle ayrı bir değer taşımaktadır (Harvey, 2008). Kent hakkı, hem kente hem de kentlilere/kentsel yaşama yönelik olduğu için genel, soyut ve evrensel nitelikli diğer insan haklarından farklı olarak, yerel ve somut nitelikler taşımaktadır.

         

        Kent hakkı, bireylerin kişiliklerini çok yönlü geliştirebilmeleri yanında toplum olarak bir arada yaşamanın gerektirdiği barınma, üretme, dinlenme, kültürel ve sosyal faaliyetler yapma ihtiyaçlarının sonucunda doğmuştur (Karasu,2009:9). Kent hakkının karakteristiğinin “ortak bir hak” oluşu, bu hakların sağlıklı gerçekleşmesi ve sağlıklı işleyişi için dayanışma ve işbirliğini gerekli kılmaktadır. Bu dayanışma ve işbirliğinin hayata geçirilmesi ise demokratik ve hak arama özgürlüğüne sahip bireyler ve onları koruyabilecek hukuk kurallarına dayanmaktadır. Bu bakımdan kent hakkından söz edebilmenin temel şartı,  demokratik yönetimler ve hukuk devletinin varlığıdır.

         

        Diğer yandan kent hakkı hem kırdan kente göç edenler hem de yerleşik kentliler açısından “kentsel bütünleşme” ve “kentlilik bilinci” bağlamında önemli bir işleve sahiptir. Özellikle göç sonucu kente gelen bireylerin, kentlileşme sürecini tamamlayabilmeleri ve yerleşik kentlilerle aralarındaki farkı kapatabilmeleri için kent hakkından olabildiğince çok yararlanmaları gerekir. Kentte bireysel ve toplumsal çıkarların uyumlaştırılmasına yönelik olarak, nitelikli eğitim, sağlık ve iş güvencesi başta olmak üzere, kent hakkının tüm boyutlarıyla gerçekleştirilmesi, kentsel bütünleşme sürecini hızlandırıcı etki yapar (Dur,2009: 10).

         

        Türkiye’de, gerek kentleşme sürecinin/deneyiminin belli bir olgunluk seviyesine ulaşmış olması -buna bağlı olarak- gerekse kentte yaşayan bireylerin kentli kimliğini geçmişe göre daha fazla içselleştirmiş olması, küresel etkilere de açıklıkla birlikte, kent hakkı konusunda önemli bir potansiyel oluşmuş durumdadır. Türkiye’de farkındalık ve gerçeklik olarak tespit edilen kent hakkı kapsamında yer alan hukuki mevzuat özellikle 2000’lerden sonra- Avrupa Birliği Müktesebatına uyum çabalarının büyük etkisi bulunmaktadır- belli biçimde kendini göstermeye başlamıştır (Mutlu ve Yücel,2013:175).

         

        Kent yönetimin yasal zeminini oluşturan 5393 sayılı Belediye Kanunu kent hakkı çerçevesinde değerlendirildiğinde genellikle “katılım hakkı” odaklı düzenlemelerin olduğu görülmektedir. Katılım hakkıyla ilgili düzenlemelerin kanun maddelerinden açıkça anlaşılmasına karşın, diğer kent hakkıyla ilgili düzenlemeler açıkça ifade edilmemiştir.

         

        Genel olarak Kanun’da; mahalle yönetiminin, mahalle halkı ile belediye arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde ve sorunların belediyeye aktarılmasında önemli bir rol oynamasını sağlayabilecek, hemşeriliğe daha aktif ve katılımcı bir özellik kazandırabilecek, belediye meclislerine ve ihtisas komisyonlarına katılıma ve görüş bildirilmesine ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca belediye meclisi kararlarının uygun yollarla halka duyurulacak olması belediyenin desteği ile toplanacak kent konseylerinde herkesin görüşünü açıklama imkânını bulacağı bir platform olması ve konsey kararlarının belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirileceğinin öngörülmesi belediye yönetimine katılmanın başka bir boyutunu oluşturmaktadır. Kanun’un, kimi belediye hizmetlerinde gönüllülerin çalıştırılmasına imkân veren maddesinin de belediyelerin yurttaş taleplerine karşı daha duyarlı olmasına ve halkla belediyenin yakınlaşmasına yardımcı olabileceği düşünülmektedir (İçişleri Bakanlığı,2005:5-6).

         

        Katılım hakkı odaklı bu düzenlemelerin dışında kanunun diğer maddeleri genel olarak değerlendirildiğinde Avrupa Kentsel Şartında belirtilen bir kısım hakların da sağlanmasına yönelik düzenlemelerin olduğu görülmektedir. Bu çerçevede; kentsel şartta belirtilen konut, istihdam, çevre, kişisel bütünlük, dolaşım vb. kent hakkını içeren tüm maddelerin karşılanmasını sağlayan ve kentlilere insan onuruna yakışacak yaşayabilecekleri bir habitat sunma imkânı sağlayan (md14), kentsel şartta belirtilen güvenlik hakkı kapsamında ele alınan mümkün olduğunca suç, şiddet ve yasadışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kentin tesis edilmesinde aynı zamanda kentte sağlık, çevre, temizlik ve ulaşımla ilgili kentsel hakların sağlanmasında önemli görevler üstlenen mekanizmaları oluşturan (md51), Belediye hizmetlerinin ciddi bir biçimde aksatıldığının ve bu durumun halkın sağlık, huzur ve esenliğini hayati derecede olumsuz etkilediğini düşünen kentlilerin, İçişleri Bakanlığı’na şikâyet ederek bakanlığın konu hakkında bilgi sahibi olmasını sağlaması ve böylece yeni bir denetim ve kontrol yöntemi olarak müdahale sistemi kurmasına olanak veren (m.57), belediyelere kentsel şartta belirtilen; sağlıklı satın alınabilir, yeterli konut stoğunun ve düzenli kentleşmenin ilkelerini kapsayan konut hakkının sağlanmasında aktif görevler yükleyen (md.69,73) düzenlemelerin olduğu görülmektedir.

         

        Sonuç

        Belediye kanunu değerlendirildiğinde ülkemizde var olan kent hakkı farkındalığının etkin biçimde kentli yaşama yansıtılması konusunda uygun bir zemin olduğu söylenebilir. Ancak bu potansiyelin, henüz pratiğe aktarıldığı söylenemez. Ülkemizde kentsel krizin önemli bir boyutu, kentte yaşayanların “hak” algısı ile hak arama süreçlerinin bireysel düzlemde gerçekleşmesidir. Böyle bir yaklaşım, her şeyden önce hak, yetki ve sorumluluklar konusunda yeterli bilgi/bilince sahip olmamaktan ya da bu konudaki “yasal/yönetsel süreçlerin sonuç doğuracağına olan güvensizlikten” kaynaklanmaktadır. Kentli bireylerin kentsel yaşamın bütün alanlarıyla ilgili yasal/yönetsel düzenlemeler hakkında asgari bilgi sahibi olması ve gerektiğinde bunları kullanması önem taşımaktadır. Böyle bir donanım, hem halk hem de yöneticiler için geçerli olduğu takdirde kentsel hakların gerçekleşmesi sağlanabilecektir. Kent hakkı, kentte bulunmanın verdiği, aslında bireysel olarak da var olan hakların kent yönüyle birlikte kullanıldıkları haklardır. Dolayısıyla kent hakkının sağlanması ve kullanılabilmesi, kent bazında faaliyet gösteren, kentin konu ve sorunlarını çözmeye çalışan ve yerel siyasetin baş aktörü olan belediyelerin sorumluluğundadır.

         

        5393 sayılı Belediye Kanunu kent hakkı perspektifinde incelendiğinde bazı maddelerde doğrudan bazı maddelerde de dolaylı olarak kent hakkının elde edilmesine yönelik düzenlemelerin olduğu görülmektedir. Belediyeler, kanunda sayılan bu hizmetleri sağlamak ve kent hakkını koruyucu bir anlayışa sahip olmak zorundadırlar. Ancak her ne kadar belediyelere büyük görevler düşse de kent hakkını aktif hale getirecek, geliştirecek ve çoğaltacak olanların, kentliler olduğu unutulmamalıdır.

        * Yrd. Doç. Dr., Kırıkkale Üniversitesi

        Kaynakça

        Akkoyunlu, Kıvılcım; Sürdürülebilir Kent” Kent Ve Politika: Antik Kentten Dünya Kentine, Der: Ayşegül Mengi, Ankara, İmge Yayınevi, 2007,ss.11-26

        Baysal, Cihan.Uzunçarşılı. “Kent Hakkı”, Türkiye’de Hak Temelli Sivil Toplum Örgütleri, Ed.Ö. GÖKMEN, Odak Ofset Matbaacılık, Ankara,2011

        Brugmann, Jeb; Welcome to the Urban Revolution, New York, Bloomsbury Press, 2009

        Dur, Varol “Kent hakkı Çerçevesinde Kentleşme”, Çalışma Ortamı, Mayıs- Haziran,2009

        Harvey, David. “The Rıght To The Cıty”, New Left Review 53, September-October, http://newleftreview.org/II/53/david-harvey-the-right-to-the-city,2008, (23.04.2013).

        Işık, Oğuz; “ Küreselleşme Süreci ve Kentin Değişen Anlamları” Birikim, 1995, Sayı:68-69,ss.98-105

        Işık, Oğuz; “Kenti Düşünmek, Kent Üzerine Düşünmek”,  Toplum ve Bilim, Mayıs- Haziran 1999, Cilt: 14, Sayı: 3

        İçişleri Bakanlığı, Belediye Kanunu Tasarısı Gerekçesi, 2005.

        Karasu, Mithat Arman, Kente Karşı Suç, Savaş Yayınevi, Ankara,2009

        Mutlu, Ahmet, Yücel Batmaz, Nazlı, Türkiye’de Kent Hakkı, Orion Yayınevi, Ankara, 2013

        Short, John Rennie, Breitbach, Carrie, Buckman, Steven, Essex, Jamey; “From World Cities to Gateway Cities: Extendind the boundiries of Globalization Theory”, Cıty, Vol: 4, No: 3, 2000, ss.317-340

        Short, John, Kim, Yeong, Hyun; Globalization and the City, Longman, 1999

        Tekeli, İlhan, “Kentsel Haklar”, Der. M. Tunçay, Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Yayınları, İstanbul,1995

        Wirth, Louis; “Bir Yaşam Biçimi Olarak Kentlileşme”, Der: Duru Bülent, Alkan Ayten, 20. Yüzyıl Kenti, Ankara, İmge Yayınevi, 2002,ss.77-106

         


Türk Yurdu Mart 2014
Türk Yurdu Mart 2014
Mart 2014 - Yıl 103 - Sayı 319

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele