ÖMRÜNÜN ALTMIŞ YILINI YAZARLIĞA ADAYAN EMİNE IŞINSU ÖKSÜZ (1938-2021)

Temmuz 2021 - Yıl 110 - Sayı 407



        Emine Işınsu’yu 1970’li yıllardan ölümüne kadar aralıklarla yüz yüze, mektuplaşarak ve telefonla görüşerek tanımaya ve değerlendirmeye çalıştık. Dergilerde (Töre, Türk Yurdu, Dolunay, Bize Göre) anası Halide Nusret Zorlutuna ve kendisi hakkında yazılar yazdık.  “Ana-kız ikilisi” üzerinde toplu bir çalışma düşüncesindeydik. En son Zorlutuna’nın Küller romanını yeni yazıya aktardığımızda (2012), kitabın son şeklini görmesini istemiştik, sağlık durumunun iyi olmadığını ve buna gerek olmadığını belirtmişlerdi. Töre dergisini yönettiği devrede, kendisiyle kapsamlı bir söyleşimiz olmuştu. Ardından Suudi Arabistan’dan döndüklerinde de görüşmüştük. Değerli bilim adamı İskender Öksüz Bey ile de bu vesileyle tanışma imkânı bulmuştuk. Emine Hanım’ın sol dizinden rahatsızlığı ve tedavisi, onları epeyce uğraştırdı ve tedirgin etti. Kendi ifadesiyle ‘bu futbolcu hastalığından’ çok acılar çekti. Daha sonra bir ameliyat geçirdiğini yazmış oldukları mektubundan öğrenmiş ve üzülmüştük. 2008’den beri Alzheimer hastalığı ile mücadele ediyordu. Tanıyabildiğimiz kadarıyla temiz, dürüst, güvenilir, vatanını ve milletini seven, inançlı Müslüman bir hanımefendiydi. İçinin güzelliği yüzüne yansımış insanlardandı. Şairin dediği gibi, ölümün herkesin başında olduğu, ancak nerde, nasıl ve kaç yaşında/ne zaman gerçekleşeceği bilinmez. Bildiğimiz dostlarla yolların bir bir ayrılışı ve gittikçe yalnızlığın artışı… 5 Mayıs 2021 tarihi, bu acı haberi bizlere yaşattı. 6 Mayıs 2021’de cenazesi, Hacı Bayram Veli Camii’nde düzenlenen tören sonrası, Ankara Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun, Işınsu’nun.

        Emine Işınsu, anası Halide Nusret Zorlutuna’nın yolunda yürüdü. Onun “Gerçek bir Müslüman olunuz. Doğru ve namuslu olunuz.” vasiyetine bağlı kalarak yaşamlarını sürdürdüklerine inanıyoruz. Merhume Zorlutuna (1901-1984 yılları arasında) 83 yıl yaşamıştı. Tesadüfe bakınız, kızı Emine Işınsu da  (1938-2021 yılları arasında) 83 yıl sonra Hakk’a yürüdü. Sohbet esnasında,  “Benim Küçük Dünya’da annemden izler bulmanız mümkün. Onun etkisi altında, onun teşvikiyle yazıp bitirdim, o ilk romanımı. Sonra kendimi bulup anamdan ayrıldım.” demişlerdi. Eserleri üzerine konuşmalarımız oldu. Bu sırada, kendisinin ve anasının kitaplar konusunda titiz olmadıklarını, kendi kitaplarının ellerinde bulunmadığını, haklarında yazılan yazılardan haberdar olmadıklarını da vurguladılar ve şu sözleri eklediler: “Annem için bir şey söylemeyeyim, ama ben, eseri bitirdikten sonra, ona sahiplenme duygusundan kurtuluyorum. Bu yüzden de kitapları saklamıyorum. Mizacımdaki dağınıklık ve boş vermişlik de buna tesir ediyor. Ancak yazarken, boş vermiş değilim. Bütün varlığımla yazdıklarımı yaşarım.” Emine Işınsu’nun çalışma süresince sıkça çay ve sigara içtiğini de belirtelim. Yazdıklarının doğru anlaşılmasına katkıda bulunması adına, kendisinden “Nasıl, Neden Yazıyorum?” adlı bir çalışmada bulunmasını istediğimizde, sağlığının el vermesi hâlinde olumlu karşıladığını ve ardından “Eserlerim arasındaki çizgiyi, ilgiyi ve demek istediklerimi kendim yazmak düşüncesindeydim zaten.” dediğini de belirtmek isteriz. Yazdıklarıyla psikolojisi arasındaki ilişkiyi anlatmak istediğini, yazabilirse bize ulaştıracağını söylemişlerdi. Maalesef sağlık durumu el vermediği için, bu gerçekleşemedi. Buna rağmen, zaman zaman bu konudaki düşüncelerini mektuplarla iletmeye çalıştığını da belirtelim.

