Gerçekte Tartışılması Gereken Sorun ve Eğitim

Nisan 2012 - Yıl 101 - Sayı 296

        Tarihi, inançları ve değerleri hercümerç edilmiş, süreklilikleri ve bağlantıları kopmuş toplumları bir arada tutacak sihirli formül yoktur. Toplumlar ancak değerlerini, birikimlerini, deneyimlerini sürekli kılarak varlıklarını ve birlikteliklerini sürdürebilirler.

         

        Toplumlar nesilleri arasındaki bağlarını eğitim sistemleriyle kurarlar. Nesiller arasındaki her türden kopuşun bireylerin tabi tutuldukları eğitim sisteminin başarı ya da başarısızlığı ile yakından ilişkisi vardır.

         

        Ortak yanlarını da farklılıklarını da toplumlar eğitimle kazanırlar. Eğitim toplumlara fark etme duyarlılıklarıyla, farklılıklarının farkına varma yetenekleri kazandırır.  Kendilerinin ya da başkalarının farklılıklarını fark edebilen toplumlar millet haline gelirler.

         

        Toplumların büyük çoğunluğunun meydana getirdiği ortak değerler, onların ortak paydalarını yani “kültür norm”larını oluşturur. Değerlerin gelecek nesillere aktarılması büyük ölçüde eğitim yoluyla olur. Eğitimin bir toplum için en önde gelen amacı ise her şeyden önce öz değerlerini özümsemiş şahsiyet sahibi fertler yetiştirmektir.

         

         

        Nesillere Verilecek Milli, Tarihi ve Dini Şuur!

         

        Toplumların yaşadıkları, birikimleri, travmaları ve var olma dirençleri onların milli müktesebatlarını oluşturur. Toplumların milli müktesebatlarıyla buluşmaları nesiller arası kopukluğu ve yabancılaşmayı en aza indirir. Ancak milli müktesebat sahibi nesillerin omuzları üzerinden toplumlar dünlerini ve bugünlerini geleceğe taşırlar.

         

        “Eskiyi unut, yeni yol tut / Türklüğe umut, Sen ol, çocuğum!” diyenler, farkında olarak ya da olmayarak yeni nesilleri köklerinden koparmış olurlar. Onlar  “kökü mazide olan ati” gerçeğine de aykırı davranmış olurlar.

         

        Eğitim hem milli hem de evrensel birikimleri yeni nesillere aktarma da hayati bir işlev görür.

         

        Diğer yandan nesilleri dünü ve bugününden haberdar etmek onları bilinçli,  dirençli, tutarlı ve vasıflı kılmak bir eğitim sorunudur.

         

        Toplumların tarihi, insani, dini ve milli değerlerini gelecek nesillere ulaştırmalarıyla varlıklarını sürekli kılmak amaçları arasında doğrudan bir ilişki vardır. Milletlerin nasıl bir gelecek istedikleri nasıl bir nesil istedikleriyle yakından ilişkilidir.

         

        Nesillerin dini müktesebatlarındaki eksikliklerin onların ruhsuz, merhametsiz, acımasız ve egoist davranışlar edinmesini de yaygınlaştırdığı bilinmektedir.

         

        Yeni nesiller, eskilerin sahip oldukları birikimleri edinemezlerse, hem kimlik hem de kişilik problemiyle karşı karşıya kalır. Milli değer ve tarihi şuuru taşımayan eğitim sistemleri kime hizmet ettiğini bilmeyen nesiller yetiştirir. Sağlıklı, dengeli ve güçlü bir toplum dini, milli ve tarihi bilinç sahibi bireyleri yetiştiren bir toplumdan çıkar.

         

        Tarihinden güç, inançlarından anlam, coğrafyasından imkân üretemeyen eğitim, yabancılaşmaya açık insan yetiştiren eğitim demektir. Yaşamını anlamsız, tarihini değersiz ve kendisini güçsüz hisseden bireyleri, ancak amaçsız, ilkesiz ve değersiz eğitim sistemi yetiştirir.

         

        Gerçek bu iken son zamanlarda eğitim konusunda yaşanan tartışmalar eğitimin kesintili ya da sürekliliği üzerine yoğunlaşmıştır. Eğitimin yapısı, süresi, kullanacağı teknoloji yasalara ve tartışmalara konu edilmektedir. Eğitimin en önemli öznesi olan insan, onu yetiştirecek öğretmen, eğitimde uygulanacak müfredat ve insan yetiştirme düzeni üzerinde ise durulmamaktadır.

         

         

        Milli ve Dini Olana Düşman Bir Müfredat

         

        Son yıllarda sistemli bir şekilde Türk Milli Eğitimi, milli ve dini değerlerden arındırılmıştır. Eğitim oligarkları gelecek nesillerin milli ve dini değer edinmelerini tehlikeli ve yanlış görmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı, -AB sürecinde- okul kitaplarından milli ve dini konuları ayıklama kuruluna dönüşmüştür.

         

        Eğitim sistemi milli ve dini değerleri hedef alırken kozmopolitan ve dünya yurttaşı yetiştirmeyi de kendisine amaç edinmiştir.

         

        Bu amacın doğal sonucu olarak da İslam dini ve onun yüce Peygamberi ile ilgili okulların müfredatlarında bulunan konular, 2004 yılında İlköğretim Ders Kitaplarından çıkarılmıştır.

         

        “Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesi” kapsamında aşağıdaki süreç işletilmiştir.

         

        Bu sürecin nasıl başarıldığı Tarih Vakfının internet sitesinde, Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesihakkında yapılan açıklamalar, her şeyi net bir biçimde ortaya koymuş bulunmaktadır. Tarih Vakfının açıklamalarına göre;“Tarih Vakfıkoordinatörlüğünde 15.06.2002 tarihinde başlatılan proje, TÜBA şemsiyesi altında (TÜBA’nın bilimsel desteği) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı işbirliğinde, Avrupa Komisyonu ve Açık Toplum Enstitüsü’nün mali desteğiyle 2002-2004 yılları arasında gerçekleştirildi”[1].

         

        Bu itirafta dikkat çeken önemli bir husus da bu vakıfların temsilcilerinin, yapmış oldukları iş karşılığında Soros’un Açık Toplum Enstitüsü’nden para aldıklarını gizlemeye ihtiyaç duymamış olmalarıdır.

         

        Süreç şöyle işletilmiştir; Talim Terbiye Kurulu Başkanı Ziya Selçuk başkanlığında 16 Haziran 2003 tarihinde Ankara Başkent Öğretmenevinde üç numaralı program geliştirme toplantısı yapılmıştır. Sosyal Bilgiler programının görüşüldüğü bu toplantı tutanağına göre; Ziya Selçuk’un programların felsefi alt yapısı ve temel değerlerini oluşturacak görüş ve önerilerin beklendiğini belirtmesi üzerine, toplantıya katılanlardan Prof. Dr. İlhan Tekeli:

         

        Bu toplantıda “Tarihimizde verilen üç modelin artık geride Kaldığını açıklamıştır[2].

         

        Bunlar:

         

        1.İslam Tarihi (Hz. Muhammed ve Halifeler),

         

        2.Osmanlı Yükseliş Tarihi (Fatih S. Mehmet; Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman),

         

        3.Cumhuriyet, Kemalizm’in model olamayacağını” söyler.

         

        Açıkçası bu zata göre Müslüman Türk milletinin çocukları İslam tarihini, bu bağlamda Hz. Muhammed ve halifeleri model almayacaklar. Osmanlı’nın yükseliş tarihini önemsemeyecekler ve Kurtuluş Savaşı sonucu kurulan Cumhuriyeti de model olarak benimsemeyeceklerdir!

         

        Bu cüretkâr sözleri söyleyen Prof. Dr. İlhan Tekeli, TÜBA Bilim Eğitimi Çalışma Grubu üyesi, Tarih Vakfı kurucusu, eski başkanı ve aktif üyesi ve Helsinki Yurttalar Derneği Kurucu üyesidir.

         

         

        Müfredattan Model Dışı İlan Edilenler Ayıklanıyor!

         

        Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin baş sorumlu olarak görev almış olduğu proje, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Etik Komitesi Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin öncü konumunda olduğu toplam 33 akademisyenden oluşan uzman ekibin desteğiyle yürütülmüştür. 

         

        Ders kitaplarının ve müfredatın iyileştirilmesi amacıyla yapıldığı belirtilen proje kapsamında; uzman bir ekibin hazırladığı ölçütlere göre 287 gönüllüden oluşan tarayıcı grup tarafından ilk ve ortaöğretimde okutulmakta olan 190 ders kitabı, insan hakları ve demokrasi kültürünün ana kriterleri çerçevesinde biçim, içerik ve pedagojik yöntemler açısından incelenmiştir. Bu incelemesonucunda bütün kitaplarda, insan hakları açısından dört bin (4.000) farklı sorun saptanmıştı[3].

         

        Buna müteakip, “Öğretim üyeleri, öğretmenler, ilgili sendikalar, veliler, ders kitabı yazarları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri vs. aydınların baskı gurubuoluşturarak, ders kitaplarında ya da eğitim uygulamalarındaki sorunları belirleyip kamuoyuna ve ilgili devlet kurumlarına iletileceği” belirtilmiştir.

         

        Milli Eğitim Bakanlığı’ndan aldıkları destek ve imkânlarla istediklerini elde edebilmişlerdir.  

         

        Proje kapsamında, oturum bakanlığını Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin yaptığı  “Ders kitaplarında İnsan Hakları” isimli panelin 28.12.2003 tarihinde TBMM Eski Senato salonunda yapılmasıyla proje TBMM’ye taşınmıştır. İş bununla da bitmemiştir.

         

        “Ders Kitaplarında İnsan Hakları ve Yeni Müfredat” konulu bir değerlendirme toplantısı, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı başta olmak üzere ilgili tüm tarafların temsilcilerinin katılımı ile 14 Aralık 2004 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Ulaşılan sonuçlar ve tavsiyeler Milli Eğitim Bakanlığı'na ve bütün eğitim camiasına sunulmuştur.

         

        17–18 Nisan 2004 tarihlerinde önde gelen Avrupalı ve Amerikalı uzmanların da hazır bulunduğu bir uluslararası sempozyum düzenlenmiştir.

         

        Avrupa-Türkiye ilişkilerinin yeni bir düzeye yükseldiği ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim reformu için önemli girişimlerde bulunduğu günlerde, öneriler raporu basın toplantısı ile kamuoyuna duyurulmuştur.

         

        Tarih Vakfı tarafından kamuoyuna duyurulan raporda yer verdiği tavsiyelerden bazıları:

         

         

        Ders Kitaplarında İnsan Hakları'nın Bağlamı ve İçeriğine Yönelik Tavsiyeler

         

        Tavsiye 2. Ders kitaplarında, Ahlakî, dinî, duygusal, politik, ideolojik görüşler, temenniler, telkin ve değer yargılarıyla "doğru düşüncelerin belletilmesi”ne dayanan didaktik bir eğitim anlayışından ve normatif önermelerin gerçekler (doğru) olarak aktarılmasından uzak durulmalıdır. Çeşitli türden–dinsel ya da dinsel olmayan- inançların bilgi gibi aktarılmasından kaçınılmalıdır.

         

        Din ve Ahlak dersi, dünyadaki farklı inanç sistemleri hakkında bilgi veren bir yapıya kavuşturulmalıdır.

         

        Tavsiye 8. Ders kitaplarında cinsiyet, etnik, dinsel, kültürel kimlik, dil, siyasal görüş, ya da toplumsal sınıf açısından ayrımcılık yapan ya da böyle bir ayrımcılığı çağrıştıran ifadelere yer verilmemelidir.

         

        Tavsiye 9. Ders kitaplarında sadece “biz”e ait olduğu ima edilen “milli değerler” açık ya da üstü örtülü bir biçimde “öteki” toplum ve kültürler aleyhine yüceltilmemelidir.

         

        Türkiye dışındaki ülkelerin tarihlerine, kültürlerine, başta komşu ülkeler ve Avrupa ülkeleri olmak üzere daha çok yer ayrılmalıdır.

         

        Sonuç olarak, yapmak istedikleri değişiklikleri istedikleri şekilde Millî Eğitim Bakanlığı’na kabul ettirmiş olmalarının sonucu, 1968 Programında yer verilen dinî ve millî konular 2004 programlarından çıkarılmıştır.  

         

        İlköğretim 2004 programı incelendiğinde eğitim programının felsefesinde köklü bir değişikliğe gidildiği ortaya çıkmaktadır. Sosyal Bilgiler programının giriş bölümünde dünyada yaşanan değişimi yerelleşme ve küreselleşme süreçlerinde görmenin mümkün olduğu, hazırlanan programda bu değişim ve gelişmelerle birlikte AB normları ve eğitim anlayışının dikkate alındığı belirtilmektedir (Kaynak: MEB 2005, s.43).

         

        Böylece Türk Eğitim Felsefesi, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ilk kez Türk milletinin ihtiyaçlarına göre değil, üyesi olmadığımız bir birlik olan AB’nin direktifleri doğrultusunda biçimlendirilmiştir.

         

        Dış destekli mihrakların hazmedemediği 1968 programının özelliği;

         

        “İlkokulun millî bir eğitim kurumu” olduğu belirtilen 1968 Programı’nda: “Çocukların, millî varlığın birer organı olduğu, ileride millî görevlerini başaracak, millî ülkülerini gerçekleştirebilecek birer Türk Yurttaşı olarak yetiştirilmeleri gereklidir. İlkokul, çocuklara millî kültürü aşılamak mecburiyetindedir. Bütün yurttaşlara aynı millî amaçları kazandırmak ilkokulun önemli bir görevidir. Millet, hayatı ve geleceği için gerekli gördüğü bütün değerleri ve ülküleri yurttaşlara aşılamayı her şeyden önce ilkokuldan bekler. Okulda her derse millî hedeflere ulaştıracak bir vasıta olarak bakılmalıdır.” (MEB, 1995: 23).

         

        1968 programında yer alan 2004 programıyla çıkarılan üniteler şunlardır.

         

        Sosyal Bilgiler 4. Sınıf Programında Çıkarılan Üniteler:

         

          1) Aile, Okul ve Toplum Hayatı

         

                     2) Türklerin Anayurdu ve İlk Türk Devletleri, 

         

                     3) İslamiyet’in Doğuşu ve Türklerin İslamiyet’i Kabulü 

         (İslamiyet’in Doğuşu Hz. Muhammed’in Hayatı,

                     İslamiyet’in yayılış Dört halife Dönemi,)

         

                    4) İslam Kültür Medeniyeti,

         

         5) İlk Müslüman Türk Devletleri: Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular)

         

         6) Vatan Millet.  

         

         

        Sosyal Bilgiler 5. Sınıf Programı’nda Çıkarılan Üniteler:

         

                    1) Osmanlı Devleti

         

         2) Dünyamız ve Türkiye

         

        3) Cumhuriyete Nasıl Kavuştuk?

         

         4) Kurtuluş Savaşı

         

        5) Türk Dünyasına Toplu Bakış

         

                    Aşırı taraftar ve bağnaz bir ruh haliyle hakikatleri örtbas ederek yapılan bu değişiklikleri çarpıtıp savunan tevilciler; “Eski programda 4 ve 5. Sınıflarda yer verilen konular programdan çıkarılmadı, daha üst sınıflara 6. sınıfa aktarıldı” iddiasında bulunuyorlar.  

         

                    Oysa, İlköğretim 6. Sınıf yeni Sosyal Bilgiler Programı’nda;

         

         “Işık Doğuyor” isimli 3. Ünitede yer verilen ‘Peygamberin hayatı’ konusu Mekke ve Medine’ye ait görüntüler (resimler) dâhil ders kitaplarında tek bir sayfaya sığdırılmıştır.

         

        “Türklerin İslamiyet’e Girişi” konusuna ders kitaplarında konu ile ilgili haritalar ve resimler dâhil yalnızca bir sayfada yer vermekle yetinilmiştir.

         

        Aynı ünitede “Asya’nın Kandilleri” ismi ile yer verilmiş olan bölümde yer alan Kaşgarlı Mahmut ve Gazneli Mahmut hakkındaki bilgi miktarı; her birinin ders kitabında aldığı yer o dönem haritaları ve resimler dâhil birer sayfa ile sınırlı kalmıştır.    

         

        Yine 3. Ünitede yer verilen Alparslan, Melikşah ve Nizamü’l-Mülk gibi çok önemli tarihi şahsiyetlerin her birinin ders kitabında aldıkları yer (harita ve resimler dâhil) birer sayfa ile sınırlı kalmıştır.

         

                    Geleneksel Türk Sanatları’na, sanatlara ait tanıtıcı resimler dâhil yalnızca iki sayfada yer vermekle yetinilmiştir.

            

        1968 Programı ile 2004 İlköğretim Programı karşılaştırıldığında dinî ve millî konular alanında gerçekleştirilen değişiklik; iman, izan ve vicdan sahibi bir insanı dehşette düşürebilecek boyuttadır. Çünkü bir milletin maneviyatı için hayatî derecede önemli olan bu konuları koskoca 8 yıllık İlköğretim boyunca 3-5 sayfa ile geçiştirilmiştir.

         

        Çocuklarımızın İslam’ı ve Peygamberimizi 4 ve 5. sınıflarda öğrenmesinin engellenmesi, ertelenmesinin ise izahı yoktur!  

         

        Ayrıca, “1968 Programında yer alan konular, 1998 yılında Sosyal Bilgiler Programı’nın değiştirilmesi sonucu çıkarıldı” diyebilenler olabilir. Doğrusu 1998 yılında Sosyal Bilgiler Programı’nda yapılan değişiklik; ünite konularının bir üst sınıfa aktarılmasından ibarettir. 4. sınıfta okutulan üniteler 5. Sınıfa aktarıldı; 5. Sınıfta okutulan üniteler ise 6. Sınıfa aktarıldı.

         

         

        Sonuç

         

        Hiç kimse bu ülkenin evlatlarına tarihini, milliyetini, dinini ve peygamberini öğrenmelerini engelleyemez. Kimse bu milletin evlatlarının milli ve manevi hafızasından vaz geçmesini bekleyemez. Nesillerin diniyle, peygamberiyle, tarihiyle, milliyetiyle ve kahramanlarıyla buluşmasından, yalnız bu milletin düşmanları korkar.

         

        Kur’an'ını, Peygamberini, helali, haramı bilen insanlardan hiç kimseye zarar gelmez. AB’ye uyacağız adı altında kimliğinden ve değerlerinden uzaklaştırılan garip bir anlayışla Türkiye karşı karşıyadır.

         

        Onlar gerçekte bir putu bir başka put adına yıkıyorlar. Yaptıkları da put yıkmak değil putları yenilemektir. Önemli olan ise putları değil kodları yıkmaktır.

         

         


        


        

        [1] Tarih Vakfı: http://www.tarihvakfi.org.tr.


        

        [2] Eğitimde Yansımalar: VIII. Yeni İlköğretim Programlarını Değerlendireme Sempozyumu, Sayfa 363)14-16 Kasım 2005. Kayseri.


        

        [3]Projeyle ilgili ayrıntılı bilgiye www.tarihvakfi.org.tr/dkih adresinde yer alan proje web sayfasından ulaşılabilir.

         

        OKUYUCUYA NOT:

        Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin “Gerçekte Tartışılması Gereken Sorun ve Eğitim” başlıklı yazısı alanları bakımından ilgili iki yazı kurulu üyesince okunmuş ve aşağıda belirtilen hususlara dikkat çekilmiştir.

         

        1. Yazar, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın 2004 yılından itibaren ilk öğretim ve orta öğretimde kademeli olarak gerçekleştirdiği öğretim programlarını yenileştirme çalışmalarını mesaisinin yoğunluğu nedeniyle tam takip edemediği görülmüştür.

        Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı 2004 yılında sitesinde program geliştirme çalışmalarının yapılandırmacı yaklaşım esasına göre yapılacağını ilan etmiştir. Yazarın örnek olarak gösterdiği, 4-7. sınıflar Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında kazanımlar, yapılandırmacı yaklaşım ve sarmallık esasına göre sıralanmıştır. Bu sıralamada yazarın çıkarıldığını iddia ettiği konular yeni program anlayışına göre kazanımlara uygun olarak verilmiştir. Yeni program anlayışı eski hedef-davranışçı anlayıştan farklı olarak ders kitapları yazarlarını kazanımları gerçekleştirmede serbest bırakmıştır. Eski programdan farklı olarak yeni program etkinlik merkezli eğitimi öngörmektedir. Yazar doğrudan,  öğretim programları incelemeden bazı kaynaklara dayanarak yazısını oluşturmuştur. 1968 programı ile ilgili verdiği bilgiler doğru değildir. Programlar kabul edilirken ilgili kurul kararlarında “denenmek ve geliştirilmek şartıyla” kaydı bulunmaktadır. Yazar doğrudan ana kaynaklara ve alan eğitim uzmanlarına başvurmadığı için başta Sosyal Bilgiler olmak üzere Türkçe, Matematik, Hayat Bilgisi, Fen ve Teknoloji dersleri öğretim programlarının kabul edildikleri tarihten günümüze kadar yüzde elliye varan oranlarda tadil edildiklerini bilmemektedir.

        2. Talim ve Terbiye Kurulu, Sosyal Bilgiler Öğretim Programı Taslağı’nı eğitim fakültesi bulunan 60’a yakın üniversiteye, sivil toplum kuruluşlarına, öğretmen sendikalarına kamunun ilgili kurumlarına görüşlerini ve eleştirilerini almak üzere göndermiştir. Ayrıca bu kurumların iştirak ettiği bir çalıştay da düzenlemiştir.

        3. Yazarın eğitim programlarında etkilenildiğini iddia ettiği Prof. Dr. İlhan Tekeli o tarihte başkanlığını yürüttüğü Tarih Vakfı adına konuşmuştur. Bilimsel toplantılarda bilim adamları kişisel görüşlerini özgürce ifade edebilir. Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin görüşlerini Talim ve Terbiye kurulunun görüşü olarak sunmak doğru değildir. Milli Eğitim Bakanlığı, benzeri kurumlar gibi Tarih Vakfı’nın görüşlerini alarak 21. yüzyılın gerekleri bağlamında değerlendirmiştir.

        4. Tarih Vakfı, Avrupa Birliği’nden temin ettiği kaynakla ders kitaplarında İnsan Hakları I ve II Projesi yürütmüştür. Proje sonunda kendi görüşlerine uygun olarak ders kitaplarında insan haklarıyla ilgili bazı tespitleri iki ayrı kitap halinde yayımlamış ayrıca İstanbul’da bir sempozyum düzenlemiştir. Neşrettiği iki kitabı Türkiye’deki bütün eğitim kuramlarına ücretsiz göndermiştir.

        5. Yazarın fikirlerinden etkilenildiğini ileri sürdüğü Tarih Vakfı 2009’daki projesinde Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın kendi görüşlerine itibar etmediğini ileri sürmüştür.

        6. Yeni programda her ünitede doğrudan verilecek değerler belirtilmiştir. Kültürümüzün esas unsurlarından olan yüce dinimiz İslam ve Hz. Muhammed ile ilgili kazanımlara yer verilmektedir. Yeni Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, milli ve evrensel değerlerin öğretimini özellikle vurgulamış, yeni değer öğretim yaklaşımlarını getirmiştir.

        7. Son olarak Türkiye çapında yapılan anketlerde, bildiri ve makalelerde yeni Sosyal Bilgiler Öğretim Programı’na yönelik öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin olumlu görüş içinde olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.

         

         


Türk Yurdu Nisan 2012
Türk Yurdu Nisan 2012
Nisan 2012 - Yıl 101 - Sayı 296

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele