Yüzyıllık Türk Ocaklarında Genel Başkanlık Yapanlar

Mart 2012 - Yıl 101 - Sayı 295

                    “Kültürel, sosyal ve iktisadî seviyelerinin yükselmesine politikaya girmeden hizmet edebilecek büyük ve ciddi bir milliyetçi derneğin kurulması” fikri, yaygın bir şekildeortalıkta dolaşıyordu.

         

                    Zaman zaman toplantılarını Karacaahmet Mezarlığı’nda yapan askerî tıbbiyeliler, 11 Mayıs 1911 tarihinde devrin şair, edip ve fikir adamlarına “190 askerî tıbbiyeli” imzası ile bir mektup gönderdiler.

         

                    Mektup, özetle şöyledir:

         

                    “Türk ırkının maarif ve mekteplerine hizmet ederek, istikbali içtimaisini temin emeliyle toplanmış 190 tıbbiyeli namına zâtıâlilerine müracaat ediyoruz. Maksadımız arz edeceğimiz şeylere dair fikri hâkimane ve edibanelerini istimzaçdır. Türk milletinin milletçe tekâmülüne çalışmak. Türk kavmi, hayat-ı inkıraz yaşamaktadır. Buna seleflerimiz gibi lâkayt kalamayız. Çünkü hayat ebedî bir mücadeledir. Bu mücadelede muvaffakiyetin en büyük şartı, maarif ve mekteplerin galebesidir. Kanunu tekâmüle riayetde muasır olacağız. Ziraat, ticaret ve sanayi ile kazanılmış bir hâkimiyeti içtimaîyeyi, kuru bir hâkimiyeti siyasîye tercih ediyoruz.”

         

                    20 Haziran 1911’de toplantı yapıldı. Toplantıya Mehmet Emin (Yurdakul),Yusuf Akçura, , Mehmet Ali Tevfik, Emin Bülent (Serdaroğlu), Dr. Fuat Sâbit (Ağacık), Ahmet Ağaoğlu ve tıbbiyeden iki temsilci katılır. Dr. Fuat Sâbit’in teklifiyle “Türk Ocağı” adıyla dernek kurulur.

         

        Türk Ocağı’nın dört resmi kurucusu var: Mehmet Emin (Yurdakul), Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Fuat Sâbit (Ağacık).

         

                    Fiilen teşekkül eden Türk Ocağı, 12 Mart 1328 (25 Mart 1912)’de resmen kurularak Mehmet Emin (Yurdakul)’i başkan, Yusuf Akçura’yı (2. Başkan), Mehmet Ali Tevfik’i (kâtip), Fuat Sâbit’i (veznedar) seçerek yönetimi oluşturmuş oldular.

         

                    Birinci Cihan Harbi’nde, Çanakkale muharebelerinde, Milli Mücadele’de, Sakarya’da Türk Ocaklı gençlerin destanî mücadelesi tarihin şerefli sayfalarındaki altın yerini almıştır. Savaşa gidenler, geri gelmediler; şehit oldular.

         

                    1913’deki tüzüğünde “Türklerin millî terbiye ve ilmî, içtimai, iktisadi seviyelerinin terakki ve itilası ile Türk ırk ve dilinin kemaline çalışmak” şeklinde gayesini belirleyen Türk Ocakları, 1923’de 37, 1925’de 72, 1927’de 135, 1928’de 260 şubeye ulaşmış bulunuyor.

         

        Ziya Gökalp, Hamdullah Suphi, Yusuf Akçura, Fuat Köprülü, Celal Sahir (Erozan) Bursalı Mehmet Tahir, Halide Edip (Adıvar), Ahmet Ağaoğlu, Müfide Ferit (Tek), Dr. Âkil Muhtar (Özden), Ömer Seyfeddin, Cemal Paşa, Necip Asım (Yazıksız), Kilisli Rifat(Bilge), Yahya Kemal (Beyatlı), Ali Canip (Yöntem) gibi edip, şair ve fikir adamları Ocak’ta konferanslar verdiler.

         

                    Eski bir mezarlık olan 12.50 dönüm Ulus’taki arsa, 1926 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden satın alınarak 601.411 Türk Lirası’na mal olan tarihi Türk Ocağı binası, 23 Nisan 1930’da törenle hizmete açıldı.

         

                    Devrin bazı iç şartları dolayısıyla ve Türk Ocaklarının gençlere hâlâ cihangirlik duyguları aşıladıkları, Rusya’dan kaçan Türklerin uğrak yeri oldukları, cihangirlik kışkırtmalarının bilhassa Rusya’daki Türk toplulukları ile ilgili bulunduğu, böyle bir tutumun Türk-Sovyet dostluğu ile bağdaştırılamayacağı gibi gerekçelerle Rus elçisi diplomatik teşebbüslerde bulunur.

         

        Bunun üzerine 46 kişi ile 10 Nisan 1931 tarihinde toplanan olağanüstü kurultay, 276 şubesi ve 32 bin üyesi olan Türk Ocaklarının feshine karar verdi. Ocağın malı olan 147 şubesinin mal varlıklarına el konuldu ve Cumhuriyet Halk Fırkası’na devredildi.

         

                    On sekiz yıl aradan sonra, 10 Mayıs 1949’da Hamdullah Suphi Tanrıöver, Türk Ocaklarını yeniden kurdu. Fakat Dernek eskisi kadar etkili olamadı.

         

                    Şube sayısı da üç-beşi geçmiyordu. Çeşitli engellemelere ve şartlara rağmen ciddi faaliyet gösteremeyen Türk Ocakları, 29 Mayıs 1986’da yeniden ayağa kaldırılarak bugün 78 şubesi, 10 bin üyesi, kendi malı olan genel merkez binası ile 14 şubesinin kendi malı olan binası ile dört şubenin arsası ile çalışmalarına azim ve kararlılıkla devam ediyor.

         

                    Kısaca arz ettiğimiz bu bilgilerden sonra kuruluşundan bugüne kadar genel başkanlık yapan şahsiyetlerin özgeçmişlerini ve Ocak’ta görev yaptıkları tarihleri sırasıyla ortaya koymaya çalışacağız.

         

         

         

        Mehmet Emin Yurdakul

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        25 Mart 1912-27 Mayıs 1912

         

        27 Temmuz 1918-17 Ekim 1919

         

         

                    .13 Mayıs 1869 günü, İstanbul’da doğdu. Beşiktaş Askeri Rüştiyesini bitirdikten sonra Mülkiye İdadisine yazıldı ise de yarım bıraktı ve memurluğa başladı. 1889'da girdiği Hukuk Mektebi'nden de bitiremeden ayrıldı. Edebî alanda çektiği ilgi sonucu, 1892'de Rüsumat Emaneti Tahrirat Kalemi müsevvitliğine, ertesi yıl da Rüsumat Evrak Müdürlüğü’ne atandı ve on dört yıl bu görevi yürüttü. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girmesinin ardından 1907'de Erzurum, 1908'de ise Trabzon Rüsumat Nazırı oldu, 1909'da önce Bahriye Müsteşarlığına, aynı yılın sonlarına doğru da Hicaz vali vekilliğine getirildi. Fakat Mekke Emiri ile anlaşamadığı için tayinini Sivas’a aldırdı. 1910 yılında o görevi de bırakarak İstanbul'a döndü. İttihat ve Terakki Fırkası ve Türkçü kuruluşların oluşumu ile ilgilenmeye başladı. Bu çalışmaları hoşa gitmediği için Erzurum vali vekilliğine atanarak İstanbul’dan uzaklaştırıldı (1911). 1912'de bu görevden de alındı ve memurlukta 25 yılını doldurduğu bahane edilerek emekliye ayırıldı. 1913'de Musul mebusu oldu. Çanakkale Savaşları sırasında savaş alanına giderek askerlerin maneviyatını güçlendirici çalışmalar yaptı. Milli Türk Fırkası'nın kuruluşuna katıldı (1918). 1921 yılında Ankara'ya geçti ve Anadolu'nun birçok yerinde halkın ve askerlerin maneviyatını güçlendirici çalışmalar ve konuşmalar yaptı. Osmanlı Meclis-i Meb'usanı’nın III. Dönemine Musul mebusu olarak katıldı. 1923 ve 1927'de Şebinkarahisar mebusu yapıldı. 1930'da kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası'na katıldı. 1931 yılından başlayarak üç dönem Urfa mebusluğu yaptı. 1943'te de İstanbul mebusluğuna seçildi. Kalbinden rahatsızdı. Kısa bir hastalık döneminin ardından, 14 Ocak 1944’de vefat etti. Zincirlikuyu Kabristanında gömülüdür.

         

         

                    Mehmed Emin Yurdakul, gençliğinde Türkçülük ülküsüne gönül verdi ve hayatı boyunca bu yoldaki çalışmalara katıldı; çoğunda öncü ve önder oldu. Özellikle Türkçülerin örgütlenmesi ve Türkçü düşüncenin yayılmasına önem verdi. Bu amaçla önce Türk Yurdu Derneğinin ve Türk yurdu dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Ardından Türk Ocağı'nın kuruluş çalışmalarına katıldı ve "Muvakkat idare Heyeti"ne başkanlık etti. Resmen kuruluşundan sonra da birkaç kez, kısa süreli başkanlık yaptı ve yönetimlerde görev almayı sürdürdü. 1918 ve 1924'te Hars Heyeti, 1924 ve 1928'de ilim ve Sanat Heyeti üyeliğine seçildi. Fakat asıl çabası Türk yurdu’nunyayınlanmasında görüldü. İlk çıkarılışından başlayarak derginin yönetim sorumluluğunu uzun süre taşıdı. Türk yurdu’nunOcağın yayın organı olmasında büyük katkısı oldu. Bu dergide elli iki yazı ve şiiri yayımlandı. Ayrıca Türk Ocağı yayını olan Halka Doğru dergisinde de yazıları ve şiirleri çıktı.

         

                    Mehmed Emin Yurdakul döneminin tanınmış şairlerindendi. Türk edebiyatında hece vezni ile yazılmış, Türkçü ve gerçekçi şiirleri ile büyük ilgi gördü. "Milli edebiyat" akımının öncülerinden biri oldu. Şiirleri, Servet-i fünûn, Muktebes, Çocuk Bahçesi gibi dergilerde de yayımlandı. Ayrıca manzum ve mensur kitaplar çıkardı. Şiirler: Türkçe Şiirler (1899, 1918), Türk Sazı (1914, 1969), Ey Türk Uyan (1914), Tan sesleri (1915, 1956), Ordunun Destanı (1915), Dicle Önünde (1916), Turana Doğru (Tan Sesleri ve Ey Türk Uyan ile birlikte, 1918), İsyan ve Dua (1918), Zafer Yolunda (1918), Aydın Kızları (1921). Mehmet Emin Yurdakul'un eserleri, I. Şiirler (Fevziye A. Tansel'in hazırladığı tenkitli bs., 1969). Manzum-mensur karışımı: Mustafa Kemal (1928), Mensur eserler: Erzurum Vilayetinin İhtiyacat ve Terakkiyat Lâyihaları (1912), Türk’ün Hukuku (1919), Halk Hükûmeti: Halkçılık (1923), Kral Corc'a (1923), Dante'ye (1928).

         

         

         

        Ahmet Ferit Tek

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        22 Mayıs 1912-23 Ağustos 1912

         

        17 Ekim 1919-16 Ekim 1920

         

         

1877’de Bursa'da doğdu. Maliye muhasebecilerinden Mustafa Reşid beyin oğlu, romancı Müfide Ferit Tek'in eşi, araştırmacı-yazar Emel Esin'in babasıdır.

 

        İstanbul'da Kuleli Askeri Lisesi'nin, ardından Mekteb-i Harbiye'yi bitirdi (1895). Hayata erkan-ı harp yüzbaşısı olarak atıldı. Ancak, bir süre sonra, Jön Türkler hareketine katıldığı için Trablusgarb'a sürgün edildi. Oradan 1900'de Fransa'ya kaçarak II. Abdülhamid karşıtı eylemlere katıldı. 1903'te Paris Siyasi Bilgiler Yüksek Okulunu bitirdi. Paris ve Mısır'da yayımlanan Jön Türk gazetelerine yazılar yazdı. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul'a geldi; kısa bir süre memurluk yaptı ve Mülkiye Mektebi'nde siyasi tarih dersleri verdi. 1909'da Kütahya mebusu oldu. Gönüllü olarak Balkan Harbine katıldı. İktidardaki İttihat ve Terakki Partisi ile uyuşmazlığa düşerek "Milli Meşrutiyet Fırkası" adında yeni bir parti kurdu ve başkanlığını yaptı (1912). Bu arada İfham adlı bir de gazete çıkardı. 1913-1917 yılları arasında önce Bursa'da, ardından Sinop ve Bilecik'te sürgün olarak bulundu. 1917'de başkonsolos olarak Kiev'e gönderildi. 1919'da Milli Türk Fırkası'nı kurdu ve İfham’ıyeniden çıkarmaya başladı. 1920'de, son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'na İstanbul Mebusu olarak girdi. O Meclis'in işgal güçlerince kapatılması üzerine Ankara'ya gitti; yine İstanbul Mebusu olarak Büyük Millet Meclisi'ne katıldı ve Maliye Vekili oldu. Ankara Antlaşması'nın imzalanmasından sonra 1921-1923 arasında Fransa'da temsilcilik ve Paris elçiliği görevlerinde bulundu. 1923 yılında Kütahya Mebusu seçildi ve 1923-1924 yıllarında Dâhiliye (İçişleri) vekilliği yaptı. 1925'te yeniden dışişleri görevi alarak Londra, Varşova ve Tokyo büyükelçiliklerinde hizmet etti. 1943'te emekli oldu. 25 Kasım 1971 günü İstanbul'da vefat etti.

         

                    Gençlik döneminden başlayarak Türkçülük hareketleri ile ilgilenen Ahmet Ferit Tek, Türk Ocağı'nın kuruluş çalışmalarında görüşüne başvurulan başlıca kişilerden biri idi. Ocak'ın 'resmi' kurucuları arasında yer aldı. Siyasetle uğraşmak ve İfham adlı gazeteyi çıkarmak için 23 Ağustos 1912'de ayrılmak zorunda kaldığı bu görevi, daha sonraki yıllarda da kısa süreli olarak birkaç kez üstlendi. 1918’de Haysiyet Divanı üyesi oldu. Bazı Ocak kuru taylarına başkanlık etti. Yönetiminden uzak kaldığı dönemlerde de Ocak ile ilişkisini sürdürdü. Türk Yurdu dergisinde iki yazısı yayımlandı.

         

                    Paris'te ve İstanbul'da yayımlanan Şura-yı ümmet ve Mısır'da çıkan Türk gazeteleri ile İstanbul'da kendisinin çıkardığı İfham başta olmak üzere dönemin başlıca gazete ve dergilerinde yazarlık, baş yazarlık yapmış ve pek çok yazı yayımlamış olan Ahmet Ferit Tek’in tek kitabı, Türklük ve Türkçülük konularını ele aldığı, 1914'te Tekin takma adıyla yayımlanmış olan Turan adlı eseridir.

         

         

        Hamdullah Suphi Tanrıöver

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        18 Mayıs 1913-21 Temmuz 1918

         

        17 Ekim 1920-21 Temmuz 1923

         

        23 Nisan 1924-10 Nisan 1931

         

        10 Mayıs1949-17 Mayıs 1959

         

        20 Haziran 1961-16 Haziran 1966

         

         

            1885, İstanbul doğumlu. Osmanlı döneminin bilim adamlarından Maarif nazırı Abdüllatif Suphi Paşa'nın oğlu, ünlü edebiyatçı Samipaşazade Sezai'nin yeğenidir.

 

            İlk öğrenimini Kısıklı'da yaptıktan sonra, 1904'te Galatasaray Sultanisi'ni bitirdi. 1905 yılında Reji İdaresi'nde memurluğa başladı. 1907'de Defter-i Hakanı Mektubı Kalemi mülazımlığına atandı. 1908 yılında Ayasofya Rüştiyesinde öğretmenlik, 1909'da İstanbul Şehre- maneti'nde çevirmenlik yaptı. 1910 yılında Darü’l-muallimîn'de terbiye ve Osmanlıca, 1913'te geçtiği Darü’l-fünun'da Türk edebiyatı ve terbiye dersleri verdi; "Türk ve İslam Sanayi-i Nefise Kürsüsü"nü kurdu. Orada ve Bahriye Mektebi ile Darü’l-bedayi'de öğretmenlik yaptı. 1911'de bir yıl kaldığı Almanya'ya gitti. İzmir'in işgal edilmesi üzerine 1919'da, İstanbul'da düzenlenen açık hava toplantılarındaki konuşmaları ile büyük ilgi çekti. Ayrıca Yunan'ların Ege bölgesinde yaptığı zulümleri incelemek amacıyla kurulan "Tahkik-i Mezalim Heyeti"nde görev aldı.

 

                    Son Osmanlı Meclis-i meb'usânı’nda mebus olan Hamdullah Suphi, İstanbul'un işgal edilmesi ve başkanı olduğu Türk Ocağı'nın kapatılması üzerine Milli Mücadele'ye katkıda bulunmak için Ankara'ya gitti ve Saruhan mebusu olarak Büyük Millet Meclisi'ne katıldı. Aynı zamanda Matbuat Umum Müdürlüğü görevini yürüttü. 14.12.1920-20.11.1921'de Maarif Vekilliği yaptı. 1923'te İstanbul mebusu ve 4 Mart- 19 Aralık 1925'te ikinci kez Maarif Vekili oldu. Bu görevi sırasında "İstiklal Marşı"nın milli marş olarak kabulünde önemli rol oynadı. 1927'de İstanbul mebusluğuna yeniden seçildi. Türk Ocaklarının 1931'de kapatılmasının ardından, elçi olarak Bükreş'e gönderildi. Bir yıl sonra da büyükelçiliğe yükseltildi. Büyükelçilik görevi 1939'a kadar sürdü. 1943'te İçel, 1946'da İstanbul mebusu seçildi. 1947'de konferanslar vermek üzere ABD'ye gitti. Aynı yıl üyesi bulunduğu CHP'den ayrıldı ve 1950 seçimlerine Demokrat Parti adayı olarak girdi. O seçimde ve 1954 seçiminde yine İstanbul Milletvekili oldu. DP'den ayrılarak üye olduğu Hürriyet Partisi'nin adayı olarak katıldığı 1957 seçimini kazanamadı. Siyaset hayatından çekildi. 11 Haziran 1966 günü İstanbul'da vefat etti.

         

         

                    Gençliğinde Türkçülük ülküsüne bağlanan, bu ülkünün bayraktarı olan ve uzun yıllar başkanlığını yaptığı Türk Ocağı ile özdeşleşen Hamdullah Suphi Tanrıöver, resmi görevleri dışındaki bütün zamanını Türkçülüğün ve Türk Ocağı'nın gelişmesine harcadı. Türk Ocağı'nın kongre kararı ile kapattırıldığı 10 Nisan 1931'e kadar, kısa aralıklı birkaç ayrılık dışında, bu görevi sürdürdü. Türk Ocağı'nın, kurucuları arasında bulunduğu 10 Haziran 1949'daki ikinci açılışında getirildiği Genel Başkanlık görevini, ilkin 17 Mayıs 1961'e kadar, sonra da 20.06.1961 ile 10.06.1966 arasında sürdürdü. Böylece Türk Ocağı başkanlığında erişilemez bir rekorun sahibi oldu. Ayrıca 1924-31 ve 1949, 1955-59 yıllarında Hars Heyetlerinde de üye olarak görev aldı. Türk Ocağı'nın yayın organları olarak çıkarılan Türk Yurdu, Halka Doğru ve Türk Sözü dergilerinde yazıları yayımlandı. Türk Yurdu’nda çıkan yazılarının sayısı altmış ikidir.

         

 

Hamdullah Suphi Tanrıöver'in Genel Başkanlığı süresince Türk Ocağı birçok atılımın önderliğini yaptı. II. Dünya Harbinden sonra topraklarımızın işgalcilerden kurtarılmasını sağlamak için yurdun birçok yerinde mücadele bayrağını yükseltti. Düzenlediği toplantılarla halkımızın ve askerlerimizin maneviyatını yükseltmeye ve mücadele gücünü artırmaya çalıştı. Bu eylemlere, Hamdullah Suphi, üstün hatiplik yeteneği ile büyük katkılarda bulundu. Türk Ocakları, onun yönetiminde Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan inkılapları destekleyen, şubeleri aracılığı ile yurt alanında tanıtan ve yayan bir gönüllü kuruluş kimliği kazandı. Bu değerli hizmetlerinden dolayı Türk Ocakları Genel Merkezi, iki yılda bir, "Hamdullah Suphi Tanrıöver-Türk Ocağı Kültür Armağanı" veriyor.

 

         

                    Hamdullah Suphi Tanrıöver çok iyi hatip olmanın yanında şair ve yazar idi. İlk şiirleri Paris'te Jön Türklerce çıkarılan Şura-yı ümmet dergisinde yayımlanmıştı. Daha sonra Servet-i fünûn ve Genç Kalemler dergilerinde de şiirleri çıktı. Bu şiirlerin bir bölümü aruz, bir bölümü hece ile yazılmıştı. Düz yazıları ise Şura-yı ümmet, Davul (mizah dergisi), Servet-i fünûn, Resimli Kitab, Musavver muhit, Türk Yurdu, Resimli Roman ve Muallim Mecmuası, vb. dergilerinde ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlandı. Şiirleri kitap olarak yayınlanmamıştır. Kitapları: Namık Kemal Bey Magosa'da (1909), La. Question Armenienne et Un Point de Vue Turk (1919), Dağ Yolu (Hitabeler, 2. cilt 1928-1931·1936) Günebakan (Yazılar, 1929), Anadolu Milli mücadelesi 1946), Seçmeler (Hazırlayan M. N. Sepetçioğlu, 1971)’dir. (Davul’daki yazılarında Sivrisinek, Toplu İğne, Dürbin, Keçi Boynuzu, Yutmaz… gibi takma adlar da kullanmıştı).

         

         

         

         

        Dr. Cemil Şerif Baydur

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        28 Ekim 1918-16 Ekim 1919

 

 

        1894 yılında Muğla’da doğdu. Terzibaşızadeler ailesindendir. İlk ve ortaokulu Muğla’da, liseyi İzmir’de bitirdi. 1918 yılında Tıp Fakültesinden mezun oldu. Sırasıyla Akşehir hükûmet tabibi; İnebolu Hastanesi, Trabzon Hastanesi, Muğla Hastanesi, Aksaray Hastanesi, Bakırköy Hastanesi, Eyüp Belediye Dispanseri, Tokat Memleket Hastanesi, İstanbul Sağlık Memurları Okulu Müdürlüğü ve tekrar Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde genel cerrah görevinde bulundu.1937 yılında Paris’e giderek bir buçuk yıl kaldı. 18 Mart 1967’de İstanbul’da vefat etti.

         

                    1 Kasım 1918’de yapılan Türk Ocağı Kongresinde, Hamdullah Suphi Tanrıöver’in başkanlığı kabul etmemesi üzerine, en çok oy alanlardan bir yönetim kurulu teşkil edilmiş, yönetim kurulu kendi aralarında yaptığı seçimle Dr. Cemil Şerif (Baydur) Başkanlığa, Mehmet Servet (Berkin) Genel Sekreterliğine, Yahya Saim (Ozanoğlu) mesul murahhaslığa, Sadullah Bey ise muhasipliğe getirilmiştir.

         

        Türk Ocağı tarihinin en genç (24 yaşında) Genel Başkanı olmuştur.

         

        Dr. Cemil Baydur’un basılmış eserleri şunlardır:

         

        -Kanser’in Sebepleri ve Tedavi Yolları (1934)

        -Mustafa Enver Bey’in Hatıraları (1933)

        - Nöroşirurji Bahisleri (1937)

        -Cerrahi (1918)

        -Gençlik Aşısı ve Esasları (1928)

        Ayrıca çeşitli tıp dergilerinde mesleki yazıları yayımlanmıştır.

         

         

         

        Prof. Dr. Necati Akder

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        26 Haziran 1960-20 Haziran 1961

         

         

                    1901'de İstanbul'da doğdu. İlk öğrenimini Fatih ve Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Numune Mekteplerinde okuyarak 1916'da, Sultanahmet'teki Darül-mualliminin ilk  bölümünü ise 1918'de bitirdi. I. Dünya Savaşlarının ekonomik sıkıntıları yüzünden çalışmak zorunda kaldığı için öğrenimine bir süre ara verdi. 1923'te, Orta Muallim Mektebi'nde pedagoji öğrenimi gördü. Daha sonra Yüksek Muallim Mektebi öğrencisi olarak Darü'l-fünün'un felsefe bölümünü tamamladı.

 

                    1918-23 arasında bazı özel ilk okullarda öğretmenlik yaptı, İstanbul Eytam Müdürlüğü'nün açtığı sınavı kazanarak, 3 Mayıs 1921'de Bebek, iki yıl sonra da Beykoz Darü'l-eytamı öğretmenliğine getirildi. Yüksek öğrenimini bitirince Mart 1928'de Trabzon Lisesi felsefe öğretmenliğine atandı. Daha sonra askerlik hizmeti için orduya katılıp 1 Mayıs 1930'da terhis edildi. Önce Afyonkarahisar Orta Mektebi terbiye öğretmenliğine, 1 Ekim 1930'da da Erzurum Lisesi felsefe öğretmenliğine atandı. Erzurum Muallim Mektebi'nde de edebiyat dersleri verdi. 1933 yılında Maarif Vekilliği'nce Paris'e gönderildi ve Sorbonne Üniversitesindeki ek felsefe öğrenimini üç yılda, 1936'da tamamladı. Aynı yılın Şubat ayında da inceleme için Berlin'e gitti, yurda Temmuz 1939'da döndü; Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde 'umumi felsefe' ve 'felsefe tarihi' derslerini okutmaya başladı. 6 Ekim 1942'de aynı Fakülte'nin felsefe doçenti oldu. 15 Mayıs 1948'de profesörlüğe yükseltildi. Prof. Lacombe'un ayrılmasından sonra da Felsefe Bölümü'nün başkanlığına getirildi. 1956-57'de, Fransa ve Almanya'da bir yıl süreli incelemeler yaptı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çağrısı üzerine, 1960-66'da vaiz ve müftülere bir dizi konferanslar verdi. 1961 yılında Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü üyeliğine seçildi ve bu kurumun 'ilmi kurul'una kabul edildi. Kayseri Yüksek İslam Enstitüsünde 'ahlâkî felsefe' ve 'İslam felsefesi' derslerini de okuttuktan kısa bir süre sonra, 1971'de, yaş haddinden emekli oldu ve İstanbul'a yerleşti. 20 Mart 1986 günü vefat etti.

         

                    Türk Ocakları çalışmalarına 1984'de Ankara Türk Ocağı'nda konferanslar vererek katılan Necati Akder, 1955- 1959'da Hars Heyeti üyeliği yaptıktan sonra, 17 Mayıs 1959'da Merkez (İdare) Heyeti üyeliğine seçildi. Daha sonra bir anlaşmazlığı bahane ederek bu görevden ayrılmasına rağmen, Osman Turan'ın 27 Mayıs darbesi sonucunda tutuklanmasının ardından, anlaşılmadık bir yöntemle yeniden Merkez Heyeti üyeliğine alındı ve 26 Haziran 1960'ta genel başkan yapıldı. Bir yıl kadar sürdürdüğü bu görevden, 1961 Kurultayı sonunda 'çalışmaları ibra edilmemiş başkan' olarak ayrıldı. Türk Yurdu’nda 18 yazısı yayımlandı.

         

                    Değişik bilim dergilerinde ve bu arada Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü'nün çıkardığı Türk Kültürü ve Cultura Turcica dergilerinde kültürümüzün felsefesini ve Türkiye'nin sosyolojik yakın tarihini yansıtan pek çok makalesi çıkmış ise de bunlar kitap olarak yayımlanamadı. Gurbet dergisinin(6. Sayı, Kasım 1954) eki olarak çıkarılan Ziya Gökalp ve Ötesi adlı bir kitapçığı vardır.

         

         

         

        

         

         

        Prof. Dr. Osman Turan

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        17 Mayıs 1959-28 Mayıs 1960

         

        22 Temmuz 1966-22 Temmuz 1973

         

         

                    Trabzon ilinin Çaykara ilçesinde, Haziran 1914’te doğdu. İlkokulu Çaykara'da ortaokulu Bayburt'ta bitirdi; liseyi Trabzon’da üniversiteyi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nin Tarih Bölümünde, 1940'da tamamladı.

         

                    1940 yılında "ilmi yardımcı" olarak girdiği Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi'nde, "On iki Hayvanlı Türk Takvimi" adı tezi ile 10 Kasım 1941 'de doktorasını verdi. 24 Ağustos 1942' de asistanlığa atandı. "Orta Zamanlar Türk Devletlerinde Türkçe Unvanlar" konulu tez ile de 03 Aralık 1943'de doçent oldu. Kendisini Fakülte'de ziyaret eden Atsız'ı ağırladığı için Hasan Ali Yücel'ce 04.05. - 30.11.1944'de bakanlık emrine alındı. Yeniden göreve başlatıldıktan sonra, 17.11.1946-31.10.1947'de askerlik hizmetini yaptı. 1948'de Londra'da, 1950'de Paris'te bilimsel incelemeler yaptı ve 16 Haziran 1951'de profesörlüğe yükseldi. 1954 yılında siyaset hayatına atılarak Demokrat Parti Trabzon milletvekili oldu. 1957'de de aynı göreve seçildi; fakat 27 Mayıs 1960 darbesi üzerine öteki DP'li milletvekilleri ile birlikte Yassıada'ya götürüldü. Bir buçuk yıl hapis yattı sonra beraat etti. Cezaevinden çıktıktan sonra başvurduğu Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi'nde kendisine görev verilmedi. 1965 yılında, bu kez Adalet Partisi Trabzon Milletvekili olarak, yeniden TBMM'ye girdi, fakat bir yazısında Demirel'i eleştirdiği için AP'den çıkarıldı. MHP adayı olduğu 1969'da seçimini kazanamayınca siyaseti bırakarak bilim çalışmalarına döndü. DTCF'deki kürsüsüne dönmek için yaptığı mücadelelerden hep yenik çıktı. Açık aylığı alarak sürdürdüğü memurluktan 1 Mayıs 1972'de emekliye ayrıldı. Yerleştiği İstanbul'da, 17 Ocak 1978 günü vefat etti. 23 Nisan 1955'te yapılan Türk Ocakları Kurultayı'nca Hars Heyeti üyeliğine seçilen Prof. Dr. Osman Turan, 1956 yılında Türk Ocakları Ankara Şubesi Başkanı oldu. 17 Mayıs 1959'da Genel Merkezi Ankara'ya nakledilen Türk Ocaklarının "Genel Başkanlığına" getirildi. 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında DP Milletvekili olarak Yassıada'ya gönderilmesinin ardından, 26 Haziran 1960'da, bir Merkez Heyeti darbesi ile görevinden alındı. 22 Temmuz 1966' da gerçekleşen Türk Ocakları Kurultayı'nda Genel Başkanlığa yeniden seçildi ve evini İstanbul' a taşıdığı 1973 yılına kadar bu görevi sürdürdü. Türk Yurdu dergisinde yirmi yazısı yayımlandı. Hizmetlerini değerlendiren Türk Ocakları Genel Merkezi’nce, iki yılda bir "Prof. Dr. Osman Turan Türklük Araştırmaları Armağanı" veriliyor. Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklu Tarihi alanının önde gelen bilginlerindendi. Çalışkan ve verimli bir yazardı. Zafer, Yeni İstanbul gibi gazetelerde popüler ve siyasi yazıları, başyazıları yayımlandı. Dergi ve ansiklopedilerde yer alan bilimsel yazıları yanında şu kitapları yayımlandı: Oniki Hayvanlı Türk Takvimi (1944), Gafletten Uyanalım (1948), İstanbul'un Fethinden Önce Yazılmış Tarihi Takvimler (1954), Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar; (1958), Türkiye'de Manevi Buhran: Din ve Lâiklik (1964), Selçuklular Tarihi ve Türk - İslam Medeniyeti (1965; Genşl. Bs. 1980), Türkiye'de Komünizmin Kaynakları (1967), Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi (2 c. 1969), Selçuklular Zamanında Türkiye (1971), Selçuklular ve İslamiyet (1971), Doğu Anadolu Türk Devletleri (1980), Vatanda Gurbet (1980), Tarihi' Akışı İçinde Din ve Medeniyet (1981).

