Âşık Tarzı Destan GeleneğindeYeni Bir Dal: Sözlük Destanlar

Haziran 2012 - Yıl 101 - Sayı 298

             Türk halk edebiyatının âşık tarzı destanları üzerinde çalışan bilim adamları, bu tür destanları konularına göre sınıflandırırken bundan böyle, bir destan dalını daha dikkate almak zorunda kalacaklar. “Sözlük Destanlar”ı sınıflandırmalarına mutlaka dâhil edecekler. Bu işi ilk önce âşık tarzı destanları en derin ve geniş biçimde sınıflandıran Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu yapacaktır.[1]

         

             Cumhuriyet Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Doğan Kaya, 2010 yılında 2. baskısı yapılan Ansiklopedik Türk Halk Edebiyatı Terimleri Sözlüğü[2] adlı dev çalışmasında yeni terimleri, türleri halk edebiyatımıza kazandırmıştır. “Sözlük Destanlar” terimi de ona aittir. Kaya, önce bu destanlara “Kelimeler Destanı” terimini yakıştırmış, Kayseri’de 7-9 Ekim 2010 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Türk Dilinin ve Edebiyatının Yayılma Alanları Bilgi Şöleni’nde sunduğu “Âşık Edebiyatında Kelimeler Destanı” başlıklı bildirisiyle bilim çevrelerine ulaştığı bilgileri aktarmıştı. 2011 yılında yayımladığı Sözlük Destanlar kitabının[3] “Ön Söz”ünde açıkladığına göre,[4] kullandığı terimin muhtevaya pek uymadığını görmüş ve “sözlük destan” teriminde karar kıldığını belirtmiştir.

         

              On yıldan bu yana topladığı halk edebiyatı örnekleri içinde sözlük destanların sayısı 27’yi bulunca, konuyu bir kitap bütünlüğünde ele alıp yarattığı terimin uygunluğunu, meslektaşlarının onayına sunmaya karar vermiştir.

         

              “Sözlük Destan” terimiyle Dr. Kaya, hangi âşık tarzı destanları incelemektedir? Bu tür destanlarda âşık/halk şairi veya âşık tarzı şiir yazan çağdaş şair, halk arasında anlamı iyi bilinmeyen kelimeleri ve bu kelimelerin anlamlarını, yaygın karşılıklarını vererek şiirini oluşturur. Genellikle memleket hasreti, gurbet acısıyla söylenmişlerdir. Memlekette kullanılan dil; yiyecek, içecek, bitki, giysi, ev eşyalarının adları anılarak özlem giderilmeye çalışılır. Kaya’nın tespitine göre, bu tür destanların ilk örnekleri XX. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Çünkü bu yüzyılda köylerden şehirlere büyük göçler olmuştur. Köyünden-ilçesinden-ilinden büyük şehirlere göç eden ailelerin, eski hayatlarıyla ilgili anılarını, özlemlerini dile getirmek halk şairlerine veya âşık tarzı şiir yazan çağdaş şairlere düşmüştür. Yine Dr. Kaya’ya göre, sözlük destanların ilk örneklerini Şemsi Yastıman ve Hayati Vasfi Taşyürek vermiştir.[5] Hiç şüphesiz, sözlük destan örneği Dr. Kaya’nın kitabındakilerden çok fazladır. O, sadece belirlediklerini bir an önce değerlendirmek istemiş. Konuyu kimseye bırakmadan, Ord. Prof. Dr. M. Fuad Köprülü’nün tavsiyesine uyarak ilk önce bildirisini sunmuş, sonra da genişleterek kitabını yayımlamıştır. Bu konu, artık onundur. Kitabın yeni baskılarında, destan örneklerinin çoğaldığını hep birlikte göreceğiz.

         

               Dr. Kaya’nın kitabında hoşumuza giden bir bilgi daha var. Sivas halk kültürünün son elli yıldaki dört önemli halk bilimi araştırmacısı İbrahim Aslanoğlu, Dr. Kaya, Müjgan Üçer ve Kutlu Özen’dir desek kimse itiraz etmeyecektir. M. Sabri Koz da Sivaslı çok değerli bir halk bilimi araştırmacısıdır. Ancak, Türkiye’nin genelini kapsayan araştırmalarıyla tanınmıştır. Dr. Kaya, kitabını bir süredir rahatsız olan, evinden nadiren çıkabilen dostu Kutlu Özen’e ithaf etmiş: “Kişiliği ve eserleriyle gönüllere taht kuran Sivas’ın yetiştirdiği değerli halk bilimci Kutlu Özen’e vefa duygularıyla…” ifadesiyle.

         

              Kitapta, Ön Söz (s. 5-6) ve Destanlar Hakkında (s.7-17) başlıklı giriş yazılarından sonra sırasıyla Aslan Tektaş, Aydil Erol, Celil Çınkır, Coşkun Gündüz, Durmuş Yığman, Durmuş Yurt, Faki Edeer, Fikret Dikmen, Halil Topçu, Hamit Bölücek, Hanifi Söztutan, İmamî, Kadimî, M. Necati Güneş, Mehmet Güneş, Mustafa Ayvalı, Mustafa Coşkun Kale, Mustafa Kayalı, Necat Bayraktar, Osman Sarıyıldız, Sait Tağma, Sırrı Arpaç, Şahin Yılmaz, Şemsi Yastıman, Ünsal Kıraç, Hayati Vasfi Taşyürek ‘in şiirleri sıralanmış. Taşyürek’in iki şiiri yer almış. Kitabın sonunda, şiirlerde geçen mahallî kelime ve deyimlerin açıklamalarını içeren bir sözlük bulunuyor. Sözlükte dikkati çeken husus, her söz varlığı kullanan şairin ve yöresinin gösterilmiş olması. Dr. Kaya, bu derece ayrıntıya önem veren bir araştırmacı.

             “Sözlük destan” terimi, halk edebiyatımıza yerleşecektir. Kesinlikle eminim. Ben olsam; şairname, yaşname, elifname örneğinden hareketle lügatname veya ağızname derdim. Yeni nesillere hitap ettiği için “Sözlük Destan” terimi de güzel.

         

             “Sözlük destan” teriminin daha iyi anlaşılabilmesi için kitaptan seçtiğimiz on kadar şaire ait birer dörtlüğü örnek olarak sunuyoruz.

         

         

        Andırın Lügatçesi’nden

        Kalın yufka bazlama, tatlı şire

        Kuru incir belcene, tahıl zehre

        Kumanya azzık, hayvan yemi zuvara

        Hiç olmamış karpuza calak derler bizde

        Celil Çınkır

         

         

        Yozgatça’dan

        Patatese gumpür, havuç purçüklü

        Tencere guşene, ite küçüklü

        Başkası yataklı, bizler döşekli

        Yozgat’ta mendile yığlık diyorlar

        Coşkun Gündüz

         

         

        Derler Bizde’den

        Ameleye ırgat, yokuşa bayır

        Çok bilmişe eke, kolaya gayır

        Bıkkınlığa ateh, sevaba hayır

        Üzüm reçeline teh derler bizde

        Hayati Vasfi Taşyürek-Afşin

         

         

         

        Derler Bizde’den

        Bacaya puhari, mısıra darı

        Genç kadına taze, yaşlıya karı

        Tavuklar tünerken seçerler tarı

        Yüzdeki bene de hal derler bizde               

        Durmuş Yurt-Yıldızeli

         

         

        Şivemiz’den

        Eli bola selek, mandaya camız

        Şakaklara duluk, omuza yamız

        Pek deliye ayar, pek yavaşa uz

        Dana damlarına küm derler bizde

        Fakı Edeer-Emirdağ

         

         

        Eski Sözlerim’den

        Bayahtan, irelüün önceki zaman

        Malama harmanda savrulan saman

        Kilota paçalık, şalvara tuman

        Hani nerde benim eski sözlerim

        Halil Topçu-Zara

         

         

        Benim Sözlerim’den

        Gün çavarken seni bekler dururum

        İvediyle her gelene sorarım

        Salığını, kıbalını veririm

        Saymakla biter mi benim sözlerim

        Hamit Bölücek-Gürün

         

         

        Derler Bizde’den

        Çitin adı çeper, oğlak da gıdik

        Taya kurik derler, köpeğe gudik

        Fasulyeye lobiya, bulgura hedik

        Mantıya da hıngal derler bizde

        Hanifi Söztutan-Sarıkamış

         

         

        Bizim Burada’dan

        Yele kavara kart kıza galık

        Sofaya ara, avurda duluk

        Otlağa mera, hindiye culuk

        Deniyor hâlâ bizim burada

        Kadimî-Hekimhan

         

         

        Memleket Hasreti’nden

        Söğürmelik bir et çıkarsa satırdan

        Höşmerim, çullama gitmez hatırdan

        Kuşlukleyin hedik gelse tandırdan

        Çölmeğin içine girmek istiyom

        Şemsi Yastıman-Kırşehir

         

         

         

               Dr. Kaya’nın Sözlük Destanlar kitabının ikinci, üçüncü baskılarında her ilden örnekler bulunacağına inanıyorum. Kastamonu’yla ilgili olanları ben vereceğim.

         

               Geçirdiği açık kalp ameliyatından sonra, eski temposu birazcık düşecek olsa da Dr. Kaya yine yazmayı, kitap yayımlamayı sürdürecektir. Dilerim kalemi elinden hiç düşmesin, bilgisayar tıkları kulağından hiç eksilmesin. Soruyorum sırada neler var? 38. kitabın adı belli mi?

         

         


        


        

        [1] Çobanoğlu, Özkul (2000), Âşık Tarzı Kültür Geleneği ve Destan Türü, Ankara, s. 56-89, Akçağ Yay.


        

        [2] Kaya, Doğan (2010), Ansiklopedik Türk Halk Edebiyatı Terimleri Sözlüğü, Ankara, 838 s., Akçağ Yay.


        

        [3] Kaya, Doğan (2011), Sözlük Destanlar, Sivas, 158 s., Vilayet Yayınevi Yay.


        

        [4] Kaya, Sözlük …… , s. 5.


        

        [5] Kaya, Sözlük …… , s. 14.

         


Türk Yurdu Haziran 2012
Türk Yurdu Haziran 2012
Haziran 2012 - Yıl 101 - Sayı 298

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele