Kırgızistan’da Sosyal Değişimi Etkileyen Faktörler

Haziran 2020 - Yıl 109 - Sayı 394



        Erkan AKGÖZ

        Kadri AĞGÜN

        Derviş Ulaşhan ERASLAN

        Akif KORKMAZ

        Özet

        Sosyal değişim, her toplumda ve kültürde oluşabilecek bir olgudur. Sosyal değişim bazen doğal, bazen de müdahale yoluyla gerçekleşmektedir. Değişime maruz kalan toplumlar bu durumdan olumlu veya olumsuz yönde etkilenmektedir. Farklı kriterler toplumların bulunduğu bölgeye ve yapıya göre etkisini göstermektedir. Kırgızistan bulunduğu coğrafi konum nedeniyle stratejik bir noktadadır. Aynı zamanda birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Dolayısıyla hazırlanan bu çalışma Kırgızistan’ın sosyal değişimini etkileyen unsurları belirlemeye yöneliktir. Çalışma için gerekli olan veriler Kırgızistan’ın yedi(7) farklı bölgesinden akademik ve idari personele ulaşılarak elde edilmiştir. Yüz yüze görüşme tekniği ile elde edilen veriler AHP yöntemi için geliştirilen “Super Decisions” programı ile değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda Kırgızistan’ın sosyal değişiminde en etkili unsurların medya ve eğitim; en az etkili kriterin ise siyasi yapı olduğu tespit edilmiştir. Bölgeler bazında ise en büyük değişim Çüy/Bişkek, Oş ve Issık Göl şeklinde sıralanmıştır. Sosyal değişimin en az yaşandığı yerler ise Narın ile Batken bölgesidir.

        Anahtar Kelimeler: Kırgızistan, Sosyal Değişim, Çoklu Kriter, AHP

        FACTORS AFFECTING SOCIAL CHANGE IN KYRGYZSTAN

        Abstract

        Social change is a phenomenon that can occur in any society and culture. Social change is sometimes natural and sometimes through intervention. Societies that are subject to change are positively or negatively affected by this situation. Different criteria show the effect of the communities according to the region and structure. Kyrgyzstan is at a strategic point due to its geographical location. It has also been home to many civilizations. Therefore, this study aims to identify the factors that affect the social change of Kyrgyzstan. The data required for the study were obtained by reaching academic and administrative staff from seven (7) different regions of Kyrgyzstan. The data obtained through the face-to-face interview technique were evaluated with the “Super Decisions” program developed for the AHP method. As a result of the evaluation, media and education are the most effective factors in the social change of Kyrgyzstan; the least effective criterion was determined to be the political structure. On the basis of regions, the biggest change is listed as Çüy / Bishkek, Oş and Issık Lake. The places where social change is experienced least are Narın and Batken region.

        Keywords: Kyrgyzstan, Social Change, Multiple Criteria, AHP

        1. Giriş

        İnsanın doğayla tanışması ve doğa ile ilişki kurmasıyla beraber tarihsel süreçte değişimin olmadığı bir dönem olmamıştır. İnsanlık tarihi boyunca tüm insan toplulukları için bir sosyal değişim olgusundan söz edilmektedir. Sosyal değişim bazen yavaş bazen de hızlı gerçekleşmiştir. Bu değişimin hızı ve yönü çoğu zaman insan toplukları tarafından doğanın keşfi, çeşitli icat ve buluşlar ile belirlenmiştir.

        Orta Çağ’da, feodalite döneminde Avrupa’da sosyal değişmenin hızı yavaş bir şekilde ilerleme göstermiştir. Bu dönemdeki keskin sınıf ayrımları ve tabakalı toplumsal yapı, sınıfsal hareketlikleri yavaşlatmıştır. Aynı zamanda bu dönemde ki skolastik düşünce insanın doğayla olan ilişkisine de zarar vermiştir (Erkal, 2012: 297).

        18-19. yüzyıllarda Sanayi Devrimi ile kıta Avrupa’sında iktisadi ve üretim sektöründe köklü değişimler yaşanmıştır. Bu alandaki değişimle beraber siyasal sistemlerde, şehir yaşamında ve sosyal bünyelerde ki değişimler etkisini kamusal ve özel alanda da göstermeye başlamıştır. Sanayi devrimi ile yaşanan sosyal değişme kavramı modernite olgusu üzerine temellendirilmiştir. Batı dışı toplumların sosyal değişim süreçleri de II. Dünya Savaşı sonrasında ideolojik çatışmaların başlamasına vesile olmuştur. Batılı toplumlar tarafından, diğer toplumların gelişmişlik düzeyi önce iktisadi daha sonra da kültürel ve siyasal bağlamda tartışılmıştır (Altun, 2000: 123). Siyasal, ekonomik, fiziki çevre ve toplumsal yapıda yaşanan bu çok faktörlü değişimler her toplumun karakteristik özelliklerine göre farklı belirtiler göstermiştir. Batı toplumlarında iktisadi, üretim ve teknoloji temelli sosyal değişimler yaşanırken, bu durum diğer toplumlarda daha çok siyasal, kültürel ve düşünsel alanlarda etkisini gösterdiğinden sosyal değişme modernleşme ile ifade edilmektedir.

        Tarihsel süreçte Kırgızistan 17. yüzyıla kadar Türkistan Hanlıkları tarafından idare ve sevk edilmiştir. 18. yüzyılda Çarlık Rusya ile ilk defa ekonomik etkileşime geçmiş ve sonrasında bu etkileşim siyasal anlamda da devam edegelmiştir. 20. yüzyılın başlarında Kazan-Tatar bölgesinde ortaya çıkan Ceditçilik Hareketi’nin Türkistan coğrafyasında hızla yayılmasıyla Kırgızistan topraklarında cedit okulları açılmıştır. Kırgızistan’da yaşanan en büyük sosyal değişimlerden birisine Cedit okulları öncülük etmiştir. Ceditçilik fikri eğitim, dini, siyasal alanda sosyal değişim süreci başlatmıştır. 1917 Ekim Devrimi Çarlık Rusya’nın yıkılmasına, Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesine neden olmuştur. SSCB iktidarı Kırgızistan’ı 1991 yılına kadar siyasal, ekonomik ve kültürel anlamda etkisi altına almıştır. Bağımsız Kırgızistan’ın toplumsal yapısında yaşanan sosyal değişimler hem batı toplumlarından hem de modernleşme modelini tercih eden tüm ulus-devletlerden farklı olarak gelişmiştir.

        Bağımsızlık döneminde Kırgızistan’da yaşanan sosyal değişimlerin daha çok siyasal alanda gerçekleştiği görülmektedir. 2005 yılındaki Lale Devrimi’nde siyasal ve ekonomik nedenler ön plandayken, 2010 yılındaki Fergana Olaylarında ise etnik temelli çatışmalar boy göstermiştir. Bağımsızlık sürecinde sosyal değişimi etkileyen olayların ön planında siyasi ve etnik temelli nedenler görülmektedir. Çalışmada sosyal değişimi etkileyen faktörlerin arka planındaki nedenler tespit edilmeye çalışılmış ve sosyal değişmenin boyutları üzerine durulmuştur.

        2. Sosyal Değişme

        Klasik sosyolojinin ilerleme, gelişme, biçim değiştirme ve büyüme gibi kavramlarının yerine çağdaş sosyoloji değişme ve sosyal değişme kavramlarını kullanmaya başlamıştır. Çağdaş sosyolojinin “sosyal değişme” kavramı iddiasız bir kavram olmakla beraber ideolojik olarak da bir yön belirtmemektedir (Fındıkoğlu, 1958: 100). Sosyo-kültürel değişim olarak da adlandırılan toplumsal değişme kavramı üzerinde henüz toplum bilimleri ortak bir anlayışta buluşamamıştır. Değişmenin nedenleri, yönü ve hızının tanımlanamamasından dolayı fikir ayrılıkları söz konusudur. Bununla beraber değişmenin ne olduğu hakkında yeterli akademik çalışma da bulunmamaktadır (Kongar, 2008: 55).

        Sosyal değişme, toplumların ilerlemesi ve gerilemesi şeklinde ifade edilmektedir. Burada değişme iki yönlü bir olgu olarak tanımlanmakta ve toplumsal yapıda ilerlemeden söz edilebileceği gibi gerilemenin de söz konusu olduğu belirtilmektedir (Bilgiseven, 1968: 292). Ginsberg ise, sosyal değişmeyi, sosyal yapıda gerçekleşen değişme, yani toplumun büyüklüğünde, parçaların kompozisyonu ya da dengede bir örgütlenme biçiminde meydana gelen değişme olarak açıklamaktadır (Kongar, 2008: 55). Bottomore ise, sosyal değişimin, sosyal yapı içerisinde belirli sosyal kurumlarda ya da sosyal kurumlar arasındaki ilişkilerde meydana gelen değişmeler olduğunu ifade etmektedir (Bottomore, 2015: 313).

        Sosyal değişme olgusunun temelinde, insanoğlunun doğada varoluşundan bugüne kadar getirmiş olduğu birikim yatmaktadır. İnsanoğlunun bu birikimi maddi kültür alanında teknoloji, manevi kültür alanında ise ideolojilerdir. Sosyal değişmeyi insan-doğa ilişkisi arasındaki teknoloji olgusu ile insan-insan ilişkisi bağlamında ideolojik etkileşimler belirlemektedir (Kongar, 2008: 60).

        Sosyal değişme toplumsal yapının, teşkilatın ve kurumların bir kısmında ya da tamamında müdahale yoluyla veya müdahale olmadan meydana gelen değişimleri ifade etmektedir. Farklı kültürlerin ilk karşılaşmaları ve birbirlerine meydan okumaları sonrasında kültürel birikimi zengin olanlar, azgelişmiş toplumların kültürlerini gerileterek sosyal çözülmelere neden olmaktadır.

        2.1. Sosyal Değişme Tipleri

        İlgili alan yazın incelendiğinde sosyal değişimin genellikle iki farklı tip olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bunlar serbest sosyal değişme ve müdahale yoluyla sosyal değişim şeklinde değerlendirilmektedir.

        2.1.1. Serbest Sosyal Değişme

        Serbest Sosyal değişme baskı mekanizması devreye girmeden, herhangi bir zorlama olmadan meydana gelen organik değişimlerdir. Öksüz’e (2011) göre bütün canlı organizmalarda olduğu gibi, toplumlarında yapısında sürekli bir hareketlilik ve değişme söz konusudur. Geri kalmış ülkelerde değişmelerin hızı oldukça yavaştır. Bu değişimler o toplumun kendi içyapısındaki değişimlerle (nüfusu, göç hareketleri, maddi ve manevi değişmeler) veya dış etkiler sonucu (yabancı bir kültürle olan temas ve etkileşim) meydana gelmektedir (Öksüz, 2011: 144). Değişim büyük ölçüde yeniliklerle ortaya çıkmaktadır. Teknolojinin ileri seviyede gelişim göstermesiyle beraber yeniliklerinde, toplumlararası etkileşim hızı da değişmiştir. Geri kalmış toplumlar yeniliklerden maddi ve manevi tatmin gördükleri zaman sosyal değişim bir zorlama olmaksızın gerçekleşmektedir. Toplumlar geri kalmışlık ve ilerilik durumuna göre değişmeye olumlu veya olumsuz bir refleks göstermektedir.

        2.1.2. Müdahale Yoluyla Sosyal Değişme

        Müdahale yoluyla sosyal değişme tipi mekanik bir karakter taşımaktadır. Toplumsal yapıda meydana gelen değişimler toplumun üyelerine zorla kabul ettirilmektedir. Bu tip değişmede cezalandırma yöntemi kullanılmaktadır. Devlet yenilikleri topluma benimsetmek için toplum üzerinde hegemonya kurmaya çalışmaktadır. Devlet bunu kimi zaman baskı, şiddet yolu ile yapar kimi zaman ise devletin ideolojik aygıtları aracılığıyla yapmaktadır. Bolşevik devrimiyle birlikte 1917-1924 yılları arasında SSCB iktidarı ilk dönemlerinde devletin ideolojik aygıtları aracılığıyla baskıya başvurmadan toplumu yeniliklere adapte etmeye çalışmıştır. Ancak 1927’den sonraki süreçte SSCB iktidarı proleter kültürü ve sosyalizm ideolojisini benimsetmek için büyük soykırım ve idam cezaları yöntemleriyle baskı uygulamıştır. Mao’nun Çin hükûmeti 1948 yılındaki kültür devrimi ile baskı ve zora dayanan bir sosyal değişme yoluna başvurmuştur. Türk modernleşmesinde ise bu durum tam tersine gerçekleşmiş devlet yenilikleri benimsetmek için devletin ideolojik aygıtlarına başvurarak baskı ve şiddetten uzak ideoloji yoluyla sosyal değişmeyi gerçekleştirmiştir (Kaya, 1985: 47).

        2.2. Sosyal Değişim Faktörleri

        Sosyal değişmeyi etkileyen birden çok faktör mevcuttur. Sosyal yapıda meydana gelen değişimler genellikle ekonomi, eğitim, din, medya ve fiziksel (coğrafi) faktörler bağlamında ele alınmaktadır.

        a. Ekonomi: Geleneksel toplumsal yapıdan sanayileşmiş toplum şartlarına geçişle toplumsal değişmede görülmüştür. Ekonomide belirleyici unsurlar toplum yapısı, sınıflar, bireylerarası ilişkiler ve teknoloji gelişmelerdir. Bundan dolayı 20. ve 21. yüzyıldaki sanayi toplumuna geçiş ve küreselleşme değişmenin baş faktörü olarak kabul edilmektedir (Ozankaya, 1965: 270).

        b. Eğitim: Kontrollü bir çevrede toplumsal yeterlilikleri ve bireysel gelişmeyi sağlayan toplumsal bir eğitim; hem bireyleri hem de toplumları, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel ve siyasal alanlarda etkileyen farklı yönleri bulunan bir faktördür. Bundan dolayı eğitim ile toplumsal değişim arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Çünkü eğitim sadece kültürel değerleri gelecek kuşaklara aktararak toplumsal devamlılığı sağlamamaktadır. Aynı zamanda bireylerin davranışlarını değiştirerek sosyal yapıya adaptasyonunu da gerçekleştirmektedir (Dinçer, 2003: 103).

        c. Din: Din, toplumda bulunan bireyleri yaş, cinsiyet, sosyal statü, meslek ve iş bölümü gibi unsurlar vasıtasıyla hem birleştiren hem de bütünleştiren bir güce sahiptir. Din unsuru aynı zamanda bireyleri ve toplumları her açıdan seçici yapan, mücadele gücünü artıran, ekonomik birlikteliklerin ve işbirliklerinin kurulmasına katkı sağlayan dinamik bir özelliktedir. Din faktörünün sosyal değişim üzerinde basit olduğu kadar karmaşık bir etkileme gücü de bulunmaktadır (Sezen, 1998: 132).

        ç. Medya: Kitle iletişim araçlarının tümü medya olarak kabul edilmektedir. Sosyal yaşantı ile başlayan iletişim faaliyetleri farklı medya araçlarının ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Medya genel olarak insanların haber alma ihtiyaçlarını karşılama amacı taşımaktadır. Medyaya dahil olan farklı araçlar sayesinde bazen bilinçli bazen de bilinçsiz olarak kişilerin ve toplumların kültürel yapısı yozlaşmakta, kişilik yapıları değişmekte, birbirleri ile olan ilişkileri farklı bir boyut kazanmaktadır (Zafer ve Vardarlıer, 2019).

        d. Fiziksel (Coğrafi) Faktörler: Fiziki çevrede meydana gelen değişmeler süreklilik göstermekle beraber toplumların sosyal hayatını da etkilemektedir. İnsanın iradesi dışında meydana gelen bu gelişmeler toplumların çözülmesine varan değişimlere neden olmaktadır. Depremler, su baskınları, volkan patlamaları ve toprağın çoraklaşması gibi fiziksel olaylar sosyal değişmelere sebep olmaktadır. Gelişen teknoloji aracılığıyla insanların fiziksel çevre üzerine farklı şekillerde etkileri bulunmaktadır. Bu etkiler sonucunda sosyal değişim bazen olumlu bazen de olumsuz olarak ortaya çıkmaktadır (Öksüz, 2011: 137).

        Yukarıda bahsi geçen faktörler haricinde sosyal değişmeyi “bilgi birikimi, teknoloji, karizmatik liderler, seçkinler ve sosyal hareketler” gibi unsurlarda hızlandırmaktadır. Bunların haricinde “psikolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel engeller (bilgisizlik, gelenekçilik, inançlarda kadercilik anlayışı)” gibi faktörler de sosyal değişimin önündeki engeller olarak kabul edilmektedir. 

        3. Geçmişten Günümüze Kırgızistan’da Sosyal Değişimi Etkileyen Olaylar

        Kırgızistan tarihinde sosyal değişim süreci 1902-1991 tarihleri arasında yaşanan olaylar ile 1991’den günümüze kadar devam eden bağımsızlık dönemiyle birlikte değerlendirilmektedir. Kırgızistan’ı hem siyasal hem de sosyo-kültürel açıdan önemli derecede etkileyen “Ürkün İsyanı”, “Ceditçilik Hareketi” ve “Repressiya Olayları” Çarlık Rusya ve SSCB döneminde yaşanmıştır. Her üç olay da Kırgızistan için önemli sonuçlar doğurmuştur. Kırgızistan’ın 1991’de bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte toplumsal yapıda önemli değişimler meydana gelmiştir. Özellikle 2005 ve 2010 yıllarında yaşanan halk ayaklanmaları yeni siyasal sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Yaşanan bu olayların her biri Kırgızistan’ın sosyal yapısında önemli değişimlere neden olmuştur. Bundan dolayı Kırgızistan’ın sosyal yapısı ile ilgili araştırmalar yapılırken her bir olay ayrı değerlendirilmelidir.

        Teknolojisi güçlü olan ülkeler bilimi ve ideolojiyi de hegemonyası altına almaktadırlar. Hegemonyası altında tutmakla beraber üretmiş oldukları bilim ve ideolojiyi öteki toplumlara da ihraç etmektedirler. Kırgızistan gerçeğinde sosyal değişim, Rus kültürü ve Hristiyanlığın, kadim Türkistan kültürü ve Müslümanlığa karşı bölgede yayma girişimleriyle başlatılmıştır. Çarlık Rusya döneminde merkezden çevreye şiddetli bir baskı dönemi yaşanmaya başlamıştır. Çarlık Rusya sömürgelerini arttırmak ve bölgede kalıcı olmak adına Kırgızistan’da çeşitli nüfus ve göç politikaları uygulamıştır. Bölgenin verimli topraklarına Rus nüfusunun yerleştirilmesiyle beraber eşitsizlik de arttırmıştır. Bu anlamda sömürge zihniyete karşı Kırgız halkının bağımsızlık için vermiş olduğu mücadele toplumda “Ürkün” olarak isimlendirilmektedir. 1916 yılında ortaya çıkan bu isyanın sebepleri bir anda ortaya çıkmamıştır. Çarlık Rusya’nın Türkistan bölgesini kendi toprakları içine dâhil etme girişimi önemli bir etken olarak kabul edilmektedir. Çarlık Rusya’nın 1900’lü yıllarda takip etmiş olduğu sömürgeci siyaset, Kırgız ve diğer Türk toplulukları arasında geniş bir alana yayılan bağımsızlık hareketini doğurmuştur. İsyanın başlangıcı ve en şiddetli çatışmaları Issık Göl bölgesinde yaşanmıştır. Bunun nedeni ise Çarlık Rusya’nın bölgede iskân politikasını başlatmasıdır. Bölge sulak yerleri bünyesinde barındırmakta, tarım ve hayvancılık için oldukça elverişli özelliklere sahiptir (Şeyşekanov, 2013: 35). Verimli arazilere ve zengin geçim kaynaklarına sahip olan Issık Göl bölgesinin sömürülmesi, yerel halkın sosyo-ekonomik durumunu zayıflatmıştır. Merkez-çevre ilişkisi bağlamında Kırgız halkı, sömürgeci zihniyetten rahatsızlığını eyleme dönüştürerek merkeze karşı tepkisini ortaya koymuştur. Bu tepki aynı dönemlerde fikri, kültürel ve eğitim faaliyetleriyle de desteklenmiştir. İdil-Ural bölgesinde gelişme gösteren Ceditçilik Hareketi ve maarif reformu kısa zamanda içinde Türkistan bölgesinde de varlık bulmuştur. Tatar aydınlarının yaptığı düşüncede yenileşme fikri, kısa zaman içerisinde Kırım ve Kazan’dan tüm Türkistan coğrafyasına yayılmıştır. İlk önce din ve eğitimde başlayan sosyal değişme siyasi alanda da etkisini göstermiştir.

        Cedit kavramı eskinin zamanı geçmiş, bozulmuş taraflarının yerine yeni bir olguyu tekrar yerine koyma, canlandırma anlamına gelmekte ve cedit kelimesi geriye ve ileriye dönük olmakla iki yönü bir arada temsil etmektedir (Maraş, 2002: 31).

        Türk-Tatar ceditçileri ilk olarak dini alanda yenileşmeyi işaret ederek, Kur’an ve sünnete geri dönmenin gerekliliğini vurgulamışlardır. Eğitim alanında da yenileşmeyi başlatan Türk-Tatar ceditçileri, bu hareketi Usûl-i Cedit kavramıyla ifade etmişlerdir. İsmail Gaspıralı, 1894 tarihli 37 numaralı Tercüman gazetesindeki “Mektep ve Usûl-i Cedid Nedir?” adlı yazısında eğitimde yenileşmenin genel hatlarını üç ana başlık altında toplamıştır (Maraş, 2002: 38):

        1. Okuma yazmada takip edilen mevcut harf metodunu bırakıp, daha kolay olan ses metodunu uygulamak.

        2. Mektep ve medreselerin ders programlarına fen bilimlerini dâhil etmek.

        3. Öğretim dilini ve ders kitaplarını Türkçeleştirmek.

        20. yüzyılın başlarında Ceditçilik Hareketi Türkistan toplumunda gerçekleşen en çağdaş yapıdır. Cedit okulları Kırgızlar arasında entelektüel bir aydınlanma sürecini başlatmış ve yeni okullar modern dönemin ihtiyaçlarını karşılayabilir duruma gelmiştir. Cedit Hareketinin bölgenin sadece eğitim alanına değil aynı zamanda sosyal, siyasal ve kültürel dokusuna da büyük etkisi olmuştur. Kırgızistan’da İşenalı Arabayev, Ibıray Abdrahmanov, Aldaş Ceenike Uulu, Togolok Moldo, Sıdık Karaçayev ve Kasım Tınıstanov gibi isimler, Kırgız halkının sosyal hayatının iyileştirilmesi, millî bilincinin güçlenmesi ve bağımsızlığı için Ceditçilik fikri doğrultusunda önemli adımlar atmışlardır (Kubatova, 2018: 203). Kırgız Ceditçileri, Kırgız millî dilinin kurallarını oluşturmuş ve dilin millet olma yolunda en önemli olgu olduğunu söylemişlerdir. Cedit mekteplerinde Kırgız millî kimliği, dili ve dini hızla genç nüfusta artış göstermiştir. Çarlık iktidarının politikalarına ters düşen Cedit okulları 1916’daki ayaklanma sonucunda eğitim faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır. Çağın gerekliliğine uygun millî ve dini değerleri yaşatan Cedit okullarının eğitim politikası, SSCB iktidarı tarafından zararlı olarak görülmüştür. Eğitim ve din alanında başlatılan organik sosyal değişme, SSCB tarafından zorla sosyal değişme politikasıyla kesintiye uğratılmıştır. Bölgenin önemli ceditçi aydınlar 1937-1938 yılında Repressiya olaylarında idam edilmiş veya sürgüne gönderilerek cezalandırılmıştır.

        SSCB’de 1937-1938 dönemini kapsayan repressiya kavramı, SSCB tarihinin en karanlık olaylarından birisi olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde hapis, sürgün, vatandaşlıktan çıkarma, zorla çalıştırma ve ölüm cezaları gibi zorlayıcı tedbirler Türkistan halkına uygulanmıştır. Tüm SSCB’de uygulanmaya konulan ve Sovyet Kırgızistan’da da refah seviyesi yüksek çiftçilere, üst düzey yöneticilere, seçkin ve işçi sınıfından binlerce insanın yaşamını etkileyen baskı rejimi, ailelerin hayatında olumsuz etkiler bırakmıştır. SSCB iktidarının sınıfsız toplum yaratma ideolojisi varlıklı ailelerin malvarlıklarına el koyup mal sahiplerinin SSCB içerisinde farklı yerlere sürülmesiyle sonuçlanmıştır (Altımışova, 2017: 28).

        Nüfusu 2 milyon civarında olan Kırgızistan’da repressiya kurbanlarının sayısı 40 bin olarak düşünülmekte ve masum oldukları kanıtlanan kişi sayısı ise sadece 13 bin kişidir. Suçlamaların asılsız olduğu da ancak SSCB iktidarı dağıldıktan sonra ortaya çıkarılmıştır. Repressiya olayları sonucu toplu infaz edilenlerin Ata Beyt’e gömüldüğü tespit edilmiştir (Güngör, 2018: 118).

        Kırgızistan’da SSCB iktidarının kurulmasından sonraki süreçte idare, ekonomi, eğitim, kültür ve matbuat faaliyetlerini yürüten Ceditçi aydınlar toplumun gelişmesine önemli katkılarda bulunmuşlardır. “Stalin’in Büyük Terörü” ile toplumun geleceğini oluşturan Ceditçi aydınlar idam edilerek cezalandırılmıştır. (Güngör, 2018: 119).

        Millî aydın kadrosu çağın gereklilikleri doğrultusunda reformlar gerçekleştirmişlerdir. SSCB iktidarı tarafından bu millî aydın kadrosu 1930’lu yıllarda tamamen ortadan kaldırılmıştır. Kırgız Türklerinin millî eğitim, ekonomi, kültür ve siyasi alanda gerçekleştirecekleri sosyal değişme ve gelişme sekteye uğratılmıştır.

        Kırgızistan Cumhuriyeti siyasal açıdan Çarlık Rusya ve SSCB zihniyetine bir tepki olarak doğmamakla beraber hem Çarlık Rusya hem de SSCB’ye karşı dönemsel olarak değişme hareketi içerisinde bulunmuştur. Çarlık Rusya’nın ve Sovyet Rusya’nın fonksiyonları yeni yapıların doğmasına sebebiyet vermiştir. Ekim devrimiyle beraber SSCB’nin hedeflediği proletarya diktatörlüğü gelişme gösterememiş aksine bürokrasi diktatörlüğü oluşmuştur. Toplumdan kopuk olan SSCB idaresine karşı, Türkistan halkları kendi içinde doğal çözümler üretmeye çalışmıştır. Devlet-toplum kopukluğu başka bir boyut kazanmış ve Türkistan halklarının devletten soyutlanması, eğitim ve kültür alanlarında başlayan etkinlikler siyasal alanda da bir mücadeleye bürünmüştür. Bu mücadele hâkim kültür ve alt kültür ayrımı çerçevesinde kendisini göstermiştir. Merkezin temsil ettiği sosyalizm, ateizm ideolojisi ve Rus kültürüne karşı ceditçilik ve milliyetçilik oluşumları Kırgızistan’da millî kimliğin gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

        Bağımsızlık sonrası Kırgızistan’da modern anlamda ulus-devletin oluşum sürecinde farklı kimliklere yönelik politikaların nasıl olacağı konusunda çeşitli fikir ayrılıkları yaşanmıştır. Yabancı ülkelerin siyasi ve ekonomik yaptırımları da bu süreci zorlaştırmıştır. Bundan dolayı Kırgızistan’da ulus-devlet inşa süreci oldukça dinamik bir şekilde gerçekleşmiştir.

        Kırgızistan tarihinde 2005 yılı ayrı bir öneme sahiptir. Sosyal refah seviyesi ve insani gelişim endeksi bakımından 2004 yılına gelindiğinde 111 ülke içerisinde Kırgızistan 103. sırada yer almıştır. Toplumun üçte ikisi yoksulluk sınırında hayatını sürdürmektedir. Eğitim ve ahlak yapısından başlayarak insan gururuna kadar her kurum dezenformasyona uğramış, rüşvet en büyük problem olmuştur. Siyasette ve devlet kurumlarında ehliyet ve liyakat ilkeleri göz ardı edilmiş, üretim sektörünü canlı tutan fabrikalar kapatılmış, kamu ihalelerinde çeşitli yolsuzluklar yapılmış ve sosyal hayatta yoksulluk dönemi başlamıştır. Artan yoksullukla beraber toplumun büyük çoğunluğu vatanlarından başka ülkelere ekonomik refah düzeylerini arttırmak amacıyla göç etmişlerdir (İsaev, 2013: 85).

        Bağımsız Kırgızistan Cumhuriyetinde gerçekleşen ilk halk devriminin ortaya çıkmasında üç temel unsur dikkat çekmektedir. Birincisi halkın sosyo-ekonomik yaşam standartlarının gerilemesi, ikinci olarak yabancı devletlerin Kırgız halkının kültürel değerlerini dikkate almadan toplumu dönüştürme çabası ve halkının varlığını iktidar üzerinde hissettirmesidir. Bu olumsuzluklara karşı 2005 yılında gösterilen refleks, büyük bir sosyal harekete dönüşmüş ve “Lale Devrimi” olarak değerlendirilmiştir. Bu kitle hareketi sonucunda iktidar değişikliği yaşanmıştır (Joldoshov, 2013: 102).

        Mart 2005 tarihinde yaşanan bu olayların birden fazla yorumu olduğunu belirten Marat’a (2006) göre; bunların doğru yorumlanabilmesi, aşağıda yer alan şu dört sorunun cevabına bağlıdır. Bunlar; (1) demokrasi için bir zafer mi? (2) siyasi seçkinlerin salt bir dönüşümü mü? (3) kitlesel bir ayaklanma mı? ve (4) bir darbe eylemi olarak kabul edilip edilemeyeceğidir. Lale Devrimi olarak kabul edilen 2005 olayları, Kırgızistan’da siyasetin kurallarını değiştirmiş ve kitlesel eylemler demokratik olmayan hükûmetleri protesto etmek için potansiyel bir araç haline dönüşmüştür (Marat, 2006: 117).

        Mart 2005 olayları sonucu oluşan siyasal yapı ile karşılaşılan sosyal ve ekonomik durum halkın beklentilerini karşılamamıştır. İktidara karşı memnuniyetsizlikler ülkede farklı gösterilerin yaşanmasına yol açmıştır.  Her geçen gün artan halk gösterilerinin önü alınmaz olmuş ve 7 Nisan 2010 tarihinde bir sosyal harekete dönüşerek kanlı ayaklanmalar meydana gelmiştir. Hem 2005 hem de 2010 tarihinde kitleleri harekete geçiren mekanizmalar farklı olsa da, sosyal hareketlerin ortaya çıkış nedenleri benzerlik göstermektedir (Joldoshov, 2013: 102). 2005 devriminde halk talep ettiği değişimi kitlesel gösteriler ve barış yoluyla elde edilmiştir. Nisan 2010 devrimi ise kanlı gösterilere ve ölümlere neden olmuştur. İki devrimin sosyal hareketler bağlamında ortaya koymuş olduğu karakter, toplumun beş yıl gibi kısa sürede sosyal değişime uğradığının en güzel kanıtıdır. Çünkü 2005 devriminde barışçıl yolları zorlayan, demokrasi kavramı ön planda tutularak değişim modeline başvurulurken, 2010 devriminde şiddet, baskı toplumsal hareketin karakterine yön vermiştir.

        Kırgızistan’da yaşanan her iki olay da ülkenin ekonomik, kültürel ve toplumsal bütünleşmesine engel olmuştur. Bağımsızlık sonrası sosyal değişmeye ve sosyal değişmenin hızını etkileyen faktörler ekonomik ve etnik kimliğe dayalı sorunlar olmuştur.

        4. Kırgızistan’da Sosyal Değişim Üzerine Bir Araştırma

        Toplumun ilerlemesi veya gerilemesi olarak ifade edilen sosyal değişim tüm toplumlarda olağan bir şekilde görülmektedir. Bu değişime neden olan olaylar bölgeden bölgeye veya zamana göre farklılıklar göstermektedir. Orta Asya’nın merkezinde yer alan Kırgızistan, bulunduğu coğrafya itibariyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihi ve kültürel zenginliği olan bir ülkedir. Bu özelliğinden dolayı ülkede tarihi süreç içerisinde birçok sosyolojik olay yaşanmıştır. Hazırlanan bu çalışma Kırgızistan’ın sosyal değişiminde hangi unsurların daha etkili olduğunu belirlemek için amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma aşağıda belirtilen metodolojiye göre sonuçlanmıştır.

        4.1. Araştırmanın Yöntemi

        Araştırma için öncelikle ulusal ve uluslararası literatür taranarak sosyal değişim ve Kırgızistan hakkında genel bilgiler verilmiştir. Kırgızistan’ın sosyal yapısında etkili olabilecek unsurlar belirlendikten sonra gerekli bilgiler toplanmıştır. Elde edilen verileri incelendiğinde sosyal değişimde birden fazla unsurun etkili olduğu tespit edilmiştir. Çoklu kriterlere göre analiz yapabilmek için de AHP (Analytic Hierarchy Process) yöntemi tercih edilmiştir. Çünkü AHP yöntemi birden fazla kriteri tek bir başlık altında birleştirerek değerlendirme imkânı sunmaktadır (Önder ve Önder, 2016: 22). 

        AHP yöntemi birçok kritere göre problem çözme ve karar verme işlemlerinde kullanıldığı gibi, önem dereceleri göreceli olarak farklılık gösteren kriterler arasında sıralama yapmak için de kullanılmaktadır (Forman ve Selly, 2001). AHP nitel ve nicel verilerin, karar verici konumunda olanın kişisel bilgi, deneyim ve öngörüleriyle birleştirmesine de imkân tanımaktadır. Bu özelliğinden dolayı diğer karar verme yöntemlerine göre daha avantajlıdır (Gülenç ve Bilgin, 2010).

        İlk olarak 1970’li yıllarda Thomas L. Saaty tarafından geliştirilen AHP, genellikle çok kriterli karmaşık konularda karar verme sürecinde tercih edilmektedir. Kriterler yine Saaty tarafından geliştirilen 1-9 ölçeği kullanılarak hazırlanan anket yardımıyla karşılaştırılarak öncelik sırası belirlenir. Ölçekte karşılaştırmak için kullanılan önem dereceleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır (Önder ve Önder, 2016).

        Tablo 1: Karşılaştırmalarda Kullanılan Önem Dereceleri

        Önem Derecesi

        Tanım

        Açıklama

        1

        Eşit Derecede Önemli

        Her iki faktör aynı öneme sahip

        3

        Orda derecede önemli

        Tecrübe ve yargılara göre bir faktör diğerine göre biraz daha önemli

        5

        Kuvvetli derecede önemli

        Bir faktör diğerinden kuvvetle daha önemli

        7

        Çok kuvvetli derecede önemli

        Bir faktör diğerine göre yüksek derecede kuvvetle daha önemli

        9

        Mutlak derecede önemli

        Faktörlerden biri diğerine göre çok yüksek derecede önemli

        2,4,6,8

        Ara değerleri ifade etmektedir

        İki faktör arasındaki tercihte yukarıdaki derecelerin ara değerleridir.

        AHP tekniği hem Ms. Excel hem de elektronik ortamda “Super Decisionss” programı kullanılarak çok kolay bir şekilde sonuca ulaşmaya yardımcı olmaktadır. Her iki yöntem de aşağıdaki aşamalara göre gerçekleşmektedir.

        - Amacın belirlenmesi

        - Amaca ulaşmaya yardımcı olacak kriterlerin sıralanması

        - Muhtemel alternatiflerin tespit edilmesi

        - Hiyerarşik yapının oluşturulması

        - Hiyerarşinin her seviyesi için ikili karşılaştırmaların önem derecelerinin belirlenmesi

        - Kriterlere göre alternatiflerin karşılaştırılarak önceliklerin hesaplanması

        - Uyum analizinin yapılması

        - Göreceli öncelik değerlere göre alternatiflerin sıralanması

        - Duyarlılık analizinin yapılması (Önder ve Önder, 2016).

        Yukarıda belirtilen aşamalar göre Kırgızistan’ın tüm bölgeleri için sosyal değişime neden olan kriterler için anket formu oluşturulmuştur. Araştırma verileri Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde görev yapan akademik ve idari olmak üzere 14 personel ile yüz yüze görüşme sonucunda elde edilmiştir. Görüşme yapılırken Kırgızistan’ın yedi (7) farklı bölgesinden de eşit sayıda personelin olmasına özen gösterilmiştir. Elde edilen veriler aşağıda belirtilen hiyerarşik yapıya göre “Super Decisionss” programına kayıt edilmiştir.

        Şekil 1: AHP hiyerarşi modeli

        AHP hiyerarşi modeli oluşturulurken sosyal değişimi etkileyen kriterler ile Kırgızistan’ın bölgeleri hepsi birbirleri ile ilişkilendirilerek karşılaştırılmıştır. Araştırma kapsamında yer alan kişilerden elde edilen veriler “Super Decisionss” programı kullanılarak tüm kriterler ve bölgeler aşağıda belirtilen karşılaştırma tablosuna göre derecelendirilmiştir.

        Şekil 2: İkili karşılaştırma anket görüntüsü

        

        Hiyerarşi oluşturulup ikili karşılaştırmalar yapılırken tutarsızlık oranları kontrol edilmelidir. Çünkü AHP modeli ile karşılaştırma yapılırken tutarsızlık oranlarının değeri 0,1’den küçük olması gerekmektedir. Eğer tutarsızlık oranları 0,1’den büyük olursa ikili karşılaştırmaların tekrar gözden geçirilmelidir (Bodin & Gass, 2003). Yapılan karşılaştırmalar sonucunda tüm kriterler için tutarsızlık oranları 0,1 değerinden daha küçük olduğundan verilerde herhangi bir düzeltme yapılmadan işlem tamamlanmıştır.

        4.2. Araştırmanın Bulguları

        Kırgızistan’ın farklı bölgelerinden elde edilen veriler “Super Decisionss” programına aktarılarak gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda hem Kırgızistan’ın geneli hem de tüm bölgeleri için ayrı tablolar hazırlanarak sosyal değişimde etkili olan unsurlar belirlenmiştir.