Oyun Yazarı ve Ressam Muzaffer Kaya (1929–2017)

Ağustos 2020 - Yıl 109 - Sayı 396



        Haziran ayı başlarında, Muzaffer Kaya’nın “Kazan Melikesi Süyüm Bike” adlı oyununu kitaplaştırmak isteyen arkadaşlardan, yakın dostum Hacer Karakaya’ya bir mesaj gelmiş. O da Muzaffer Hanım’ın telefonunu sordu bana, ancak bende bulunan telefon numarası kullanılmamaktaydı. Acaba bir şey mi oldu Muzaffer Hanım’a diye endişelendik ve İstanbul’da ikamet eden, Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü doktora öğrencisi, Kazan Tatarı kızımız Zara Kebir’e, Muzaffer Kaya’nın adresine gidip durumu öğrenmesi için ricada bulunduk. O da bizi kırmadı, 10 Haziran 2020 tarihinde, Kaya’nın Kozyatağı’nda bulunan dairesine gidip durumu öğrenmek için sabahın erken saatlerinde yola koyuldu. Zara Kebir, kapıyı açan olmayınca komşularına sormuş, soruşturmuş. Muzaffer Hanım’ın tanıdıkları, onun 2017 yılında vefat ettiğini ve evinde torununun kaldığını söylemişler. Zara Kebir, Muzaffer Hanım ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşmak amacıyla telefonunu bırakmış ve yurduna dönmüş. Akşam saatlerinde Kaya’nın büyük oğlu Rüştü Bey aramış Zara’yı ve böylelikle Muzaffer Hanım ile ilgili merak ettiğimiz soruların yanıtını bulduk.

        Muzaffer Kaya’nın vefat haberi, onu yakından tanıyan herkesi çok derinden etkiledi. Muzaffer Hanım’ı, 2008 yılından beri tanıyordum. İlk tanışmamız, 11 Ekim 2008 tarihinde, Türk Ocakları Genel Merkezinde gerçekleştirdiğimiz “Süyümbike ve 1552 Kazan Şehitlerini Anma Günü” etkinliğine hazırlık aşamasında başladı. Tarih ve edebiyat olmak üzere iki oturumluk toplantıya, Türkiye’de Süyümbike konusunda eser kaleme alan yazarları davet etmek istedik. Bilindiği üzere Türkiye’de bu konu üzerine fazla eser bulunmamaktadır. Konuyla ilgili edebî eserler arasında Müslim Oğuz’un “İlk Hançer” (1985), Ilgaz Vahap Nevruzhan’ın “Süyüm Bike” (1998) ve Prof. Dr. Hikmet Doğan’ın “Siyün Bike – Moskova Önlerinde Talihsiz Bir Türk Sultanı” (1999) adlı tarihî romanları ve Muzaffer Kaya’nın 1964 yılında kaleme aldığı “Kazan Melikesi Süyüm Bike” adlı oyunu vardır. Bu kitaplara Hakan Çoskunarslan’ın Türkiye Türkçesine aktardığı; tarihçi, Stalin devri kurbanı Hadi Atlasi’nin (1876–1938) “Kazan Hanlığı’nın Çöküşü ve Süyün Bike” adlı eseri, 2004 yılında eklenmiştir. Toplantıya Hikmet Doğan ve Muzaffer Kaya’yı konuşmacı olarak davet ettik. Her ikisi de büyük bir memnuniyetle katılacaklarını söylediler. Toplantı Ankara’da yapıldığından Muzaffer Hanım gelemedi, onun yerine “kızım” diye hitap ettiği gelini Canan Kaya katıldı. Aradan geçen yıllar içerisinde Muzaffer Kaya’yı daha yakından tanıma fırsatı buldum, bazen o arar bazen ben arardım ve uzun uzun konuşurduk. Oyunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunun repertuarına alınmasına rağmen sahnelenmemesine çok üzülüyordu. Bir konuşmamız sırasında “Muzaffer Hanım, oyun sahnelenirse bir ya da iki yıl sahnede kalır; bu oyunu kitaplaştırmak daha iyi olur.” dedim. Bu fikrimi Muzaffer Hanım da benimseyip beğenmiş; “Ben, kendim için bir şey istemiyorum, hem oyunun hem de kitabın gelirini öğrencilere burs olarak vermek isterim.” demişti. Ondan sonra oyunu kitap olarak çıkarma üzerinde çalışmalara başladık. Bu sırada, daha sonra tanışıp kardeşim gibi sevdiğim Türk dünyası sevdalısı, tarih bölümü mezunu Hacer Karakaya da işin içine dâhil oldu. Onunla birlikte birçok yere başvurduk. Başlangıçta umutla açılan kapılar sonuca varılamadan kapandı. Bu eserin Kaya için olan önemini bildiğimizden bizi kapanan kapılar yıldırmadı; farklı kurum, kuruluş ve şahıslarla kitap yayımlama ve oyunu sahneleme konusunu konuşmaya devam ettik. Kitabın basılması ile ilgili son haber geldiğinde ne yazık ki Muzaffer Kaya’nın aramızdan ayrıldığı haberini almıştık. “Kazan Melikesi Süyüm Bike” adlı eserinin ne kitabını ne de sahnelendiğini görebildi bu cesur yürekli kadın.

        Fatma Muzaffer Kaya kimdir ve Kazan Tatar Türklerinin millî kadın kahramanı Süyüm Bike’yi yazmak nereden aklına geldi, sorularının yanıtını verelim. Muzaffer Kaya, 1929 yılında Ankara’da doğmuş. İlkokul, ortaokul ve liseyi Ankara’da okumuştur. Kaya, Süyüm Bike’nin (1519–1557) hazin hikâyesini henüz dokuz yaşındayken ilkokul yıllarında Gevher öğretmeninden dinlemiş. Aslen Kazan Tatar Türkü olan Gevher öğretmenin anlattıkları, çocuk kalbinde yerini almıştır. Kaya, hatıralarında ilkokul öğretmeni ile ilgili şunları yazmıştır: “Gevher Hanımefendi Kazanlıydı ve sürekli olarak bizlere oraları anlatıyordu. Her anlattığı şeyde derin bir özlem vardı, acı vardı ve durmadan vatan şarkıları söylerdi. Kendisi âdeta bir vatan hastasıydı. En sık söylediği şarkı da şuydu:

        Bak, yine seni andım, ey güzel vatanım,

        Yoluna feda olsun, hep hayatım canım…

        Özledim sularını, güzel bağlarını,

        Bulutlara karışan yüce dağlarını,

        Toprağına yüz sürüp öleyim

        Allah’ımdan budur ancak benim dileğim…

        Bunu söyleyerek hem ağlar hem de bizleri ağlatırdı. Bazı gün koca bir ders, bu yaralı insanın ağıtını dinlemekle geçerdi. Sustuğu zaman “Ah, keşke bir anlatsa…” diye beklerdim. Onun o hüzünlü hâli, nedense bende garip bir hâl yaratırdı. O nostaljiyi ben yaşıyormuşum gibi derin bir zevk duyardım.”

        Liseyi bitirdikten sonra kısa bir süre çalışan Muzaffer Kaya, tiyatroya olan merakından Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümünde okumuş; daha sonra Hacettepe Üniversitesi Resim Enstitüsünde iki yıl eğitim almıştır. Muzaffer Hanım, 1955 yılında topograf Münir Kaya ile evlenmiş; bu evlilikten üç çocuk dünya gelmiştir.

        Yıllar sonra Türk Kültürü dergisinde “Süyüm Bike” ile ilgili bir makale okuduktan sonra Muzaffer Kaya, okuduklarını oyunlaştırmaya karar vermiştir. 1964 yılında kaleme aldığı “Kazan Melikesi Süyüm Bike” adlı oyununu beş yılda tamamlayan Kaya, 1968 yılında “Türk Kültür Derneği” tarafından açılan bir yarışmaya katılmıştır. Şahap Akalın, Nihat Sami Banarlı, Adnan Ötüken, Munis Faik Ozansoy ve Falih Rıfkı Atay gibi seçkin jüri üyelerinin değerlendirdiği yarışmada “Kazan Melikesi Süyüm Bike” oyunu ödüle layık görülmüştür. Ödül töreninde jüri üyesi Munis Faik Ozansoy, “Ben bu oyunu okuduğumda dokuz, on gün etkisinden kurtulamadım.” sözleriyle eserin konusu ile ilgili hayret ve endişelerini dile getirmiştir. Muzaffer Kaya, “Kazan Melikesi Süyüm Bike” oyununu yazma nedenini şu sözlerle ifade etmiştir: “İnsanlığa duyduğum saygı… Dünyaya her gelen insanın yaşamak ve yaşatmak hakkı… Bazı kimselerin bu hakkı kendi egosu doğrultusunda ihlâl etmeleri, dolayısıyla toplumda kargaşa yaratmaları, insanlığa karşı işlenen en korkunç bir suçtur… Ve işte, bu suçu, en etkin bir biçimde işleyen Kazan’ın muhteris beyleri, aradan yüzyıllar da geçse, yargılanmalı. Zira binlerce insanın ölümüne neden olmak, kalanları da esarete mahkûm etmek, bu arada koca bir uygarlığın ölüm fermanını imzalamak, hiç de göz ardı edilecek şey değildir.”

        O yıllardan sonra Muzaffer Kaya “Kazan Melikesi Süyüm Bike” oyununun metnini yeniden ele almıştır. 1998 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarına sunulan oyun, Edebî Kurul tarafından onaylanıp repertuara alınmış ve Yönetim Kurulu’na gönderilmiştir. “Kazan Melikesi Süyüm Bike” oyunu, repertuara alınmasına rağmen aradan yirmi yıldan fazla zaman geçmiş ise de bu konuda herhangi bir ilerleme sağlanamamıştır. Muzaffer Kaya, “O büyük, o değerli kadını (Süyüm Bike), bir kez daha rahmet ve sevgi ile anarken sahnede canlanacağı günü dört gözle beklemekteyim.” demişti. Ancak Muzaffer Hanım’ın ömrü vefa etmedi, oyunun sahnelediğini göremeden hayata gözlerini kapadı…

        Muzaffer Kaya, 1999 yılında “Kazan Melikesi Süyüm Bike” oyunu ile ikinci ödülünü Kazan’da yayımlanan ve melikenin adını taşıyan “Süyüm Bike” dergisinden almıştır. Dergi, 20 Ağustos 1999 tarihli kararı ile Muzaffer Kaya’yı “Süyüm Bike Bileziği” ile ödüllendirmiştir. Ödül töreni, Kazan’daki Türkiye Kültür Ataşesi Ahmet Demirer’in girişimi ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Turan Yazgan’ın yardımıyla Süleymaniye Külliyesinde gerçekleşmiştir. Muzaffer Kaya, ödül töreninde yaşadığı coşku ve heyecanı şu cümlelerle ifade emiştir: “Rüya gibi bir şeydi. Türk ve Tatar kardeşlerin bir araya gelmesi, söyleşip hasret gidermesi, görülmeye değer bir tabloydu. Birlikte pilavlar yenildi, ayranlar içildi. Şarkılar söylendi. Altı değerli profesör, Süyüm Bike ile ilgili konuşmalar yaptı. Kısaca, Turan Yazgan hocamızın ifadesine göre, şimdiye dek böylesine bir güzellik ve coşku yaşanmamış. Tanrı’m bana bu güzel anları yaşattığı için ona sonsuz şükranlar…” Kazan Tatar Türkleri ile gerçekleşen buluşmadan sonra Muzaffer Kaya, 26 Ağustos 2002 tarihinde Tataristan Cumhurbaşkanı Mintimer Şeymiyev’in daveti üzerine Tataristan’ın başkenti Kazan’a gitmiştir. Sadece hikâyelerden tanıdığın bir kahramanın yurduna gitmek ve Süyüm Bike’nin adını taşıyan minareyi ziyaret etmek, onun yürüdüğü yollarda yürümek Kaya’yı oldukça etkilemiş olsa gerek…

        Muzaffer Kaya, “Kazan Melikesi Süyüm Bike” başta olmak üzere toplam dokuz tane oyun yazmıştır. “Dilşad Hatun” adlı oyunu, Çin imparatorunun gözdesi olmayı reddedip ülkesi ve erdemi uğruna canından olmuş kahraman bir Uygur kadınını konu edinmiştir. “Dilşad Hatun”, 1998 yılında Marmara Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünden Doç. Dr. Enver Töre tarafından sahnelenmiştir. Ayrıca Kurtuluş Savaşı kahramanını konu edinen “Onbaşı Nezahat”, Azerbaycan Türkü bir kız ile ilgili “Ateş Kız” adlı oyunları dışında, “Fahri Bey’in Fahri İşleri” adlı komedi oyunu kaleme almıştır.

        Resim sanatına da merakı ve yeteneği olan Muzaffer Kaya, resimler yapmış ve İstanbul’da resim sergi açmıştır. Muzaffer Kaya, “Ne diye bunlarla uğraşıyorsunuz, bunları kimse yazmıyor?” demeye kendinde cesaret bulan profesör unvanına sahip, sözde Türkolog olan şuursuzlara karşı da duruşunu bozmadan yoluna devam eden bir yazardır. Adının anlamı “üstünlük elde etmiş, zafer kazanmış, yenmiş, utkulu” olan Muzaffer Kaya, Türk dünyasındaki kadın kahramanları tanıtmak, Türk milletinin büyüklüğünü vurgulamak için kalemi ile mücadele vermiştir.

        Türk dünyasında yaşanan acılar, Muzaffer Kaya’nın oyunlarında vücut bulmuştur. İki bölümden oluşan “Kazan Melikesi Süyüm Bike” adlı trajedide, Kazan Tatarlarının başına gelen felaketlerin başlangıcı 1551 yılında Süyüm Bike’nin, oğlu Ötemiş Giray Han (1546–1566) ile birlikte Ruslara esir olarak verilmesi ile başlamıştır. Süyüm Bike’nin Kazan’dan ayrılışını, Muzaffer Kaya şöyle kaleme almıştır: “Elveda kutsal Kazan, elveda… Tanrı seni korusun. Ey, dertli Kazan, kanlı ülke… Başından tacın düştü, mahzun kaldın. Gayri, sana hanlarının toylarını seyretmek nerede? Yıllardır bal akardı ırmaklarından. Şimdi ise gözyaşları akıyor. Dul kalan bir kadın gibi yapayalnız kaldın.”

        Muzaffer Kaya, yazdığı oyunlarının büyük çoğunluğunun yayımlandığını da sahnelediğini de görmeden 31 Temmuz 2017 tarihinde aramızdan ayrılmıştır. Mezarı Antalya’dadır. “Aslında, sizleri ta çocukluk yıllarından beri tanıyorum. Hiç birinizin yüzünü görmediğim hâlde o çocuk kalbimde yeriniz vardı.” demişti Muzaffer Kaya. Çocuk kalbinde Kazan Tatarlarına yer açan Kaya’yı, son nefesinde yalnız bıraktığımız için çok üzgünüm. Muzaffer Kaya hayattayken yapamadıklarımızı, onun anısını yaşatmak adına şimdi yapmak bir zorunluluk olmanın dışında millî bir görev hâline gelmiştir. “Kazan Melikesi Süyüm Bike” oyunu ile ilgili Muzaffer Kaya “Ama ben, bu oyunun er geç hak ettiği ilgiyi göreceğinden eminim.” demiştir. Ruhun şad olsun, rahat uyu cesur yürekli kahraman kadın!