        Merhume Emine Işınsu Öksüz hakkında hatıralardan hareketle söylediklerimizle yetinmek istiyoruz. Bundan sonraki bölümde, onun hayatı, sanatı ve eserleri üzerinde duracağız.

        ***

        Emine Işınsu, 17 Mayıs 1938’de Kars’ta dünyaya gözlerini açar. Babasının kız kardeşi Emine adını, göbek adı olarak alır. Asıl adı, Işınsu’dur. İkisi birlikte Emine Işınsu olarak birleşir. Babası Bulgaristan Türklerinden Emekli Tümgeneral Aziz Vecihi Bey; anası şair, yazar ve emekli edebiyat öğretmeni Halide Nusret Zorlutuna’dır (1901-1984). Ağabeyi Ergün’le hayat yolculukları devam eder. Eğitimci yazar İsmet Kür (1916) teyzesi; yazar Pınar Kür (1943) ise kuzenidir. Ailesinin görevleri nedeniyle değişik illerde bulunurlar. İlköğrenimine Urfa’da başlar, 4. sınıfa geçtiği yıl Sarıkamış’a giderler, Sarıkamış’ta öğrenimine devam eder, Ankara Alparslan İlkokulu’ndan mezun olur. Orta öğrenimini, Cebeci Ortaokulu ve 1956-1957 öğretim yılında TED Ankara Koleji’nin lise kısmını bitirerek tamamlar. Bu yıllarda sosyal etkinliklere katılır, şiirler okur ve şair olarak tanınır. Yüksek öğrenimine -babasının isteği üzerine -DTCF İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde başlar, bu devrede (19-20 yaşlarında) fullbright bursu kazanarak- AFS bursuyla Sosyal Akademi Uzmanlığı kurslarına katılmak üzere- bir yarıyıl/altı aylığına Social worker/ sosyal hizmetli olarak Amerika’ya gider. Dönüşte ODTÜ İşletme Bölümü’ne girer. Namık adlı bir gençle tanışır ve evlenmek ister, Bahriye ÜÇOK ve eşi kendisini istemeye gelirler, babası buna izin vermez, evde gözaltında tutulur. Ankara Hukuk (1959) Fakültesi’ne kaydolur, devam edemez. DTCF Felsefe Bölümü’ne girer, ilk evliliğini yaptığı yılda (1959), öğrenimlerini yarıda bırakır (1960).  Tiyatro Bölümü’nde sürdürdüğü Tiyatro Kürsüsü derslerine devam ederken, “Bir Yürek Satıldı, Bir Milyon İğne, Ne Mutlu Türküm Diyene, Adsız Kahramanlar” adlı oyunları, bu ilginin ürünleri olarak yazılır.

        Emine Işınsu’nun ilk eşi Mimar Erdoğan Cemil Okçu’dan Alev Elif, Oruç Yağmur adlarında iki çocukları olur. Ailevî nedenlerle ondan ayrıldıktan sonra, 1972 yılında bilim adamı (Prof. Dr.) İskender Öksüz ile evlenir. Bu evlilikten de Murathan dünyaya gelir. Eşinin görevi nedeniyle altı yıl Suudi Arabistan’ın Dhahran (Dahran) kentinde bulunurlar. Yağmur beş altı yaşlarında iken, anasına sorduğu sorularla onu sonsuzluk, kıyamet, öbür dünya, ebedî hayat gibi konularda düşünmeye sevk eder. Tutsak romanındaki Ceren’in kızı Alev’in soruları, Yağmur’un soruları olarak karşımıza çıkar.

        Emine Işınsu, ortaokul sıralarında iken yazmaya başlar. Kültürlü bir aile ocağında yetişen Emine Işınsu, Pollyanna türü klasikleri okur, kendini iyi yetiştirir, yazmaya koyulur. Minko’nun Hatıraları bu devrenin ürünüdür. Sonradan Türk Eğitim Derneği’nin (TED) çıkardığı Eğitim dergisinin çocuk sayfasında tefrika edilir, ancak yarıda kalır. Lise yıllarında ilk şiiri olan İnsanlar’ı yazar (1954), Eğitim dergisinde yayımlanır. İki, üç yıl şiirler yazar, bunlar Eğitim, Hisar ve Anadolu’da çıkan muhtelif edebiyat dergilerinde yayımlanır. Anasından bir iltimas olmasın diye soyadını kullanmaz, Emine Işınsu adıyla yazmaya devam eder. Şiirleri büyük bir ilgi görür ve Eğitim Derneği tarafından İki Nokta adıyla kitap olarak bastırılır. Olumlu eleştiriler çıkar, Haldun Taner, Necati Cumalı, Fazıl Hüsnü Dağlarca Şükûfe Nihal Başar, Behçet Kemal Çağlar vb. tarafından teşvik ve takdir görür. Buna rağmen, şiir yazmayı bırakır, kısa hikâyeler yazar, röportajlar yaparak yayımlar. İstanbul’a gider, altı ay orada kalır. İskender Bey’le evlenince Ankara’ya döner. Bir ara Eğitim dergisinin sekreterliğini ve editörlüğünü yürütür. Kendisine Korkunç Yenge, Millî Kaynana, Patroniçe lakapları takılır. Evlilik hayatına girince, yazmaya bir süre ara verir. 1960 yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığının açtığı “Turistik Roman” yarışmasına Küçük Dünya romanıyla katılır ve ödül alır. Artık yazı hayatına iyice girmiş olur; Azap Toprakları, Ak Topraklar, Tutsak, Sancı, Çiçekler Büyür, Canbaz, Kaf Dağı’nın Ardında, Atlı Karınca romanları yayımlanır. Ankara Radyosu’nun açtığı radyofonik oyun yarışmasına Bir Yürek Satıldı adlı eseriyle katılır ve birincilik ödülünü kazanır. TV için Atlı Karınca,  Bir Aile, Aşk ve Zafer (H. N. Zorlutuna’nın), Karar ve Üç Arkadaş adlı senaryolarını hazırlar, Atlı Karınca çevrildiği hâlde gösterime giremez, diğerleri de bekletilir.

        Emine Işınsu’nun yazı hayatında, dergi ve gazetelerin önemli bir yeri vardır; kimi zaman yazılarında takma adlar (Mehlika Arda, Gönül Ertem, Zeynep Tan, Nur İleri, Işık, Emine Abla) kullandığı da görülür. Dost dergisinde (1959 Mart-Nisan) hikâye, Yeni İstanbul (1962-1963, Dedikodu başlıklı sütunda, Mehlika Arda takma adıyla siyasî konularda yazılar) ve Sabah (1963-1965) gazetelerinde köşe yazıları/fıkralar yazar. Hisar dergisinde (1964, Yeşil Fasulyeler, birkaç hikâye ile kadın sorunları üzerine) yazılar yazar.  1969 yılında Ayşe adlı kadın dergisini (28 sayı, Yazılarında Zeynep Tan, Nur İleri, Işık takma adlarını kullanır), 1971’den sonra Töre (Aylık fikir ve sanat) dergisini 1985 yılına kadar (168 sayı) çıkarır. Bunların dışında Türk Edebiyatı’nda (1973-1974 ve izleyen sayılarda) yazılar, Yeni Divan, Türk Yurdu (1968, 1990, 1998, 1999), Devlet (1969-1971), Bozkurt (1973-1974, “Gençlerle Hasbihal” başlığı altında)  dergilerinde yazıları yayımlanır. Diyanet gazetesinde (Emine Abla adıyla) Kadın Sayfası hazırlar.

        Milliyetçi ve Müslüman bir ailede yetişen Emine Işınsu, Azap Toprakları, Çiçekler Büyür ve Tutsak romanlarında esir/tutsak Türkler - dış Türkler tema’sını işler; onların yaşadıkları zorlukları, çektikleri acıları dile getirir. Azap Toprakları’nda Batı Trakya Türklerinin, Çiçekler Büyür’de Bulgaristan Türklerinin, Tutsak’ta Kerkük Türklerinin ızdıraplarını etkili bir biçimde anlatır. İnsanlığın tutsaklığına isyan eder; duygu ve düşüncelerini roman kurgusu içerisinde milliyetçi-ülkücü bir ruh ve düşünceyle işler.

        Romanları içinde dili ve üslubu bakımından ayrı bir yeri olan Ak Topraklar, Oğuz Türkçesinin kaynağı Dede Korkut kitabındaki dili kullanmasıyla âdeta bizleri büyüler. 1-53 arası numaralandırılmış bölümlerden oluşan roman, ana çizgileriyle Selçuklu Devleti’yle Bizans İmparatorluğu arasındaki mücadeleyi dile getirir. Alparslan ile Roman Diyojen’i (Romanos Diogenes) anlatır. Öz olarak, Malazgirt’ten sonra, Anadolu’nun Türkleştirilip İslâmlaştırılmasını konu edinir. Romanda, Selçuklu Devleti’nin kuruluşundan Malazgirt Savaşı’na kadar yaşanan süreçte, bir devleti oluşturan sistemin çok iyi işlemesiyle elde edilen zaferlerin kalıcı olacağı düşüncesi öne çıkarılır.

        Son dönem romanlarında (Nisan Yağmuru, Havva, Bukağı, Bir Ben Vardır Benden İçeri, Bayram) tasavvufa karşı duymuş olduğu ilgiyle karşılaşırız. Bu kitaplarda Niyazi Mısrî, Hacı Bayram Veli ve Yunus Emre gibi önemli şahsiyetlerin hayatlarını işlemeye çalıştığını görürüz.

        Emine Işınsu, yazmaktan haz duyduğu için yazar. Özellikle roman yazmaktan hoşlanır, bunu varlık sebebi olarak algılar. Dünyaya roman yazmak için geldiğine inanır. Romanlarındaki figürlerle özdeşleşen yazar, kendi yaşantısı ile romanlarındaki figürlerin yaşantısını arasında sıkı bir bağ kurmuş olur. Roman kişilerinin dünyasına girer ve bundan mutluluk duyar. Roman anlayışı, insanı bütün yönleriyle tanıtmaktan ibarettir, diyebiliriz. Yazmadan önce araştırma yapar, gerekli bilgilere ulaştıktan sonra yazmaya koyulur. Duygu ve düşüncelerini içtenlikle ortaya koymaya çalışır, konuşma diline bağlı kalır, yaşan Türkçeyi kullanır. Yazar olarak konuşmaktan çok yazmayı benimser. Bu yüzden belirli günler de bile konuşmaları sınırlıdır. “Söz uçar, yazı kalır.” ilkesini benimser. Görüşmelerimiz esnasında bu durumunu açık bir şekilde gözlemlediğimizi de belirtmek isteriz.  Canı sıkıldıkça çaya ve sigaraya sarıldığını hatırlatmış olalım.

        Emine Işınsu, Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM ve Türk Edebiyatı Vakfı üyesidir. Edebiyat, kültür ve sanat hayatımıza altmış yıl yazılarıyla, kitaplarıyla ışık tutan Işınsu, takdir edilmiş ve ödüllere lâyık görülmüştür. Aldığı ödüller şunlardır:

        Küçük Dünya romanı ile 1966 Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Sanat Armağanı,

        Bir Yürek Satıldı oyunu ile 1969 TRT Kurumu Radyofonik Oyun Yarışması, Drama Dalı Birincilik Ödülü,

        Ak Topraklar romanı ile 1971 Türk Edebiyatı Cemiyeti/Vakfı Malazgirt Roman Ödülü,

        Sancı romanı ile 1975 Türk Millî Kültür Vakfı Roman Ödülü,

        Canbaz romanı ile 1982 Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü.

        (TYB 20 Aralık 2003’te Emine Işınsu’yla 65 Yıl –Roman ve Fikir Sempozyumu düzenler.)

        Türk Ocakları Hamdullah Suphi Tanrıöver Armağanı.

        Karaman Türk Dili Ödülleri, “Türkçeyi Doğru ve Güzel Kullanan Yazar Ödülü”.

        İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), “Şeref Ödülü”.

        Emine Işınsu; Küçük Dünya’sında Ak Topraklar’da at koşturan, Azap Toprakları’nda Çiçekler Büyürken çekilen Sancı’ları dindiren, Tutsak’lığa isyan eden, Nisan Yağmuru’nun bereketiyle erenlerin bağına varan, içindeki benle Yunus’la, Niyazi Mısrî’yle ve Hacı Bayram Veli’yle söyleşen, Bir Gece Yıldızlarla -Cumhuriyet Türküsü söyleyen, Ne Mutlu Türk’üm demekten gurur duyan değerli bir yazarımızdır.

        Edebiyatımıza şiir, oyun, roman, hikâye, deneme,  türlerinde eserler veren Emine Işınsu’nun başlıca eserleri şunlardır:

        Şiir: İki Nokta (1956, E. Işınsu’nun 16-18 yaş dönemine ilişkin duygusal şiirler).

        Oyunları:

        Ne Mutlu Türküm Diyene (1969, Emine Işınsu Okçu adıyla ilkokul ve ortaokullar için yazılmıştır. Arif Nihat Asya’ya sunulmuştur),  Ayşe (1965),

        Bir Yürek Satıldı (1966, Ankara Radyosu’nun açtığı radyofonik oyun yarışmasında birincilik ödülü alır. 1977 yılında bu oyunun senaryosunu TV için yazar ve oynanır. Oyun iki perde, sekiz tablodan oluşur. Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nün 1977-1978 öğretim yılı sahne çalışmasında kullanılmıştır. Eser, Gertrude Durusoy tarafında “Un Coéur Aux Enchérés” adıyla Fransızcaya çevrilmiş ve Kültür Bakanlığınca yayımlanmıştır. 1991),

        Bir Milyon İğne (1967, Emine Işınsu Okçu adıyla yazılmıştır. Aclan Sayılgan’ın hayatından esinlenerek, komünizme karşı yazılmış bir oyundur. Aclan ve Memduha Sayılgan’a ithaf edilmiştir. Oyun iki perde, on iki tabladan oluşmaktadır).

        Adsız Kahramanlar (1975, Bu kitap, Ziraat Bankası için kaleme alınmış, Poyraz Reklam stüdyolarında gerçekleştirilerek Ankara Radyosunda oynanmıştır).

        Romanları:

        Küçük Dünya (1962’de Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edilir. Kitap olarak basılınca, eşi İskender Bey’e ithaf edilmiştir. Roman, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın “Sanat Armağanı”nı kazanmıştır. 1966).

        Azap Toprakları (1969, Anası Halide Nusret Zorlutuna’ya ithaf edilmiştir. Bu roman, Batı Trakya’da yaşayan ve her dakika kan kusan insanların hikâyesidir. Roman, onlardan birinin, yazara üç gün üç gece anlattıklarını dile getirir. Millî Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilmiş bir eserdir.).

        Ak Topraklar (1971, Malazgirt Zaferi’nin 900. yıldönümü münasebetiyle yazılmıştır. Eser, oğlu Oruç Yağmur, yeğeni Ali Çağrı’ya ve Alp Arslanların yolunda “Büyük Türkiye” ülküsünü yaşatmaları dileğiyle yurdun bütün oğullarına ithaf edilmiştir. Kitabın baş kısmında Ahmet Kabaklı’nın “Ak Topraklar ve Işınsu” başlıklı sunuş yazısına yer verilmiştir.).

        Sancı (1970-1971 yılları arası yaşanan terör ve öğrenci olaylarını konu edinir.).

        Tutsak (1973, Eser kızı Alev Elif, yeğeni Nefise Banû ile hür ve mutlu bir gelecek dileğiyle bütün Kerkük’lü kardeşlerine sunulmuştur. Roman 15 bölümden oluşur. Kişi ve millet bazında tutsaklık, Kerkük ‘teki Türklerin katliamına karşı kayıtsızlık dile getirilir).

        Çiçekler Büyür (1978, Babası Aziz Zorlutuna’ya ithaf edilmiştir. Roman dört bölümden oluşmaktadır.).   

        Canbaz (1982.  Türkiye’deki sosyal ve ekonomik bağlamda, sendikal hayat ile işçi sorunlarını irdeler.).

        Kaf Dağı’nın Ardında (1988, Emine Işınsu, bu eserini 1985 yılında Dhahran’da yazmıştır.).

        Atlı Karınca (1990, Romanda yarı aydınların içinde bulunduğu kısır döngüyü anlatır; bunu atlıkarınca hayaliyle simgeler.). Alparslan (Çizgi roman, çizen: Orhan Dündar, 1990, 43s.).

        Cumhuriyet Türküsü (1993, Umay Günay’ın teşvikiyle yazılan roman, Umay Hanım’a ithaf edilir.).

        Nisan Yağmuru (1997, Melda, Meral ve Fersun’a ithaf; Salih Balakbabalar ile romanın gerçekleşmesine yardımcı olan Talip Zeki Şenyurt’a teşekkür edilmiştir.).

        Havva (1998), Bukağı (2002, Niyazi Mısrî’yi anlatır.), Bir Ben Vardır Bende Benden İçeri (2002),

        Bayram (2005, Hacı Bayram Veli’yi konu edinir.

        Hacı Bektaş-ı Veli (2012, Hacı Bektaş (2019).

        Bir Aile (2013, Üniversiteli bir genç kızın hayat yolculuğunu anlatır.).

        Hikâye: Bir Gece Yıldızlarla (1991).

        Denemeleri:

        Dost Diye Diye (1995, Can dostları Müjgân ve Necati Tarıman’a ithaf edilmiştir. Tasavvufî doğrultuda yazılardan oluşur.).

        Kendimden Kendime (2020, Son kitabı. Gökçe Nur ile Nebahat Aktaş’ın teşvikiyle yazıldı.).