         

         

         

         

        Prof. Dr. Emin Bilgiç

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        22 Temmuz 1973-3 Mayıs 1974

         

         

                    8 Ocak 1916 günü Isparta ilinin Şarkîkaraağaç ilçesinde doğdu. Ortanca kardeşi Sait Bilgiç ve küçük kardeşi Dr. Sadettin Bilgiç de milliyetçilik ve siyaset alanlarında çok önemli hizmetleri olan milliyetçilerdir.

         

            İlk okulu 1929'da Şarkîkaraağaç’ta, orta okulu 1932'de Yalvaç'ta, Afyon ve Ankara'da okuduğu liseyi de 1935'te Ankara Erkek Lisesi’nde tamamladı. Ankara'da o yıl açılan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin ilk öğrencilerinden biri oldu. Fakültenin en zor dallarından birini, "sümeroloji"yi seçti. 1940'da, bitirdiği Kürsüye 'ilmi yardımcı' ve "Kapadokya Tabletlerine Göre Anadolu Kavimleri Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile 1943'te 'felsefe doktoru' oldu. Ardından Sümeroloji Kürsüsü asistanlığına atandı. "Çivi Yazılı Hukuki Metinler; Bunlarda Geçen Borç ve Ödünç Tabirleri" konulu tezi ile Kasım 1948'de 'üniversite doçenti' unvanını kazandı. Ocak 1949'da da 'eylemli doçent’liğe atandı. 1949-1950'deki askerlik hizmetinden sonra Fakülte’deki görevine döndü. 1952-1954 arasında İngiltere'de bilimsel incelemelerde bulundu. 1955 yılında 'sümeroloji profesörü' seçildi ve 1956 başında Kürsü Profesörü (Başkanı) oldu.

 

            27 Mayıs 1960 darbesinin ardından 147 üniversite öğretim üyesi arasında onun da görevine son verildi. Bunun üzerine bilimsel çalışmalarını Almanya'ya giderek sürdürdü. Görevine son verdiren yasanın kaldırılması üzerine, 1961 Mayısında DTCF'deki görevine döndü. 1966-68'de dekanlığa seçildi. 1975-77 ve 1979-80 arasında da ek görev olarak Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüttü. 1980 başında oluşturulan Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü'nün başkanlığını yaparken, 1983'te emekli oldu. Bilimsel çalışmalarını ve lisansüstü öğretim derslerini 20 Ocak 1996'da vefat etti. Kabri, Ankara Gülveren Asri Mezarlığı’ndadır.

         

            Prof. Dr. Bilgiç, gönüllü kültür kuruluşlarına da ilgi duydu. 1966'da tarihçi arkadaşları ile birlikte kurduğu "Selçuklu Tarih ve Medeniyeti Enstitüsü" adındaki kuruluşun başkanlığını ölümüne kadar sürdürdü.

 

                    Çocukluğunda, babasının Şarkîkaraağaç şubesi kurucusu ve başkanı olduğu Türk Ocağı’na da değişik kademelerinde hizmet etti. 1956-59 arasında Ankara Türk Ocağı başkan yardımcılığı 17 Mayıs 1959-26 Haziran 1960'ta genel başkan yardımcılığı, 1973-1974'te Genel Başkanlık, 1984-86'da Denetleme Kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca, uzun yıllar Türk Ocağı'na Merkez ve Hars heyetleri üyesi olarak da hizmet etti. 1959-60 döneminde Türk Yurdu’nun çıkarılmasına katkıda bulundu. O dergide üç yazısı yayımlandı.

         

                    Değişik bilim dergilerinde ve yayınlarında pek çok bilimsel yazıları, değişik kültür dergilerinde de birçok düşünce yazıları çıkan Emin Bilgiç’in, bilim ve kültür konulu kitapları da yayımlanmıştır. Kültür konulu kitapları şunlardır: Dünya_ ve Garb = The World And The West (A. J. Toynbee'den, 1965), Marif Davamız (1986), Milli Kültür Davamız (1986).

        İslam Tarih, Sanat ve Kültürünü Araştırma Vakfı Anısına, Emin Bilgiç Hatıra Kitabı (2000)’nı yayımladı.

         

         

         

         

        Prof. Dr. Orhan Düzgüneş

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        3 Mayıs 1974-16 Nisan 1994

         

                    1917 yılında İstanbul'da, Rumeli Kavağı'nda doğdu. Babası Lofça'Iı, Milli Mücadele sırasında Anadolu'ya silah ve cephane kaçırılmasına yardımda bulunmuş olan polis memuru Aziz Efendi’dir. Ana tarafı Gerede'lidir.

         

                    İlkokulu 1928'de Gerede'de, Ortaokulu 1934'de Kastamonu'da,- Ziraat Fakültesi’ni 1938 yılında Ankara'da bitirdi. Askerlik görevinin ardından, 1940'da bitirdiği Fakülteye asistan oldu. İkinci kez çağırıldığı askerlik hizmetinden sonra Fakülte’deki görevine döndü. 1946'da doktorasını yaparak birinci sınıf asistanlığına yükseldi. Aynı yıl içinde gönderildiği ABD'nin California Üniversitesi’nde. genetik, istatistik ve hayvan ıslahı alanlarında çalışmalar yaptı ve bilimsel başarıları dolayısıyla Amerikan Bilim Geliştirme Derneği’ne üye seçildi. Bu arada 6 yıl Hacettepe Üniversitesi’nde de dersler verdi. 1985 yılında emekli oldu. 27 Haziran 1996 günü vefat etti. Kabri, Ankara'nın Karşıyaka Mezarlığı’ndadır. Prof. Düzgüneş, öğretim üyeliği sırasında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde genetik, istatistik ve ıslah konulu dersler vermiş, Ankara ve Hacettepe üniversitelerinde de "Biyoistatistik" derslerini başlatmıştı. 1963 - 1970 yılları arasında TÜBİTAK'ın araştırma gruplarından birinin yürütme kurulu üyeliğini yaptı ve o Kurumun 1986 yılı hizmet ödülünü kazandı.

         

                    1970'den başlayarak etkin bir biçimde milliyetçi ve ülkücü çalışmalara katıldı. 1978 yılına kadar Ülkücü Öğretim Üyeleri ve Öğretmenler Birliği (Ülkü-Bir)’nin genel başkanlığını yaptı. Bu arada Ziraat Mühendisleri Birliği ve Vakfı Başkanlığı’nı 1992 'ye kadar sürdürmeyi de aksatmadı.

         

        Prof. Dr. Düzgüneş, 1973'de Türk Ocağı’nda da çalışmaya başlayarak önce Türk Ocakları Ankara Şubesi Başkanı (1974), 1974'te de Türk Ocakları genel başkanı oldu. Bu görevi 16 Nisan 1994'e kadar sürdürdü; yani yirmi yıl bu görevde kaldı. Böylece Hamdullah Suphi Tannöver'den sonra en uzun süre Genel Başkanlık yapan kişi oldu. Bu görevi sırasında Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kurulmasını da sağladı ve Vakfın kurucu genel başkanlığını yaptı. Türk Yurdu dergisinde yayımlanan yazılarının sayısı on dörttür. İngilizce ve Almanca bilen Prof.Dr. Orhan Düzgüneş'in, ders kitaplarından başka otuzu aşkın bilimsel araştırma raporu ile çok sayıda mesleki ve sosyal konulu makalesi, 45 kitap ve kitapçığı yayımlandı. Genetik, İstatistik ve Genetikçi Gözü ile Evrim en önemli eserleridir.

         

         

         

         

Sadi Somuncuoğlu

 

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

16 Nisan 1994-16 Ekim 1995

         

                    1940 yılında Aksaray'da doğdu. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nden 1962 yılında mezun oldu. 1957-58 yıllarından itibaren Türk Ocakları'nın faaliyetlerine katıldı. Gençlik Kolu üyeliği ve Başkanlığı görevlerinde bulundu. Fikri yetişmesi de bu yıllarda başladı. Çeşitli devlet memuriyetlerinde bulundu. 1963-65 yıllarında topçu subayı olarak vatani vazifesini yaptı. 1965 yılında Bab-ı Ali'de Sabah Gazetesi'nin yayımlanmasında görev aldı. Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü'nde Organizasyon ve Metot ile İdarecilik kurs ve eğitimi gördü.

         

                    1967 yılında MHP (CKMP) Gençlik Kolları Genel Başkanlığı görevi ile aktif siyasete atıldı. 1969 yılında MHP Genel İdare Kurulu'na, arkasından da Genel Sekreter Yardımcılığına ve Genel Başkan Yardımcılığına seçildi. 12 Mart 1971'e kadar ülkücü gençliğin eğitim ve teşkilatlanma işlerini yürüttü.

         

                    Üniversite öğretim üyelerini bir araya toplayan ve gençliğin meseleleri üzerinde bilimsel çalışmalar yapan "Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi (KÜBİTEM)'nin kurulması ve faaliyet göstermesinde görev aldı. Devlet, Töre ve Bozkurt dergilerinin yayımında, aktif olarak çalıştı. Birçok yazı ve makalesi yayımlandı. Yurt içinde ve dışında konferanslar verdi.

         

                    1977 yılında Niğde Milletvekili seçilerek Parlamento'ya girdi. Demirel'in Başbakanlığında kurulan koalisyon hükümetinde Devlet Bakanı oldu.

         

                    12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte tutuklandı. 6 yıl süren "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası"nda, 1 numaralı Mamak Askeri Mahkemesi'nde idamla yargılandı. İki yıl tutuklu kaldıktan sonra, 7 Nisan 1987'de verilen kararla beraat etti.

         

                    1988-1995 yılları arasında siyasetten uzak kaldı ve Türk Ocakları Genel Merkez Heyeti Üyeliği ile Türk Ocakları Genel Başkanlığı görevlerinde bulundu.

         

                    1988-1995 yılında ANAP Aksaray Milletvekili seçildi. TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyeliği yaptı. 1,5 yıl sonra ANAP'tan ayrılıp MHP'ye katıldı. 1997'den itibaren MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. 1999 yılında yeniden MHP Aksaray Milletvekili seçildi. 28 Mayıs 1999'da kurulan 57. Hükümette Devlet Bakanlığı görevine getirildi.

         

                    Cumhurbaşkanlığına aday olduğu için 8 Mayıs 2000'de Devlet Bakanlığı görevinden azledildi. 2002'den itibaren iç/parti siyasetinden ayrılarak milli siyasetle uğraştı. Çeşitli dergi ve gazetelerde makaleleri yayımlandı.

         

                    Halen, Ankara'da faaliyet gösteren (Temmuz 2008) Milli Düşünce Merkezi Başkanlığı görevini yürütmektedir.

         

        Yayımlanmış kitapları:

         

        * Avrupa Birliği Bitmeyen Yol (Ötüken Yayınları-Mart 2002),

        * Gümrük'te Kuşatma (1. Baskı-ATO Yayınları/Temmuz 2002, 2. Baskı Yeni Avrasya Yayınları/Ağustos 2002),

        * Kıbrıs'ta Sirtaki (1. Baskı-Yeni Avrasya Yayınları/Eylül 2002, 2. Baskı-ATO Yayınları/Ekim 2002)

        * Sorularla Belgelerle Kıbrıs/Çözüm mü Çözülme mi? (Türkiye Sağlık-İş Sendikası Yayınları/2003)

        * Avrupa Birliği Uyum Paketlerinden Federasyon'a / Etnik/Irkçı Siyasallaşma Projesi, (ATO Yayınları-2003),

        * Annan Planı Gerçeği ve KKTC'nin Kurtuluşu (Yeni Avrasya Yayınları-Haziran 2004)

        * İstanbul'da Yeni Roma İmparatorluğu (Akçağ Yayınevi-2004),

        * Göre Göre Kapana Düştü Türkiye'm (Bilgi Yayınevi-2005)

        * Son Haçlı Seferi-PKK Açılımı, (Millî-Düşünce Merkezi)

         

         

         

         

         

        Nuri Gürgür

         

        Türk Ocağı’nda genel başkanlık yaptığı yıllar:

         

        6 Nisan 1996-…….

         

                    1940 yılında Erzincan-Kemaliye (Eğin)'de doğdu. Ankara Hukuk Fakültesi'nden 1963 yılında mezun oldu. Öğrenciliği sırasında 1958-1961 yılları arasında Türk Ocağı Gençlik Kolu'nda kurucu ve yönetici olarak görev yaptı. 1961 yılında bir grup arkadaşıyla Üniversiteliler Kültür Kulübü (Demeği)’nü kurdu. Bu dernek uzun yıllar milliyetçi gençlerin, fikri ve kültürel çalışmalar yaptıkları önemli ve etkili bir alan oldu. 1961-1963 yılları arasında MTTB’nde Ankara İcra Kurulu Başkanlığı görevini yürüttü. Bu yıllarda Son Havadis gazetesi ve Düşünen Adam dergisinin Meclis muhabiri, Ankara Ticaret Postası’nın köşe yazarı olarak gazetecilik yaptı. 1967 yılında başladığı avukatlığı 1970 yılında ticarete başlayıncaya kadar sürdürdü.

         

                    1968 yılından 1971'e kadar Üniversiteliler Kültür Derneği'nin yayın organı olarak çıkarılan Ocak dergisinin yazar ve yayın yönetmenliğini yaptı. 1969 yılından itibaren Devlet dergisinin yazarları arasında yer aldı. 1975 yılında MHP Genel İdare Kurulu'na girdi ve partide 1976-1978 yılları arasında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptı.

         

                    Türk Ocaklarının yeniden faaliyete geçirilmesi ve Türk Yurdu dergisinin yeniden yayınlanması çalışmalarında yer aldı, yazı kurulunda görev yaptı. 1993-1994 yıllarında Türk Ocakları Ankara Şubesi Başkanı oldu.

         

                    1996 Kurultayında Türk Ocakları Genel Başkanlığı'na seçildi. Hamdullah Suphi Tanrıöver (32 yıl) ve Prof. Dr. Orhan Düzgüneş’ten (20 yıl) sonra Türk Ocaklarında en uzun süre genel başkanlık yapan şahsiyettir (16 yıl). Halen bu görevi yürütmekte ve Türk Yurdu dergisinin başyazarlığını yapmaktadır.

         

                    Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı'nın kurucuları arasında yer alan Nuri Gürgür, 1989 -1992 yıllarında Vakıf Mütevelli Heyeti'nde görev yaptı.

         

                    1995 yılından bu yana Ankara Ticaret Odası Meclis üyesidir. 1999 yılından beri ATO Meclis Başkanı, 2003 yılından beri TÜBİTAK Bilim Kurulu Üyesi ve ETÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olarak görev yapmaktadır.

         

                    Yorumlar ve Yankılar, Milliyetçilik Üzerine, Gündemden, Aydınlar ve Avrupa Birliği, Millî Politika İhtiyacı, Ateş Altındayız, Yüzyılın Eteklerinde, Meselelerimiz ve Önceliklerimiz isimli basılı eserleri vardır. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanmaktadır.

         

         

         

TÜRK OCAKLARI GENEL SEKRETERLERİ

 

        MEHMET ALİ TEVFİK (YÜKSELEN) (1912-1913)

        HALİS TURGUT (1913)

        MEHMET SERVET BERKİN (1918-1919)

        MÜFİT NECDET DEMİZ (1918-1923)

        DR. FETHİ ERDEN (1920-1923), (1949-1955-1964)

        NEBİZADE HAMDİ (1923)

        ZİYA GEVHER ETİLİ (1923-1926)

        HÜSEYİN RAGIP (BAYDUR) (1924)

        DR. HÜSEYİN ERTUĞRUL (1924)

        MUHİTTİN BAHA (PARS) (1925)

        DR. HASAN FERİT CANSEVER (1926-1929)

        İZZET ULVİ AYKURT (1928)

        PROF. DR. MÜMTAZ TURHAN (1957)

        MEHMET AYDIN (1957-1961)

        NEVZAT KÖSOĞLU (1975-1980)

        OSMAN RASİM EYÜBOĞLU (1961-1963)

        HASAN AKSAY (1966-1969)

        OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ (1969-1971)

        SADIK TOKUÇOĞLU (1980-1984)

        ALAADDİN KORKMAZ (1986-1990)

        DOÇ. DR. ALEMDAR YALÇIN (1990-1992)

        PROF. DR. ORHAN KAVUNCU (1992), (2006-2012)

        YÜCEL HACALOĞLU (1993), (1998-2006)

        NECATİ GÜLTEKİN (1994-1996)

        PROF. DR. ORHAN ARSLAN (1996- 1998)

         


Türk Yurdu Mart 2012
Türk Yurdu Mart 2012
Mart 2012 - Yıl 101 - Sayı 295

Basılı: 20 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele